Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.544.481
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Haçova Meydan Muharebesi üzerinden henüz fazla bir zaman geçmeden Avusturya İmparatoru, Osmanlı topraklarına tekrar saldırdı. Bunun üzerine, Sadrazam Damad İbrahim Paşa kumandasında bir ordu hazırlandı. Sefer hazırlıklarını tamamladıktan sonra 1599'da İstanbul'dan Belgrad'a doğru harekete geçti. Edirne'ye geldiğinde Avusturya seraskeri olan Satırcı Mehmed Paşayı başarısızlığı sebebiyle katlettirdi. Daha sonra Belgrad'a, oradan Macaristan'a giren İbrâhim Paşa, Estergon üzerine yürüdü. Ancak bu hareketi, muhârebe yapmak veya kale fethetmekten ziyâde uzun süren muhârebeler neticesinde dağılan veya Osmanlılar aleyhine cephe alan yerli halkın yeniden kazanılması, serhad kalelerinin tâmiri gâyesine yönelikti. Kışı Belgrad'da geçiren Veziriâzam İbrâhim Paşa, 1600 senesi baharında Estergon üzerine yürüyüşe geçti.
Dönemin padişahı Sultan II. Selim, Mimar Sinan'a şanına yakışır bir camii inşa etmesini buyurdu. Sinan hemen kolları sıvadı ve Selimiye camisini inşaya başladı. Temeller kazıldı, iskeleler kurulmuş. Çalışmalar sürerken Mimar Sinan bir gün elinde bir yumurtayla çıkageldi. Kendi kendine bir şeyler mırıldanıyor, aklından hesap yapıyormuş gibi bir hali vardı. Sonra eğildi ve yumurtayı inşaat kumuna kırıp başladı karıştırmaya.. Görenler şaşırdı tabii. Bir müddet sonra "Bütün inşaatta bu harcı kullanacacağız" diye buyurdu. Sırf bu harç olayı için Edirne Karaağaç'ta bir çiftlik kurdurtdu. 30.000 tavuğun her gün düzenli olarak yumurtaları toplanıp kumla ve kille karıştırılıp camide kullanıldı. İnşaat hızla ilerliyordu. Ama Mimar Sinan bir gün ortadan kayboldu. Her yeri aradılar, ama Mimar Sinan'ı kimse bulamadı. Tam 8 yıl sonra Mimar Sinan çıkageldi. Caminin kaldığı yerden devam etmesini buyurdu. Sultan Selim inşaatın 8 yıl beklemesine çok sinirlendi: "Tez getirin Sinan'ı" diye emretti. Sultan Selim bu tüm saray efradı korkudan tir tir tiriyor, Selim'in gazabından korkuyorlardı. Mimar Sinan gayet sakin huzura çıktı. Selim "anlat" dedi.Mimar Sinan kendinden emin, temelin sağlam olması için zaman gerektiğini söyledi ve ekledi: "Hesaplarıma göre 8 yıl gerekiyordu" demiş. Sultan Selim, Mimar Sinan'ın dehası karşısında diyecek bişey bulamadı
Büyük âlim Abdullah Yâfii hazretleri, kendisi anlatır:
"Bir zamanlar ilmi bırakmak ve hep ibâdetle meşgûl olmak istedim. Bu düşüncem, üzüntü hâlini aldı. Bu sırada, o zamana kadar okumadığım bir kitaptan bir yer açtım. Şu beyitler ile karşılaştım:
Ebü'l-Hayr Fârûki hazretleri, Hindistan'ın büyük velilerindendir. 1856 (H.1272) senesinde Delhi'de doğdu. Dedesi, büyük âlim Abdullah-ı Dehlevi'nin halifesi Ahmed Said-i Fârûki'dir. Küçük yaşta Mekke ve Medine'ye giderek buralarda ilim tahsilini tamamladı ve tekrar Delhi'ye döndü...
Hafidzâde Sâdık Efendi, 1230 [m. 1815] senesinde vefât etti. (Nevâdir-i fıkhiyye) kitâbı meşhûrdur. Bu kitabında buyuruyor ki:
Nureddin Cerrahi, çocukluğundan beri anasına karşı büyük bir sevgiyle doluymuş. Hem ne türlü, âdeta aşka benzer bir sevgiymiş bu! Büyüyüp geliştiği zaman Nureddin Cerrahi'yi anası irşad etmiş. Nureddin Cerrahi, doğumundan dört yüz yıl evvel müjdelendiği gibi, İbrahim Düssuki'nin sırrını taşıyan olgun, dolgun bir insan olarak âlem halkı içinde parladıktan bir süre sonra, anasının huzuruna vararak - Bana izin verde hacca gideyim. Şeriatın bana farz kıldığı görevimi yapayım" demiş. Annesi bu isteği yerinde görmüş, genç Nureddin de hazırlıklara başlamış. Lazım olan parayı tedarik ettikten sonra bir gün anacığına veda ederek, evden hacca götürecek olan kervanın sahibine giderken yolda iki gözü iki çeşme sel sel ağlayan bir adam görmüş.