Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.541
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Sultan Abdülaziz Han, 30 Mayıs 1876 günü, birkaç tane insafsız ve muhteris devlet adamının şahsi hesapları uğruna tahtan indirildi. Bunların başında "Kinim Dinimdir" diyen Serasker (Genel Kurmay Başkanı) Hüseyin Avni Paşa buluyordu. Bununla da kalmayan ihtilalciler, Padişahı ve hanımı Nesrin Kadınefendiyi bir sandala bindirerek Dolmabahçe Sarayından Topkapı Sarayına naklettiler. Bu esnada Hüseyin Avni Paşa, mücevher sakladığını zannederek, onları almak gayesiyle Nesrin Kadınefendinin şalını, Padişahın gözü önünde çekip alarak hakaret etti. Kadınefendi, omuzları açık bir şekilde getirilmesi sebebi ile ve uğradığı hakaretin tesiriyle hastalandı. Daha sonra Sultan Abdülaziz'in 4 Haziran günü şehid edilmesi üzerine şoka girerek 11 Haziran'da vefat etti.
Dahiliye Nâzırı Ahmet Reşit Bey anlatır:1902 yılı Ramazan ayının 15. günü Hırka-i Saadet'i ziyaretten dönen II. Abdülhamid Hân, Hazine-i Hümâyûn'da bulunan Sultan III. Mehmet'e ait murassâ sorgucu ister. Sorguç, bir heyet tarafından yerinden alınır ve Bağdat Köşkü'nde padişaha takdim olunur. Hasan Şevkı Bey, huzurdan çıkınca, Başmâbeynci Hacı Ali Paşa'ya dert yanar:"Efendimizin ulu ecdâdı, Hazine-i Hümâyûnlarına birçok şey koymuşlar, vermişler, fakat buradan bir habbe bile çıkarmamışlar ve alamamışlardır. Eğer şevketmeâb efendimiz bu sorgucu götüreceklerse, doğrusu bu âcizi çok mahzun edecekler."II. Abdülhamid Hân, kızı Ayşe Sultan'a yaptıracağı taca örnek tutmak için istemiştir sorgucu. İtiraz kendisine arz edildiğinde, bunu geçici olarak aldığını, bayramın birinci günü iade edeceğini belirtir ve Hasan Şevkı Bey'e teslim edilmek üzere, bir de senet imzalayarak verir. Ve bayram gelir çatar. Yıldız Sarayı'nda yapılan bayramlaşma töreninden sonra, Hasan Şevkı Bey, söz konusu senedi Başmâbeyncinin eline tutuşturur ve "iâdenin temin buyurulmasını" ister. II. Abdülhamid Hân da senedini geri alıp sorgucu verirken şöyle der:"Hasan Şevkı Bey'e selâm-ı şâhânemi söyle ve kendisinin vazifeşinaslığından memnun olduğumu da tebliğ et. Şu yüz altını da ver, bayram harçlığı yapsın."
Ebü’l-Feth-i Vâsıtî hazretleri evliyânın önde gelenlerinden olup, Seyyid Ahmed er-Rıfâî hazretlerinin talebelerindendir. 580 (m. 1184) senesinde Mısır’da İskenderiyye’de vefât etti.
Hazreti Hüseyin, babası Hazreti Ali şehid olunca, Medine'ye geldi. Hazreti Muâviye'nin vefâtında Yezid'e bi'at etmedi ve bilinen "Kerbelâ fâciası" vuku buldu. İmâm, Hicret'in 61 (m. 681) yılında Muharremin onuncu günü Kerbelâ'da şehid edildi...
Peygamber efendimiz Hazret-i Hüseyin ile ilgili olarak buyurdular ki:
"Ben bir ağaca benzerim. Fâtıma, bunun kökü, Ali gövdesi, Hasan ve Hüseyin meyvesidir."
"Genç olarak Cennete girenlerin seyyidi Hasan ve Hüseyin'dir."
İbni Abbâs (radıyallahü anh) anlatmıştır:
Altıparmak Mehmed Efendi, Osmanlı âlimlerindendir. Aslen Üsküplüdür. Din ve fen ilimlerini memleketinde öğrendi. Tahsilini tamamladıktan sonra tasavvuf yoluna meylederek, Şeyh Cafer Efendi'ye talebe oldu. Daha sonra İstanbul'a gelerek hadis ve tefsir dersleri okuttu. Sonra Mısır'a gitti. 1033 (m. 1623)'de Kahire'de vefat etti. Altıparmak ismiyle meşhur olan "Me'âric-ün-nübüvve" tercümesinden bazı bölümler:
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül vardı. "Madem elimden birşey gelmiyor, öyleyse ben de İbrahim aleyhisselam ile beraber yanayım" diye kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: