Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.990.804

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Günahı Küçük Görmek Gibi Musîbet Yoktur

Muhammed bin Ebû Verd hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Bağdât'ta yaşadı. Mîlâdî dokuzuncu asrın ikinci yarısında vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin yakınlarından olup, onun, Sırrî-yi Sekatî'nin, Hâris-i Muhâsibî'nin, Bişr-i Hafî'nin ve Ebü'l-Feth el-Hammâl'in sohbetinde bulundu. Tasavvufta yetişip, yükseldi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kazliçeşme

Ordumuzun İstanbul önlerine dayandığı günlerdir. Henüz bahardır ama hava iyi sıcaktır. Yedikule önlerinde toplanan askerler kırbaların dibinde kalan son damlaları da yudumlar ve su sormaya başlarlar. Öyle ya bu çocuklar daha yıkanacak, paklanacak, abdest alacaklardır. Fatih bu sıkıntıyı nasıl halledeceğini düşünürken üzerinden yaban kazları geçmesin mi. Genç sultan, süvarilerden birine kuşları işaret eder. Delikanlı okuna davranır, elini sadağına atar. Fatih "Hayır, hayır!" diye fısıldar, "Onları takip et. Kim bilir, belki de bir göle uçuyorlar." Süvari bir hamlede atına çıkar, hayvanını topuklar. Artık kazlar nereye, o oraya. Kuşlar Atışalan taraflarında alçalır alçalır ve berrak sulu bir gölceğize konarlar. Delikanlı önce suyun tadına bakar, sonra matarasını doldurup ordugaha koşar. Doğrusu bu su beklenenden ziyade ve umulandan tatlıdır. Mimarlar, ustalar derhal işbaşı yapar, rütbeliler bile künk taşırlar. Çok değil 5-10 gün sonra lülelerden su akmaya başlar. Fatih bu mutluluğu paylaşmak ister, çeşme başına gelir. O sıra bir sanatkârın kitabeye "adını" kazıdığını görür. Ustaya döner "niye ama" der, "suyu bulan ben değilim ki?" Vezir araya girer ve usulünce sorar: "Peki bu çeşme kimin adı ile anılsın?"-Kazların!Öyle de olur. Çeşmenin adı "Kazlıçeşme" kalır.

Vehbi Tülek

Belgrad'in Fethi

Vehbi Tülek

Ii. Abdülhamid Han Ve Taşkesenli Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Yahya Ağa

Vehbi Tülek

Şafak sökmek üzereydi. Fakat tipi yüzünden gökyüzünün aydınlandığı anlaşılmıyordu. Sabah namazını henüz bitirmiş bulunan Budin Paşası sofadan gelen ayak seslerini işitti. Sonra kapı vuruldu. -Gel...Kanat açıldı. Ocaktaki alevler içeri giren sipahinin yüzünü aydınlattı. -Ne var oğlum?-Yahya Ağa gelmiş Paşa Baba! Seni görmeyi diler.Budin Paşasının yüzü aydınlandı. Serhadlerde bile ender görülen emsalsiz cenga ver Yahya Ağa, demek ki ölmemişti. Paşa derin bir nefes aldı. Sevinmişti... Ama Yahya Ağa onu bu vakitte niçin görmek istiyordu? -Haydi evlat, onu emen yanıma getir...Az sonra kapı açıldı. Üstünde başımda hâlâ kar tanelerini muafaza eden iri boylu, gayet yakışıklı bir babayiğit içeri girdi. Yeri titreten adımlarla ilerledi. El öptü.-Hayrola evlat, hoş geldin. Lakin ne var?

İzmir Valisi Çengeloğlu Tahir Paşa

Vehbi Tülek

Osmanli Ramazanlari

Vehbi Tülek

Diş Kirasi Rekoru

Vehbi Tülek

Y Kilidi

Vehbi Tülek

Sizi Sultan İlan Edelim

Vehbi Tülek

Fatih Sultan Mehmed Han’in Papazlara Fermani

Vehbi Tülek

Osman Gazi’nin Vasiyetnamesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Mısırlı Velî Ali Şevnî

Ali Şevni hazretleri, Mısır velilerinden olup Abdülvehhâb-ı Şa'râni hazretlerinin hocalarındandır. 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Kâdiriyye Medresesinin kapısında bulunan Kubbe-i mücâvereye defnedildi...
Vefâtından sonra Abdülvehhâb-ı Şa'râni rüyâsında Ali Şevni'yi gördü. Kabri çok genişti. Üzerinde ipekten yeşil bir yorgan vardı. İki buçuk sene sonra tekrar rüyâsında gördü. Ona; "Beni ört, çünkü çıplağım!" dedi. O gece oğlu vefât etti. Oğlunu Ali Şevni'nin yanına defnettiler. Defin esnâsında Nûreddin Şevni'nin kabrinin bir kısmı açılmıştı. Ali Şevni'nin bedeninin, toprak üzerinde çıplak durduğunu gördü. Kefeni çürümüştü. Fakat bedeni, nasıl defnedilmişse o hâlde duruyordu. Hâlâ sırtından kan damlıyordu. Onun üzerini bir bez ile örttüler...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ey Kullarım! Benden Mağfiret Isteyiniz

Vehbi Tülek

Ahmed bin Yûsuf Kevâşi hazretleri Müfessir ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 590 (m. 1194)'de Musul'da doğdu. 680 (m. 1280)'da vefat etti. "Hadis-i erbe'in" adlı eserinden bazı bölümler şöyledir:

Mahmûd Hulvî Efendi

Vehbi Tülek

Dâvûd Bin Hüseyin

Vehbi Tülek

Dâvûd bin Hüseyin hazretleri Tebe-i tabiinin siyer ve hadis âlimlerindendir. Medine'de yaşadı. Medine'de 135 (m. 752)'de vefat etti. Siyer kitabında şöyle anlatmaktadır:

Aranızda En Hayırlınız

Vehbi Tülek

Rabbine Kavuşmak Isteyen Kimse Amel-i Sâlih Işlesin!

Vehbi Tülek

İbrâhim Medenî Hazretleri

Vehbi Tülek

Cüneyd-i Bağdadi Ve Tûr-i Sînâ'daki Râhib

Vehbi Tülek

Bidat Ehliyle Harp Ederim

Vehbi Tülek

Talha Bin Ubeydullah (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Ayyaşin Sonu

Ayyaşin Sonu

Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada, bir ayyaş yaşıyordu. Bütün gününü, gecelerinin çoğunu kasabanın meyhanesinde geçiriyordu. Evini, işini, çoluk-çocuğunu çoktan unutmuştu. Bu yüzden herkes kendisinden nefret ediyordu. Kimse kendisiyle ne doğru dürüst konuşuyor, ne de selam alıp veriyordu. Bu haldeyken günün birinde vakti saati doldu ve öldü. Kendisine yaşarken duyulan hoşnutsuzluk ölümünden sonra bile sürdürüldü. O kadar ki, namazını kılacak kimse çıkmadı. Cenazesi ortada kaldı. Adamın karısı, kocasının ölüsünü bir küfeye koyup sırtına yüklendi ve gömmesi için o çevrede yaşayan ve iyilik severliği ile tanınan bir çobana götürdü. Çoban bir çukur açıp adamı gömdü. Ardından herkes "Cehennemi boylamıştır" diye dünüşünüyordu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Firkateyne Bininiz

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

"encümen-i Bîzebân"

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

At Hirsizi

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

SelÂmetle Gidip Gel

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek