Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.581.616

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Lüzumsuz Konuşmanın En Küçük Zararı, Şöhrettir!

Ebû Bekr bin İyâş hazretleri tâbiînin büyüklerindendir. Meşhûr kırâat âlimi İmâm-ı Âsım'ın râvilerinden ve hadîs âlimlerindendir. 715 (H.97) senesinde doğdu. 808 (H.193) senesinde Kûfe'de vefât etti. Babasından, Ebû İshâk es-Sebîî, Ebû İshak eş-Şeybânî, Hümeyd et-Tavîl ile Eshâb-ı kirâmın birçoğundan hadîs-i şerîf rivâyet etti ve ilim öğrendi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ii. Mahmud Han’in Hocasi

Abdurrahman Harputi hazretleri, küçük yaşta ilim tahsili için gittiği Diyarbakır'da tahsili sırasında, bütün derslerden geri kalması üzerine, arkadaşları onunla alay ederlerdi. Bu durumu hocası öğrenince, onun daha çok rencide olmaması için, yanına çağırarak; "Şimdiye kadar okudukların ve öğrendiğin bilgi sana kâfidir. Köylerde çok rahat imamlık yapabilirsin. Var git oralarda kısmetini ara." dedi. Bunun üzerine medrese tahsilini bırakarak, şehirden ayrıldı. Yolda bir hanın önünden akmakta olan bir çayın kenarında oturup düşünür ken, çayın içerisindeki taşların, suyun şiddetli akıntısından yusyuvarlak olduklarını ve pırıl pırıl parladıklarını gören genç Abdurrahmân, üzüntü ve kırık bir kalb ile; "Yâ Rabbi! Beni sen yarattın. Bu dersleri anlayamamam da senin kudretin iledir. Senin emrinde akan sular, şu taşları nasıl yusyuvarlak yapıyor ve parlatıyorsa, sen de benim zihnime kuvvet ihsân et de, rızâna kavuşturacak ilim deryâsın dan biraz nasib alayım." diye Allahü teâlâya yalvardı.

Vehbi Tülek

Muaveneti Milliye

Vehbi Tülek

Yalnizlik Köşkü

Vehbi Tülek

Çirağan Vak’asi

Vehbi Tülek

Sultan Abdülaziz Han zamânında yeni Osmanlılar cemiyetine giren Ali Suâvi, uzun bir müddet yurt dışında kaldı. Sonra memlekete dönüp, Galatasaray Lisesi Müdürlüğüne tâyin edildi. Mizâc olarak meşhur olmaktan ve büyük mevkılere gelmekten çok hoşlanırdı. Her renge girerek çeşitli vazifeler almayı denemiş, fakat başarısızlığı sebebiyle her seferinde vazifesinden atılmıştı. Kendisi gibi, Sultan Abdülhamid Han zamânında yükselmekten ümidini kesenler, onun etrâfında toplandılar. Düşünceleri; hastalığı sebebiyle tahttan indirilen Sultan Murâd'ı tekrar tahta geçirmekti. Filibeli muhâcirlerden etrâfına topladığı epeyce bir kalabalık ile 19 Mayıs 1878'de Çırağan Sarayına girmeyi başardı. Sultan Murâd bu sarayda olduğu için onu dışarıya çıkarmaya çalıştı. Bu sırada Beşiktaş'ın inzibat işleriyle görevli komutanı Mirliva Hasan Paşa topladığı askerlerle derhâl isyancıların üzerine yürüdü. Hasan Paşa, elindeki bastonu Ali Suâvi'nin başına vurarak onu öldürdü. İki taraf da silah kullanınca kan döküldü.

Şehid Derviş Paşa

Vehbi Tülek

Kanuni Ve Alvan Hamevi Hazretleri

Vehbi Tülek

Gazi Osman Paşa’nin İstanbula Dönüşü

Vehbi Tülek

Boğazkesen (rumeli) Hisari'nin Yapilmasi

Vehbi Tülek

Çomar Bölükbaşi

Vehbi Tülek

Zulm İle ÂbÂd Olanin

Vehbi Tülek

72 - Kanunlar Yürüdükçe Devlet Zeval Bulmaz

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Abdülazîz Dârekî

Abdülaziz Dâreki hazretleri, Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 284 (m.896)'de İran'da İsfehân'da doğdu ve fıkıh ilmini öğrendi. Sonra Bağdâd'a gelip yerleşti. 375 (m. 985)'de vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

sultan Mehmed'e Yaraşır Bir Er Ol!..

Vehbi Tülek

Şehit mektubunun devamında şöyle yazıyordu: "Hünkârım, Bursa'da Akbıyık Sultan derler, bir derviş baba vardır. Çocukken onun önünde diz kırar, canımı kanımı coşturan Konstantiniyye'yi dinlerdim. Duâmız tek; şehâdetti! Delikanlı olunca "Ne zaman, ne zaman?" der dururdum hocam Akbıyık Sultan'a. Bu bekleyiş çok uzamıştı sanki. Anla ki Sultanım; şehâdete, Konstantiniyye'ye dost olmuştum. Bu öyle bir özlemekti ki; hani insan baba ocağından ırak kalır da ana yemeğini özler ya... Her tattığı o hasreti bir daha pişirir ya... İşte öyle Hünkarım! Nihayet, gün geldi Ulubatlı Hasan'a yeniçeri oldum. Babam derdi ki:

Garip Göçmen Abdullah Dağıstanî

Vehbi Tülek

Osman Efendi

Vehbi Tülek

Osman Efendi, Nakşibendi büyüklerindendir. Uzun süre ikâmet ettiği Mekke-i mükerremede Şeyh Abdullah-ı Mekki hazretlerinden aldığı feyzlerle kemâle ermiş, Erzurum'a yerleşerek Esad Paşanın kendisi için yaptırdığı câmi ve medresede halka İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmıştır. 1869'da vefât eden Osman Efendinin kabri, Erzurum Esad Paşa Camii bahçesinde olup ziyâret edilmektedir. Osman Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Şâhî Mûytâb Hazretleri

Vehbi Tülek

İnsan, Öldüğü Hâl Üzere Diriltilir

Vehbi Tülek

Gariplerin Sığınağı Nasûh Çelebi Belgrâdî

Vehbi Tülek

Bidat Sahibi, Dîne Muhalefet Ve Düşmanlık Yapmaktadır!

Vehbi Tülek

Şemseddin Muhammed Bisâtî

Vehbi Tülek

Yûsuf-i Kâmitî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hayat Kurtaran Yalan

Hayat Kurtaran Yalan

Şeyh Sa'di-i Şirazi, Bostan ve Gülistan kitabında şöyle bir hadise anlatır;
Bir Padişah, kölelerinden birinin, huzurunda iken yanlış bir işinden dolayı hemen kellesinin uçurulmasını emreder. Zavallı köle, ümitsizlik içinde, kendi dilince padişaha sövüp saymağa, uygunsuz sözler söylemeğe başlar. "Canından el çeken, gönlünde ne varsa döker" demişler ya. Padişah, vezirlerine esirin ne dediğini sorar. İyi kalpli vezirlerden birisi;

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Arkadaşlarımı Korumak Için

Sarayda İftar

Başka Du Bilmez Misin?

At Hirsizi

Kum Ve Kaya

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

Vehbi Tülek