Habbâb bin Eret (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 11 Ocak 2006

Eshab-ı kiramdan olan Habbâb radıyallahü anh, koruyucusuz olmasına rağmen, Müslüman olduğunu açıklamaktan çekinmemişti. Kureyşli müşrikler onun İslâma girdiğini duyunca, ona işkence ve eziyet etmeye başladılar. Çıplak vücuduna demir gömlek giydirip, en sıcak günde, Ramdâ’da, vücudunun yağı eritilircesine, güneş altında tutulduğu da olurdu. Güneşten kızgın hâle gelmiş, ya da ateşle kızdırılmış olan taşa, çıplak sırtı bastırıldığı hâlde, söyletmek istedikleri küfrü gerektiren sözleri, ona söyletemezlerdi! O büyük bir îmânla;
-Allah birdir, Muhammed aleyhisselâm O’nun Peygamberidir, diye haykırırdı.

Devamını oku...

Sa'îd bin Cübeyr (rahmetullahi aleyh)

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 10 Ocak 2006

Devrin valisi Haccâc bin Yusuf, yakın adamlarından birini on kişi ile birlikte Sa’îd bin Cübeyr’i çağırmaya gönderdi. Onu getirmeye giderlerken, bir râhibin kilisesine vardılar. O râhibden Sa’îd bin Cübeyr’i sordular. Râhib onlara yol gösterdi. Gidip, Sa’îd bin Cübeyr’i “radıyallahü anh” secdede buldular. Selâm verdiler. Başını secdeden kaldırdı ve nemâzını bitirip, selâmlarını aldı. “Haccâc seni çağırıyor”, dediler. Allahü teâlâya hamd ve senâda bulundu, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” tehıyyât okudu. Sonra onlarla birlikte Haccâc’ın yanına gitmek üzere yola çıktı...

Devamını oku...

Ubeyd bin Hâris (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 09 Ocak 2006

İslam ordusuyla müşrik ordusu Bedir’de karşı karşıya geldi... İlk karşılaştıklarında; mü’minler, müşrikleri az, müşrikler de mü’minleri az ve zayıf görerek her iki taraf da çarpışmağa isteklenmiş ve heveslenmişti...
Resûl-i ekrem efendimiz, meydana çıkıp Müslümanların saflarını düzeltti. Bâzıları saftan ileri çıkmışlardı. Sanki, düşman üzerine ilk önce biz gideceğiz diyorlardı...

Devamını oku...

Bilâl-i Habeşî (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 08 Ocak 2006

Peygamber efendimizin vefâtından sonra Bilâl-i Habeşî ayrılık acısına tahammül edemez olmuş ve artık bir daha ezan okumamıştır. Resûlullah’a olan muhabbetiyle her gün yanıp tutuşuyor, gözyaşı döküyordu. Sonra da Medine’de kalmaya tahammül edemediği için Şam’a gitmeye karar verdi. Hz. Ebû Bekir kalmasını arzu edince, “Yâ Ebâ Bekir sen beni âzad etmemişmiydin? Eğer kendin için âzad etmişsen kalayım, Allah için âzad etmişsen müsâade et gideyim” dedi. Hz. Ebû Bekir “İstediğin yere gidebilirsin” diyerek müsâade etti. Böylece Şam’a gidip orada yerleşti...

Devamını oku...

Abdullah bin Mes'ud (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 07 Ocak 2006

Abdullah bin Mes’ud, Peygamber efendimizin müşaviri olup, her zaman Peygamberimizin huzuruna hatta evine girmeye izin verilmiş, eshâbın seçilmişlerinden, Cennetle müjdelenmişlerden idi. Hep Resûlullahın yanında bulunarak Kur’ân-ı kerîmi iyi öğrendiği gibi pek çok da hadîs-i şerîf dinlemiş, ezberlemiş ve nakletmiştir.

Devamını oku...

