Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.366.027

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bir Kimseyi Övmekte Ve Yermekte Acele Etmeyin!

Cemâleddîn Geylânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. On ikinci asrın sonlarında İran’da Kazvin'de vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin sohbetinde ve hizmetinde bulunarak yüksek derecelere kavuştu ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Tek Başina Bir Ordu: Ebussuud Efendi

O gün Süleymaniye Camii cemaate dar gelir. Muazzam kalabalığın bir ucu Mercan yokuşundadır, bir ucu Vefa sokaklarında. Kolay değil bir devre mührünü vuran sultan, Muhteşem Süleyman yoktur artık. Ebussuud Efendi "Allah için namaza" diye bağırır, Mübelliğler haykırırlar "Er kişi niyetine" Ses dalga dalga yayılır uzaklara. Kanûni, Zembilli Ali Efendi, İbn-i Kemâlpaşa, İmam-ı Birgivi gibi zirvelerin sohbetinde yetişir. Yahya Efendi gibi bir derya ile süt kardeştir. Eh böylesi biri ölümü çok düşünse gerektir. Nitekim kabrini sağlığında kazdırır. Ölmeden toprağını avuçlar, fatihalar okur kendi mezarına. Sultanın naaşı tam mezarına bırakılacaktır ki, elindeki çekmeceyi tabutun yanına sıkıştırmaya çalışan bir saray ağası Ebussuud Efendi'nin dikkatini çeker, mübârek derhal müdahale eder "Dur bakayım!" der, "Neler oluyor orada?"

Vehbi Tülek

Iii. Mehmed Han Ve Abdülmecid Sivasi Efendi

Vehbi Tülek

Bizans’in Korkulu Rüyasi Orhan GÂzi

Vehbi Tülek

99 - Deli Hüseyin Paşa Ve İran Şahinin Yayi

Vehbi Tülek

İran Şahı, Sultan IV. Murad Han'a bir çok hediyeler göndermişti. Bunlar arasında bir de yay bulunuyordu. Dünyada bir benzeri olmayan bu yay, son derece sertti ve ancak kuvvetli bir pehlivan bunu gerebilirdi. Padişah bu yayı ellerine alıp incelediler. Hediyeleri getiren İran elçisi sinsi sinsi gülüyordu:-Pek serttir efendim!..dedi.Fakat Murad Han'ın bakışlarını farkedince susmayı tercih etti. Yoksa kellesinden olacağını anladı. Padişah, çok kuvvetliydi. Fakat kendisi yayı kurmayı denemeden önce, başkalarını denemek istedi ve :-Bu yayı kim germek diler?...diye sordular. Kimsenin cevap vermesini beklemeden:-Sen gel!..diye nöbetçilerden birini çağırdı.

Çehrin Kalesi Ve Mevlana

Vehbi Tülek

Size İtaat Ettik Ve Uyduk

Vehbi Tülek

Sadece Emredileni Yaptik

Vehbi Tülek

Küçük Zabit

Vehbi Tülek

Bu Yüzden Kara Çaldim

Vehbi Tülek

Turhanoğlu Ali Bey

Vehbi Tülek

13 - Orhan Gazi Ve Nilüfer Hatun

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Güzel Huylar Kalpten, Kötü Huylar Nefsten

Alâüddin Ali el-Merdâvi hazretleri Hanbeli fıkıh âlimidir. 817 (m. 1414)'de Filistin'de Nablus'ta doğdu. Şam'da medrese tahsilini tamamladıktan sonra Hanbeli kadılığı yaptı. 885 (m. 1480)'de Şam'da vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İzzeddîn Abdülazîz Dîrînî

Vehbi Tülek

İzzeddin Abdülaziz Dirini rahmetullahi aleyh, Mısır evliyâsındandır. 1216 (H.613) yılında doğdu. 1295 (H.694) senesinde Kahire'de vefât etti. Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Abdülaziz Dirini, zamânındaki âlimlerden ilim öğrendi. Tasavvuf yolunda yüksek mertebelere kavuştu. Bu mübarek zat, vefat etmeden önce talebelerine şöyle nasihat etti:

Namazın Farz Olduğuna Inanmak Îmânın Şartıdır

Vehbi Tülek

buhârâ'yı Da Harâb Ettin!

Vehbi Tülek

Dün, Şâh-ı Nakşibend hazretlerinin, Seyfeddin isminde dört talebesi var demiştik. Bunlardan biri de Şâh-ı Nakşibend hazretlerinin kahrına uğrayan Seyfeddin'dir. Yani Seyfeddin Bâlâhâne. Bu Seyfeddin ile Muhammed Pârisâ'nın amcası Hüsâmeddin Yûsuf ile Seyfeddin Hoşkan, gece-gündüz berâber sohbet edip, birbirinden ayrılmazdı...

Anadolu Velîlerinden Hüseyin Basretî

Vehbi Tülek

Sâlihlerin Sohbeti Insanı Alçak Gönüllü Yapar

Vehbi Tülek

Hanbelî Fıkıh âlimi Ömer Bin Hüseyn

Vehbi Tülek

Güneş, Ayakkabınıza Zarar Veriyor Efendim

Vehbi Tülek

Eyyûb-i Sahtiyânî Hazretleri

Vehbi Tülek

Küfre Düşmekten Çok Korkmalı, Az Konuşmalı

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Abayi Yakmak

Cennetlik Hanım Isteyen...

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Ölüyü Diriltemem

Helvaci Çocuk

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Korkma!

Vehbi Tülek