Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.194
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Yıl 1453, mevsim bahar idi. Bizans'tan Tebriz ve Semenkand'a ulaşan haberler Osmanoğlu Mehmed Hân'ın Kral Konstantin'i yendiği ve İstanbul'u aldığını bildiriyordu. Haberciler bir şey daha ilâve ediyorlardı sözlerine: "Cihangir hükümdar, Moğol istilacılarına hiç benzemeyen ilim ve hikmet sahibi münevver bir genç... Kılıcın zaferini kelâm ve kalemin hüneri ile tartıyor..." Orta Asya hâkanları düşünüyorlardı... Bu gazanfer yarın doğuya yönelirse ne yapacaklardı?.. Tebriz hükümdarı Uzun Hasan hemen ona bir elçi göndermeyi planladı ve meşhur astronomi ve matematik âlimi, memleketin medâr-ı iftihârı mümtaz insan Ali Kuşçu 'yu yola çıkardı. Uluğ Bey'in gözde talebesi ve şarkın o asırdaki hikmet güneşi olan Ali Kuşçu'ya acaba nasıl muâmele olunacak, deneyecekler ve ona göre genç Sultân Fâtih Mehmed Hân'a karşı politika geliştireceklerdi.Ulaklar, Ali Kuşçu'nun 200 kişilik bir kafile ile Osmanlı hudutlarından giriş yaptığını Sultan Fâtih'e bildirdikleri gün, şu mealde bir ferman çıkarıldı: "Her vilâyet menzilinde kendilerine bin altın yol harçlığı verile..."
Günlerden 31 Ağustos 1526 Cuma. İki gün evvel Mohaç Meydan Muharebesi kazanılmış, Kanuni Sultan Süleyman Han tebrikleri kabul ediyor. Elbette herkes zafer neşesi içindedir. Kara haber otağ-ı hümayuna bir gülle misali düşer. Akıncı alperenlerinden Gül Baba gaza meydanında şehid düşmüştür. Kendisi şehid düşmüş de, başı yere düşmemiştir. Elinde gürzü ve yatağanı ile vuruşurken, bir kafir sillesi ile başı gövdesinden ayrılmıştır. Ve o aziz kahramana layık efsaneler de o anda destanlaşmaya başlamıştır. Rivayet edilir ki, Gül Baba başsız gövdesiyle atından inmiş, kesik başını koltuğunun altına almış ve etrafını saran Haçlı askerlerini defettikten sonra Mohaç ovasını velveleye veren Kelime-i Şehadet getirdikten sonra şehadet mertebesine erişmiştir.
Ahmed Nahlâvi rahmetullahi aleyh, Osmanlı devleti zamanında Şam'da yaşayan evliyâdandır. 1670 (H. 1081) senesinde doğdu. 1744 (H.1157)'de vefât etti. Nahlâvi tahsil çağına geldiğinde ilk olarak Kur'ân-ı kerim okumayı öğrendi. Bir gün evliyânın büyüklerinden Şeyh Halil ile karşılaştı ve o zâtın talebesi oldu. Tasavvuf yolunda ilerleyen Ahmed Nahlâvi, yüksek dereceler sâhibi oldu. Çok kerametleri görüldü.
Seyyid Osman Fadlı Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. 1632 (H.1041)'de Rumeli’de Şumnu’da doğdu. Fâtih'te Atpazarı denilen yerde oturduğu için; "Atpazarı Şeyhi Osman Efendi" nâmıyla şöhret buldu. Kıbrıs'ta ise "Kutup Osman" ismiyle bilinir. 1691 (H.1102) senesinde Kıbrıs'ın Magosa şehrinde vefât etti...
Abdullah er-Razi rahmetullahi aleyh evliyânın büyüklerinden olup, İran-Nişâbûr'da doğmuş ve orada yetişmiştir. Çok hadis-i şerif ezberlemiş olup, hadis ilminde kuvvetli bir âlimdir. 310 (m. 922) senesinde vefât etmiştir.
Abdülaziz Debbağ hazretleri'ninbir grup talebesi bir yere gitmek için yola çıktılar. Yanlarında eşkıyâ saldırısına karşı koyacak hiç bir şey yoktu. Geceyi tenha ve korkunç bir yerde geçirdiklerinden, içlerinden iki kişi uyumadı. Bunlar yakınlarında bir arslanın dolaştığını fark ettiler. Biri diğerine;
-Kimseyi uyandırma sonra paniğe kapılabilirler, dedi.
Sabah olunca yakınlarında ölü bir tavşana rastladılar ve yollarına devam ettiler. İşlerini görüp geri dönerken konakladıkları yerde, bir kişi uyumayıp arkadaşlarını bekledi. Hocaları Abdülaziz Debbağ'ın huzuruna geldiklerinde uyumayan talebe;
-Efendim! Müsâde ederseniz biraz uyumak istiyorum. Çünkü dün gece hiç uyumadım,dedi.