Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.227.514

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allah'ı Hatırlamaktan Gafil Olma Ey Genç!

İmâm-ı Hâdî hazretleri Oniki İmâm'ın onuncusudur. 829 (H.214) senesinde Medîne'de doğdu. 868 (H.254)de Bağdât'ta, Samarra nâhiyesinde vefât etti. İmâmlığı, otuz üç sene, altı ay, yirmi yedi gündür. Kendisinde sonra oğlu Hasan-ı Askerî imam oldu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Önce Elini Öpüp Sonra Dövmek LÂzim!..

18. asır sonlarından itibaren Osmanlı sultanları, gerek cuma selâmlığında gerekse diğer hususi zamanlarda halkın arasına çıktıklarında, halktan herhangi bir dileği olanlar, yazdırdıkları arzuhalleri havaya doğru kaldırır ve yüksek sesle, "Pâdişâhım çok yaşa!" derlerdi. Bunun üzerine hükümdârın yakınlarından biri o arzuhâli alır, saraya varıldığında alâkalı mercie vererek icâbının yapılmasını temin ederdi.Sultan II. Mahmud merhum bir bayram günü vükelâ ve maiyyetiyle birlikte Divanyolu'nda at sırtında ilerliyordu. Kalabalığın arasından bir adamın bütün enerjisini sesine toplayarak bağırdığı duyuldu:" Pâdişâhım çok yaşa!.. Pâdişâhım çok yaşa!..

Vehbi Tülek

22 - Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Eğri Kalesinde Şehid Olan Evliya

Vehbi Tülek

Cephede Bir Bayram Namazi

Vehbi Tülek

Çanakkale Harbi'nin devam ettiği günlerde, bir Ramazan Bayramı arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa, 9'uncu Tümen'in genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şunları söyledi:" Hâfız, yarın Ramazan Bayramı! Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vaz geçiremedim. Ancak böyle bir şey, pek tehlikeli; yani senin anlayacağın, düşmanın arayıp da bulamayacağı toplu bir imhâ fırsatı olur. Münâsip bir dille bunu erâta sen anlatıver!..İmam Efendi, Paşa'nın yanından henüz ayrılmıştı ki, karşısına nûr yüzlü bir zât çıktı ve:" Evlâdım! Sakın ola askerlere bir şey söyleme! Gün ola hayır ola; Allah Teâlâ, nasıl dilerse öyle olur... dedi.

Bu Hükümdar Kemal Ve Tedbir Sahibidir

Vehbi Tülek

Çaldiran MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Ravza-i Mutahara Müdafii Fahreddin Paşa

Vehbi Tülek

Biz Senden Daha Nica Hizmetler Bekleriz

Vehbi Tülek

Ülkemde Bu Adama CevÂb Verecek Bir Âlim Yok Mu?

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud’un Veziri

Vehbi Tülek

Kiymeti Takdîr

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Büyük Mutasavvıf Celâleddîn Tebrîzî

Celâleddin Tebrizi, Hindistan evliyâsının büyüklerindendir. Tebriz taraflarında doğduğu için "Tebrizi" nisbesiyle meşhur oldu. "Celâleddin" lakabı verildi. 1345 (H.746) yılında Bengal bölgesinde vefât etti.
Feridüddin-i Attâr hazretlerinin nazarlarından istifâde eden Celâleddin Tebrizi, Hâce Muinüddin-i Çeşti hazretlerinin vefâtından önce Hindistan taraflarına gitti. Onun sohbetleriyle de şereflendi. Kutbüddin Bahtiyâr Kâki ve Behâüddin Zekeriyyâ ile sohbet etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ayasolug Çelebisi Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

Ayasolug Çelebisi Mehmed Efendi, Hanefi mezhebi fıkıh ve tefsir âlimidir. Aydın'ın Selçuk (Ayasolug) ilçesinde doğup yetişti. Bursa'ya gitti. Molla Yegân'dan ilim tahsil etti. Hicri dokuzuncu asırda Bursa'da vefât etti. Vefatından kısa bir zaman evvel bir dersinde buyurdu ki:

Ebû Ali Rodbârî

Vehbi Tülek

Sen Dilin Ile Değil Kalbinle Mümin Ol

Vehbi Tülek

Muhammed bin Hasen İsterâbâdi hazretleri fıkıh, hadis ve tefsir âlimidir. 311 (m. 924)'de İran'da İsterâbâd'da doğdu. 386 (m. 996)'da Cürcan'da vefât etti. Bir dersinde, Kelime-i tevhidin üstünlüklerini anlatırken buyurdu ki:

Amasyalı Bayram Efendi

Vehbi Tülek

Kayyûm-i Cihân Muhammed Seyfullah

Vehbi Tülek

Ey Mümin! Vaktini Boş Şeylerle Geçirmeyesin!

Vehbi Tülek

Tasavvuf, Kalbi Sâf Yapmak Temizlemek Demektir

Vehbi Tülek

Günâhları Küçük Görmekten Daha Zararlı Bir Şey Yoktur!

Vehbi Tülek

Tatlı Meyve Için, Sabrın Acılığına Katlandık

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Değişen Sizin Kalbiniz

Allah Nasil Misafir Edilir?

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Tüccarin Rüyasi

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek