Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.833
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sultan IV. Murad Han, koyduğu içki ve tütün yasağının uygulanıp uygulanmadığını bizzat kontrol etmek için geceleri tebdil-i kıyafetle dolaşır ve yasağa uymayanları şiddetle cezalandırırdı. Yine bir gece şehri dolaşırken kapıları kapalı bir kahvehaneden ışık sızdığını görüp oraya yaklaştı. Pencere deliğinden içeri baktığında birkaç kişinin içki ve tütün içtiklerini gördü. Yavaşça içeri girdi ve masanın birine ilişti. Kahveci, gelenin de tiryaki olduğunu zannederek yanına yaklaştı. Sultan Murad kahveciye:
"İçki içmenin yasak olduğunu bilmiyor musun?" dediğinde kahveci:
"Erenler, uzun etme hadi sen de çek" dedi. Padişah sesini bira daha yükseltip:
"Padişahın emrine karşı gelmenin ne demek olduğunu bilmiyor musun?" diye tekrar sorunca kahveci dayanamayıp:
"Beyzadem, adınızı bağışlar mısınız" dedi. Padişah da:
"Murad" deyince, kahveci:
"Sultanlığı da var mı?" diye sordu. Padişah:
"Evet" deyince, kahveci yandaki masaya yatıp bağırdı:
"Öyleyse buyurun cenaze namazına!"
Sultan I. Mahmud devrinde Ruslarla yapılan bir savaşta, Celveti dervişlerinden Molla Mehmed esir düşer. Diğer Osmanlı esirleriyle birlikte cephe gerisine götürülür. Bir müddet sonra esirler bir meydan da ictima edilir. Rus kumandanı General Plotanof, esirleri tek tek süzerken, Derviş Mehmed'in önünde durur. "Sen kimsin, hünerin nedir, ne iş yaparsın" gibi sorular sormaya başlar. Tercüman tarafın dan Derviş Mehmed'e izah edilen sorular üzerine: "Ben Hazret-i Üftade dergahının dervişiyim ve o varlığa bağlıyım. Celvetiye müntesibi olanlar suda boğulmazlar ve ateşte yanmazlar." Şeklinde cevap verir.
Hasan-ı Basri "rahmetullahi aleyh" Tâbiinin ve bu devirdeki evliyânın en büyüklerindendir. 641 (H.21) senesinde Medine-i münevverede doğdu. 728 (H.110) senesinde Basra'da vefât etti. Kabri Basra'da Sâlihiyye adı verilen yerde olup sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir...
Kâdi Ebu Bekr hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Evliyanın büyüklerinden olan bu zatın nasihatleri meşhurdur. Buyurdu ki:
Savaş yıllarındayız... Bir Kurmay Yüzbaşı olan Kemal Bey, Çanakkale cephesinde ağır yaralanmıştır... Doktorlar derhal ameliyat edilmesini isterler. Kemal Bey, askerlerinin kollarında ameliyat mahalline götürülürken kendine gelir ve hemen şu emri verir:
-Beni hemen tümen karargâhına götürünüz!
O sırada karargâh çadırında şiddetli bir tartışma yaşanıyordu. Yüzbaşı Kemal Bey çadıra getirildiği sedye içerisinde âdeta yaralarının acısını unutmuş, bu şiddetli tartışmanın sonucuna kulak kesilmişti...
Körükçüzâde Efendi isminde bir âlim, bir gün Süleymâniye Câmiinde vâz eder, altı gün de umûmi ders verirdi. Abdülehad Nûri Efendiye ve talebelerine gerek vâzında, gerekse derslerin de dil uzatır, aleyhinde konuşurdu. Abdülehad Efendinin halifeleri ve talebeleri, o zâtın bu sözlerini duyunca çok üzüldüler, onu hocalarına şikâyet edip, vâzına ve derslerine mâni olmasını istediler. Abdülehad Efendi de onlara; "Birkaç gün tahammül edin. Onun bizi inkârı ve düşmanlığı, bize bağlılığa dönüşecek. Bizim talebelerimiz arasına girecek. Vefâtımızdan sonra otuz sene tasavvuf yolunun doğruluğunu müdâfaa edecek." dedi.