Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.582.510

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Lüzumsuz Konuşmanın En Küçük Zararı, Şöhrettir!

Ebû Bekr bin İyâş hazretleri tâbiînin büyüklerindendir. Meşhûr kırâat âlimi İmâm-ı Âsım'ın râvilerinden ve hadîs âlimlerindendir. 715 (H.97) senesinde doğdu. 808 (H.193) senesinde Kûfe'de vefât etti. Babasından, Ebû İshâk es-Sebîî, Ebû İshak eş-Şeybânî, Hümeyd et-Tavîl ile Eshâb-ı kirâmın birçoğundan hadîs-i şerîf rivâyet etti ve ilim öğrendi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Zirhimi Giyinip Kilicimi Kuşandim

Yavuz Sultan Selim Han, Anadolu'da yıllarca yaptığı Şiilik propagandası ile Osmanlı ülkesini parçalama gayesini güden Şah İsmail'e karşı harekete geçerken, kendisine de şu mektubu gönderdi:"Bilesin ve anlayasın ki, ilahi hükümlerden yüz çevirenlerin, Allahü teâlânın dinini yıkmaya çalışanların bu hareketlerine bütün Müslümanların, adaletperver hükümdarların kudretleri nisbetinde mani olmaları farzdır. Sen ki Müslümanların memleketlerine saldır dın, şefkat ve utanmayı bir tarafa bırakarak zulüm kapılarını açtın. Günahsız Müslüman ları incittin. Fitne ve fesadı gaye edindin. Nefsinin kötü arzularına ve fıtratındaki bozukluk lara uyarak Din-i İslam'ın emirlerini değiştirmeye kalktın. Haramlara helal diyerek nice Müslümanları ifsad ettin. Mescitleri, türbeleri ve mezarları yıktın. Alimleri ve Peygamberi miz "Sallallahü aleyhi ve sellem" Efendimizin neslinden gelen mübarek seyyidleri ldürdün. Kur'ân-ı Kerimi hela çukurlarına attın. Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer'e söverek hakaret ettin. Bu saydıklarım senin kötü hallerinden sadece birkaçıdır. Dillerde dolaşan bunlar ve bunlara benzer diğer hareketlerinden dolayı âlimlerim kesin delillere dayanarak, senin kafirliğine fetva verdiler. Bu durum karşısında Allahü Teâlâ'nın emirlerini yerine getirmek ve zulüm görenlere yardım etmek için, merasimlerde giydiğim padişahlık elbise lerimi çıkardım. Zırhımı giyip kılıcımı kuşandım. Atıma binerek Safer ayının başında Anadolu yakasına geçtim. Maksadım, Allahü Teâlânın inayetiyle senin Şahlığını yok etmek ve bu suretle âcizler üzerinden zulmünü ve fesadını kaldırmaktır. Ancak kılıçtan önce sana, Sünnet-i Seniyye icabı Sünni itikadını teklif ederim. Eğer yaptıklarından pişman olup, cân-ü gönülden istiğfar eder ve aldığın kaleleri geri verirsen, tarafımızdan, dostluktan başka bir şey görmezsin. Fakat kötü hallerine devam ettiğin takdirde, zulümlerinle simsiyah yaptığın yerleri nura kavuşturmak ve elinden almak üzere Allahü Teâlâ'nın izniyle yakında geleceğim. Takdir ne ise öyle olacaktır."

