Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.899
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Süleyman Hân'ın, Gâzi Bâli Bey'e yazdığı mektup şöyledir:"Her iyiliğin kaynağı adâlettir... Âdil olmayan kişinin elinden çıkan iş, kötü iştir... Peygamber efendimiz "Bir günün adaleti, yetmiş yıllık ibâdetten üstündür." buyurmuştur. Öyle insanlar var ki, ellerinde fırsat yok iken, salih, âbit ve zâhit görünürler. Ellerine fırsat geçince Nemrut kesilirler...Hizmetinde kullandığın adamların dış hâllerine aldanma! Mala muhabbet göstereni, devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki, Allahın bana emânet ettiği halkı ezerler... Kıyâmet günü sorumlu benim!..Ey Gâzi Bâli Bey! Mansıbın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme! Ne dilediğin varsa benden iste! Sana emânet ettiğim askerlerimin ve tebâmın; ihtiyarlarını baba, gençlerini evlât, çocuklarını da kardeş bil... Bilhassa fukaraya şefkât ve muhabbetle ihsan kapılarını aç!.."
Uzun Hasan, Fâtih Sultan Mehmed Hanla harb etmezden önce, Pir Muhammed Efendiye gidip harb için izin istedi. Bunun üzerine Pir Muhammed hazretleri ona; "Sana ve askerine lâzım olan onlarla harb etmemektir. Zirâ onlar müslüman gâzilerdir. Onlarla harp etmemek akıllıca bir iştir." buyurdu. Uzun Hasan, Pir Muhammed hazretlerinden bu sözleri işitince, harb etmek istediğini belirtip dışarı çıktı. Pir Muhammed hazretleri, Uzun Hasan'a arkasından; "Bizim sözümüzün fayda ve zararını, hayır ve şerrini bu taraflara gelince anlarsın. Gerçi şimdi bize kırılırsınız ama ne yapalım siz bilirsiniz." buyurdu. Çok geçmeden yapılan harpte Uzun Hasan'ın askeri bozguna uğrayıp kendisi ve yakınları perişan bir hâle düştü. Sonra yine Pir Muhammed hazretlerine gelerek âkıbetinin nereye varacağını sormadan edemedi. Pir Muhammed Erzincâni hazretleri ona; "Fâtih Mehmed Han, şânı büyük affı seven bir sultandır. Sizi incitmezler. Edep ile hareket edeni rencide etmezler." buyurdu. Sonra çok sevdiği talebelerinden Pir Ahmed Efendiyi Fâtih Sultan Mehmed Hana gönderip Uzun Hasan'la arasında sulh yapılmasını sağladılar
Muhammed Mehdi hazretleri, "Onikinci İmâm"dır. 871 (H.258) senesinde Samarra'da doğdu. 888 (H.275) senesinde Medine-i münevverede vefât etti ve orada defnolundu... Baba ve dedeleri gibi o da zamânının kutbu olup, zamânındaki bütün velilere feyz, onun vâsıtasıyla ulaştı.
Muhammed Mehdi hazretleri vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Muhyiddin ibn-i Ebi'l-Vefâ hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh ve usûl âlimlerindendir. 696 (m. 1297)'de Kâhire'de doğdu. 775 (m. 1373)'de orada vefât etti. İmâm-ı A'zam Ebû Hanife hazretleri hakkında şunları anlattı:
Tâbiinin büyüklerindendir. Doğum târihi bilinmemektedir. 722 (H.104) senesinde Şam'da vefât etti.
Abdullah bin Zeyd, Eshâb-ı kirâmdan Sâbit bin Kays, Enes bin Mâlik ve Tâbiinden büyük âlim Katâde'den (r.anhüm) ders alıp ilimde yükseldi. Hadis-i şerif ilminde sika, sağlam, güvenilir bir zât oldu. Bir hadis-i şerifi öğrenmek için uzun süre seyâhat ederdi.
Hadis-i şeriflerin toplanıp, yazılması için uğraşırdı. Vefâtından evvel, kitaplarının Tâbiinin büyüklerinden, fıkıh âlimi ve evliyâdan Ebû Eyyûb-i Sahtiyâni'ye verilmesini vasiyet etti. Bir deve yüküne yakın kitâbı Ebû Eyyûb-i Sahtiyâni'ye verildi.
Bir tüccar sahrada bir yerden bir yere giderken, içinde 800 altın olan, altın torbası heybeden düşer kaybolur. Aramalara rağmen bulamaz. Şu özellikte torba kaybolmuştur, bulup getirene 100 altın hediye vereceğim diye ilan eder. Salih bir genç bu torbayı bulur. Özel dikilmiş torbayı hiç açmadan tüccara götürür verir ve 100 altın hediyesini bekler. Tüccar kendi elleriyle diktiği torbanın hiç açılmadığını görür, kendi elleriyle dikişleri çözer ve içindeki altınları saymaya başlar. Tam tamına 800 altın, yani kaybettiği gibi tam olduğunu görür. Ama bu arada 100 altın hediyeyi vermemek için fesatlık düşünür, gence der ki: