Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.253
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan Üçüncü Mehmed Hân, Eğri Seferine çıktı. Orduyu vâz ve nasihat ile takviye etmesi için Yayabaşızâde Efendiyi de berâber götürmek istedi. O da Allahü teâlânın dinini yaymak niyetiyle sefere katılmayı kabûl etti.Sefere çıkmadan evvel, kendisinin olan Beydâvi Tefsiri'ni talebelerinin büyüklerin den Bosnalı Hüseyin Efendiye gönderip; "Mütâlaa ettikçe bize duâ etmeyi unutmasın." dedi. Bundan sonra pâdişâh ile birlikte sefere çıktı. Yol boyunca askeri çok güzel bir şekil de muhârebeye hazırladı. Muhârebe esnâsında bir ara askerin durumu bozulup, firâr kaçınılmaz bir hâl almışken, Hızır Efendi pâdişâhın huzûruna çıkıp; "Sultânım! Ricâlullah bizimle birliktedir. Bir mikdâr daha harbe tahammül ediniz. Neticede zafere ulaşacaksınız. Beni de duânızdan unutmayınız. Bu uğurda şehid olacağımı ümid ediyorum." Buyur du ve toplanan askerle düşman üzerine at sürdü. Büyük kahramanlıklar gösterdi, nihâyet şehid oldu. Şehid olduğunda mübârek vücûdunda birçok kılıç ve mızrak yarası vardı.
Evliya Çelebi, Belgrad'dan Bağdat'a gitmek üzere yola çıkan fakir bir kimsenin, yeme-içme dahil beş kuruş harcamadan, huzur içinde yolculuk yapabildiğini yazmaktadır. İşte gerçek seyahat hürriyeti budur. Seyahat hürriyeti olup, adamın cebinde gezecek parası yoksa, bu nasıl seyahat etsin? Vakıf kervansarayların kapıları akşama kadar açık durur, ortalık karardıktan sonra kapılar kapanır, vakıf sahibinin vazifelendirdiği kapıcılar, kapının arkasında yatarlardı. Gece bir yolcu geldiğinde, kapıları açıp yolcuyu içeri alırlar; vakıftan, hayvan sahibinin hayvanına yem, kendilerine de yemek çıkarırlardı. Gece içeri gireni bir daha dışarı bırakmazlardı.
Ebû Ahmed Ebdal Çeşti hazretleri, evliyânın büyüklerinden Ebû İshâk Çeşti hazretlerinin en büyük talebelerindendir. 260 (m. 873) senesinde doğdu. 355 (m. 965)'de vefât etti.
Ebû Ahmed Ebdal Çeşti, vefatından kısa bir zaman evvel buyurdu ki:
Şeyhizâde Damad Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Babası Gelibolulu Şeyhi Mehmed Efendi'ye nisbetle "Şeyhizâde", Şeyhülislâm Abdürrahim Efendi'nin damadı olduğu için "Damad Efendi" olarak bilinir. Şeyhülislâm Zekeriyyâzâde Yahyâ Efendi'nin mülâzemetinde bulundu. Müderrislik, kadılık, Anadolu ve Rumeli Kadıaskerliği yaptı. 1078'de (m. 1667) vefat etti. Buyurdu ki:
Bedreddin Konevi Efendi Osmanlı Devleti'nin son devirlerinde yaşamış Hanefi mezhebi fıkıh âlimi olup, tasavvuf büyüklerindendir. Konya'da doğdu ve 1216 (m. 1801) senesinde İstanbul'da vefât etti. İmâm-ı Birgivi'nin "Birgivi Vasıyyetnamesi"ni şerhetti. Bu eserinde buyurdu ki:
Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:
"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.
Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."