Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.771
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Bir gün Kanuni, Yahya Efendi'ye: "Ağabey sen ilahi sırlara vakıfsın" diye haber yollar. "Acaba devletimizin encamı n'ola?" Yahya Efendi iki kelime yazar: "Neme gerek!" Kanuni bu cevaba şaşırır. Halbuki sır o kelimelerde gizlidir. Eğer zulüm yayılır, fukaralar feryada başlarsa ve şahısların menfaati devletin çıkarının üstüne çıkarsa. Üstelik görüp işitenler "Amaaan neme gerek" derlerse bil ki yıkılış yakındır! Gün gelir Kanuni vefat eder. 2. Selim kendini bir anda devletin başında bulur. Saltanat yükü omuzlarını çökerttiğinde sığınacak gölge, tutunacak dal arar. Birden aklına baba dostu Yahya Efendi gelir. Yüce Veliyi gördüğü an içi bir hoş olur. Onun bir bakışı ile öylesine rahatlar ki tarifi ne mümkün. Devletini ve milletini güvende hisseder ve ayaklarına kapanmamak için zor tutar kendini. Mübarek onu kulaklarından yakalar: "Söyle bakalım!" der, "abdestin var mı?" Sultan edeple başını eğer, zor duyulan bir sesle: "Var efendim" der. Yahya Efendi, tonunda şefkat hissedilen bir sesle:"Hayır!" der, "benim sorduğum tövbe abdestidir. Şimdi seninle tövbe edeceğiz ve bundan böyle birbirimize eksiklerimizi söyleyeceğiz tamam mı?" Ve öyle de olur.Yahya Efendi mükemmel bir şairdir. Şiirlerini "Müderris" mahlası ile yazar ve her bahane ile ölümü hatırlatır, ölüme hazırlanır. Mübarek, kabrini elceğizi ile kazar ve döner dolaşır kendi mezarına okur. Ona göre müminin ölümü bayram olmalıdır. Bakın şu işe ki bir bayram gecesi vefat eder, cenaze namazı bayram namazını müteakip kılınır ve defnolunur bayram günü.
Kânûni Sultan Süleymân Hanın vefâtından sonra yerine oğlu İkinci Selim Han pâdişâh olup tahta geçmişti. Bir gün saltanat kayığı ile Boğazı gezmek için çıktı. Giderken Boğaz'daki bâzı yerleri yanındakilere soruyordu. Beşiktaş'a geldiklerinde, kendisine; "Efendim burası Beşiktaş'tır ve Yahyâ Efendi hazretleri oturur. Buralarını o ihyâ etmiştir." dediler. O zaman Sultan Selim Han; "Yahyâ Efendi nasıl biridir?" diye sordu. Ona; "Sultanım! Yahyâ Efendi, babanız Cennetmekân hazretlerinin süt kardeşi idi. Babanızla çok iyi görüşürlerdi." dediler. O zaman Sultan Selim Han; "Evet, babamla olan yakınlığını ve dostluğunu bilirim. O babama her ne derse babam şüphesiz yerine getirirdi.
Ebü'l-Mehâsin Mes'ûd Beyheki hazretleri tefsir ve usûl âlimlerindendir. 544 (m. 1149)'de vefât etti. Tefsirinde, Eshab-ı kiramın üstünlüğünü bildiren âyet-i kerimeleri şöyle anlatır:
Ebû Bekr bin Kavvâm hazretleri evliyânın büyüklerinden ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 1188 (H.584) senesinde Irak'ta Sıffin'de doğdu. 1259 (H.658)'de Haleb'de Alem köyünde vefât etti. Torunu Muhammed bin Ömer, İbn-i Kavvâm'ın kerâmetlerini anlatan bir kitap yazdı. Ebû Bekr bin Kavvâm buyurdu ki:
Şeyh Bedreddin, ilim öğrenmek istiyordu. Bu gayeyle önce Bursa, sonra Konya ve Kâhire'ye gitti. Orada büyük âlim Seyyid Şerif Cürcâni ve Aydınlı Hacı Paşa ile berâber Mübârekşâh Mantıki'den din ilimleri, felsefe ve mantık okudu. Tahsilini tamamladıktan sonra Tebriz'e giderek, Timûr Hanın huzûrunda yapılan ilmi sohbetlere iştirak etti. Daha sonra Kazvin'e giden Şeyh Bedreddin, burada doğru yoldan ayrılarak sapık Bâtınilik fırkasına girdi. Dönüşünde Memlûk Sultânı Melik Zâhir Berkuk'un oğlu Ferec'e hoca tâyin edildi. Bir müddet sonra da Anadolu'ya döndü...
Yûsuf bin Hüseyin şöyle anlatır: "Mısır'a Zünnûn-i Mısri'nin yanına gittikten sonra, Rey şehrine dönüyordum. Bağdâd'a vardım. Dayım Abdullah bin Hâzır orada idi. Hacca gidecekmiş, yanına gittim:
-Nereden geldin? diye sordu:
-Mısır'dan gelip, Rey'e gidiyorum. Bir nasihat etmenizi isterim, dedim.
Buyurdu ki:
-Kabûl etmezsin!
-Ederim. dedim.