Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.448
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Bir Osmanlı Yeniçeri'si 1683'deki Viyana Kuşatması'nın hemen ardından bir yeniçeri İtalya'ya geçip yerleşir. İl Turco olarak çağrılan Yeniçeri'mizin yerleştiği köyün adı Moena. Şimdi, kendilerini bu Türk'ün torunları olarak bilen köy halkı, o zamanlar Ausburg Dükalığı'na bağlıymış. Târih boyunca birçok kültürün izlerini taşıyor.Avusturya'nın sınır kapısına 165, Roma'ya da 700 kilometre uzaklıktaki Alp'ler üzerindeki Teronda bölgesinde bulunan bu köy, bu şirin dağ kasabası şimdi Moena sporları için modern bir turizm yeri. Bütün geliri turizmden. Yerli turstlerin dışında Avusturya ve Almany'dan gelenler çoğunlukta. Gerçek nüfusu 2600, ancak nüfus kışın 55 bin yazın da 30 bin'e ulaşıyor.
Kanuni Sultan Süleyman Han, Mohaç savaşına başlamadan bir gün evvel, 28 Ağustos 1526 Pazartesi günü, Veziriazam İbrahim Paşa'yı yanına çağırarak:-Serhad beylerini buraya çağırın, onlarla müşavere edeceğiz, dedi.İbrahim Paşa huzurdan çıkar çıkmaz kumandanlara ve beylere haber gönderip padişa hın yanına çağırdı. Huzura ilk gelen Bosna Beylerbeyi Gazi Hüsrev Bey oldu. İbrahim Paşa, padişahın huzurunda Hüsrev Beye:-Serhad beylerisiniz. Saadetlû Padişahımız sizlerle müşavere ister. İşte Mohaç meydanı ve düşmandan eser yok. Tedbir nedir?Tecrübeli bir akınce beyi ve tok sözlü bir yiğit olan Hüsrev Bey padişaha dönerek:-Saadetlû Hünkârım, biz Serhadlerde müşavereyi, Serhaddin umur görmüş ihtiyarlarıyla yaparız. Kendi re'yimizle tek başımıza iş yapmayız. Ferma olunursa gidip kendi aramızda müşavere ettikten sonra gelip vaziyeti size arzedelim.
Bağdâdîzâde Hasan Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. Bursa’da doğdu. Orada zamanının âlimlerinden ilim tahsil etti ve icâzet alıp, Dimetoka, İnegöl, İznik, Edirne ve İstanbul’da müderris olarak vazîfe yaptı. Sonra Manisa müftîliğine, daha sonra da Nakib-ül-Eşrâf makamına tayin edildi. Emekli olunca Bursa’ya yerleşip, 986 (m. 1578) senesinde orada vefât etti.
Hâce Evliyâ-i Kebir hazretleri, Buhârâlıdır. Hicri yedinci asrın ortalarında vefât etmiş olup, kabri Buhârâ yakınlarında Hakriz Hisârı'nda Ayyâr burcu yakınındadır...
Akşehirlizâde Osman Efendi Kayseri evliyâsındandır. 1734 (H.1147) yılında Konya'nın Akşehir kazâsında doğdu. İlk tahsilini Akşehir'de tamamladıktan sonra Konya ve Kayseri'de çeşitli âlimlerden dersler aldı. 1755'te İstanbul'a giderek Ruûs-ı Hümâyûn imtihânına girdi, ehliyetini ispat ederek doğum yeri olan Akşehir'e geri döndü. Konya'nın Hadim kasabasına giderek Hâdimi Efendinin ders ve sohbetleriyle ilimde kemâl derecesine kavuştu. Hocasından icâzet aldıktan sonra yine onun işâreti üzerine Kayseri'ye yerleşen Osman Efendi orada evlendi. Yüzlerce talebe yetiştirdi. 1811 (H.1226) yılında Kayseri'de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta yakın köylerde bir gezintiye çıkmıştı Payitahttan ayrılıp bir kaç saatlik bir yol katettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kenarında oturdular. Bahçede çalışan bir ihtiyar onları fark edince hemen bahçeye davet etti ve hemen gidip bahçe içindeki kulübeden kalaylı, tertemiz bir tas getirdi. En yakındaki ağaçtan iki nar kopardı ve sıktı. Padişah nar şerbetini içti ve çok beğendi. Bütün vücuduna bir zindelik ve ferahlık yayılmıştı. İhtiyar çiftçi padişahın beraberindeki herkese sırayla nar şerbeti ikram etti.