Vehbi Tülek

İlk Uçan Türk, HezÂrfen Ahmed Çelebi

Vehbi Tülek

Casus Herşeyi Görsün

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Okçuluk

Vehbi Tülek

Okçuluk Osmanlıların ünlü sporlarındandır. Çok eski zamanlardan beri harp sahasında kendileriyle karşılaşanlar, Türklerin ok atmadaki ustalıklarından hayranlıkla söz etmişlerdir. Türkler, kısa fakat çok kuvvetli yaylar kullanırlardı. Oku gerek piyade ve gerekse süvari olarak kullanmakta emsalleri yoktu. Süratle giden bir atın üzerinden, hedefe isabetli ok atarlardı. Okmeydanı'nda kurulan meşhur kemankeşler ocağı, 15 ve 16. asırlarda emsalsiz üstadlar yetiştirmiştir. Bu arada lodos, poyraz, gündoğusu, batı, kıble, karayel, yıldız gibi yönlerde esen rüzgârlara atılan kamış ve tahta oklarla kurulan menziller, yani kırılan rekorlar, erişilemeyecek kadar yüksektir.Makbul İbrahim Paşa, Atmeydanı'ndaki sarayını yaptırması nedeniyle Kanuni Sultan Süleyman'a bir ziyafet vermiştir. Bu ziyafet eğlenceleri sırasında, Türk Okçuluk Tarihinin önemli kişilerinden biri olan Tozkoparan İskender, at üstünden attığı okla birbirinin içine yerleşmiş 5 kalkanı delmiştir. Bu usta kemankeşin başarıları efsanelere konu olacak kadar büyüktür. Osmanlı İmparatorluğu sınırlarında Tozkoparan İskender'in Gündoğusundaki 1281,5 gez menzilinden (845 metre) daha uzağa ok atışı hiçbir dönemde gerçekleşememiştir.

Sultan I. Murad Hanin Oğullarinin Sünnet Düğünü

Vehbi Tülek

Yarasina Bir Avuç Ot Tikamişti

Vehbi Tülek

Nemiz Kaldi Bizim Mülk-i Arab’da

Vehbi Tülek

Traş Edilmiş Sakal Daha Gür Çikar

Vehbi Tülek

Nalinci Baba Ve Sultan Iii. Murad

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Görev Şuuru

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kusûrları, Günahları Yüzüne Vurulmayan Iyi Kimsedir!

Şeyh Câmî Efendi Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. Şeyhülislâm Ahmed-i Nâmıkî Câmî'nin soyundandır. Semerkand’da doğdu. Muhammed Hubûşânî'nin talebeleri arasına katıldı ve icâzet alarak talebe yetiştirdi. Sonra İstanbul’a gelerek Kânûnî Sultan Süleymân Han ile görüşüp sohbet etti. Nakîb-ül-eşrâflık görevine tayin edildi. Uzun müddet bu vazifeyi yürüttükten sonra Semerkand’a gitmek için yola çıktı. 1555 (H.963) senesinde yolda vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dost Sofrasında Yenilen Yemeğin Hazmı Kolay Olur

Vehbi Tülek

Meymûn bin Mihrân hazretleri tâbiinin büyüklerinden, olup hadis ve fıkıh ilminde büyük bir âlimdir. 657 (H.37) de Kûfe'de doğdu. Sonra Rakka'ya yerleşti. Halife hazret-i Ömer bin Abdülaziz tarafından kâdı ve vâli olarak Cizre'ye tâyin edildi. 734 (H. 116)'de Cizre'de vefât etti.

Bahri Dede Ve Zigetvar'ın Fethi

Vehbi Tülek

Abdülkahir Bağdadi

Vehbi Tülek

Abdülkahir Bağdadi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 350'de (m. 961) Bağdat'ta doğdu. Bağdat'ta tahsiline başladı. Daha sonra İran'da İsferâin'e gitti ve Ebû İshak el-İsferâini'nin derslerine devam etti. 429 (m. 1037) yılında orada vefat etti. Vefatına yakın günlerde buyurdu ki:

Sonsuz Öncelerde Yoktan Var Olmak

Vehbi Tülek

senin Azîz Kıldığın Horluk Görmez

Vehbi Tülek

Şemseddin Remlî

Vehbi Tülek

Zenginin Fakir Hanımına Zekât Verilir Mi?

Vehbi Tülek

Ali Bin Halef

Vehbi Tülek

Ahmed Bin Ömer

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

B0r Çuval Toprak

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek