Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.537
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan II. Murad an, 12 Rebiulevvel 996 (10 Şubat 1588) günü bir tezkire çıkartarak:"Bu gece Server-i Kâinat, Mefhar-i Mevcûdât hazretlerinin dünyaya teşrif ettikleri gecedir. Ta'zim ü ihtiram etmek gerektir." Diyerek minarelerde kandiler yakılmasını emretti. Bu vesile ile camilerde ve mescidlerde mevlidler okundu, şenlikler yapıldı. Bu tarihten sonra her mevlid kandilinde aynı şenlikler, bütün Osmanlı Padişahları tarafın dan yapılmaya devam edildi. Önceleri Ayasofya'da yapılan merasimler, daha sonraları Sultan ahmed camiinde yapılmaya başlandı. Halkın büyük rağbetine mazhar olan mevlid kutlamaları zamanla bayram şekline büründü. Bazı camilerde bu gecelerde minareler arasında mahyalar kurulurdu.
İstanbul kuşatılmış, fakat bir türlü alınamıyordu. Fatih, hocası Akşemseddin'e, dua etmesi için ricada bulunuyordu. Bir gece Akşemseddin hazretleri çadırına kapandı, sabaha kadar dua etti ve sabahleyin de padişaha, Edirnekapı tarafından büyük bir hücum başlatılma sını tavsiye etti. Hemen hücuma geçen asker, öğleye kadar surlara çıkmayı başardı ve öğle den sonra İstanbul fetholundu. Bu hadiseden sonra Akşemseddin hazretlerinin büyüklüğünü daha iyi anlayan Fatih, hemen onun yanına geldi ve kendisini de dervişliğe kabul etmesini istedi. Fakat Akşemseddin hazretleri bunu reddetti. Fatih bunun sebebini sorunca:"Dervişlikte bir hal vardır ki, onun tadını tadan, dünya işlerinden ve saltanattan el çeker. Halbuki sizin böyle yapmanız, memleketin perişan olmasına sebep olur. O zaman siz de, ben de günaha girmiş oluruz. Padişaha lazım olan şey, güzel ahlak ve adaletperver olmaktır." Cevabını verdi.
Seyyidet Nefîse hazretleri meşhûr hanım velîlerdendir. 762 (H.145) senesinde Mekke-i mükerremede doğdu. Önce Medîne-i münevverede yerleşti. İmâm-ı Ca'fer-i Sâdık'ın oğlu İshâk-ı Mu'temen ile evlendi. 823 (H.208)de Kâhire'de vefât etti.
Cemâlüddîn Konevî hazretleri kelâm ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. Konya’da doğdu. Şam’a gidip Celâlüddîn Ömer Habbâzî’den fıkıh ve kelâm bilgilerini öğrendi. Allâme Muhyiddîn Esmer’den fıkıh ilmi tahsil etti. Şam’da ikâmet edip, orada 732 (m. 1332) yılında vefât etti. Birçok talebe yetiştirip, kıymetli eserler yazdı. Buyurdu ki:
Ebü'l-Hasen hazretleri, Endülüs'te (İspanya) yetişen tefsir, hadis ve kelâm âlimlerindendir. Meriyye (Merida) şehrinden olup, 440 (m. 1048) senesinde doğdu. Lizbon kadısı Ebû Ömer bin Abdülberr'in icâzet verdiği büyük âlimlerdendir. 532 (m. 1137) senesinde vefât etti.
Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman evvel bir dersinde buyurdu ki:
Şeytan hizmetçi kılığına girmiş ve yirmi sene Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri'nin yanına gidip gelmişti. Bir türlü gönlüne vesvese vermeye, ona istediklerini yaptırmaya muvaffak olamamıştı. Birgün:
- Ey Üstad! Yoksa siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? dedi.
Hazreti Cüneyd:
- Sen lanetli İblissin. İlk geldiğin andan beri seni tanıyorum, buyurdu.
Şeytan:
- Ey Sultanü'l Muhakkikin! Sizin kadar yüksek dereceye ulaşan başka bir büyük zat tanımıyorum. Yirmi senedir size hiçbir isteğimi yaptırmaya muvaffak olamadım, dedi.
- Defol mel'un! Şimdi de beni kendini beğenme hastalığına düşürerek mahvetmek mi istiyorsun! Yirmi senede yapamadığını yirmi saniyede mi yapacaksın? Yıkıl karşımdan! diye bağırdı.