Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.647.853
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Kanuni Sultan Süleyman tahta çıkalı tam 46 sene olmuştu ve yaş da 73 olmuştu. Osmanlı devletiyle yaptığı her savaşta mağlup olan Avusturya İmparatorluğu, padişahın artık ölüm döşeğinde olduğu sanarak sınırlarımıza saldırıyor, Osmanlıya bağlı hristiyan beyleri, devlete karşı kışkırtıyordu. Devrin sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa, Avusturya elçisini çağırarak:
-İhtiyar aslanı uykudan uyandırmayın. 46 yıldır cihad meydanlarında kılıç sallayan saadetlû padişahım hâlâ dinç ve gençtir. Onu asla savaşa teşvik etmeyin. Aslanım bir kere uyanırsa bütün haçlı devletler bir araya gelseler nafiledir.
Osmanlılarda ilk önemli matematikçi ve astronom 1440'da vefat eden Bursa'lı Kadizade Rumi'dir. Musa Paşa da denen Kadızade-i Rumi, önce Bursa' da öğrenim gördü. Matematik ve astronomiyi Molla Fenari' den öğrendi. Kadızade, öğretimini Bursa'da yaptı. Kız kardeşinden başka kimseye haber vermeden Horasan'a oradan Türkistan'a giderek bilgisini artırmaya çalıştı. Timur Han'ın torunu Ulug Bey (1394-1449) zamanında Semerkand'da bulunduğu sırada, müdür Gıyaseddin Cemşid'in ölümü üzerine Semerkand rasathanesi müdürlüğüne, aynı zamanda Semerkand Medresesi baş müderrisliğine getirildi. Dört köşe olan bu medresenin dört tarafında dört sınıf vardı. Bir gün Uluğ Bey, müderrislerden birini görevden uzaklaştırdı. Kadızade, bunu protesto etmek için derslerine girmedi. Uluğ Bey, onu hastalandı sanarak ziyarete geldi. Karşısında Uluğ Bey'i gören gören Kadızade, 20. yüzyıl profesörlerine örnek olabilecek şu açıklamayı yapmış:" Biz müderrisliği, hiçbir kimseyle ilgisi olmayan bir görev zannederdik. Halbuki şimdi bunun da hüküm sahiplerinin elinde oyuncak olduğunu gördük. Öyleyse biz de dersten vazgeçtik."Bunun üzerine Uluğ Bey, görevden aldığı müderrisi eski görevine döndürdü ve bir daha bu işlere karışmayacağını açıkladı. Tarihte gerçekten büyük olan bilim adamlarının ve yöneticilerin varlığına bir örnek.
Ebü'l-Abbâs Mülessem, Kelâm âlimlerindendir. Mısır'da Nil sahilinde bulunan Kûs ve Sa'id şehirlerinde ikâmet ederdi. 1274 (h. 672) senesinde Kûs şehrinde vefât etti. Orada bulunan dergâhının bahçesine defn olundu...
İbn-i Berhân hazretleri Şafiî fıkıh âlimidir. 479 (m. 1087) senesinde Bağdad’da doğdu. Geniş bir ilme sahipti. Fıkıh ve usûl ilimlerinde derin bir âlimdir. Nizamiye Medresesi’ne müderris olarak tayin edildi. Kıymetli kitapları vardır. 520 (m. 1126) senesinde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Selâm bin Abdullah Bâhilî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimidir. Endülüs’te (İspanya) İşbîliyye’de (Sevilla) doğdu. Endülüs’teki âlimlerden ilim öğrendikten sonra, talebe yetiştirdi. 839 (m. 1435) senesinde vefât etti. “Ez-Zehâir vel-alâk fî edeb-in nüfûsi ve mekârim-il-ahlâk” isimli meşhûr eserinde şöyle anlatır:
Akşemseddin hazretleri, Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretlerinin hocasıdır. Soyu, Hz. Ebû Bekir'e dayanır. Kendisini ilim tahsiline adamış, Hacı Bayrâm-ı Veli'den icâzet almıştır.Bir gün Hacı Bayrâm-ı Veli hazretlerine sordular: " Sana kırk yıldan beri hizmet eden nice dervişlerin var; onlara icâzet vermedin de, az bir zamanda Akşemseddin'e nasıl icâzet verdin?Hacı Bayrâm-ı Veli hazretleri onlara şu cevabı verdi:" O, benden ne gördü ve ne işitti ise inandı, kabul etti; hikmetini sonra kendisi buldu. Diğerleri ise hemen hikmetini sorarlar. Aradaki fark budur.