Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.734.841

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

İlimde Cimrilik Yapana Üç Belâ Verilir!

Buceyremî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Mısır'ın Buceyrem köyünde doğdu. Devrin âlimlerinden ilim öğrendi. Halvetî tarîkatı büyüklerinden Sonraları Hayfa'nın Tantura köyüne yerleşti ve burada talebe yetiştirdi. On üçüncü hicrî asrın ortalarında vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Osmanli'da Ahlak

Osmanlılarda İslam ahlâkı hakimdi. Umumi kaideler dahil, herkes, İslam ahlâkına ve örfe uymak zorundaydı. Vatanseverlik, vakar, büyüğe hürmet, küçüğe şefkat, vefa ve sadakat, hayırseverlik, cömertlik, merhamet ve hoşgörü, namus, temizlik, hayvan ve bitki sevgisi, his, kıymet ve idealleri başlığı altında toplanabilen ahlâk ölçülerine titizlikle riayet edilirdi. Güzel ahlâk ve bu değer ölçüleri sayesinde, Türk toprakları emniyet ve huzur içindeydi ve kardeşlik havası hakimdi. II. Abdülhamid Han zamanında Osmanlı ülkesinde bulunan Edmondo da Amicis, Constantinopoli adlı eserinde:"Paşasından sokak satıcısına kadar istisnasız her Türkte vakar, ağırbaşlılık ve asillik ihtişamı vardır. Hepsi, derece farkları olmasına rağmen, aynı terbiyeyle yetişmişlerdir. Kıyafetleri farklı olmasa, İstanbul'da bir başka tabakanın olduğu belli değildir... İstanbul'un Türk halkı, Avrupa'nın en nazik ve kibar cemaatidir. En ıssız sokaklarda bile, bir yabancı için küçük bir hakarete uğrama tehlikesi yoktur. Namaz kılınırken bile bir Hristiyan camiye girip, Müslüman ibadetini seyredebilir. Size bakmazlar bile, küstahça bir bakış değil, sizinle ilgilenen mütecessis bir nazar dahi göremezsiniz. Kahkaha ve kadın sesi duyamazsınız. Fuhuşla ilgili en küçük bir olaya şahit olmak imkân dışıdır. Sokaklarda bir yerde birikmek, yolu tıkamak, yüksek sesle konuşmak, çarşıda bir dükkânı lüzumundan fazla işgal etmek, ayıp sayılır..." demektedir.

Vehbi Tülek

Osmanlinin Lübnan Siyaseti

Vehbi Tülek

Gül Baba’nin Cenaze Namazi

Vehbi Tülek

İstanbul’un Sulari

Vehbi Tülek

İstanbul'da belediye ile ilgili işlerden biri de su sorunuydu. Kanuni Sultan Süleyman, Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirttiği zaman milletin yüzü biraz güldü. Her tarafta çeşmeler yapıldı. Ebussuud Efendi de Yazıcı çiftliği yöresinden bulduğu suyu Turunçluk suyu ile birleştirdi, bir çeşme yaptırmaya karar verdi. Su yolları yapmak için büyük bir çalışma başladı. Su yollarının onarımı için Mısır'dan hamallar bile getirildi. Sular İstanbul'a düzenli bir biçimde dağıtılacaktı. Eğrikapı dışında büyük bir su hazinesi vardı. Bu hazine altmış lüleye bölünüyordu. Bu sular hazinelerden çeşmelere dağıtıldı. Sultan Süleyman dönemine gelinceye kadar çeşmelerin suyu hep boşa akardı. Gece gündüz akan çeşmelerden dolayı sokaklar çoğunlukla bataklık haline gelirdi. Sonunda burma lüleler bulundu. Hem sokaklar çamurdan kurtarıldı, hem de suların boşa akmasına engel olundu. Böylece artan suyu isteyenler hayrat çeşmeler yaptırarak oralara akıtırlardı. Fakat burma lülelerin, yani muslukların icadı birçoklarının işine gelmedi. Bazı mahallelerde imam ve cemaat: "Akan su bahçelerimize verilmiştir. Yabana akarsa aksın. Burma lüleye rızamız yoktur" dediler, burma lüleleri kaldırmaya çalıştılar. Bu konuda en ileri gidenler sipahilerdi. Bu sorun üzerine Sultan Süleyman İstanbul kadısına şu hükmü yazdı: "Çeşmelere burma lüle takıldığından lüleyi ufaltan eğer sipahi ve başka kullarım taifesi ise kapıma arz eyleyesin. Ve eğer ehl-i cihetten (yöre halkından) ise cihetten alup ahare (başka tarafa) veresin. Ve eğer şehirli halkından ise muhkem hakkından geldikten sonra cerimesini (cezasını) aldırasın. Ve yabana akmak ecli (nedeni) için açık koyanların dahi vech-i meşruh (açıklanan nedenlerle) üzre haklarından gelesin.

