Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.253
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
17 yaşında tahta çıkan Sultan Abdülmecid, Hariciye Vekilliğine tayin ettiği ve sonradan da Sadrazam yaptığı Mustafa Reşid Paşa'nın, Osmanlı Devletini âdeta batılılara satmasına son derece üzülüyordu. Hiçbir şey yapamamanın verdiği elem ile verem hastalığına yakalanıp 25 Haziran 1861 günü 39 yaşında vefat etti. Hayatının son dakikaların da baş ucunda Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Paşa, Serasker Rıza Paşa, Evkaf Nazırı Hasib Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa bulunuyor du. Abdülmecid Han son nefesini verdiğinde Sadrazam, Hasib Paşa'ya:-Sen burada bekle...diyerek Serasker Rıza Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa ile birlikte hemen Abdülmecid Han'ın küçük kardeşi olan Şehzade Abdülaziz'in yanına gittiler. Sadrazam:-Efendimiz, başınız sağ olsun. Biraderiniz vefat ettiler. Taht ve saltanat teşriflerinizi bekliyor...dedi.
Kızı Hundi Fatıma Sultan'ın Emirsultan ile nikâh haberi Edirne'ye ulaşınca, Yıldırım Bâyezid, Kapıkulu askerlerinden kırk askeri Süleymân Paşanın emrine vererek, Emir Sultan'ın ve Hundi Hâtun'un başlarını getirmesi için Bursa'ya gönderdi. Süleymân Paşa Bursa'ya gelince, Vâlide Sultandan onları istedi. Vâlide Sultan vermeyince, kırk asker, Vâlide Sultan'ın sarayına saldırdı. Vâlide Sultan, onların bu saldırısından korktu. Emir Sultan onun bu hâlini görünce, ona; "Bu dehşet ve korkunuz nedir? Allah aşkına söyleyin." dedi. Sonra Vâlide Sultan'a "Şu yayı alın ve oku gerin. Ben bakayım siz atın." dedi. Vâlide Sultan; "Ben ok atamam." deyince, Emir Sultan; "Siz oku takın, o kendiliğinden gider." dedi. Bunun üzerine Vâlide Sultan, pencereden askerlere karşı oku kirişe koyup, bıraktı. Yeşil ok, parlayarak gidip kırkına saplandı. Askerler derhâl kaçtılar. Vâlide Sultan; "Yâ Emir Sultan! Niye oku sen atmadın da bize attırdın?" diye sorunca, Emir Sultan; "Eğer oku biz atmış olsaydık, hem o askerlerin, hem de Osmanoğullarının nesilleri helâk olurdu. Onun için bu işi size yaptırdık." dedi
Ebü'l-Hasen Ali bin Yahyâ hazretleri evliyânın büyüklerinden olup, Seyyid Ahmed-i Rıfâi hazretlerinin babasıdır. 459 (m. 1067)'de Basra'da doğdu. 519 (m. 1125)'de Bağdad'da vefât etti. Hikmetli sözleri vardır. Buyurdu ki:
Ebu Hâmid Muhammed Remli hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 819 (m. 1416)'da Filistin'de Remle'de doğdu. 888 (m. 1483)'de Kâhire'de vefât etti. Bir dersinde, Sünnet-i seniyyeye uygun itikâdı şöyle anlattı:
Mesrûk bin el-Ecdâ Tâbiinden meşhûr fıkıh ve hadis âlimidir. Yemen'de doğdu. Hazret-i Ebû Bekir "radıyallahü anh" zamânında Medine-i münevvereye geldi. Daha sonra Kûfe'ye yerleşti. 683 (H.63)'te orada vefat etti. Eshab-ı kiramdan bazılarını ve bilhassa Hulefa-i Raşidini "radıyallahü anhüm" görüp hadis-i şerif öğrendi.
Sultan III. Mustafa zamanındaki evliyanın büyüklerinden olan Abdülehad Nuri Efendi, Süleymâniye Câmiinde vâz ettiği bir gün, kürsüye bir kâğıt kondu. Vâzdan sonra, bu şekilde konan kâğıtları okurlardı. Kâğıdı okuyunca; "Sizin gavs olduğunuz söyleniyor. Gavs olan, Allahü teâlânın izni ile istediğini yaparmış. Eğer gavs iseniz, beni bu mecliste öldürün bakalım." yazıyordu. Abdülehad Efendi bu yazıyı okuyunca; "Taassub insanı nelere götürürmüş. Sübhânallah, biz âciz ve fakir bir kuluz. Halk bizi gavs ve kutb bilir. Hak teâlâ onları tasdik eyleye. Kutb olanlar nefis ehli olanlar gibi, ben bunu yapamaz mıyım diye elinden geleni yapmaya kalkışmaz. Onlara sıkıntı ve cefâ verilse bile onlar affederler. Onun için yüksek mertebelere eriştiler. Fakat evliyâ, kınından çekilmiş bir kılıçtır. Bir kimse kendini kılıca vursa, kabahat kılıcın mıdır, yoksa kendini kılıca vuranın mı?" buyurduklarında, câminin içinde; "Aman, eyvah, eyvah." diye bir çığlık koptu. O kâğıdı yazan kişi o anda vefât etti.