Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.578
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Birinci Dünyâ Savaşı'nda İngilizler, İslâm dünyâsını parçalayıp yutmak için çok kesif bir câsusluk ve propaganda faâliyetlerine girişmişlerdi. Bu çalışmalar sonucunda Hint Müslümanlarının aşırı dostluk ve bağlılıklarına mukâbil Arap dünyâsında bâzı çözülmeler başlamıştı. Birçok Arap liderlerine Osmanlı Devletinin yıkılmasıyla kurulacak devletlerden taçlar vadedilerek ayrılık telkin edilmekteydi...
Moralı Osman Efendi; vakur, şerefli ve haysiyetli bir zâttı. Fakat devrinin affetmez pâdişah müşâviri Hâlet Efendi'ye boyun eğmez, kavuk sallamazdı bir türlü... Hâlet Efendi buna çok kızar; onu İstanbul'da değil, taşra hizmetlerinde süründürmek, küçük düşürmek isterdi. Osman Efendi ise ne yapılsa vakarını bozmaz, ses çıkarmaz, ne iş verilse yapardı.Birgün Hâlet Efendi, İzzet Molla ile otururken Osman Efendi'nin geldiğini söylediler. Hâlet Efendi hemen sofaya kadar koşarak Osman Efendi'yi karşıladı. Giderken de merdiven başına kadar inip uğurladı. İzzet Molla şaşkın bir tavırla:" Bu adama etmediğiniz fenâlık kalmadı, şimdi bu kadar iltifâtınıza sebep nedir? diye sorunca, Hâlet Efendi'nin cevabı enteresandır:" Evet, ona çok fenâlık ettim... Elinden memuriyetini aldım, nüfûzunu kırdım. Fakat üzerinde bir Osman Efendi'lik var ki, işte onu alamıyor ve kendisini gördükçe böyle hürmet etmek zorunda kalıyorum.
Vassaf-zâde Mehmed Es'ad Efendi, Osmanlı âlimlerinden ve seksenikinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. Şeyhülislâm Vassaf Abdullah Efendi'nin oğludur. 1119 (m. 1707) senesinde doğdu. 1192 (m. 1778) senesinde İstanbul'da vefât etti. Eyyûb Sultan civarında, babasının kabrinin yanına defnedildi.
İmam-ı Taki hazretleri "Oniki İmâm"ın dokuzuncusudur. İsmi Muhammed Cevâd bin Ali bin Mûsâ Kâzım bin Câfer-i Sâdık bin Muhammed Bâkır bin Zeynelâbidin bin Hüseyin bin Ali bin Ebi Tâlib'dir. "Taki" lakâbı ile meşhûrdur. 810 (H. 195) târihinde Medine'de doğdu. 835 (H.220) yılında Bağdât'ta vefât etti. Halife Me'mûn ona çok hürmet ederdi, kızı Ümmü Fadl'ı ona nikâh etti. Ali Naki ve Mûsâ isminde iki oğlu, Fâtıma ve Emmâme isminde iki de kızı vardı. Menkıbeleri ve kerâmetleri çoktur.
İbnü'l-Kayserâni hazretleri hadis hafızıdır. 448'de (m. 1056) Filistin'in sahil şehri Kaysâriye'de doğdu. İlim tahsili için Bağdat'a gitti. Burada hadis hafızı oldu ve çok talebe yetiştirdi. 507'de (m. 1113) Bağdat'ta vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Vaktiyle bir kasabada, kayınvalidesiyle birlikte yaşayan bir gelin vardı. İkisinin de kişiliği tamamen farklıydı. Sık sık kavga edip tartışırlardı. Evde huzur kalmamış, bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından, annesi ile karısı arasında kalan koca için de, ev cehennem haline gelmişti.Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan gelin, doğruca babasının eski bir arkadaşı olan yaşlı bir aktara gitti ve derdini anlattı. İlim ve marifet sahibi olan yaşlı aktar, ona bitkilerden yaptığı bir karışım hazırladı ve üç ay boyunca hergün azar azar, kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyledi. Zehir az az verilecek, böylece kaynanayı gelininin öldürdüğü belli olmayacaktı. Yaşlı aktar gelin hanıma, kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için, kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını söyledi.