Ii. Mahmud’un İyilikseverliği

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud Han’in Takdiri

Vehbi Tülek

Osmanoğlunun Ölüsünden Böyle Kaçarsin

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Ve İbrahim Gülşeni

Vehbi Tülek

94 - Sultan Iii. Murad Ve Polonya Kralliği

Vehbi Tülek

Hükümdarlar VilÂyet Zabteder, Bahşetmez!

Vehbi Tülek

Sirplara Osmanli Hoşgörüsü

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Zekât Vermeyen, Temiz Malını Kirletmiş Olur

Molla Zeyrek hazretleri Osmanlı âlimlerindendir. Asıl adı Mehmed olup, Hacı Bayrâm-ı Veli'den ders aldı. "Zeyrek" ismi de kendisine onun tarafından verildi. Şah Efendi'nin derslerine girerek tahsilini ilerletti. 903 (m. 1497)'de Bursa'da vefat etti. Bir dersinde zekât hakkında şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mürşid-i Kâmillerin Alametleri Hakkında

Vehbi Tülek

Topbaşzâde Ahmed Kudsi Efendi son devir İslam âlimlerindendir. 1819'da Konya'nın Kadınhanı ilçesinde doğdu. Mevlâna Hâlid-i Bağdadi hazretlerinin halifelerinden Bozkırlı Memiş Efendi'nin halka-i tedrisine katılarak, Nakşibendi-Hâlidi icazeti aldı ve halifesi olmakla şereflendi. 1889'da Konya'da vefat etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:

Ahirete Eli Boş Gitmemek Için

Vehbi Tülek

Muhammed Hediyyetullah Makassarî

Vehbi Tülek

Muhammed Hediyyetullah Makassari hazretleri Endonezyalı İslam âlimlerindendir. 1035 (m. 1626)'da Endonezya'da Sulawesi Adası'nın Makassar şehrinde doğdu. Genç yaşta Şam, Hicaz ve Yemen'e gitti. Buralarda Nakşibendiyye, Ba'leviyye, Şüttâriyye ve Halvetiyye icâzeti aldı. Memleketine dönerek talebe yetiştirdi. O devirde buraları işgal eden Hollandalılar onu, yine Hollanda işgalindeki Sri Lanka (Seylan) adasına, sonra da Hollanda'ya ait Güney Afrika'nın Kaapstadt (Cape Town) şehrine sürgün ettiler. Burada dergâh açarak İslamiyeti yaydı ve çok talebe yetiştirdi. 1110 (m. 1699)'da Cape Town'da vefat etti. "Sefinetü'n-necât" isimli eserinde şöyle buyuruyor:

Kur’ân Yedi Harf Üzerine Indirilmiştir

Vehbi Tülek

Nazillili Hakkı Efendi

Vehbi Tülek

Allah Yolunda" Olmak Ne Demektir

Vehbi Tülek

Bir Gönül Sultanı Mevlânâ Tâceddîn

Vehbi Tülek

İlim Öğrenmek, Her Müslümana Farzdır

Vehbi Tülek

Âlim Olan, Ilmi Ile Amel Etmelidir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Karşılık Beklemiyorum

Karşılık Beklemiyorum

Mevlânâ Sadeddin Kaşgari hazretlerinin talebelerinden Şemsüddin Muhammed Ruci hazretleri anlatır:Pirimiz Mevlânâ Sadeddin Kaşgari Hazretlerinin halka­larında bir genç vardı ki, riyazet, hâl ve aşk ifadesinde en ileri derecedeydi. O da benim gibi bir güzele tutulmuştu. Böylece bâ­tınında biriktirdiği kıymeti bir lâhzada o tarafa devretmişti. Al­tından ve neceften hediyemsi bir şey alıp o güzelin geçeceği yola bırakmış ve onu geçenlerden birinin almaması için de bir kenara gizlenmişti. Fikrince sevgilisi oradan geçecek ve hediyeyi görüp alacaktı. Fakat kimden ve nasıl geldiğini bilemeyecekti. Ben va­ziyeti öğrenince ona dedim ki :

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Allah Nasil Misafir Edilir?

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Abdullah Bin MübÂrek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek