Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.544.882
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Oruç Reis esir edilmişti. Bir süre zindanda kaldıktan sonra çıkartılarak bir gemide küreğe çakıldı. Papazlar ve Şövalyeler, İtalyanca, Rumca ve İspanyolca bilen ve sözü sohbeti yerinde plan Oruç Reis ile konuşmak tan zevk alırlardı. Şövalyeler ona karşı hürmet duyuyorlardı. Sohbet sırasında ona:
"Ey Osmanlı! Sen güzel sözlü bir kişisin. Bizim lisanımızı da fevkalade konuşuyorsun. Müslümanlıkta ne buldun? Gel bizim dinimize geç! Adı sanı belli bir adam olursun. Büyük bir şövalye kaptan yaparız seni" dediler. Oruç Reis:"Kâfirlerin iyiliği bu mudur? Dinimden dönüp hükümdar olmaktansa müslüman esir kalmayı tercih ederim. Şu duvarlardaki resimleri elinizle dizersiniz ve onlara taparsınız. Şimdi onları ateşe atsalar veya çölde bir kuyuya bıraksalar, veyahut balta ile pare pare eyleseler, kendilerini kurtarıp halas etmeye kadir değildirler." Dedi. Şövalyeler:"Görelim senin Peygamberin neyler, işte halin malum" dediler.Fetih öncesi Bizans'ın iç durumu hiç iyi değildi. Devlet halkını soyuyor ve çeşitli zulümlerle inletiyordu. Avrupa ve Papalığın yardımını sağlamak için halkını, din değiştirip Katolik olmaya zorluyordu. Vergiler ödenemez büyüklükte idi. Halkın ayaklanmasını önlemek için papazlara, hurafeli inançları körükleme emrini verdiler. Bir yıldız kayması, baykuş ötüşü veya sis basması, felaket habercisi olarak anlatılıyordu. Meryem ana tablosunu bir yerden bir yere taşıyan birisinin ayağı kayıp düşse, halk günlerce yas tutuyordu. Halkı putperest yapmışlardı. Devlet din adamlarını köle gibi kullanıyordu.Halbuki, Fâtih Sultan Mehmet, İstanbul'u alınca hemen halka sordu: "Sizin din ulularınız nerededir?" İleri gelenler, din değiştirmeyi kabul etmediği için Gennadiosun hapsedildiğini söylediler. Derhal zindandan Gennadios çıkarıldı. Fâtih huzura kabul etti. Hâl hatırını sordu. Kendi has ahırından kıymetli bir at getirtip hediye etti. Onuruna mükellef bir ziyâfet verdi. Gönlünü aldı. Çok süslü bir asayı merasimle ve eğilmeden, etek öptürmeden eline verip, "Patrik olunuz! Her hususta sizden önce gelenlerin hukukuna sahipsiniz. Kavminiz her türlü din işlerinde serbesttir. Varın mesut olun!" diyerek bizzat atına kadar refâkat edip öyle göndermiştir.
Ebû Bekr es-Sekkâf, on dördüncü yüzyılın sonlarında ve on beşinci yüzyılın başlarında Yemen'in Hadramût bölgesinde yaşamış büyük velilerdendir. İsmi Ebû Bekr bin Abdurrahmân'dır. "Es-Sekkâf" lakabıyla meşhûr oldu. Terim'de doğdu. 1427 (H.831) senesinde aynı yerde vefât etti
Mecdüddin Îsâ, Anadolu'da yetişen evliyânın meşhurlarındandır. Saruhan Beyin Akhisar'ı fethinden sonra oraya yerleşen Taşgunoğulları namıyla bilinen bir Türk âliesine mensuptur.
Bu mübarek zat, 1447 (H.851) senesinde Akhisar'da doğdu. 1530 (H.937) de vefât etti. Türbesi Akhisar'da kendi ismiyle anılan "Şeyh Îsâ Camii" bahçesindedir. Türbesinin bulunduğu mahalleye "Şeyh Îsâ Mahallesi" adı verilmiştir...
Mirzâ Mustafa Efendi, ellidördüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. 1040 (m. 1630) senesinde İstanbul'da doğdu. 1130 (m. 1718) senesinde İstanbul'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Şam'ın fethinde, Müslümanların, tarihin şeref levhasına geçmesine sebep bir olay olmuştu. İslâmiyeti kendilerine ezeli düşman gören Batı için, ibretlik vesikalardan biri olan bu olay, şöyle meydana geldi:
Şam'ın fethinde, Hâlid bin Velid hazretleri, şehrin bir tarafından girdi. Kendisine karşı koyulduğu için, kılıç kullanarak şehirde ilerliyordu. Hedefi, o zaman için şehrin en büyük kilisesi olan şimdiki Câmi-i Emevi idi.