Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.863
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Kanuni Sultan Süleyman ve annesi Valide Hafsa Sultan, Sadrazam İbrahim Paşayı çok severlerdi. Bu yüzden Kanuni, annesi Hafsa Sultanın da arzusu üzerine kızkardeşini ona verdi ve bu suretle İbrahim Paşa, saraya damat oldu. Bu düğün merasiminin o zamana kadar eşi benzeri görülmemişti. Bu göz kamaştırıcı düğüne padişah başta olmak üzere bütün devlet ileri gelenleri ve yabancı elçiler de davetliydi. Daha sonra aylarca bu düğün konuşuldu.
Ağabeyi Birinci Ahmed Hanın vefâtı üzerine 22 Kasım 1617'de ilk defâ ekberiyet kâidesine göre, yâni hânedânın en yaşlı mensûbu olarak zorla tahta çıkarıldı.Sultan Mustafa Han, devlet meseleleriyle ilgilenmediğini ifâde ederek saltanatı kabul etmediyse de bu hâl devlet erkânınca göz önüne alınmadı. Ancak çok geçmeden devlet işlerinde Sultânın yabancı kalması ve işlerin karışması üzerine, durumun böyle devâm edemeyeceğini anlayan devlet adamları hal'ine fetvâ aldılar ve 26 Şubat 1618 günü Sultan Mustafa'yı tahttan indirerek yerine Genç Osman'ı çıkardılar.Ancak yenilik taraftarı olmayanların tahrikleri neticesinde isyân eden yeniçeriler 19 Mayıs 1622'de Genç Osman'ı tahttan indirdiler. Bu durum Sultan Mustafa'nın ikinci defâ tahta geçirilmesine yol açtı. Bu sırada Sultan Osman Hanın veziriâzam Kara Dâvûd Paşa tarafından şehit ettirilmesi büyük karışıklıklara sebep oldu. Sultan Mustafa Han, Dâvûd Paşayı azlederek yerine Mere HüseyinPaşayı getirdiyse de, isyanlar son bulmadı. Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa başkaldırarak, bölgesindeki yeniçerilerin bir kısmını öldürttü. "Genç Osman'ın intikâmını alacağım" diye and içen Abaza, İstanbul'a gelmek için yola çıktı. Bursa'yı muhâsara ettiyse de alamadı. Kış geldiği için Niğde'ye çekildi.
Sâlim Mevla Ebû Huzeyfe hazretleri, aslen Horasanlıdır. Asıl ismi bilinmemektedir. "Salim" ismi ona Arabistan'da verilmiştir. "Salim Mevla Ebû Huzeyfe=Ebu Huzeyfe'nin azadlısı Salim" ismiyle meşhur olmuştur...
Sâlim Mevla Ebû Huzeyfe (radıyallahü anh), Bedir, Uhud, Hendek ve diğer bütün gazalara katıldı. Hazreti Ebû Bekir zamanında "Yalancı Peygamber" Müseylemet-ül-Kezzâb'a karşı yapılan Yemâme Gazasında şehid düştü...
Elâzığlı Hacı Muharrem (Hilmi) Sırri Efendi, âilesiyle birlikte birkaç köy daha dolaştıktan sonra 1905'te Harput'a yerleşti. Hacı Abdullah Efendi'nin medresesinde ilim tahsiline başladı. Abdullah Efendi'den ve oğullarından ders aldı. Bir yandan Harput'ta okurken diğer yandan da Kövenk'e gidip geliyordu. Bir süre Harput'un ünlü âlimlerinden Beyzâde Ali Rızâ Efendi'ye müezzinlik de yaptı.
Debbağzâde Mehmed Efendi, Kırkbeşinci Osmanlı Şeyhülislâmıdır. İstanbul'da doğdu. 1114 (m. 1702) senesinde İstanbul'da vefât etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.
Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.