Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.291.543
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
Sultan II. Bayezid, Yavuz ve Kanuni zamanlarında Şeyhülislamlık yapan ve 1526 se nesinde vefat eden, Zenbilli lakabıyla meşhur olan Alâüddin Ali Cemâli Efendi, aslen Kara manlıdır. Efdalzâde Hamidüddin Molla'nın vefatından sonra 1503'te Şeyhülislam oldu ve yir miüç sene aralıksız bu makamda kaldı. Bilassa Yavuz gibi çok sert bir padişaha karşı çekin meden doğru olanları söylemesi ile hem padişahın, hem de halkın sevgisni kazandı.
Eylül 1902'de İran Şahı Muzafferüddin Kaçar Han, İstanbul'a resmi bir ziyarette bulunmuş tu. Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid Han, onun ikamet etmesi için Şale köşkünü inşa ettirmişti. İran tahtında, 1794'den beri Oğuz'ların bir kolu olan Kaçar hanedanı bulunmaktaydı ve Muzaferüddin Han Türklüğü ile gurur duyuyor, Osmanlıları kardeş biliyordu. Misafir hükümdar, bir gün Edirne'ye giderek, Osmanlı II. Ordusunun geçit töreninde hazır bulundu. Birliklerin geçecekleri yolda su birikintileri vardı. Topçu kumandanlarından Şükrü Paşa atını telaşla sürerek geldi ve selam verdi:
Abdullah Hâdimi hazretleri, büyük İslam âlimi Muhammed Hâdimi'nin oğludur. Konya-Hadim'de doğdu. Tahsilini babasının medresesinde yaptı ve babasının vefatından sonra Hadim Müftüsü oldu. Ayrıca Nakşibendi yoluna intisab ederek hilâfet aldı. Abdullah Hâdimi 1192 (m. 1778)'de Hâdim'de vefat etti. Birgivi şerhlerinden olan "Şerh-u dibâceti'n-Netâic" isimli eserinde şöyle yazmaktadır:
Asıl adı "Abdüssamed" olan İbn-i Hârestâni'nin babası, Hârestâ'dan Şam'a gelip, Bâb-ı Tûmâ'daki evine yerleşmiş ve Mescid-i Zeynebi'de imâmlık yapmıştı. Şam'da, Irak'ta, İsfehan'da ve Horasan'da birçok âlimden ilim tahsil etti. Bu âlimlerden birçoğu kendisine icâzet verdiler. Şam'da Kâdı'l-kudât (Temyiz mahkemesi reisi) olarak görev yaptı...
Azizüddin İsmâil Mervezi hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. Hazret-i Hüseyin'in soyundandır. Türkistan'da Merv'de doğdu. Burada ve Buhara'da zamanın büyük âlimlerinden ilim tahsil etti ve çok talebe yetiştirdi. 626 (m. 1229)'de vefat etti. Buyurdu ki:
Ankara'nın Zülfazl (günümüzde Solfasol deniyor) köyünden çok temiz, çok saf bir genç, askere gidiyormuş. Babasından kalma bir kaç altını, anasından kalma birkaç mücevheri varmış. Delikanlının derdi asker dönüşü evlenmek; servetini içine koyduğu küçük sandığını emanet edeceği, güvenip, bırakacağı kimseciği de yok. Düşünüyor, tasınıyor, acaba ne yapsam, diye sızlanıyor... Derken, bir gece rüyasında Hacı Bayram'ı görmez mi? "A! be Selim cik, ne düşünüp duruyorsun getir sandığını, bana bırak!" diyor. Selim oğlan, ertesi günü, sevine sevine Ankara'ya geliyor, doğru türbedarın önüne dikiliyor, hal, keyfiyet böyle, böyle... diye meseleyi anlatıyor. Türbedar da uyanıklardanmış, gece o da haberini almışmış. Getiriyorlar sandığı, Hazretin başucuna bırakıyorlar. Sandık deyince, öyle koca bir şey sanılmasın, ancak bir çanta kadar.