Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.544.094
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Fatih Sultan Mehmed Han bir gün yiyecek maddelerinin kalitesini ve narh durumunu kontrol etmek gayesiyle kıyafet değiştirip çarşıya çıktı. Bir dükkana girip selam verdik ten sonra; "yarım batman yağ, yarım batman peynir ve yarım batman bal veresiz!" dedi. Dükkan sahibi yarım batman yağı tartıp parasını hesap ettikten sonra; "Ağam, sair isteklerinizi de karşı komşudan alasız. Zira onun malı hem daha yeğdir, hem de siftah etmedi" dedi. Padişah ikinci dükkana varıp oradan da yarım batman peynir alınca, bu dükkan sahibi de; "Allah'a şükürler olsun siftahımı ettim. Hem de çocuklarımın nafakasını çıkardım. Bundan sonrası kârdır. Diğer isteklerinizi de komşumdan alasız. O daha siftah etmedi" deyince Fatih Sultan Mehmed Han; bu milletteki ahlâki istikamet yok mu, ona dünyaları fethettirir. Milletin ahlâk-ı sâfiyetine halel getirenleri Allah kahretsin" dedi.
18. asırda yaşamış olan, A. De la Motraye'nin "Voyages en Europe, Asie et Afrique" ismindeki eserinde eski Türkün bu yüksek vasfı şöyle anlatılır:"Türklerin doğruluğunu, dürüstlüğünü teslim etmekte bir an bile tereddüd edemem. Birçok tanıdıklarımın ve bilhasas dâimi dalgınlığımdan dolayı herkesten fazla benim başıma gelmiş bir hâl vardır: Muhtelif dükkânlardan öteberi satın alırken para vermek için koynumdan çıkardığım kesemi veyâhut vakti anlamak için baktığım saatimi eşya yığınları arasında unuttuğum çok olmuştur. Bâzan da vereceğim paranın iki mislini bıraktıktan sonra dükkâncı nın mallarını ortadan kaldırıp yanlışlıkla fazla verdiğim parayı görmesine vakit kalmadan çekilip gittiğim olurdu. İşte bu dalgınlığıma rağmen Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek bir meteliğim kaybolmamıştır; çünkü o gibi vaziyetlerde dükkâncılar peşimden adam koşturmuş lar ve hattâ eğer daglınlığımın neticesini anladıktan sonra dükkâna dönmemişsem, unuttuğum şeyi iâde için ikâmetgâhımın bulunduğu Beyoğlu'na kadar adam gönderip birçok defalar beni aratmışlardır.
Ebü'l-Hasen İbni Ni'me hazretleri tefsir, kırâat, hadis ve fıkıh âlimlerindedir. 490 (m. 1097)'de Endülüs'ün (İspanya) Meriyye (Merida) şehrinde doğdu. İlim tahsili için Kurtuba'ya (Cordoba) gitti. Sonra Belensiye'ye (Valencia) yerleşti. 567 (m. 1172)'de orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Hüseyin Râgıb İsfehâni hazretleri Meşhûr tefsir ve nahiv âlimidir. İran'da İsfehan'da doğdu. 502 (m. 1108)'de vefât etti. Râgıb-i İsfehâni'nin yazdığı ez-Zeria ilâ mekârim-iş-şeria'dan bazı bölümler:
Muhammed Nesâvi hazretleri, Özbekistan'ın Nesâ kasabasındandır. Onuncu asırda yaşamıştır. Ebû Osman Hayri ve Cüneyd-i Bağdâdi'nin sohbetlerinde bulundu ve onlardan ders aldı. Mârifet ehlinin imâmı idi. Himmeti yüksek ve kerâmetleri açık bir âlim idi.
Şöyle anlatılır: "Bir gün aklına bir suâl geldi. Düşündü taşındı, buna bir türlü cevap bulamadı. Bu suâlin cevâbını hoca Ebû Osman Hayri'den başka kimse halledemez dedi. Bulunduğu yerden suâline cevap almak için Nişâbur'a gitti. Suâlinin cevâbını alıncaya kadar yolda hiçbir şey yemedi ve içmedi."
Ma'rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma'rûf'u bir kenarda oturmuş ekmek yerken gördü. Önünde de bir köpek vardı. Bir lokma kendi yiyor, bir lokma da köpeğin ağzına veriyordu.
Dayısı,
- Köpekle birlikte yemeğe utanmıyor musun dedi.