Ebû Talha el-Ensarî (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 06 Ocak 2006

Resûlullahın âhirete irtihalinden sonra, Eshab-ı kirâmın her biri, onun ayrılık acısına dayanamayarak başka şehirlere hicret etmişlerdi. Hz. Ebû Talha da, ayrılık acısıyla Şam’a gitti. Burada uzun müddet kaldı. Medine’ye dönüp, Resûlullah’ın kabr-i şerîfini ziyaret etmek arzusu her geçen gün fazlalaşmasına rağmen, ancak Hz. Ömer’in şehid edilmesine yakın bir zamanda gelebilmişti...

Devamını oku...

Abdullah bin Selâm (Radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 05 Ocak 2006

Abdullah bin Selâm hazretleri, Eshâb-ı kirâmdan olup, Ensârın büyüklerindendir. Medîne’deki Yahûdî Benî Kaynuka kabîlesinden idi. Soyu Hz. Yûsüf’e dayanıyordu. Asıl ismi Husayn idi. Müslüman olunca Resûlullah efendimiz ona Abdullah ismini verdi...
Abdullah bin Selâm’ın îmân ettiğine ve fazîletine Kur’ân-ı kerîmin bir âyet-i kerîmesinin şehâdet ettiğini müfessîrler ifâde etmektedirler.

Devamını oku...

İmran bin Husayn (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 04 Ocak 2006

İmran bin Husayn hazretleri, Eshab-ı kiramdandır. Huzaa kabilesinden olup, Hayber Gazasında, kız ve erkek kardeşi ile birlikte Müslüman olmuştur. Babasından evvel iman etmiştir. Babası Husayn, Peygamber Efendimizin yanına gelince, uygunsuz davranacağını sandığı için ayağa kalkmadı. Peygamber Efendimizin dâvetini kabul edip şehadet kelimesini getirmesi üzerine, yerinden kalkıp babasının elini ayağını öptü. Sırf Allah rızasını gözeterek yapılan bu hareket karşısında Peygamber Efendimizin ağladığı da nakledilmektedir...

Devamını oku...

Ebû Hureyre (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 03 Ocak 2006

Ebû Hureyre hazretlerinin asıl adı Abdürrahmândır. Hicretin 7. senesinde Hayber’de Müslüman oldu. Gençliğinde fakîrlik ve sıkıntı içinde yaşamıştır. Yemen’deki Devs kabîlesinin ileri gelenlerinden ve meşhûr şâir olan Tufeyl bin Amr vâsıtasıyla iman ettiğinde 30 yaşını geçmişti...
Ebû Hureyre hazretleri, Eshâb-ı kirâm arasında en çok hadîs-i şerîf bilen ve rivâyet edenlerdendir. İsmi Abdurrahman bin Sahr’dır. Künyesi Ebû Hureyre’dir. Bu künyenin verilişini kendisi şöyle anlatır:

Devamını oku...

Âsım bin Sâbit (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 02 Ocak 2006

Müşriklerden bir heyet Medîne’ye giderek Resûlullahın huzuruna çıkıp şöyle bir ricada bulundular: -Yâ Resûlallah! Bizim kabîlelerimiz, İslâmiyeti kabûl ettiler. Yalnız Kur’ân-ı kerîm öğretmenine ihtiyâcımız var. Lütfen bize; İslâmiyeti, Kur’ân-ı kerîmi öğretecek kimseler yollar mısınız?
Sevgili Peygamberimiz kendilerine, 10 kişilik bir öğretmenler heyeti yolladılar. Başlarında, Âsım bin Sâbit hazretleri bulunuyordu. Bu öğretmenler kâfilesi, geceleri yürüyerek, gündüzleri gizlenerek Hüzeyl kabîlesi topraklarında, Reci suyu başında, seher vakti konakladılar... Çok geçmeden kâfilenin etrâfı sarıldı. 200’den fazla silâhlı eşkıyâ oradaydı. Âsım bin Sâbit ellerini açarak şöyle duâ etti:

Devamını oku...