Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.311
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Donanma, ordu yürürken Muzafferen ileri,Üzengi öpmeye hasretti garbın elçileri…Fransa Kralı I. Fransuva, 1525 Pavye Muharebesinde Almanlara esir düşünce, annesi Düşes Dangolem vasıtasıyla Osmanlılardan yardim istedi. Bunun üzerine Kânûni'nin krala gönderdiği mektup onun Avrupa devletlerine bakış açısını çok güzel ifade etmektedir. Ocak 1526 tarihli mektup şöyeledir:
Sultan İkinci Mahmûd Han devrinde Özbekistan'dan kalkıp hacca gitmek üzere yola çıkan bir grup Türkistanlı, Halifeyi görmek ve izin almak için İstanbul'a gelmişlerdi. Çünkü eskiden beri hacca gidecek olanlar, sultandan izin almak maksadıyla İstanbul'a gelirler, Cumâ selâmlığında Halifeyi görürler duâsını alırlardı. Bu bir nevi izin almak idi. Türkistan'dan gelen Özbekler de ilk Cumâ selâmlığında Halifeyi görmek üzere Sultan tepesinde çadırlarını kurup yerleşmişlerdi. Sultan İkinci Mahmûd Han maiyyetiyle oradan geçerken, çadırlarının şeklinden onların yabancı olduğunu anlayarak kim olduklarını merâk etti ve bir adamını göndererek durumu öğrendi. Sonra da atını sürerek yanlarına gitti. Durumlarını anladıktan sonra; "Halife emretse burada kalır mısınız?" deyince, hepsi birden; "Hay hay emr ü fermân Pâdişâhımız efendimiz hazretlerinindir." dediler. Bunun üzerine Sultan İkinci Mahmûd Han; "Öyle ise ben halifeyim, emr ediyorum. Hacdan sonra dönünüz, burada kalınız. Size münâsip bir dergâh yapıla ve siz de gelecek hemşehri hacılarınızın hizmetini ifâ edesiniz!" diyerek onların el etek öpmesine meydan vermeden atını sürüp gitti. Hac dönüşüne kadar, bir dergâh ve iki odalı bir ev yapıldı. O günden itibâren "Özbekler Tekkesi" diye anılan bu dergâh yapıldı ve Türkistanlı hacıların hizmetlerinde kullanıldı.
Hâce Ahmed bin Mevdûd hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1113 (H.507) senesinde Afganistan'ın Çeşt beldesinde doğdu. 1181 (H.577)'de aynı yerde vefât etti. Evliyânın meşhûrlarından Hâce Mevdûd Çeştî hazretlerinin oğludur. Babasının ders ve sohbetlerinde yetişip kemale erdi. Evliyâlıkta üstün derecelere yükseldi. Babası onu kendine halîfe, vekil tâyin etti. Babasının vefâtından sonra, talebeleri yetiştirmekle vakitlerini geçirdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Hezârgradlı Feyzullah Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. Şimdi Bulgaristan'da bulunan Silistre'nin Hezârgrad kasabasında 1805 (H.1220) senesinde doğdu. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin halifelerinden Hüseyin Vâiz Efendinin sohbetlerinde yüksek derecelere kavuştu. Onun vefatından sonra da Konya'da Muhammed Kudsi Efendiye intisab etti. İcâzet ve hilâfet verilerek Malatya'ya gönderildi. Nihayet İstanbul'a gidip talebe yetiştirdi. 1876 (H.1293)'de İstanbul'da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Abdullah bin el-Eşec el-Kindi hazretleri Hadis hafızıdır. 167'de (m. 783) Kûfe'de doğdu. Küçük yaşta hadis tahsiline başlayarak zamanın büyük hadis âlimlerinden oldu. Başta Buhâri olmak üzere Kütüb-i Sitte'de birçok hadisleri yer almaktadır. Eşec el-Kindi 257 (m. 871)'de Kûfe'de vefat etti. Şöyle nakletmiştir:
Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmi'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmi'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya. O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.- Neye bakarsın hâtun?-Dediler ki, bu câmide her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.