Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.373.865

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allahü Teâlâ Câhili Dost Edinmez!

Nesefî Mevlâna Aziz hazretleri Maverâünnehir âlim ve evliyâsındandır. Nesef şehrinde doğdu. 1300 (H.700) yılından az önce vefât etti. Küçük yaşta ilim tahsîline başladı. Horasan'a ilim öğrenmek için giden Nesefî, büyük velî Sâdeddîn-i Hammûî'ye talebe olmakla şereflendi. Hocasından icâzet aldıktan sonra insanlara tâliplerine ilim öğretmeye başladı. Talebelerine buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

59 - Fatih İle Molla Gürani

Fatih Sultan Mehmet'in hocalarından Molla Gürani, padişah ile senli benli konuşacak kadar samimi idi. Onun huzurunda gayet rahat hareket eder ve vezirlere de gerektiğinde ihtarlarda bulunurdu. Bir gün padişaha, sultanların lokmalarının çoğunun şüpheli olduğunu söylemişti.

Vehbi Tülek

Baltaci Mehmed Paşa Ve Ünsi Hasan Efendi

Vehbi Tülek

Belgrad'in Fethi

Vehbi Tülek

Fatih Ve Hocazade

Vehbi Tülek

Sultan Mehmed Han (Fâtih) Osmanlı tahtına oturup da onun âlimlere muhabbeti ve lütf-ı ihsânı ün salınca ve çevresine zamânının meşhur âlimlerini toplayınca, Hocazâde de onun yanında olmak şerefini kazanmak istedi. Ne var ki yolculuk masraflarını karşılayacak parası olmadığından bir türlü yola çıkma cesâretini bulamıyordu. Bu sırada derslerine katılan bir talebenin sekiz yüz akçesi olduğunu öğrenince, bu parayı ödünç alıp yola çıktı. Talebe de yanında ve hizmetinde idi. Oraya öyle bir zamanda vardı ki, pâdişâhın otağı İstanbul'dan Edirne'ye gidiyordu. Pâdişâh-ı âlem, bir yanında Molla Seyyid Ali, diğer yanında Molla Zeyrek olduğu halde ilmi konularda münâzara yaparak ilerliyordu. Vezir Mahmûd Paşa, Hocazâde'yi görünce; "Hoş geldin. Ben de seni Pâdişâha anlatmıştım. Gel hemen onunla görüş." diyerek önüne düşüp Pâdişâhın yanına yaklaştılar. Hocazâde hükümdârı selâmlayıp elini öptü. Mahmûd Paşa onun Hocazâde olduğunu bildirerek ilmini övdü.

Eğri Fatihi Iii. Mehmed Han

Vehbi Tülek

Ii. Abdülhamid Han Ve Taşkesenli Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Hakani Mehmed Bey’in Ricasi

Vehbi Tülek

38 - Savaş Ve Zafer İçin

Vehbi Tülek

Demirbaş Hasan

Vehbi Tülek

Belgrad'in Fethi

Vehbi Tülek

Yanliş Gelen Telgraf

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Allahü Teâlâya Yakınlığı Namazda Aramalıdır

Sirâcüddin İbnü'ş-Şât hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. 643 (m. 1246)'da Fas'ta Sebte'de (Ceuta) doğdu. Burada devrinin büyük âlimlerinden fıkıh ilmi tahsil etti ve çok talebe yetiştirdi. 723 (m. 1323)'de Sebte'de vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hasen Kadîb-ül-bân

Vehbi Tülek

Hasan Kadib-ül-Bân hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. 570 (m. 1174) senesinde Musul'da vefât etti. Hasen Kadib-ül-bân, ebdâllerden idi. Allahü teâlânın bu ümmete ikram ettiği ihsânlardan birisi de; bu ümmet arasında evtâd, nücebâ ve ebdâllerin bulunmasıdır.

İlmin Dereceleri Çoktur Ve Sonu Yoktur

Vehbi Tülek

Ahmed Âsım Antâkî

Vehbi Tülek

Ahmed Âsım Antâki hazretleri, evliyânın meşhûrlarındandır. Antakya'da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Âilesi Antakya eşrâfından itibâr edilen kimselerdi. 853 (H.239) senesinde vefât etti.

İbn-i Millî Necmeddîn

Vehbi Tülek

Muhammed Kurtubî

Vehbi Tülek

Abdullah Bin Ahmed

Vehbi Tülek

"kandiye Kahramanı" Bodrumlu Fedai Musa

Vehbi Tülek

Allah'ın Rahmetinden Ümidini Kesmeyesin!

Vehbi Tülek

Hiç Kimse Mucizeye Karşı Gelemedi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Anzakli Ömer

Evliyalar Ölmez İmiş

Pişman Oldular!

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Firkateyne Bininiz

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek