Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.405.019

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allahü Teâlânın "sıfat-ı Zâtiyye"si Altıdır

Kâdı Ebû Bekr Bâkıllânî hazretleri büyük âlim ve velîlerdendir. Basra’da doğdu. 1013 (H.403) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Zamânında Basra'da bulunan meşhûr âlimlerden ders aldı. Bilhassa kelâm ilminde meşhûr âlim oldu. İmâm-ı Eş'arî hazretlerinin talebeleri zincirinden olup, bu hususta kitaplar yazmıştır. Kitaplarında buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kanuninin Atinin Üzengisi

Sultan I. Murad devrinde kurulan ve harplerde daima padişahın yanında bulunan Yeniçeri ler, yalnızca askerlikle uğraşırlar ve hiçbir zanaat ile meşgul olmazlardı.

Kanuni Sultan Süleyman bir seferde iken, atının üzengisi kırıldı. Yanındaki vezirler bu üzengiyi yaptırmak istediler, fakat yakınlarda bir şehir veya kasaba da yoktu. Ordunun mola verdiği bir sırada, vezirlerin birinden, padişahın atının üzengisinin kırıldığını öğrenen bir yeniçeri bu vezire, kendisinin bu üzengiyi tamir edebileceğini söyledi. Hemen atların yanına gittiler ve yeniçeri, kırık üzengiyi güzelce tamir etti. Biraz sonra mola bitti ve padişah, yola çıkmak için atına bindi. Üzenginin yapılmış olduğunu farkeden Kanuni, bunu kimin onardığını yanındakilere sordu. Vezir, yeniçeri neferinin ihsanlara kavuşacağını ümid ederek, hemen huzura çağırdı ve, bu usta yeniçeriyi padişaha takdim etti. Kanuni:"Yeniçeri neferinin zanaatkarlıkla uğraşması kanunlara aykırıdır." Diyerek, yaptığı bu iyilik için önce ona ihsanda bulundu, sonra da kanun lara aykırı iş yaptığı için onu ordudan ayırıp memleketine geri gönderdi.

Vehbi Tülek

76 - İstanbul'un Manevi Fatihi

Vehbi Tülek

Çanakkale İçinde Aynali Çarşi

Vehbi Tülek

81 - Akilli Kişiler Öğünmekten Ar Ederler

Vehbi Tülek

Orhan Gazinin oğlu Süleyman Paşanın Rumeli'de giriştiği fütuhat, küffar diyarında görülmedik bir tesir bıraktı. Balkanlardaki krallar, Bizans İmparatoruna gönderdikleri haberde:"Şimdiye kadar Rum ülkesi, Müslüman saldırılarından korunabilmekteyken, İslam ordularının askısı iyice artmış ve güçleri çoğalmıştır. Karşı çıkmakta gevşeklik gösterirsek, hepimizin yok olmasına ve onların güçlenmesine yol açılmış olur. Henüz ayakları iyice yere basmadan onları topraklarımızdan kovmak için birlikte hareket edelim."

Kanije Kalesinin Fethi Ve Muslihuddin Efendi’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Kirimli Ahmet

Vehbi Tülek

Ii. Mahmud’un İyilikseverliği

Vehbi Tülek

İngiliz Destekli Çete İşi İhtilal

Vehbi Tülek

Eğer Padişah Biz İsek...

Vehbi Tülek

Avrupa'daki Osmanli Korkusu

Vehbi Tülek

Çelebi Mehmed Ve Molla Ali

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İnsan Ile Küfür Arasındaki Sınır

Muhammed İbnü'l-Ahrem hazretleri hadis hafızıdır. 250'de (m. 864) İran’da Nîşâpur'da doğdu. Memleketindeki meşhur âlimlerden ilim tahsil etti. Başta Hâkim Nîşâpbûrî olmak üzere pek çok kişi kendisinden hadis rivayetinde bulundu. 344'te (m. 955) vefat etti. Namazın ehemmiyeti hakkında şu hadis-i şerifleri nakleder:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Büyük Hadis âlimi İbrâhim Bin Muzaffer

Vehbi Tülek

İbrâhim bin Muzaffer hazretleri, hadis âlimlerindendir. 546 (m. 1151)'da doğdu. 620 (m. 1223) senesinde Musul'da vefât etti. Musul'daki en büyük hadis âlimi idi. İşte, kitabında naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Para, Münâfığın Boynuna Geçmiş Bir Iptir!

Vehbi Tülek

Abdestte Kullanılan Suya "müstamel Su" Denir

Vehbi Tülek

Yahyâ Bin Zekeriyya, İmâm-ı a'zam hazretlerinin talebelerinin ileri gelenlerinden fıkıh ve hadis âlimidir. 120 (m. 738)'de Kûfe'de doğdu. 183 (m. 799) senesinde Medâin'de vefât etti. Bu mübarek zat buyurdu ki:

Hadîs Ve Fıkıh âlimi Bekkâr Bin Kuteybe

Vehbi Tülek

Nimetullah Geylânî

Vehbi Tülek

Şehid âlim Abdullah El-mısrî

Vehbi Tülek

Ebû Bekr-i Beydâvî

Vehbi Tülek

Seyyid Nizâm Efendi

Vehbi Tülek

Sıddıklara Gaflet Gelmeseydi!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

9 Evi Dolaşan Kelle

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Üç Kandil

Gül Yaprağı

A'meş Ve Hanımı

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Vehbi Tülek

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek