Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.546.414
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Memlûk seferi sırasında acil ihtiyaç sebebiyle bir bezirgandan 60.000 altın borç alınmıştı. Seferden sonra, alınan ganimetlerden bu borçların ödenmesine başlandı. Ordu defterdarı borcunu ödemek üzere bu bezirganı çağırdı. Ona vatanseverliğinden dolayı teşekkür ettikten sonra, ayrıca bir isteği olup olmadığını sordu. Adam şöyle dedi.-Devletin sayesinde mal ve param haddinden fazladır. Bu ölümlü dünyada, oğlumdan başka kimsem de yoktur. Verdiğim 60.000 altını istemem. Bunun yerine oğluma günde iki akça ile cebecilik verilsin. (Cebecilik, Osmanlı ordusunda Ordu donatım sınıfıdır.) defterdar, bezirganın isteğini padişaha iletince, Yavuz Sultan Selim büyük bir öfke ile bağırdı:-Bana böyle kanuna uymaz teklif getirdiğin için, seni ve teklif sahibini katlederdim. Fakat bütün dünya, "Mekke ve Medine fatihi olan Sultan Selim, bir bezirganın malına tama ettiği için, bezirganı ve defterdarını öldürttü" derler. Tez, bezirganın parasını verin ve bir daha bana kanuna uymaz işler getirmeyin.
Cem Sultan Papanın elinde esir iken, bir sohbet sırasında Papa ona, kendi dininden ayrı bir memlekete niçin geldiğini sorunca teessüre kapılan Cem; "Maksadım başka bir memlekete iltica etmek değildi. Rumeli'ye geçebilmek için Rodoslulardan yol istedim. Muvafakatlarını alarak Rodos'a geldim. Fakat onlar söz ve yeminlerine sadakat göstermeyip beni yolumdan alıkoydular ve bana yedi yıldır hapis hayatı yaşattılar. Böylece layık oldukları nâmertliklerini gösterdiler. Şimdi ise sizin huzurunuzdayız. Artık Mısır'a gidip ailemle beraber olmaktan başka bir arzum yoktur." dedi.
Ümeyye bin Ebi Salt, bir gün Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" huzûruna geldi. Göklerin ve yerlerin nasıl yaratıldığını, Peygamberlerin "aleyhimüsselâm" hâllerini bildiren ve Muhammed aleyhisselâmın methiyle biten bir kaside söyledi. Resûlullah ona Tâhâ sûresini okudu. Ümeyye dinleyince, "bu insan sözü değildir" dedi. Fekat, "benim kardeşlerim vardır, onlar ile meşveret yapmadan bir iş yapmam" dedi. Resûlullah efendimiz "sana yazık olur, imân et Müslümân ol, doğru yola gir" buyurdu. "Çok çabuk gelirim" diyerek devesine bindi ve süratle Şâm'a gitti...
Kemâlüddin İbnü'z-Zemlikani hazretleri Şafii fıkıh âlimidir. 667 (m. 1268)'de Şam'da doğdu. Burada devrinin büyük âlimlerinde Şafii fıkhı tahsil etti. Çeşitli medreselerde müderrislikten sonra Halep Kâdılkudâtlığına tayin edildi. Daha sonra Kahire'ye gitmek için yola çıktı.727 (m. 1327)'te yolda, Bilbis'te vefat etti. Buyurdu ki:
Ebü'l-Kâsım Lâlkâi hazretleri kelâm, hadis ve şafii mezhebi fıkıh âlimidir. Hadis ilminde hâfız olup, yüz bin hadis-i şerifi ezbere bilirdi. 418 (m. 1027'de Afganistan'da Dinever'de vefât etti. Lalkâi'nin, Ricâl-üs-Sahihayn isimli eserinde, Peygamber efendimizden (sallallahü aleyhi ve sellem) sonraki olayları ve Eshâb-ı kirâmın buyurduklarından yaptığı rivâyetlerden bazıları:
Vehb b. Münebbih'ten rivayet edilmiştir, diyor ki:
- "İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi. Yakınında bir elbise tamir ve temizleyicisi vardı. Belinde para kemeri bulunan bir atlı gelip, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar. Elbisesini giyer, fakat para kemerini orda unutup gider.