Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.738.121

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

En Güzel Süs; Sükût, Doğruluk Ve Vakârdır

Zileli Abdurrahmân Efendi Anadolu velîlerindendir. Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu. İlk tahsilinden sonra Kastamonu'ya gelerek Şeyh Şâbân-ı Velî tekkesinde Mustafa Çelebi Efendiden dersler aldı. Evliyâlık yolunda ilerledi. Şeyh Mustafa Çelebinin vefâtı üzerine Şâbân-ı Velî tekkesinde irşâd makâmına oturdu. Çok talebe yetiştirdi. 1673 (H.1083) senesinde Kastamonu'da vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Sirplara Osmanli Hoşgörüsü

Osmanlılar devletlerini kurarken, din hürriyeti ilkesini temel olarak benimsemiş bir millettir. Avrupada Engizisyon işkenceleri altında inlerken, tüm dinler, Osmanlı idaresinde barış ve huzur içinde yaşamışlardır. İşte sizlere çarpıcı bir örnek:Fatih Sultan Mehmet Rumelideki seferlerine devam ediyordu. Sırbistan sınırların adoğru geldiği sırada Sırp prensi Brandoviç'ten bir mektup aldı. Bu sırada Sırplar, Katolik Macarlarla Osmanlılar arasında kalmışlardı. Sırp prensi Brankoviç, bu iki güçten birine birine tabi olarak kendi hükümdarkığını sürdürmek istiyordu. Ama hangisini seçecekti? Bunu tayin edebilmek için, önce Macar kralı Hünyad'a bir heyet yollayarak sordumuştu:

Vehbi Tülek

Kur’an-i Ker0me Hürmet

Vehbi Tülek

Ben Yerimden Bir Adim Bile Kipirdamam

Vehbi Tülek

Benim Peygamberim Beni Kurtarir

Vehbi Tülek

Oruç Reis esir edilmişti. Bir süre zindanda kaldıktan sonra çıkartılarak bir gemide küreğe çakıldı. Papazlar ve Şövalyeler, İtalyanca, Rumca ve İspanyolca bilen ve sözü sohbeti yerinde plan Oruç Reis ile konuşmak tan zevk alırlardı. Şövalyeler ona karşı hürmet duyuyorlardı. Sohbet sırasında ona:

"Ey Osmanlı! Sen güzel sözlü bir kişisin. Bizim lisanımızı da fevkalade konuşuyorsun. Müslümanlıkta ne buldun? Gel bizim dinimize geç! Adı sanı belli bir adam olursun. Büyük bir şövalye kaptan yaparız seni" dediler. Oruç Reis:"Kâfirlerin iyiliği bu mudur? Dinimden dönüp hükümdar olmaktansa müslüman esir kalmayı tercih ederim. Şu duvarlardaki resimleri elinizle dizersiniz ve onlara taparsınız. Şimdi onları ateşe atsalar veya çölde bir kuyuya bıraksalar, veyahut balta ile pare pare eyleseler, kendilerini kurtarıp halas etmeye kadir değildirler." Dedi. Şövalyeler:"Görelim senin Peygamberin neyler, işte halin malum" dediler.

Mücevherli Minare

Vehbi Tülek

Ev Sahibinin İşine Karişilmaz

Vehbi Tülek

Cephede Bir Bayram Namazi

Vehbi Tülek

63 - Sultan Vi. Murad Ve Polonya Elçisi

Vehbi Tülek

Mohaç Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Aşçi Yahya Baba Ve Sultan Ii. Bayezid

Vehbi Tülek

Yüz Sopa

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kıyâmeti Inkâra Kalkışan, İslâm'dan Ayrılmış Olur!

Muhammed Halebî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 874 (m. 1470)’de Haleb’de doğdu. 956 (m. 1549)’da vefât etti. Bir dersinde, bir insanın “Ehl-i sünnet vel cemâat"ten olabilmesi için, temel esaslardan bazılarını anlattı ki, şunlardır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hamza Efendi

Vehbi Tülek

Hamza Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Malatya'nın Darende kazasında doğmuş ve 1694 (h.1105) senesinde orada vefat etmiştir. Çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Alışveriş bilgilerini anlatan (Bey' ve şirâ risâlesi) çok istifadelidir. Bu kitapta buyuruyor ki:

Bidat Sahiplerini Üstün Tutma

Vehbi Tülek

Şâfiî Fıkıh âlimi Yûsuf Bin Yahyâ

Vehbi Tülek

Yûsuf bin Yahyâ, Şâfii mezhebinin en büyük âlimlerinden ve İmâm-ı Şâfii'nin en kıymetli arkadaşlarındandır. İsmi Yûsuf bin Yahyâ el-Mısri olup, lakâbı Ebû Ya'kûb el-Buveyti'dir. 231 (m. 845)'de Bağdâd'da Receb ayında şehid edildi...

En­dü­lüs­lü â­lim İbn­-i Reyûlî

Vehbi Tülek

Ahmed Bin Ömer

Vehbi Tülek

Çerkez Halil Efendi

Vehbi Tülek

kıraat İmâmı Esved Bin Yezîd

Vehbi Tülek

Tufeyl Bin Amr (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Sabah Dûlâbî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Ölüyü Diriltemem

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Keramete İnanmayan Âlim

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek