Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.804.037

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

On Şey Kötülüklerin Anası Durumundadır

Geredeli Abdülganî Efendi Osmanlı âlimlerinden ve Nakşibendî şeyhlerindendir. Aslen Bolu'nun Gerede kasabasındandır. İstanbul’da devrin meşhur âlimlerinden ders alarak yetişti. Bursa ve İstanbul'da yüksek dereceli medreselerde ders verdi. İstanbul, Mısır ve Şam kâdılıkları yaptı. Bir süre Anadolu kazaskerliğini yürüttü. 1586 yılında Mısır'dan dönerken Bursa'da rahatsızlanıp vefât etti. Çok kitap yazdı. Hâşiye alâ Tefsîr-i Beydâvî isimli eserinde şöyle nakleder:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Sultan Mahmud’un Veziri

Bir gün Sultan Mahmud, vezirlerinden biriyle tebdili kıyafet yolda giderken, câminin duvarını tâmir eden Şâh Veli ile karşılaştı. O şâhıs, Şâh Veli'ye; "Hoca ikiylen nasılsın?" diye sordu. Şâh Veli de; "Üçlen iyiyim." karşılığını verdi. O şâhıs; "Niye er kalkmadın?" diye sorduğunda; "Er kalktım da el aldı." cevâbını verdi. Yine o zât; "Bir kaz yollasam yolar mısın?" diye sorunca, Şâh Veli; "O işi iyi beceririm." dedi. Vedâlaşıp ayrıldıktan sonra Sultan Mahmud yanındaki vezirine; "Biz ne konuştuk?" diye sordu. Vezir cevap veremedi.

Vehbi Tülek

Çariçe Katerina Ve Osmanli Tokadi

Vehbi Tülek

HüdÂyî Yolu

Vehbi Tülek

96 - Tiryaki Hasan Paşa Ve Kanije Müdafaasi

Vehbi Tülek

Osmanlılarda Padişah duası almak pek mühimdi. Çünkü bu duaya erişenin dünya ve ahırette sonsuz saadete kavuşacağına inanılırdı...70'lik Gazi Tiryaki Hasan Paşa, işte bu sebeple ağlıyordu...Çünkü Müslümanlar ın 78. Halifesi ve Cihan Padişahı III. Mehmed, kendisine dua ediyordu. Kanije kalesinin cesur kumandan ve askerlerine yolladığı Hatt-ı Hümayun'da şunlar yazılıydı:-"Yerin ve göğün sahibi olan Allahü teâlâ'ya hamdolsun ki, Osmanlı devletine senin gibi paşalar ve askerlerin sayesinde nice zaferler nasib eyledi...Sevgili Peygamberimize Salât ve Selam olsun ki, seni ve Devlet-i Aliyye askerlerini kendi yolunda Cihad eylerken görürüz...Şanlı Kanije serencamınızı bertafsil öğrendim......"

Her Kim Bu Taşi Kaldirirsa

Vehbi Tülek

Kenan Bey

Vehbi Tülek

Preveze Deniz Zaferi

Vehbi Tülek

75 - Ertuğrul Şehitleri

Vehbi Tülek

Savaşin Zorluklarina Katlanmadan Zafere Ulaşilamaz

Vehbi Tülek

Kazliçeşme

Vehbi Tülek

Hepimiz Mevaşiyiz

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İman Etmek, Bütün Insanlara Lâzımdır

Seyyid Müştâk Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsının büyüklerindendir. 1758 (H.1172) senesi Bitlis'te doğdu. 1831 (H.1247) senesi Muş'ta vefât etti. Hasan Şirvâni'nin sohbetlerinde kalp gözü açıldı. Onun ileri gelen talebelerinden oldu. İcâzet ile şereflendi. Bir sohbetinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Rabbinin Ismini Hürmetle Ve Ondan Korkarak An

Vehbi Tülek

Ebüssü'ûd Cârihi hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 930 (m. 1523) senesinde Mısır'da vefât etti. Şehâbeddin Merhûmi'den ilim öğrendi. Tasavvuf yoluna girdi. Hârika ve kerâmetler sahibi idi. Çok talebe yetiştirdi. Bu mübarek zat buyurdu ki:

Şaban-ı Nakşibendi

Vehbi Tülek

Mustafa Rıdâüddîn (neccarzâde)

Vehbi Tülek

Mustafa Rıdâüddin (Neccarzâde) Anadolu'da yetişen büyük velilerdendir. 1679 (H.1090) senesinde Şebinkarahisar'da doğdu. 1746 (H.1159) senesinde İstanbul'da vefât etti. Kabri Beşiktaş'ta Sinan Paşa Câmii yanındadır...

Tevekkül Boş Oturmak Değildir

Vehbi Tülek

Ameller Ihlâsla Kıymet Kazanır

Vehbi Tülek

Zekâtı Açıkça Sadakayı Ise Gizlice Vermelidir

Vehbi Tülek

Ebû Bekr Nişâbûrî

Vehbi Tülek

Molla Fenârînin Hocası Cemâleddîn-i Aksarâyî

Vehbi Tülek

Tebe-i Tâbiînden Zâhid İsfehânî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Üç Kandil

Anzakli Ömer

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

O Kullarına Çok Merhametlidir

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek