Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.365.701

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bir Kimseyi Övmekte Ve Yermekte Acele Etmeyin!

Cemâleddîn Geylânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. On ikinci asrın sonlarında İran’da Kazvin'de vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin sohbetinde ve hizmetinde bulunarak yüksek derecelere kavuştu ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Âlim Sadrazam FÂzil Mustafa Paşa

Haziran 1680'de vezir olan Fâzıl Mustafa Paşa, 1683'te Niğbolu sancağı da verilmek sûretiyle Silistre (Özü) vâlisi ve Lehistan serdarı oldu. Lâkin veziriâzam Kara Mustafa Paşanın katli üzerine bu da gözden düşerek aynı yıl serdarlıktan azlolunup, emekli edildi. Kendisine Azaz ve Kilis sancakları arpalık olarak verildi. 1684 sonlarında Sakız muhâfızlığına gönderilen Mustafa Paşa, 1686'da Boğaz muhâfızı olup, kapıkulu ocaklarının cephede isyânı ve İstanbul'a hareketleri sırasında sadâret kaymakamlığıyle İstanbul'a dâvet olundu (1687). Bu sırada pâdi şah bulunan Sultan Dördüncü Mehmed Hana karşı orduda bir isyan hareketi meydana gelmişti. Bu isyan ateşinin önüne geçilemediğinden, ordu daha İstanbul a girmeden alınan tedbirlerle Dördüncü Mehmed Han hal edilip yerine kardeşi İkinci Süleymân Han pâdişah yapıldı.

Vehbi Tülek

Bir Dirhem Bal İçin

Vehbi Tülek

Sultan Adülaziz’in Avrupa Seyahati

Vehbi Tülek

Bir Çavuşun Subayina Mektubu

Vehbi Tülek

1913 senesinde yazılan ve Bulgarların Müslüman Türklere yaptıkları zulümleri anlatan "Türkiye Uyan" adlı kitabın 228. sahifesinde; bir çavuşun subayına mektubu şöyledir:Zâbit efendi! Kuvvetli düşman müfrezelerinin Gümülcine'ye indiğini, askerimizden bir kısmının çekildiğini ve bâzısının da esir edildiğini işittim! Geçen gün dört erle bana teslim ettiğiniz Kuruorman sırtındaki mühimmat deposunu hâlen muhâfaza ediyorum. Tabii Gümülcine'yi işgâl eden düşman buraya da gelecek! Doğrusu devletimin ve milletimin nice fedâkârlıklarla burada yığdığı bu cephaneyi, sapasağlam düşmana teslim edecek değilim! Buna ne askerlik vazifem, ne de vatan sevgim müsaade eder.

Preveze Deniz Zaferi

Vehbi Tülek

Kadi’larin Maaşlari Az Olmamali!

Vehbi Tülek

Yunan Subayi Ve Pir Emir Sultan

Vehbi Tülek

Kazliçeşme

Vehbi Tülek

Cağaloğlu SinÂn Paşa (çağalazâde)

Vehbi Tülek

Asirlarca Araliksiz Okunan Kur’Ân-i Kerîm

Vehbi Tülek

Osmanli Sinirlarini Atlas Okyanusuna Kadar Genişleten Padişah

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Onun Yüzünde Hiç Ölüm Işâreti Yok!

Abdullah Herâtî, Silsile-i aliyye büyüklerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yetiştirdiği velîlerdendir. Afganistan'ın Herât şehrinde doğdu, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Şam'da vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ganîm-i Bağdâdî

Vehbi Tülek

Ganim-i Bağdâdi hazretleri Osmanlı Hanefi âlimlerinden olup mezhepte müctehid derecesindeydi. Bağdad'da doğdu ve tahsiline burada başladı. Daha sonra Antep'e giderek Şeyh Alaaddin'in sohbetlerinde kemale erdi. Bağ­dad'a dönerek Müstansıriyye Medresesi'ne mü­derris olarak tayin edildi. 1032 (1623)'de vefat etti. "Elfâzü'l-küfr ve'l-câkid" isimli eserinde buyuruyor ki:

Ölmek, Ruhun Bedenden Ayrılması Demektir

Vehbi Tülek

O, Kimseden Bir Şey Istemezdi

Vehbi Tülek

Fâtıma binti Müsennâ hazretleri hanım evliyânın büyüklerindendir. 7. Hicri asırda Endülüs'ün (İspanya) İşbiliyye (Sevilla) şehrinde yaşamıştır. Fâtıma binti Müsennâ hazretleri, Muhyiddin-i Arabi'yi çok severdi. Kendisine; "Ben senin manevi annenim. Nûr ise senin normal annendir" buyururdu. Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin annesinin ismi Nûr idi ve sık sık Fâtıma hazretlerini ziyâret ederdi.

Hazreti Ebû Bekr'i Üstün Kılan Beş Haslet

Vehbi Tülek

İyi Ameller Ile Yapılan Dualarla Kurtuluş

Vehbi Tülek

Pâdişâhın Rüyasına Giren Zât!

Vehbi Tülek

İman Ve Her Gün Beş Vakit Namaz

Vehbi Tülek

Müslümanlar Selamlaşır...

Vehbi Tülek

Zeyd Bin Hasen

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Cünnetü'l-esmâ

Cünnetü'l-esmâ

Mecmûatü'l-Ahzâb kitabında şöyle nakledilir: İmam Gazali hazretleri anlatıyor:
Kûfe ve Basra'da büyük bir tâûn hastalığı zuhur etti. Kûfe şehrinin ileri gelenlerinden Abdullah bin Hasan ve Ebul-Münzir, Hazret-i Ali'nin (radıyallahü anh) yanına geldiler. "Musallat olan hastalık yüzünden insanlar kırılıyor, cenazeleri defnetmekle meşgul olanlar kafi gelmiyor... Hatta vahşi hayvanlara yem olanlar var! Bize bir çare göster, himmet elini uzat. Ya Emirel-Müminin, şu sıkıntılı halimizde bize bir rehberlik yap" diye yalvardılar. Ali (radıyallahü anh) de onlara, birşeyler yazıp verdi. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Adam Olmazsan

Allah Haramdan Kaçani Korur

Hakikati Görmek

Değişen Sizin Kalbiniz

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Firkateyne Bininiz

Vehbi Tülek

Kadin Akli

Vehbi Tülek