Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.838.767

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Gaflet Içinde Yapılan Duâ Kabul Olmaz!

Seyyid Alizâde Yakûb Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Bursa'da doğdu. Asrının âlimlerinden okudu. Sonra Bursa’da çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. 931 (m. 1524) senesi hac dönüşü, Mısır’da vefât etti. İmâm-zâdenin “Şir’at-ül-İslâm” adındaki eserine, güzel bir şerh yazdı. Adını; “Mefâtîh-ül-Cinân ve mesâbîh-ül-Cenân” koydu. Sultan İkinci Bâyezîd Hân, “Şir’a” kitabını çok sevdiğinden, Yakûb Efendiye “Şir’a Şârihî” lakabını verdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Mimar Koca Mehmed Ağa

Sultanahmed Camii mimarı Mehmed Ağa, 1563'de Rumeli'den İstanbul'a geldiğinde çocuk yaştaydı. 5 sene orta tahsilinden sonra Hâssa Mimâri Mektebinde 21 sene mimarlık eğitimi gördü. Çeşitli vazifelerde bulunduktan sonra Sultan III. Murad Han tarafından, Rumeli, Mısır, Arabistan, Kırım ve Macaristan'a, buradaki mimari eserleri incelemek maksadıyla gönderildi. Daha sonra Suyolları Nâzırı oldu. I. Ahmed Han padişah olunca onu Hâssa Sermimarlığı makamına getirdi. Mehmed Ağa, 23 Eylül 1611'de İstanbul'dan hareket ederek, 4 Mart 1612'de Mekke-i Mükerreme'ye vasıl oldu. Şimdi ilk büyük icraatını gerçekleştiriyordu; Meşhur "Altın Oluk"u, Kâbe'ye yerleştir dikten sonra, 82 kilo saf altınla işlenmiş örtü ile Kâbe-i Muazzamayı kapladı ve oradan Medine-i Münevvere'ye geçti. Sultan Ahmed Han, Şeb-çerağ yani Gece Aydınlatan isimli meşhur elması Ravza-i Mutahhara'ya takılmak için göndermişti. Bu meşhur elmas kalın bir altın bir muhafaza içine alınmış, etrafı da 227 küçük elmasla işlenmiş ti. Mehmed Ağa bu elmas askıyı, büyük bir merasimle Peyagamber Efendimizin başucuna astı. Ayrıca Hazret-i Fâtıma validemizin kabrini de baştan başa yeniledi. Daha sonra İstanbul'a döndü.

Vehbi Tülek

86 - Hoşa Giden Tabir

Vehbi Tülek

Mimar Sinan Ve Süleymaniye Camii

Vehbi Tülek

Osmanlinin Lübnan Siyaseti

Vehbi Tülek

Osmanlıda olduğu gibi Memluklularda da toprak idaresi Tımar sistemiyle idi. Ancak Memluklular, Lübnan topraklarını önce Tımar sistemi ile yönettilerse de sonraları bunu veraset sistemine döndürdüler. Sultan Selim Han Lübnan'ı alınca toprakların yine veraset ile idaresinin devamını emretti. Ki koca Osmanlı devletinde toprakları Tımara tabi olmayan tek bölge Lübnan oldu. Selim Han, Lübnan'daki cemaatlerin en güçlüsü olan Dereziler'den, Maanoğulları'nı emir tayin etti. Bu sistem ta 1697'ye kadar böyle sürdü. Ve Lübnan tarihinin en huzurlu dönemini yaşadı. Fransa ve İtalya'dan gelen misyonerler Derezi ailelerine Katolikliği aşılamaya başladılar. Bundan sonra bölgede karışıklık ve huzursuzluk aldı yürüdü. Lübnan liderliği 1697'de yeni Hıristiyan olan Maanoğullları'ndan Beşir Şihabi'ye geçti. Onun oğlu Katolik Beşir Ömer, 1789'da Emir oldu ve 51 sene ülkeyi yönetti. Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın Osmanlı Devletine isyanı üzerine Beşir Ömer onun tarafını tutarak; Osmanlı Devleti aleyhine çalıştı. Fransızlar bu arada Marunileri, Derezilere karşı tahrik ederek silahlandırdılar. Artık Lübnan'da huzur bitmişti. Her tarafta kan akıyordu.1841'de tekrar idarede etkili olan Osmanlı Devleti, İstanbul'dan Ömer Paşa'yı Lübnan'a vali tayin etti... Her tarafta kan dereleri akıyordu. Maruni ve Dereziler birbirlerine karşı silaha sarıldılar. Fransızlar insanları, Ömer Paşa'ya karşı ayaklandırdılar. 1845'te Lübnan'a inceleme ve gerekli değişiklikleri yapmak üzere Osmanlı Dışişleri Bakanı Şekip Efendi tam yetki ile gönderildi. Bu Şekip Efendinin İstanbul'daki hükümete gönderdiği raporu devlet arşivlerinde vardır. Bu raporda özetle şöyle yazıyor: "Lübnan'daki karışıklıkların tek bir sebebi vardır: Buradaki İngiliz ve Fransız Konsolosları Maruni ve Derezileri karşılıklı olarak kışkırtıp silahlandırıyorlar. Bu konsoloslar Lübnan'dan çıkarılmadıkça Lübnan huzura kavuşamaz." Bir Türk devlet adamı, Fransızların Marunileri, İngilizlerin de Derezileri ölüme sürüklediğini tesbit etmiş.

Bağdad Gibi Yüz Kaleye Değerdin

Vehbi Tülek

Acele Tövbe Et

Vehbi Tülek

Koca Cafer Paşa

Vehbi Tülek

Mimar Sinan Ve Süleymaniye Camii

Vehbi Tülek

Benim Gözüm Göreceklerini Gördü

Vehbi Tülek

Mimar Sinanin Mektubu

Vehbi Tülek

Okmeydaninda İftar Merasimi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İzin Verilen Hayvanı Avlamak Caizdir

İbn-i Râşid hazretleri Mâliki fıkıh alimidir. Tunus yakınlarındaki Kafsa'da doğdu. İlk tahsilinden sonra Mısır'a gitti. Burada zamanın büyük âlimlerinden fıkıh ilmi tahsil ettikten sonra Tunus'a döndü ve talebe yetiştirdi. 736'da (m. 1336) orada vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Gönülleri Alır, Ruhları Cezbederdi

Vehbi Tülek

Seyyid Abdülkâdir Mekki hazretleri Şafii mezhebi âlimlerindendir. 972 (m. 1564)'de Mekke'de dünyâya geldi ve orada yetişti. "Seyyid"dir. 1033 (m. 1623)'de Mekke'de vefât etti. "Hüsn-üs-serire fi hüsn-is-sire" isimli kitabı, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimizin siretini (hayatını) anlatan çok güzel manzûm bir eserdir. Bu eserinde şöyle yazmaktadır:

Abdülmelik Bin Hişam

Vehbi Tülek

Sadaka, Belaların Giderilmesi Içindir

Vehbi Tülek

Hamidüddin Sivâli hazretleri Çeştiyye tarikatı büyüklerindendir. VII. (m. XIII.) yüzyılın başlarında Hindistan'da Delhi'de doğdu. Ecmir'e giderek Çeştiyye tarika­tının kurucusu Hâce Muinüddin Çeşti'ye intisap etti. Sülkünü kısa sürede tamamlaması üzeri­ne şeyhi kendisine "Sultânü't-Târikin" un­vanını verdi. Hilâfet aldıktan sonra Sivâl köyüne yerleşti ve talebe yetiştirdi. 674 (m. 1276)'de burada vefat etti. Buyurdu ki:

Resûlullah Efendimizin âmâya Öğrettiği Dua

Vehbi Tülek

Bu Dünyanın Sefâsı Kederdir

Vehbi Tülek

Bütün Kötülüklerden Sana Sığınırız Allahım

Vehbi Tülek

Cafer-i Sadık'a Iftira Eden Adamın Sonu!..

Vehbi Tülek

Onun Yanında Yâsîn Sûresini Okuyun

Vehbi Tülek

Oradakilere Doğru Yolu Gösteriniz

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah’a Firar Et

Allah’a Firar Et

Birisinin bir koçu vardı, boynuna ip bağlamış, tuttuğu ucundan çekerek götürüyordu otlaktan. Hırsız hissettirmeden yaklaştı arkadan, ipi kesti, koçla uzaklaştı oradan. Adam olanlardan habersiz devam ederken yoluna, gayrı ihtiyari döndü baktı arkasına...-Aman Allah'ım!.. Koçum... koçum yoktur, kaybolmuş.. Ne yapacağım ben şimdi?.. Diye dövünmeye, sağa, sola koşarak aramaya başladı. Nafile!.. Yoktu hiç bir yerlerde.. Bitap düşene kadar, bakmadığı yer kalmadı. Ümidi kesti, artık bulamayacağına iyice kanaat getirmişti ki, kuyu başında kendisi gibi dövünen bir adam gördü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Vehbi Tülek

Pişman Oldular!

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Abdullah-i EnsÂrî

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Üç Kandil

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Abayi Yakmak

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek