Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.597
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Sultan III. Mehmed Han zamanında, halvetiye yolunun büyüklerinden olan Abdülehad Efendinin halifelerinden birisi şöyle anlatır:Pâdişâh beni Dâvûdpaşa Câmiinde vâz etmem için dâvet etmişlerdi. Câmiye girdiğimde bende biraz pişmanlık hâli meydana geldi. Kürsiye çıktığımda, hatırıma hiçbir kelime gelmedi. Yakın olduğu hâlde önümdeki yazıyı okuyacak hâlim kalmamıştı. Bu durumdan kurtulmak için Abdülehad Efendinin rûhâniyetine teveccüh etmek hatırıma geldi. Abdülehad Efendinin rûhâniyetine kalpten teveccüh ettiğimde o anda görünüp, sanki bana; "Nedir bu perişanlık, yapacağın vâaz, uzun zamandan beri yaptığın vâazlar değil midir?" buyuruyordu. O sırada bende, tam bir rahatlık ve zindelik meydana geldi. Öyle bir vâz ettim ki, beni tanıyanlar; "Hayâtımızda böyle bir vâaz dinlemedik." dediler.
Kanuni Sultan Süleyman, Macaristan Kralına Yanoş Zapolya'nın tayin edildiğini bütün Avrupa'ya bildirmişti. Fakat Avusturya kralı Ferdinand bunu tanımıyor, kendisinin aynı zamanda Macaristanın da kralı olduğunu iddia ediyordu. Zapolya'nın ölümünde onbeş gün önce bir oğlu olmuştu. Ferdinand bunun gayrimeşru olduğunu, kendi çocuğu olmadığını ileri sürerek yeniden Macarisan tahtı üzerindeki hak iddia etmeye başladı. Kanuni, bu durumun ne derece doğru olduğunu araştırmak için Macaristan'a bir çavuşun gönderilmesini emretti. Çavuş, Budin'e gelince, Zapolya'nın karısı İzabella kucağında çocuğu ile onun yanına geldi ve:-İşte Zapolya'nın ve benim oğlumu Padişah'ın himayesine bırakıyorum...dedi.Bu sözler üzerine Çavuş:-Çocuğunuz şu andan itibaren Macaristan kralıdır ve Osmanlı himayesi altındadır. Bunun için Padişahımız Sultan Süleyman Han adına yemin ediyorum...dedikten sonra İstanbul' a döndü ve padişaha hadiseyi arzetti.
Hindistan'da yaşayan evliyânın büyüklerindendir. Mahdûm-ül-Mülk Bihâri diye tanınır. Lakabı, Şerefüddin olup, nesebi, Peygamber efendimizin amcalarından Zübeyr bin Abdülmuttalib'e dayanır.
Dedesi, evliyâdan bir kimse olup, Halil kasabasından, Bihar'daki Münir kasabasına göç etti. Anne tarafından dedesi, Sühreverdiyye yolunun rehberlerinden idi. Bu dedesi, Kaşgarlı olup, sonradan Patna'ya bağlı Jathli köyüne geldi. Hazret-i Hüseyin'in soyundan olduğu için seyyid idi.
Nûri bin Hüseyin Efendi, İstanbul'da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Lakabı "Şemseddin"dir. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâninin onbeşinci bâtından torunudur. 1801 (H.1216) senesinde İstanbul'da doğdu. 1866 (H.1282) senesinde İstanbul'da vefât etti. Kıymetli nasihatleri vardır. Buyurdu ki:
Ali es-Sükâkînî hazretleri hadîs âlimlerindendir. Şam’da doğdu. Orada birçok âlimden ilim öğrendi ve hadîs-i şerif dinledi. Hisbe Teşkilâtı başkanlığına tayin oldu. Bu vazifesini başarıyla yürüttü. Daha sonra bu vazifeden ayrıldı ve Kahire'ye gitti. El-Hâtuniyye, el-Cevâniyye medreselerinde ders verdi. Kadıaskerlik makamına tayin edildi. 758 (m. 1357) senesinde Mısır'da vefât etti. Güzel huylu olmanın faziletleri hakkında naklettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Ebû'l-Haseni'l-Harkâni hazretleri şöyle anlatır:
İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibâdet ederdi. Bir akşam, Allah Teâlâ'ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine:
- Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi.