Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.457.728

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Çok Istigfâr Etmenizi Tavsiye Ederim

Beyzâde Mustafa Efendi Osmanlı velîlerindendir. Artvin'in kazâlarından Şavşat'ta doğdu. İstanbul'da Sahn-ı Semân medreselerinde okudu. Tahsîlini tamamladıktan sonra müderrisliğe başladı. Daha sonra Fâtih Câmii Medresesine müderris tâyin edildi. Nakşibendî yolunun büyüklerinden Hâfız Mehmed Efendinin sohbetlerine devâm ederek kemâle ulaştı. Murâd Molla'nın Fâtih'te yaptırdığı Nakşibendî Tekkesine şeyh tâyin edildi. 1785 senesinde vefat etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Artik Göç Vakti Geldi

Emir Sultan çok gayret göstermesine rağmen, Timûr-Yıldırım çarpışmasının önüne geçemedi. İki Müslüman-Türk ordusunun birbirleri ile savaşmasını istemeyen Emir Sultan, sonucun ne olacağını da çok iyi biliyordu. Ankara Savaşının başlamasına çok az bir zaman varken, hanımı Hundi Hâtun; "Niçin babamı yalnız bırakıyorsunuz yâ Emir?" diye sordu. Emir Sultan; "Telâşın boşunadır yâ Hundi! Bu savaş bizim aleyhimizedir. Bunu muhteşem pederinize daha önce arzettim." deyince, hanımı; "Ne olursa olsun. Şu anda babamın yanında olmanızı arzu ediyorum." dedi. Hanımının isteği üzerine Allahü teâlânın izniyle bir anda cepheye vardı. Orada Sultan Bâyezid Han ile görüşmesine rağmen, kararından dönmeye niyetli olmayan Pâdişâhı, savaştan vazgeçiremedi. Emir Sultan'ın ikâz ettiği şekilde, savaş Yıldırım Bâyezid'in aleyhine sonuçlandı.

Vehbi Tülek

Dörtyüz Kese Altin

Vehbi Tülek

Kurşun Yarasi

Vehbi Tülek

31 - Mezzomorto Hüseyin Paşa

Vehbi Tülek

Sakız adasının düşman eline geçmesi, Osmanlı devleti ileri gelenleri arasında büyük bir teessüre sebep oldu. Padişah II. Ahmet Han, adanın düştüğünü haber alınca çok üzüldü:-Yâ Rabbi, ben ne günah işledim de bunu bana reva gördün? Diye ağlamıştı. Ayrıca sefer için Belgrad'da bulunan Veziriazam Sürmeli Ali Paşa'ya:-"Madem ki Sakız düşman elindedir, bütün Macaristan'ı fethetsen makbulüm değildir." Diye haber göndererek, derhal Sakız üzerine sefere çıkılmasını emretti. Ordu hemen İstanbul'a hareket etti. İstanbul'a geldiği zaman da:-"Ordu ahvali derunum yaktı. Teshiri muradımdır. Paşalarla görüşüp ne yapmak lazım ise bildir. Bu kış Sakız adası istirdad edilmezse, bütün gemi kaptanlarını katlederim." Diye kesin emirler verdi.

Mes’ul Olursunuz

Vehbi Tülek

Müdür Bey’e Habersiz İftara Gidelim

Vehbi Tülek

36 - Gel Kerem Eyle

Vehbi Tülek

Kanuni’nin Vefati Ve Celalzade

Vehbi Tülek

Mimar Sinanin Mektubu

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Han’in Şehzadeliği

Vehbi Tülek

Mimar Sinan

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Beni Geçmek Isteyen Bu Kadın Kimdir?

Muhammed bin Ca'fer El-Harâti hazretleri hadis âlimidir. 240 (m. 854)'de Irak'ta Samarrâ'da doğmuştur. 327 (m. 938)'de Filistin'de vefât etmiştir. "Mekarim-ül-ahlâk" kitabında rivâyet ettiği hadis-i şeriflerde, Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ebü’l-hasen Ali Bin Hüseyin

Vehbi Tülek

Ebü'l-Hasen Ali bin Hüseyin hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 681 (m. 1282)'de Musul'da doğdu. 755 (m. 1354)'de orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Himmetzade Abdullah Efendi

Vehbi Tülek

Allahtan Bir Defa Korkan Cehennemde Kalmaz

Vehbi Tülek

Necmeddin İbn-i Kâdi Aclûn hazretleri Şafii fıkıh ve kelâm âlimidir. 831 (m. 1428)'de Şam'da doğdu. İlk tahsilinden sonra gittiği Kahire'de İbn-i Hacer Askalâni, İbn-i Hümâm gibi birçok âlimden tefsir, hadis, fıkıh ve ferâiz dersleri aldı. Mısır Şafii Kadılığına tayin edildi. 876 (m. 1472)'de Kahire'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Maksadı Ahiret Olan Perişan Olmaz!

Vehbi Tülek

Ahîzâde Hüseyin Efendi

Vehbi Tülek

Dünyâyı Isteyen Kimse, Deniz Suyu Içen Gibidir!

Vehbi Tülek

Akıllı Insan, Sâlih Ameli Terk Etmez

Vehbi Tülek

Ebû Yahyâ Eş-şâmî

Vehbi Tülek

Sadakanın Karşılığı Cenette Verilir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Kabahat Kilincin Midir?

Abayi Yakmak

Zalimlere Dersini Verdi!

O Kullarına Çok Merhametlidir

O Kullarına Çok Merhametlidir

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek