Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.686.795

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sırların Gönülde Kalırsa, Muradın Çabuk Gerçekleşir

Bâli Mehmed Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. Kütahya’da doğdu. Soyu Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretlerine ulaşır. Küçük yaşta Mevleviyye tarîkatı büyüklerinin mânevî bakışlarına kavuştu ve icâzet aldı. Devrinin büyük âlimleri ve devlet ileri gelenlerinin çoğu onun sohbetlerini tâkib ederlerdi. 1485 (H.890) senesinde Afyonkarahisar’da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Gemiler Karadan Yürüdü

Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul kuşatmasının uzamasına üzülüyor, zayıf olan Haliç tarafındaki surların yıkılabilmesi için, gemilerin haliçe geçmesini istiyordu. Bizans'ın, Haliç tarafından da tazyiki için limana girişe mani olan zincirin kırılması denenmisşe de başarı sağlanamamıştı. Bunun üzerine ince donanmanın Haliç'e karadan geçirilmesi genç hükümdar tarafından düşünülmüştü. Bizans Rumları arasında da "Gemilerin karadan yüzdürüldüğü görülünceye kadar İstanbul'un zaptının kimseye müyesser olmayacağı" hususunda bir inanç ve anlayış bulunduğundan, kuşatılanların bütün ümitlerini kırmak için bu işe teşebbüs edilmiştir. O sırada, Galata, Cenevizlilerin elinde bulunup ayrı bir kalesi vardı. Bura sakinleri, Türklerle dost olmakla beraber geceleri de Bizanslı lara yardım etmekteydiler. Haliç'e denizden girmenin imkansızlığı yüzünden 50-70 kadem uzunluğundaki 15-22 sıra kürekli 70 kadar gemi, 22 Nisan gecesi sabaha kadar Haliç'e geçirildi. Solakzâde bunu "Himmet-i merdân ile Beşiktaş dedikleri yerden Kasım Paşa deresine doğru, dağ parçası gibi gemilerin altına rugan (yağ) ile terbiye olunmus kütükler döşeyip, bir rivayette yelkenler açarak yürüttüler ve gemileri birbirine bağlayarak üzerine metrisler koydular" cümleleri ile anlatır. Bu sevkiyat yapılırken Beyoğlu tepelerine yerleştirilen bataryalar la Haliç'teki Bizans donanması taciz edilip hareketsiz bırakıldığı gibi surların etrafında da bombardımana devam edilip, esas faaliyet, iyi bir şekilde gizlenmiş ti. Sabahleyin 70 parça kadar geminin, Haliç'te yelken açtığını gören Bizanslılar, hayret ve dehşetle bu manzarayı seyre baslamışlardı. Bu şekilde, karadan gemi yürüterek denize indirme tekniği büyük bir başarı idi.

Vehbi Tülek

Bu Asker Sağ Oldukça Bu Kale Size Verilmez

Vehbi Tülek

Bir Yüz Karasi

Vehbi Tülek

Cezayirli Gazi Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Tekirdağ'da Hacı Osman Efendi isimli hayırsever bir tüccar, bunun Hasan isminde bir de oğulluğu vardı. Ancak Hasan, ele avuca sığmaz, pek haşarı bir çocuktu. Biraz büyüyünce mahalledeki bütün çocukları dövmeye ve onları emri altına almaya başladı. Kimse ona karşı gelemiyor ve sözünden çıkamıyorlardı. Çıkmak isteyen adamakıllı dayak yiyor, kafası gözü şişiyordu.Bütün mahalleli ondan şikayetçiydi. Osman Ağaya durumu söylediler. O da Hasan'ı çağırdı, azarladı. Lakin hiç biri para etmiyor, çocuk bildiğinden şaşmıyordu. Osman Ağa, oğulluğuna pek düşkün olan hanımının hatırına daha fazla ses çıkarmadı. Ne var ki, Hasan büyüdükçe şirretliği artıyor, yalnız mahallenin değil, bütün kasabanın delikanlılarını hakimi yeti altına almaya çalışıyordu. Kendisine boyun eğenler yakayı kurtarıyor, eğmek istemeyenler ise belayı buluyordu. Hasan artık onları dövmekle kalmıyor, onlara silah da çekiyordu. Her silahı büyük bir ustalıkla kullanır olmuştu.

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Ulu CÂmi’nin Açilişi

Vehbi Tülek

10. Yy.'da Bir Bati'linin İslam Hastanelerini Tasvir Eden Mektubu

Vehbi Tülek

Yunan Subayinin İntikami

Vehbi Tülek

75 - Ertuğrul Şehitleri

Vehbi Tülek

Aldiğimiz Fiyata

Vehbi Tülek

111 - Biz Sizi Uyanik Biliyorduk

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

en Sevmediğim Kimse!..

Alâ bin Ziyâd hazretleri, Basra velilerindendir. Doğum târihi bilinmemektedir. Tâbiin devrinin önde gelen faziletli zâtlarından biri idi. 712 (H.94) senesinde Basra'da vefât etti. Devamlı ibâdetle meşgûl olur ve Allahü teâlânın korkusundan çok ağlardı. Talebelerinden meşhûr hadis-i şerif ve tefsir âlimi Katâde'nin bildirdiğine göre çok ağlamaktan gözlerine perde inmişti...
Alâ bin Ziyâd hazretleri önceleri zengin idi. Sonradan bütün servetini Allah yolunda fakirlere dağıttı, kölelerini âzâd etti. Günde az bir gıdâ ile yetindi. Kıymetli nasihatleri vardır. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Zû-şefer'in Kızı Tâce

Vehbi Tülek

Yûsuf aleyhisselam, Hazret-i Yakub'un oğludur. Dedesi Hazret-i İshak, babasının amcası Hazret-i İsmail, büyük dedesi ise Hazret-i İbrahim'dir. Hem kendisi, hem de ataları Resûlullah Efendimizin bir hadis-i şeriflerinde (el Kerim-keremli) sıfatı ile yâd edilmişlerdir. Bugün sizlere, o devirde yaşanan ibretli bir hadiseyi anlatmak istiyoruz...

Ekmelüddîn Bâberti

Vehbi Tülek

İslâm Beş Temel Üzerine Kurulmuştur

Vehbi Tülek

Ömer bin Yûsuf İskenderâni hazretleri Mâliki mezhebi fıkıh âlimidir. 761 (m. 1360)'da Mısır'da İskenderiyye'de doğdu. 842 (m. 1438)'de orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

İlk Konak Beşik, Son Konak Kabirdir

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Onlara Cennetler Hazırladı

Vehbi Tülek

İşlerin En Evlâsı Ayıpları Örtmektir

Vehbi Tülek

Müdâra Ederken Güler Yüzlü Ol!

Vehbi Tülek

İnsanlar, Ortaya Bir Bid'at Çıkarırlarsa

Vehbi Tülek

Şeytanın Idaresine Girmiş Olanlar!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Karşılık Beklemiyorum

Yirmi Saniyede

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Sarik Ve Sakal

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Vehbi Tülek