Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.976.392

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Müminlerin Ruhları Cennette Kâfirlerinki Ise Cehennemdedir

Cihangirli Hasan Burhaneddin Efendi İstanbul evliyasındandır. Harput köylerinden Parcıh'ta doğdu. Bursa’ya giderek evliyadan Yakub Fanî hazretlerine intisab etti. İcazet alarak İstanbul’a gönderildi. Cihangir’de bir dergâh kurup, insanları irşad etti. 1074 (m. 1663)’de orada vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Küçük Kiyamet

Hicri 915 senesinin Rebiülahir ayının 25. Salı gecesi (l4 Agustos l509) Memaliki-Rûm denilen Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve havalisinde başlayıp 45 gün şiddetle devam eden depremde halk, iki ay kadar dışarda çadır ve örtüler altında kalıp hayatını devam ettirmek zorunda kalmıştı. Bu deprem, aynı şiddette İstanbul ve Edirne'de de oldu. Gerçekten, l4 Eylül l509'da İstanbul, Osmanlı tarihinin kayd ettigi en şiddetli ve hızlı depremine maruz kalmıştı. Küçük kıyamet denilen bu depremde İstanbul'da yüz dokuz cami ve mescid ile bin yetmiş ev harab olmustu. Halktan da beş bin kadar insan ölmüstü. İstanbul'un, Eğrikapı'dan Yedikule'ye kadar olan üç kat suru yıkıldığı gibi, Yedikule'den de başlayıp deniz kenarındaki İshak Pasa Semti kapısına kadar harab oldu. Bunlardan başka Fâtih Camii'nin kubbesi ve direklerinin başları çatladığı gibi imâret, hastahane ve Sahn Medreseleri'nden bazıları ile diğer medreseler den bir kısmının kubbeleri yıkıldı.

Vehbi Tülek

Mimar Sinan Ve İstanbul’un Suyu

Vehbi Tülek

Aşçi Yahya Baba Ve Sultan Ii. Bayezid

Vehbi Tülek

Öyleyse Sultanimizi Üzme !

Vehbi Tülek

Yıldırım Bayezıd Niğbolu zaferinde kazanılan gânimetlerle muhteşem bir mescid yaptırmak ister. Mimarlar bugün Ulucami'nin bulunduğu mevkide karar kılarlar. Söz konusu arsa üzerinde evi, bahçesi olanlara başka yerden muadil yer verilir. Hatta ceplerine birkaç kese altın sıkıştırılır gönülleri hoş edilir. Ancak yaşlı bir kadıncağız bir "Evim de evim" feryadı tutturur ki sormayın. Değerinin fevkinde ücretlere omuz silker, bütün tekliflere "olmaz" der. Önce vezirler, sonra bizzat Sultan, kadının ayağına gider, iknaya çalışırlar. Ama o direnir. Sultan Bayezid caminin yerini sevmiştir. Hiç hesapta olmayan pürüz canını sıkar. Hatta divanı toplar, çözüm yolu arar. Kadılar "mal onun değil mi" derler, "satarsa satar, satmazsa satmaz!" Meclis çaresizlik içinde dağılırken Bayezid'in aklına damadı gelir. Emir Sultan'ı bulur meseleyi anlatır. Mübarek sadece tebessüm eder. "Acele etme!" der, "Bir gecede neler değişmez?"

Macar Subayinin Kizi

Vehbi Tülek

Senin Gibi Bir Kumandanin Kilici Alinmaz

Vehbi Tülek

Peki Yikilmasin

Vehbi Tülek

10 - Bir Daha Gelmemize Hacet Kalmaz

Vehbi Tülek

Hamdolsun İslam Askeri Muzaffer Olmuşdur

Vehbi Tülek

Sakinan Göze Çöp Batar

Vehbi Tülek

Evliya Çelebi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İlim; Nefsi, Rûhu Ihyâ Eder, Diriltir

Himmetzâde Abdullah Efendi, Bayramiyye yolunun şeyhlerindendir. 1640 (H.1050) yılında İstanbul'da doğdu. Bayramiyye şeyhi olan babasına intisâb ederek kemale erdi. Babasının vefâtı üzerine Yenibahçe'deki Himmetzâde dergâhına şeyh tâyin edildi. Sultan Selîm, Fâtih ve Süleymâniye câmileri vâizliklerinde bulundu. 1697'de Sultan İkinci Mustafa'nın Avusturya Seferine ordu vâizi olarak katıldı. 1710 (H.1122) yılında vefât etti. Vaazlarında şöyle buyurdu:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Evlâdım! İt Ürür Kervan Yürür

Vehbi Tülek

Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleri Osmanlı âlim ve velîlerindendir. 1813 (H.1228) târihinde Gümüşhâne'nin Emirler Mahallesinde doğdu. İstanbul’da Bâyezîd Medresesine gidip talebe oldu. İcâzet aldıktan sonra Bâyezîd Medresesinde müderrisliğe başladı. Üsküdar’da evliyânın büyüklerinden Abdülfettâh-ı Akrî hazretleriyle bir sohbet meclisinde tanıştı. Bu mübârek zât, büyük velî Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin talebesiydi...

Alâeddîn Rûşenî

Vehbi Tülek

İbnü'l-cüneyd Huttelî

Vehbi Tülek

İbnü'l-Cüneyd Hutteli hazretleri hadis âlimi ve evliyanın meşhurlarındandır. 200 (m. 816)'da Bağ­dat'ta doğdu. Burada Yahya bin Main gibi büyük âlimlerden hadis tahsil ettikten sonra Sâmarrâ'da yerleşti ve talebe yetiştirdi. 270 (m. 884)'de orada vefat etti. Şöyle nakletmiştir:

Molla Muslihüddin Kastalani

Vehbi Tülek

Sevabı En Büyük Ilim

Vehbi Tülek

Amelini, Ihlâs Ile Riyasız Olarak Yap!

Vehbi Tülek

İbn-i Muhayrız Hazretleri

Vehbi Tülek

Kerîmüddîn Bâbâ Hasan Ebdâlî

Vehbi Tülek

“gözükızıl Velî” Mehmed Baba

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Bülbülün Zikri

Şikayet

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek