Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.522.042

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yemekten Önce Elini Yıkayan Fakirlikten Kurtulur

Bâyezîd Pürânî hazretleri meşhur velîlerdendir. 1457 (H.862) senesinde Horsan’da Püran'da vefât etti. Tasavvufta üveysî idi. Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) rûhâniyetinden feyiz alırdı. Kendisi şöyle demiştir: "Her ne zaman bir zorlukla karşılaşsam veya bir sıkıntıya düşsem, Peygamber Efendimizin rûhâniyeti vâsıtasız olarak beni, sıkıntıdan kurtarır."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yavuz Sultan Selim Ve Halimi Çelebi

Yavuz Sultan Selim Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon'da vâliyken Halimi Çelebi'yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzûrundan ayrılmaz dı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalim Efendiye pekçok iltifât ve ihsânlarda bulundu. Allahü teâlânın inâyet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmi sohbetlerde bulunurdu. Halimi Çelebi, Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.Nakledilir ki: Yavuz Sultan Selim Han zamânında, Molla Şemseddin diye bir saray hocası vardı. Teheccüd namazını kılan, iyi huylu bir zâttı. Yazması çok süratliydi ki, on günde bir mushaf-ı şerifi yazıp bitirirdi. Yavuz Sultan Selim Han, Mısır feth olununca, hocası, Halimi Efendiye buyurdu ki: "Şemseddin bize Tarih-i Vassâf yazsın." Halimi Çelebi, pâdişâhın emrini Şemseddin Efendiye bildirdikten sonra, Şemseddin Efendi yirmi beş gün mühlet alıp, Halimi Çelebi'nin evinde yazmaya başladı. Ancak Halimi Çelebi'yi ziyârete gelenlerden bâzıları Molla Şemseddin'le tanış olduklarından onun hücresine de uğrarlar ve çalışmasına mâni olurlardı. Bunun için odasının kapısını kilitleyip ve üstten kapının sürgüsünü çekip hızla yazmayı sürdürdüğü sırada âniden yanında bir kimseyi oturur halde gördü. Korkup heyecanlandı.

Vehbi Tülek

İsterse Sirtimdan Geçsin

Vehbi Tülek

Kanuni Sultan Süleyman’in Vesikalarla Konuşmasi

Vehbi Tülek

Silahdar Ali Paşa’nin Venedik Muharebesi

Vehbi Tülek

Veziriazam Silahdar Ali Paşa, Osmanlı ordusunun başında olduğu halde Selanik'e doğru ilerliyordu. Uzun zamandır şirretlik eden Venediklilere haddini bildirecekti. Lakin meydan muharebesine cesaret edemeyen Venedikliler ortalarda görünmüyordu. Hepsi son derece müstahkem kalelere çekilmişlerdi. Ali Paşa, Kara Murat Paşayı stratejik bir kale olan Tinos ve Moron'un zaptı için gönderdi ve sonra Selanik'e ulaştı. Burada Osmanlı donanması ile buluştu. Sonra da Korint'e yürüdü. Burası son derece yalçın, yekpare bir kaya üzerinde heybetli bir kaleydi. Buna rağmen 12 saatte Osmanlıların eline geçti. Burada bir miktar asker bırakan Ali Paşa Annapolis'e yürüdü. 12 Temmuz 1715 günü muhasara başladı. Ordu kale önlerine geldiğinde gece olmuştu. Kalenin silüetiyle beraber daha geri de onu muhafaza eden tabyalar kabarık, siyah, müphem yığınlar halinde görünüyordu. Ali Paşa ordusunu yaymış, bir anda kuşatacak şekilde kale ve tabyalara yaklaştırmıştı. Öyle ki, "konma" işi yapıldığı zaman, muhasara da kendiliğinden gerçekleşecekti. Doğru su çok yorucu bir yolculuktan sonra bu usûl pek yerinde olmuştu.

Nene Hatun

Vehbi Tülek

KÂnunî'nin Bir Fermani

Vehbi Tülek

107 - Koca Yusuf Paşa Ve Şebeş Zaferi

Vehbi Tülek

İstanbul’un Sulari

Vehbi Tülek

Yeşil Sarikli Gazi

Vehbi Tülek

Protestanliğin Kurucusu Martin Luther Osmanli Ajanimiydi?

Vehbi Tülek

Ii. Mahmud’un İyilikseverliği

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şâfiî Fıkıh âlimi Hüseyin Bin Ahmed

Haleb'de dünyâya gelen Hüseyin bin Ahmed el-Musuli hazretleri, küçük yaştan itibâren ilim tahsil etti. Zamânındaki âlim ve velilerin ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulundu. Musul'a gelip orada yerleşti. Zâhiri ve bâtıni ilimlerde yüksek bir âlim ve tasavvuf yolunda olgun bir veli oldu. Bilhassa Şâfii fıkhında âlim idi. İnsanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Onların dünyâ ve âhirette saâdet ve mutluluğa kavuşmaları için gayret etti...
Bu mübarek zatın, pek çok kerâmeti görüldü. Ömrünün sonuna doğru hac farizasını yerine getirmek için Mekke-i mükerremeye gitti ve 1506 (H.912) senesinde orada vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Nefsimin Güzel Gördüğü Hiçbir Işi Güzel Görmedim

Vehbi Tülek

Muhammed bin Yahyâ Hadrami hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. Arabistan'ın güneyinde Hadramut'ta doğdu. 1277 (H.676) senesinde, Yemen'de Aden şehrinde vefât etti. Zamânının önde gelen tanınmış âlimlerinden, fıkıh ve diğer ilimleri öğrendi. Tasavvuf ilminde icâzet aldı. Bu mübarek zat sohbetlerinde buyurdu ki:

Kur’ân-ı Kerim, Harf Ve Kelime Olarak Gönderildi

Vehbi Tülek

Cömertlik, Zenginde Olursa Daha Güzeldir

Vehbi Tülek

Abdullah bin Muhammed bin Asker hazretleri hadis âlimidir. Allâme Burhânüddin'in babasıdır. 672 (m. 1273)'de Lübnan'da Belbis köyünde doğdu. 739 (m. 1338)'de Şam'da vefât etti. Kitaplarında naklettiği bazı hadis-i şerifler:

Yolculukta Namaz Oruç Ve Kurban

Vehbi Tülek

Seyyidleri Seven Kimse...

Vehbi Tülek

Dünyada, Ümit Ve Belâ Beraberdir!

Vehbi Tülek

Büyük Mutasavvıf Tâhâ-i Hakkârî

Vehbi Tülek

Arab Baba Hazretleri

Vehbi Tülek

Abdullah Bin Zübeyr (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Hayat Kurtaran Yalan

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Anzakli Ömer

O Kullarına Çok Merhametlidir

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek