Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.711
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
I. Dünya savaşının başladığı günlerdi!... Dahiliye Nazırı Talat Paşa ile Harbiye Nazırı Enver Paşa ne düşündülerse, sâbık Padişah II. Abdülhamid Hanın, harp hakkındaki bilgi ve tecrübelerine başvurmayı uygun buldular. Bu maksatla İshak Paşayı Beylerbeyi Sarayına gönderdiler. 33 sene gibi uzun bir müddet Avrupa siyasetine hakim olmuş Sultan II. Abdül hamid Han cevabında:"Bu vaziyette artık benim verebileceğim bir fikir, tavsiye edebileceğim bir tedbir kalmamıştır. Zira bu zavallı devlet, harb-i umumiye sürüklendiği gün münkariz olmuştur. Sizi bana gönderenler, harbe girmeden önce göndermeliydiler. Dünyanın karalarına ve denizlerine hakim olan devletlere karşı Almanya ve Avusturya ile birleşip ateşe atılmak, tarihin ender kaydettiği hatalardandır." Dedi.
15 Mayıs 1919'da, sinsice İzmir'e çıkan Yunanlılar, bir Haçlı ordusu gibi hareket ediyordu. Çıkarma birlikleri hazırlanırken, askeri yargı teşkilatı da yeni tayinlerle güçlendiril mişti. Yaşı çok genç olmasına rağmen, babası 1897 Türk-Yunan savaşındaölen ve Türklere kini olan Dimitri Ambleas, bu harekatta askeri yargının başına getirilmişti. Öyle ki ölüm cezaları verebilecek, bu cezayı veren mahkemelerin onay mercii olacaktı. Yani Kralın yetkisi ile gelmişti. Bundan maksat, kendi askerlerinin disiplini değildi. Türklerden en ufak bir direnme gösterenleri hemen hukuk yolu ile saf dışı etmekti. Mahkeme derhal göreve başlamıştı. Albay Dimitri, askerlere karşı gelen yaşlıları, ufak bir sorgudan sonra, CASUSLUK suçundan idama mahkum edip; anında infaz ediyordu.
Gül Baba Anadolu'da yetişen meşhûr velilerdendir. Misâli Baba ve Gül Baba lakaplarıyla tanınmıştır. On yedinci asırda yaşamıştır. Osmanlı Sultanlarından Dördüncü Murâd Hanla görüşmüştür. Bağdât seferi sırasında ziyâretine gelen Sultana kış mevsiminde koynundan, açılmış tâze bir gül çıkarıp vermesi sebebiyle, Gül Baba lakabı ile anılmıştır. Kabri, Niğde'nin dokuz kilometre kuzeyinde bulunan Güllüce köyündedir. Bu köy, ismini onun isminden almıştır. Vefâtından sonra da çok kerâmeti görülmüştür. Kabrini ziyâret edip onu vesile ederek duâ edenler bereketlerine kavuşmuştur.
Abdülaziz Hamevi hazretleri hadis ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 586 (m. 1190)'da Şam'da doğdu. 662 (m. 1264)'de Hama'da vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bâzıları:
Ebü'l-Vefâ hazretleri, İstanbul'daki meşhûr velilerdendir. Konya'da doğdu. Bursa'da evliyânın büyüklerinden Abdüllatif-i Kudsi hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. Hem din, hem de fen ilimlerinde mütehassıs olarak yetişti. Tasavvuf ilminde ve hâllerinde de yetişip yükseldi. Bir defâsında, Fâtih Sultan Mehmed Han kapısına kadar geldiği hâlde onunla görüşmemiştir. Padişah da üzülerek, geri dönüp gitmiştir. Sultan İkinci Bâyezid-i Veli, Ebü'l-Vefâ hazretlerini çok severdi. 1490 (H.896) târihinde İstanbul'da vefât etti. İsmi verilen Vefâ semtinde kendi adıyla anılan câminin sol tarafına defnedildi.
Ebü'l-Vefâ hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: