Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.544.929
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ebubekir Kâni Efendi, 18. Yüzyılın tanınmış edebiyatçılarındandı. Bilhassa hiciv eserleri ile meşhur olmuştu. Divan'ı, Hasbıhal isimli hiciv eseri ve Münşeat adlı mektupları edebiyatımızda mühim bir yer tutar. Bu mektuplar arasında, bir kediyi konuşturarak yazdığı Hirername önemlidir. Kâni Efendi, Eflak Voyvodası İskerletzade Konstantin Efendi'nin özel katipliğini yapmak üzere Bükreş'e tayin edilmişti. Burada, Voyvo danın yeğenine de Türkçe öğretmenliği yapmıştı. Daha sonra Limni Adasına gönderilmiş, bir süre sonra da İstanbul'a dönmüştü. Bükreş'teki ikameti sırasında ona muhalif olanlar, Efendi'nin tanassur ettiğini, yani Hristiyan olduğunu söylemeye başladılar. Bu söylenti kulaktan kulağa geçerken şekil değiştirerek, onun bir Romen kızına gönlünü kaptırdığı, onu elde etmek veya nikahına almak için din değiştirdiği şeklinde yayıldı. O sırada 70 yaşında bulunan Kâni Efendi, dedikoduculara, iki asırdır dilimize bir atasözü olarak yerleşen tarihi cevabını verdi:"Kırk yıllık Kâni, olur mu Yani"
Sultanahmed Camii mimarı Mehmed Ağa, 1563'de Rumeli'den İstanbul'a geldiğinde çocuk yaştaydı. 5 sene orta tahsilinden sonra Hâssa Mimâri Mektebinde 21 sene mimarlık eğitimi gördü. Çeşitli vazifelerde bulunduktan sonra Sultan III. Murad Han tarafından, Rumeli, Mısır, Arabistan, Kırım ve Macaristan'a, buradaki mimari eserleri incelemek maksadıyla gönderildi. Daha sonra Suyolları Nâzırı oldu. I. Ahmed Han padişah olunca onu Hâssa Sermimarlığı makamına getirdi. Mehmed Ağa, 23 Eylül 1611'de İstanbul'dan hareket ederek, 4 Mart 1612'de Mekke-i Mükerreme'ye vasıl oldu. Şimdi ilk büyük icraatını gerçekleştiriyordu; Meşhur "Altın Oluk"u, Kâbe'ye yerleştir dikten sonra, 82 kilo saf altınla işlenmiş örtü ile Kâbe-i Muazzamayı kapladı ve oradan Medine-i Münevvere'ye geçti. Sultan Ahmed Han, Şeb-çerağ yani Gece Aydınlatan isimli meşhur elması Ravza-i Mutahhara'ya takılmak için göndermişti. Bu meşhur elmas kalın bir altın bir muhafaza içine alınmış, etrafı da 227 küçük elmasla işlenmiş ti. Mehmed Ağa bu elmas askıyı, büyük bir merasimle Peyagamber Efendimizin başucuna astı. Ayrıca Hazret-i Fâtıma validemizin kabrini de baştan başa yeniledi. Daha sonra İstanbul'a döndü.
Şeyh Ebü'l-Hattâb hazretleri hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Tariyye beldesinde doğdu. 1029 (H. 420) senesinde vefât etti. Hadîs râvilerinden Anbese hazretlerinin torunu olup, ilim ve edeb üzere yetişti. Fıkıh ilminde üstün bir dereceye yükseldi. Sâdık ve sâlih, güzel, doğru rüyâlar görürdü. Kendisi anlatır:
Adamın birisi Musa aleyhisselam'a gelerek:
- Ya Musa, ne olur dua et de hayvanların dilinden anlayayım. Bundan kendime dersler çıkarır, iyi insan olurum, dedi. Musa aleyhisselam:
- Git işine bak, bu halin senin için daha hayırlıdır, kaldıramayacağın bir
yükün altına girmeye çalışma, diye cevap verdi. Fakat adam dinlemedi ve
ısrar etti.
- Ya Musa, ne olur hiç değilse kapımdaki köpekle horozun dilinden anlayayım diyordu. Sonunda Musa aleyhisselam dua etti ve adam sevinerek evine gitti.