Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.107.599

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Konuşmak Gümüş Ise Susmak Altındır

Raûfî Ahmed Efendi İstanbul'da yetişen evliyânın büyüklerinden ve seyyiddir. 1653 (H.1063) senesinde İstanbul'da doğdu. Asrının büyük âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri öğrendi. İlim tahsîlini tamamladıktan sonra müderrisliğine tâyin edildi. Sonra bir dergâhın şeyhi olan Ali Efendi ile karşılaşıp, ona talebe oldu. İcazet aldıktan sonra, talebe yetiştirmeye başladı. Sultan Üçüncü Osman kendisini sık sık ziyâret edip duâsını alırdı. 1757 (H.1171) senesinde Üsküdar'da vefât etti. Sohbetlerinde büyüklerden nakille buyururdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Devlet İçinde Devlet Ya Da Düyun-u Umumiye

Osmanlı devletinde ilk dış borç, 1854 Kırım Savaşından sonra alındı. Osmanlı Devleti, Sultan İkinci Abdülhamid Han zamânına geldiğinde, ağır dış borçlar altında ezilme mevkindeydi. Akıllı tedbirlerle belli bir zaman içerisinde bu borçlar ödenebilirdi. Lâkin 93 Harbi (1877-78) hezimeti, devleti iflâsın eşiğine getirdi. Devlet, en verimli topraklarını kaybetti. Akın akın gelen göçmenlerin sayısı bir milyona ulaştı. Bu kadar göçmeni bir yıl içinde rahata kavuşturmak çok zordu. Bu arada, Rusya'ya ağır tazminât ödeme mecbûriyetiyle karşı karşıya kalındı. Rusya Ağrı kendilerine bırakıldığı takdirde, tazminât hakkından vazgeçebileceğini teklif etti ise de, Sultan Abdülhamid Han bu teklifi kesinlikle reddetti. Eğer Sultan Abdülhamid Han Ayastefanos Antlaşmasındaki tazminâtı Berlin Muâhedesi ile düşürmemiş olsaydı, devlet daha o sırada batabilirdi. Ordunun durumu ise perişan bir vaziyetteydi. Emperyalist Avrupa devletleri yıllardır peşinde koştukları emellerine ulaşmak üzereydi. Onlar dış baskıların çemberi içerisinde sıkışan imparatorluğu borç bataklığı içinde boğmak istiyorlardı. İşte İkinci Abdülhamid Hanın devraldığı mâli durum bu idi.

Vehbi Tülek

Benim Gözüm Göreceklerini Gördü

Vehbi Tülek

Çerkes Hasan Bey’in İtirafnamesi

Vehbi Tülek

18 - İskender Paşa

Vehbi Tülek

Cihan sultanı Kanuni Süleyman Han, ikinci defa çıktığı İran seferinden de galibiyetle dönüyordu. Fakat savaş meydanlarında Osmanlı askerinin karşısından kaçan İran Şahı Tahmasb, padişah İstanbul'a avdet edince, her zaman yaptığı gibi Osmanlı sınırını geçti ve topraklarımıza saldırmaya başladı. 1551 yılında oğlu İsmail Mirza'yı kalabalık bir ordu ile Erzurum üzerine gönderdi. -Kalenin anahtarlarını Kanuni Sultan Süleyman oraya yetişmeden istiyorum, diye talimat verdi.Erzurum beylerbeyi İskender Paşa kahraman bir askerdi. Kanuni, kendisine bu vazifeyi verirken :-Baka İskender, seni böyle mühim bir sancağın muhafazasına memur eyledik. Görelim seni, yüzümüzü kara çıkarma, demişti.

Nagy Varat Köprüsü

Vehbi Tülek

Yahya Efendi Ve Rum Denizci

Vehbi Tülek

Fatih Ve Hocazade

Vehbi Tülek

Çolak Hasan

Vehbi Tülek

Bu Devletin Dediği Yapilir

Vehbi Tülek

Kanli Zarf

Vehbi Tülek

Ne Oldum Dememeli

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şeyhülislâm Behâî Efendi

Mehmed Behâi Efendi, Osmanlı âlimlerinden ve otuzikinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. Şeyhülislâm Hoca Sa'deddin Efendi'nin torunu ve Rumeli Kadıaskeri Abdülaziz Efendi'nin oğludur. Nesebi, Yavuz Sultan Selim Hân döneminin tanınmış şahsiyetlerinden Hasan Can'a ulaşmaktadır. "Azizzâde" veya "Behâi Efendi" diye bilinir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Lâ Ilâhe Illallah" Yüce Bir Sözdür

Vehbi Tülek

Ebü'l-Feth Ahmed Gazâlî hazretleri evliyânın büyüklerinden ve fıkıh âlimlerindendir. İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin kardeşidir. İran’da Kazvin'de doğdu. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başladı. Zamânındaki âlimlerin sohbetlerinde bulundu. Pek çok tasavvuf ehlini ziyâret edip, hizmet etti. Sonra Bağdât'ta vaaz meclisi kurdu. 1126 (H.520) senesinde Kazvin'de vefât etti. Ahmed Gazâlî hazretleri vaazlarının birinde Lâ ilâhe illallah lafzının faziletini şöyle anlattı:

Allahü Teâlâ Size Dünyâda Ve âhirette Yardım Eylesin!

Vehbi Tülek

Zâhirde Halk Ile Bâtında Hak Ile Bulunmalı

Vehbi Tülek

Seyyid Murâd-ı Münzâvî hazretleri İstanbul'da medfûn bulunan en büyük üç evliyâdan biridir. 1644 (H.1054) senesinde Buhârâ'da doğdu. Henüz üç yaşında iken ayakları felç oldu. Fakat ayakları sağlam olanlardan daha çok dünyâyı dolaştı. Tahsîl yaşına gelince Keşmîr'e gitti. Sonra Kâbe-i muazzamayı ve Resûlullah efendimizin kabr-i şerîfini ziyâret etti. Sonra Hindistan'a gitti. Silsile-i aliyye büyüklerinden olan Muhammed Ma'sûm Fârûkî hazretlerine talebe oldu. Sohbetleri ve bereketli nazarları ile kemâle geldi. İcâzet aldı. Sonra Bağdât'a, Kâhire'ye, Şam'a gitti. Nihayet İstanbul'u teşrif etti. Eyyûb Sultan hazretlerinin kabri civârında ikâmet etti. Bir ara Bursa'ya gitti. Bir müddet Bursa'da ikâmetten sonra, tekrar İstanbul'a döndü. Beş defa hacca gitti. 1719 (H.1132) senesinde İstanbul'da vefât etti.

Ölmeden Müslüman Olan Yahudi Genci

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Için Birbirini Sevenler

Vehbi Tülek

Habîbinin Amcasını Vesîle Yapıyoruz

Vehbi Tülek

Abdestte, Gusülde Kullanılan Sular

Vehbi Tülek

Bir Testiye Bir Adam!

Vehbi Tülek

Hallâc-ı Mensûr

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Diyen Genç

Allah Diyen Genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Allah'ın Emaneti

İsmail Hakki Efendi

Bana Delil Getir

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Adam Olmazsan

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek