Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.634.319

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kur'ân-ı Kerimi Itinalı Ve Kusursuz Oku!

Ebü'l-Kâsım Dehhâk hazretleri Tabiînin meşhûrlarından olup hadîs ve tefsîr âlimidir. Kûfeli olup, sonra Belh'e yerleşti. 720 (H.102) senesinde orada vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Abbâs hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Ondan tefsîr, hadîs gibi birçok ilimleri öğrendi. Çok hadîs-i şerîf rivâyet etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

25 - Senin Nasibin Diyar-i Rum'dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Donanma Sefer Çikarken

Vehbi Tülek

Ya’kub GermiyÂnî’nin Yardimi

Vehbi Tülek

İskender Paşa

Vehbi Tülek

Cihan sultanı Kanuni Süleyman Han, ikinci defa çıktığı İran seferinden de galibiyetle dönüyordu. Fakat savaş meydanlarında Osmanlı askerinin karşısından kaçan İran Şahı Tahmasb, padişah İstanbul'a avdet edince, her zaman yaptığı gibi Osmanlı sınırını geçti ve topraklarımıza saldırmaya başladı. 1551 yılında oğlu İsmail Mirza'yı kalabalık bir ordu ile Erzurum üzerine gönderdi. -Kalenin anahtarlarını Kanuni Sultan Süleyman oraya yetişmeden istiyorum, diye talimat verdi.Erzurum beylerbeyi İskender Paşa kahraman bir askerdi. Kanuni, kendisine bu vazifeyi verirken :-Baka İskender, seni böyle mühim bir sancağın muhafazasına memur eyledik. Görelim seni, yüzümüzü kara çıkarma, demişti.

Huzur Dersleri

Vehbi Tülek

Size İtaat Ettik Ve Uyduk

Vehbi Tülek

Mohaç Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Minare Eğri Mi?

Vehbi Tülek

Osmanli'nin Ticaret Ahlaki Ve Hollanda

Vehbi Tülek

Yeniçeri Ocağinin Kaldirilmasi

Vehbi Tülek

Rodos’ta Casus Osmanli Kadinlari

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Maddi Ve Manevi Rızıkların Dağılımı

Âşık Efendi, Kanuni Sultan Süleymân zamanında Edirne'de yaşamış büyük velilerdendir. Edirne yakınlarında Âhûr köyünde doğdu. 975 (m. 1567)'de İstanbul'da vefât etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Anadolu Velîlerinden Şücâeddîn Karamânî

Vehbi Tülek

Şücâeddin Karamâni, Anadolu velilerindendir. Aslen Aksaraylı olup, Karamâni nisbetiyle meşhûr olmuştur. Doğum ve vefât târihleri bilinmemekle birlikte, Çelebi Sultan Mehmed Han ve İkinci Murâd Han zamanlarında yaşadığı bilinmektedir...

Âlimin Ölümü, Büyük Musîbettir

Vehbi Tülek

İlim Sâhiplerinin Kıymeti Allah Katında Yüksektir!

Vehbi Tülek

Ziyâüddîn Ahıskavî Efendi Osmanlı âlim ve velîlerinden olup 1733 (H. 1146) senesinde şimdi Gürcistan'da olan Ahıska’da dünyâya geldi. Babasının vefâtından sonra Kars'a, Erzurum'a, sonra Diyarbakır'a gitti. Oradaki âlimlerden, çeşitli ilimlerini okuyup icâzet aldı. Sonra Mısır'a giden Ziyâüddîn Efendi tahsîlini tamamladıktan sonra, İstanbul'a geldi. Bir taraftan ilim öğretmeye, bir taraftan da kıymetli ve faydalı eserler telif etmeye başladı. 1813 (H. 1228) senesinde Üsküdar'da vefât etti.

mala Mülke Olma Mağrur!..

Vehbi Tülek

Koçhisârlı Ali Efendi

Vehbi Tülek

Namaz Gözümün Nûrudur

Vehbi Tülek

Amelin Ve Ilmin Hâlis Olanını Iste

Vehbi Tülek

ben, Ölüyü Diriltemem!

Vehbi Tülek

Kâfire, Ölümden Daha Kötü Bir Şey Olamaz

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yeterki Kalbi Kirilmasin

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:
- Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:
- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi. Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben: - Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:
- Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!
Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş bulunuyordu. Yüzü güze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

SelÂmetle Gidip Gel

Bülbülün Zikri

Helvaci Çocuk

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek