Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.668.035
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Hafız Mehmet Akkoyunlu sarayının mescidine bakan kendi halinde bir müezzindir. Ancak onda öyle bir ses vardır ki, bülbüller bile imrenir. Kâh volkanlar gibi coşar, kâh akar sular gibi. O yanık Kahire aksanı ile okumaya başladı mı, dinleyenler bir hoş olur. Cemaatin gözleri dolar, yanaklardan sıcak damlalar kayar. Şah İsmail'in fitne kaynattığı günlerde doğu Anadolu'da cinayetler, baskınlar birbirini izler, halk canından bezer. Geceleri kapı sürgüler, camlara kepenk çekerler. Havada tarifi zor bir ağırlık vardır. Hani sıkıntı, kasvet karışımı bir şey. Kargaşa gitgide büyür ve gün gelir Akkoyunluları da sarar. Öyle çok cami yıkılır ve öylesine mâsum katledilir ki, görenler haçlı geçti sanır.
Çolak Hasan yeniçeri olmak istiyordu. Acemi ocağına başvurdu. Fakat Ağa , onu ocağa kabul etmedi. Hasan'ın boynu büküldü. Sonra çolak elini gizlemek için bedenine yaklaştırdı ve kendi kendine;"Artık hiçbir zaman savaşa katılmayacağım, yeniçeri olamayacağım" diyerek evine gitti. Çolak eline aka baka ağlamaya başladı. Devrin büyük âlimlerinden Hoca Sadeddin Efendi, sarayın bahçesinde gezintiye çıkmıştı. Hasan'ın ağlama sesini duydu ve sesin geldiği tarafa yürüdü. Hasan'a niçin ağladığını sordu. Hasan, çolak elini arkasına saklayarak gözyaşlarını gizlemeye çalışıyordu. Sadeddin Efendi ona; "Derdini söyle de bir çaresini bulmaya çalışalım" dedi. Hasan;"Çaresini bulamazsınız" deyince, Hoca;"Sen yine de söyle" dedi.
Ziyâeddin Halil Cündi, Mısır'ın Mâliki mezhebi fıkıh âlimi ve velilerindendir. Doğum târihi ve yeri belli değildir. Küçük yaştan itibâren, İmâm-ı Şâfii, Ahmed-i Bedevi, Seyyidet Nefise ve Şerâfeddin Kürdi'den sonra Mısır'da yetişen evliyânın en büyüğü olan Abdullah Menûfi'nin terbiyesine verildi. Kâhire, Mekke ve Medine gibi zamânın belli başlı ilim merkezlerindeki âlimlerden ilim öğrendi. Hadis-i şerif ilminde, fıkıh bilgilerinde âlim oldu. Tasavvufta yüksek derecelere kavuştu. Mâliki mezhebine göre fetvâ verdi. Pekçok talebe yetiştirip, faydalı eserler yazdı. İbn-i Mezrûk, Tâcüddin İshâki gibi âlimler talebelerinden idi...
Ebü'l-Hasen-i Kerhi hazretleri hadis ve Hanefi fıkıh âlimidir. 260 (m. 874)'de Irak'ta Kerh bölgesinde doğdu. 340 (m. 952)'de Bağdâd'da vefât etti. Alışverişte Müslümanları tehlikeye düşmekten kurtaran ictihâdı şöyledir:
Hasan bin Ali Berbehâri hazretleri evliyânın büyüklerinden ve Hanbeli mezhebinin meşhûr fıkıh âlimlerindendir. 847 (H.233) senesinde doğdu. 940 (H. 329)'da vefât etti. Çeşitli eserleri vardır. Bunlardan Şerh-i Kitâb-üs-Sünen adlı eseri çok kıymetlidir.
Sehl-i Tüsteri'nin arkadaşı idi. Ondan şöyle nakletmiştir:
Adamın birisi Musa aleyhisselam'a gelerek:
- Ya Musa, ne olur dua et de hayvanların dilinden anlayayım. Bundan kendime dersler çıkarır, iyi insan olurum, dedi. Musa aleyhisselam:
- Git işine bak, bu halin senin için daha hayırlıdır, kaldıramayacağın bir
yükün altına girmeye çalışma, diye cevap verdi. Fakat adam dinlemedi ve
ısrar etti.
- Ya Musa, ne olur hiç değilse kapımdaki köpekle horozun dilinden anlayayım diyordu. Sonunda Musa aleyhisselam dua etti ve adam sevinerek evine gitti.