Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.784
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Osmanlı Sultanı Kânûni Sultan Süleyman Han (1520-1566) devrinde Barbaros Hayreddin, Turgut ve Piyâle Paşaların bulundukları deniz muhârebelerine katıldı. Gösterdiği yararlılıklar üzerine 1550'de Sisam Adası mâlikâne olarak kendisine verildi. 1565'te İskenderiye Beylerbeyliğine tâyin olundu. Mısır donanmasıyla Malta Seferine katıldı. Turgut Reisin bu muhârebede şehid düşmesi üzerine Trablusgarb Beylerbeyi oldu. 1568'de Barbaroszâde Hasan Paşanın yerine Cezâyir Beylerbeyliğine tâyin edildi. 1570'de Papanın teşvikiyle meydana getirilen Haçlı donanmasına karşı İnebahtı Deniz Muhârebesine katıldı. 7 Ekim 1571 İnebahtı Deniz Muhârebesindeki fâciadan kurtulunca, İkinci Sultan Selim Han (1566-1574) onu kaptan-ı deryâlığa getirdi. İstanbul tersânelerinde yeni bir donanma yaptırarak, 1572'de Akdeniz, 1573'te İtalya, 1574'te Tunus Seferlerine çıktı. Bu seferler neticesinde Akdeniz'de Osmanlı hâkimiyeti pekiştirilerek, İspanyolların elinden Tunus'u aldı. 26 Temmuz 1574'te Fas Kalesini yaptırdı. 1584'te Kırım Seferine katıldı. 1585'te Sûriye ve Lübnan'daki Derezi (Dürzi) âsilerinin yola getirilmesi için donanmasının başında İskenderiye'ye gitti. 21 Haziran 1587 târihinde İstanbul'da vefât etti. Tophâne'de Mimar Sinan'a yaptırdığı câminin yanındaki türbesine defnedildi.
1911 senesi Ramazan Bayramı'nın 3. günü, Libya sahillerine çıkan Müstevli İtalyan askerleri, bulabildikleri herkesi öldürdüler. Teslim olanları da öldürdüler.Trablus'ta kurdukları Divanı Harp'te, grup grup getirilen esirlerin yargılanmaları 3'er dakika sürerdi. Karar hemen binanın arkasında duvarın önünde infaz edilirdi.Birgün elleri kelepçeli bir yaşlı, bir orta yaşlı, bir de delikanlı, çöl kıyafeti içinde mahkeme nin önüne çıkarılır. Başkan Albay Carlo Torelli, bu zavallıları yargılamak için tercümana der ki:- Sor bakalım, bu 3 kişi kimdir?Elleri kelepçeli orta yaşlı olanı, gayet iyi bir İtalyanca ile cevap verir:
Abdullah-ı Dehlevi hazretleri, Hindistan evliyâsındandır. Silsile-i aliyye denilen büyüklerden olup, seyyiddir. 1745 (H. 1158)'te Hindistan'ın Pencab şehrinde doğdu. 1824 (H. 1240) senesinde Delhi'de vefât etti. Kabri Şâhcihân Câmii yakınındaki dergâhındadır...
İmâm-ı Yezid bin Ebi Habib hazretleri Tabiinin büyük âlimlerindendir. 53 (m. 673)'de doğup, 128 (m. 745)'de Mısır'da vefât etti. Emevi halifesi ve büyük İslâm âlimlerinden Ömer bin Abdülaziz onu Mısır'da fetvâ vermek için vazifelendirdi. Buyurdu ki;
İzzî Efendizâde Osmanlı âlim ve velîlerindendir. İsmi Süleymân Sıdkî olup, 1795 (H.1210) senesinde İstanbul'da Sütlüce semtinde doğdu. Babasının terbiye ve himâyesinde yetişti. Aklî ve naklî ilimlerde üstün bir dereceye yükseldi. Evliyanın büyüklerinden Murâd-ı Münzâvî hazretlerinden feyiz aldı ve Nakşibendî yolunun edebini öğrendi. 1843 (H.1259) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Sultan Abdülmecid zamanında adamcağızın birisinin büyük miktarda borcu varmış. Elini neye atsa ters gidiyor. Zeyrek civarında, evine yakın bir dergaha gitmiş. Namazdan sonra Şeyh efendi, bu yabancıyı yanına çağırmış ve halini sormuş. O da:
"Efendi hazretleri, gırtlağa kadar borç içindeyim, neye elimi atsam kuruyor. Ne olur himmet!" demiş. Şeyh efendi:
"Evladım, sabah namazını 40 gün Yenicami'de kıl. Camiye gidip gelirken de 1000 adet istiğfar oku. Göreceksin, kırkıncı gün ne sıkıntın kalacak ne bir şey..."