Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.694.340

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Müjde! Sâlih Bir Evlâdın Olacak!

Seyyid Eska hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Mekke-i mükerremede doğdu. 1567 (H.974) senesinde, orada vefât etti. İlk tahsilinden sonra zamânında bulunan büyük İslâm âlimlerinin derslerinde bulunarak yetişti. Bir taraftan da tasavvuf yolunda ilerledi. Abdullah Kuşeyri'den ve Medîne'de bulunan Ali Müttekî Hindî'den tasavvuf yolunda icâzet aldı. Hırka giydi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kariştirinca Soğuyan Hoşaf

Sultan II. Mahhud devrinde iki defa Şeyhülislamlık makamına gelen Dürrizade Seyyid Abdullah Efendi, İstanbul'un namlı zenginlerindendi. Üsküdar Doğancılar'da inşa ettirdiği Paşa Kapısı diye anılan saray yavrusu muhteşem konakta yaşamaktaydı. Sultan II. Mahmud, bir yaz Ramazan akşamı bu konağa, âdeta bir iftar baskını düzenle di. Yanında nazırları, önde gelen devlet adamları ve maiyetinden oluşan hatırı sayılır bir kalabalık vardı. haber vermeden gerçekleştirdiği ziyaret ve misafirlikle Dürrizade'ye sürpriz yapmak istiyordu. Tabii, o anda konak bir panik havası sardı. Etekleri tutuşarak Efendi Hazret lerine koşan Kethüda, ellerini iki yana açarak "Ne yapacağız şimdi?" diye soruyordu. Ama hiç telaş göstermedi Dürrizade. Hareme ayrılan tablalar misafirlere verilecek, kendi yemeği de Padişaha takdim olunacaktı. Neticede bütün bu olumsuz şartlara rağmen, mükellef bir sofra kuruldu. Nitekim II. Mahmud da kethüdayı çağırarak tebrik etmiş, yemeklerin gerçekten nefis olduğunu söylemişti. Sadece bir istisna ile... O da billur kase içindeki hoşafın ılık olmasıydı. Kethüda bu tenkit üzerine, elleri göbeğinde kavuşturulmuş, başı hafifçe eğilmiş olarak cevap verdi:"Biraz karıştırılınca kendiliğinden soğur Efendimiz." Padişah, işte o zaman işin farkına varacak ve bulabildiği tek kusurun da geçersiz olduğunu görecekti. Çünkü billur zannettiği hoşaf kabı, içi oyularak kase süsü verilmiş bir buz kütlesiydi.

Vehbi Tülek

Ateş Pahasi

Vehbi Tülek

Ermeni Tehciri

Vehbi Tülek

3 - İstanbul'un Fethi (manzum Hikaye)

Vehbi Tülek

Yıl bin dört yüz elli üç, mevsim bahar, ay Nisan
Geldi Bizans önüne genç Padişah Mehmed Han
İstanbul önlerinde kurdu karargahını
Ümit ve iştiyakla sürüyordu atını

KÂnunî'nin Bir Fermani

Vehbi Tülek

Binbaşi Mehmed Ali Bey

Vehbi Tülek

Bosna Fatihi Mahmûd Paşa

Vehbi Tülek

Ezan Sesleri DevÂm Etsin!

Vehbi Tülek

Bir Kaşik Tuz

Vehbi Tülek

Mes’ul Olursunuz

Vehbi Tülek

95 - Sultan Ahmed'in Rüyasi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Bidat Ehli, İslam âlimini Beğenmez

Muhammed İbnü't-Tallâ hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. 404 (m. 1014)'de Endülüs'te (İspanya) Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. Burada büyük âlimlerden ilim tahsil ettikten sonra Kurtuba Ulucami'de imamlık yaptı. Bidatlere şiddetle karşı çıkması, ayrı­ca takvası ile de dikkat çeken İbnü't-Tallâ 497 (m. 1104)'de vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İnsaflı Davranmayı Kendine Vazîfe Bil

Vehbi Tülek

Ali Hemedânî hazretleri Horasan'ın meşhûr velîlerindendir. İran’da Hemedân’da doğdu. 1384 (H.786) senesinde Horasan'da Hıtlan’da vefât etti. Tasavvufta Mahmûd Mazdakânî ve Mahmûd-i Adkânî hazretlerinden feyiz alarak kemâle erdi. Ayrıca zamânındaki pekçok velî ile görüşüp sohbetlerinde bulundu. Ali Hemedânî hazretleri fütüvvetle ilgili olarak buyurdu ki:

Baba Nîmetullah Nahçıvânî

Vehbi Tülek

İşte Bunlar Hakikat Ehlidir

Vehbi Tülek

Ebü's-Sâdât Aksarâyi hazretleri fıkıh ve tefsir âlimidir. Aslen Aksaraylıdır. 790 (m. 1388) de doğdu. 859 (m. 1455)'de Harem-i şerifte vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Eshâbımın Hepsi Yıldızlar Gibidir

Vehbi Tülek

Eshab-ı Kiram, âyet-i Kerimeyle Methedildi

Vehbi Tülek

Ali Semerkandî Ve Çekirge Suyu

Vehbi Tülek

Alkame Bin Vakkas Utvârî

Vehbi Tülek

İmâma Uymanın On Şartı Vardır

Vehbi Tülek

Âlimler Bozulunca Halkın Dini Zayıflar

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
SelÂmetle Gidip Gel

SelÂmetle Gidip Gel

Abdülehad Efendi bir gün, talebelerinden birisinin bir iş için Üsküdar'a gidip gelmesini istedi. Fakat o gün çok fırtınalı idi. Kayık hiç işlemiyordu. Bu yüzden talebelerden kimse, ben gidip gelirim, diyemedi. Nihâyet içlerinden biri, Abdülehad Efendinin emrini yerine getirmek için kendisinin Üsküdar'a gidip geleceğini söyledi. O zaman Abdülehad Efendi o talebesine; "Selâmetle gidip gel." diye duâ etti. O talebe Eminönü'ne geldiğinde, yüz kadar kayıkçıdan ancak birini Üsküdar'a gidip gelmeye iknâ edebildi. Kayıklarından birisini denize indirdiler. Bir ok atımı gitmeden, fırtına dindi, deniz sâkinleşti, rüzgâr uygun bir yöne doğru esmeye başladı. Yelken açıp, Üsküdar'a kısa zamanda gidip geldiler. Dönüşte talebe durumu Abdülehad Efendiye bütün tafsilâtıyla anlattı. Abdülehad Efendi talebesine çok duâ etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Sakin Kalyona Binme

Üç Kandil

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Vehbi Tülek