Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.318.390

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dört Düşmana Karşı Kullanılacak Silahlar

Ali Nebtîtî hazretleri büyük velilerdendir. 1495 (H.901) senesinde, Mısır'da vefat etti. Ebü'l-Abbâs Gamrî'nin talebesidir. Ondan ilim ve edep öğrendi. Keşf ve kerametleri görüldü. Hızır aleyhisselâm ile görüşürdü. 

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yahya Ağa

Şafak sökmek üzereydi. Fakat tipi yüzünden gökyüzünün aydınlandığı anlaşılmıyordu. Sabah namazını henüz bitirmiş bulunan Budin Paşası sofadan gelen ayak seslerini işitti. Sonra kapı vuruldu. -Gel...Kanat açıldı. Ocaktaki alevler içeri giren sipahinin yüzünü aydınlattı. -Ne var oğlum?-Yahya Ağa gelmiş Paşa Baba! Seni görmeyi diler.Budin Paşasının yüzü aydınlandı. Serhadlerde bile ender görülen emsalsiz cenga ver Yahya Ağa, demek ki ölmemişti. Paşa derin bir nefes aldı. Sevinmişti... Ama Yahya Ağa onu bu vakitte niçin görmek istiyordu? -Haydi evlat, onu emen yanıma getir...Az sonra kapı açıldı. Üstünde başımda hâlâ kar tanelerini muafaza eden iri boylu, gayet yakışıklı bir babayiğit içeri girdi. Yeri titreten adımlarla ilerledi. El öptü.-Hayrola evlat, hoş geldin. Lakin ne var?

Vehbi Tülek

Bir Osman Efendi’liği Var Ki...

Vehbi Tülek

Osmanli Ramazanlari

Vehbi Tülek

Osmanli Konağinda

Vehbi Tülek

Hatıralarını yazdığım Fransız kadını, yüz sene evvel misafir gittiği bir eski konağı anlatıyor: "Artık, İstanbul evlerinin harem daireleri ve Türk hanımları hakkında kafi derecede fikir edinmiş oldum. Bu hafta, tamamiyle eski eski alaturka tarzda, diğeri büsbütün alafranga, üçüncüsü de ikisi arası olmak üzere, üç konağı ziyaret ettim. İlk gittiğim konak, Üsküdar'ın yüksek ve fevkalade nazaretli (manzaralı) bir mevkiinde idi. Marmara'yı, İstanbul'u, Beyoğlu'nu alabildiğine görüyordu. Kapıda, zenci bir harem ağası bizi karşıladı. Bir kat merdiven çıktık; tavanı kubbeli geniş bir salona girdik. Ne süs, ne ziyafet, ne aydınlık! Adeta gözlerimiz kamaşıyor. Bu mebzul ziya, kubbe etrafındaki beyzi menfezlerden deniz cihetindeki enli ve yüksek pencerelerden giriyor.

Git Zavalli Oyuncak

Vehbi Tülek

Akşemseddin Ve Fatih Sultan Mehmed

Vehbi Tülek

Valide Suyu

Vehbi Tülek

Benim Peygamberim Beni Kurtarir

Vehbi Tülek

Ravza-i Mutahara Müdafii Fahreddin Paşa

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Sirplara Osmanli Hoşgörüsü

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Yâ Rabbî! Bunları Affet! Câhilliklerine Bağışla!

Yahyâ Tevfik Efendi 120. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1128’de (m. 1716) İstanbul’da doğdu. Babası müderris Eyüp Efendi’dir. Medrese tahsilinden sonra müderrislik, kadılık, Anadolu, sonra Rumeli kadaskerliği yaptı, nihayet Şeyhülislamlığa getirildi. 1205 (m. 1791)’de vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ebû Yahyâ Bin Kays

Vehbi Tülek

Ebû Yahyâ bin Kays hazretleri Şam'da yaşamış olan kıraat âlimlerinden olup, tabiindendir. Hicretin 7. yılında doğdu. Eshab-ı kiramın büyüklerinden Kur'ân-ı kerim kıraatini öğrendi. Ebû Eyyûb el-Ensâri ile birlikte İstanbul'un muhasarasına da katıldı. 121'de (m. 739) ve­fat etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:

Tefsîr Ve Kelâm âlimi Muhammed Bin Eslem

Vehbi Tülek

Kuyucaklızâde Âtıf Efendi

Vehbi Tülek

Kuyucaklızâde Âtıf Efendi, Osmanlı âlimlerindendir. Aydın'ın Kuyucak ilçesinde doğdu. Medrese tahsilinden sonra müderrislik yaptı. İzmir, Şam daha sonra İstanbul Kadılığına tayin edildi. Bu vazifede iken 1263 (m. 1847)'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Padişahın Iltifâtına Mazhar Olan Mübarek Zat

Vehbi Tülek

"ey Oğlum! Cömert Ve Güler Yüzlü Ol

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Onlara Istediklerini Verir.

Vehbi Tülek

Abdesti Bozanlar Ve Bozmayanlar

Vehbi Tülek

Bağdâdîzâde Hasan Çelebi

Vehbi Tülek

Tâceddîn Mes'ûdî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bize Teveccüh Edin

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Allah’a Firar Et

Şikayet

Firkateyne Bininiz

Cennetlik Hanım Isteyen...

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Vehbi Tülek

Allah Nasil Misafir Edilir?

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek