Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.686
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
14.cü Osmanlı Padişahı I. Ahmed Han, 14 yaşında tahta çıkmış ve 14 sene hükümdarlık yaptıktan sonra 28 yaşında vefat etti. Ölüm döşeğindeyken hocası Mustafa Efendiye dönerek:
"Hocam, 28'de kaç 14 vardur" dedi. Mustafa Efendi:
"İki defa devletlû hünkarım" cevabını verdi.
Tam bu sırada, kendi yaptırdığı Sultanahmed camiinin minarelerin den ezan sesi gelmeğe başladı. Sultanın hocası, padişahın, cami inşaatı sırasında eteği ile toprak taşıdığını hatırladı. İşçilere şevke getirmek için her hafta inşaata gitmiş ve eteği ile toprak taşımıştı.
Ezan sona erince Sultan Ahmed ayağa kalkmak ister gibi davrandı. Mustafa Efendi telaşla sordu:
"Ne oluyorsun Devletlû?" dedi. Padişah:
"Toprak taşımaya giderim hocam!..." dedikten sonra Kelime-i Şehadeti söyleyerek sırtüstü düştü. Hocası yanına gittiğinde ruhunu teslim etmişti.
1458'de Trabzon Rum İmparatorluğu tahtına oturan David Komnen, Osmanlılara verdiği vergiyi kestiği gibi evvelce verilenleri de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey vasıtasıyla geri istemişti. Trabzon Rum Devletine kendi haraçgüzarı gözüyle bakan Hasan Bey, bu devletin Osmanlı nüfuzu altına girmesini istemiyordu. Bunun için 1460 senesinde yeğeni Murad bey başkanlığında bir heyeti İstanbul'a göndererek bu vergi meselesini görüşmek istedi. Fakat Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed, gelenlere şu cevabı vererek geri gönderdi:
"Haydi siz gidiniz, ben kendim gelir borcumu öderim"Bundan sonra sefer hazırlıklarına başladı ve Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında mağlub etti ve daha sonra da Trabzon üzerine yürüyüp bu devleti Osmanlı topraklarına kattı.
İsmâil Cerrâhi hazretleri, Şam'da yetişen tefsir, hadis ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. Ebû Ubeyde bin Cerrah'ın (radıyallahü anh) neslindendir. 1087 (m. 1676)'da Suriye'de doğdu. 1162 (m. 1748)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ahmed Kuseyri rahmetullahi aleyh, Antakya'da yaşamış olan evliyânın meşhûrlarındandır. Doğum târihi bilinmemektedir. 1549 (H.956) senesinde Antakya-Şenköy'de vefât etti.
Şemsüddin Raini hazretleri hadis, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 902 (m. 1496)'de, Mekke-i mükerremede doğdu. 954 (m. 1547'de Trablusgarb'da vefât etti. Bir dersinde, tövbe hakkında şunları anlattı:
Nureddin Cerrahi, çocukluğundan beri anasına karşı büyük bir sevgiyle doluymuş. Hem ne türlü, âdeta aşka benzer bir sevgiymiş bu! Büyüyüp geliştiği zaman Nureddin Cerrahi'yi anası irşad etmiş. Nureddin Cerrahi, doğumundan dört yüz yıl evvel müjdelendiği gibi, İbrahim Düssuki'nin sırrını taşıyan olgun, dolgun bir insan olarak âlem halkı içinde parladıktan bir süre sonra, anasının huzuruna vararak - Bana izin verde hacca gideyim. Şeriatın bana farz kıldığı görevimi yapayım" demiş. Annesi bu isteği yerinde görmüş, genç Nureddin de hazırlıklara başlamış. Lazım olan parayı tedarik ettikten sonra bir gün anacığına veda ederek, evden hacca götürecek olan kervanın sahibine giderken yolda iki gözü iki çeşme sel sel ağlayan bir adam görmüş.