Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.990
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Fatih Sultan Mehmet Rumeli hisarını yapmağa karar verdiği zaman, Bizans İmparatorlu ğu topraklarında yapılacak bu kale için, usulen İmparatordan müsaade istenmişti. İmparator, kalenin yapılmasını istemiyor, fakat müsaade etmese dahi yapılacağını da biliyordu. Onun için, aklınca kurnazlık yaparak padişaha bir haber gönderdi:"Kalenin yapılacağı yer Galata'ya aittir. Galata ise bizim değil, Frenklerin idaresi altında bulunuyor. Bu işe biz razı olsak bile, kalenin yapılması Frenklerle aranızın açılmasına sebep olur. Bu yüzden bu fikirden vazgeçmek lazımdır."Padişah bu cevaba şöyle bir karşılık verdi:"Bizim maksadımız, İmparatorun hatırına saygı göstermiş olmak için önce müsaade almak ve sonra bu işe başlamaktı. Madem ki yer İmparatorumuzun idaresi altında değildir, o zaman mesele kalmaz. Çünkü Frenklerin hatırına bu kadar saygı göstermek bizim için lazım değildir. İcabederse onlara kendimiz cevap verebiliriz."Bu cevaptan sonra Fatih hemen harekete geçti ve hemen kalenin planları hazırlanarak, Zağanos Paşa ile Çandarlı Halil Paşa'ya havale edildi. Gece gündüz çalışılarak dört ay gibi kısa bir sürede bitirilen koca Rumeli hisarı, o devrin en sağlam kalesi oldu.
O gün Süleymaniye Camii cemaate dar gelir. Muazzam kalabalığın bir ucu Mercan yokuşundadır, bir ucu Vefa sokaklarında. Kolay değil bir devre mührünü vuran sultan, Muhteşem Süleyman yoktur artık. Ebussuud Efendi "Allah için namaza" diye bağırır, Mübelliğler haykırırlar "Er kişi niyetine" Ses dalga dalga yayılır uzaklara. Kanûni, Zembilli Ali Efendi, İbn-i Kemâlpaşa, İmam-ı Birgivi gibi zirvelerin sohbetinde yetişir. Yahya Efendi gibi bir derya ile süt kardeştir. Eh böylesi biri ölümü çok düşünse gerektir. Nitekim kabrini sağlığında kazdırır. Ölmeden toprağını avuçlar, fatihalar okur kendi mezarına. Sultanın naaşı tam mezarına bırakılacaktır ki, elindeki çekmeceyi tabutun yanına sıkıştırmaya çalışan bir saray ağası Ebussuud Efendi'nin dikkatini çeker, mübârek derhal müdahale eder "Dur bakayım!" der, "Neler oluyor orada?"
Hüseyin bin Abdürrahmân hazretleri hadis, kelâm ve Şafii fıkıh âlimidir. 779 (m. 1377)'de Yemen'de doğdu. 855 (m. 1451)'de Ebyât-ı Hüseyin'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Hayderizâde İbrâhim Fasih Efendi, Mevlânâ Hâlid-i Bağdadi hazretlerinin yetiştirdiği büyük âlimlerdendir. 1299 (m. 1882)'de Bağdat'ta vefât etti. Yazdığı, "Mecd-it-tâlid" ve "Tuhfet-ül-uşşâk" isimli eserleri, meşhurdur. "Tuhfet-ül-uşşâk" adındaki eserinin baş tarafında buyurdu ki:
Kâdi İsfehâni hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 585 (m. 1189) senesinde İsfehan'da vefât etti. Fıkıh ilmini Şehid Muhammed bin Yahyâ'dan öğrendi. Başka âlimler ile de görüşüp, kendilerinden istifâde etti. Birçok ilimlerde, bilhassa hılâf ilminde çok yükseldi. Buyurdu ki:
Ramazan... Cuma günü... Cuma vakti... Cami... Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde... Girenlerin arasında... O... Hızır... Hızır aleyhisselam da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor... Hızır'ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta. Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır aleyhisselam adamı dürtüklüyor: -Uyuyacaksın, der.Adam: -Uyumam, beni rahat bırak. Hızır aleyhisselam ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, adam ha uyudu ha uyuyacak, bir daha dürtükleyerek: -Uyuyacaksın dedim, der.Adam: -Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bırakmaz. Hızır aleyhisselam susar ve gözlerine kapar, boynunu büker Allah'a yönelerek: -Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim kim olduğumu bildi. Bu nasıl iştir ki bendeki listede bunun ismi yok. Cevap gelir: -Sana verilen listede beni sevenlerin isimleri var. O ise benim sevdiklerimden...