Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.483
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Padişahlardan biri maiyetiyle birlikte bir gezintiye çıkmıştı. Yolu üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü. İhtiyara uzaktan seslendi:- Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden herhalde yiyemezsin. İhtiyar cevap verdi: - Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat. Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yedikse, bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yer.
Sultan Abdülaziz'i taşıyan Sultaniye vapuru, 29 Haziran 1867 Cumartesi günü Toulon limanına girince, adeta yer yerinden oynadı. Limandaki Fransız savaş gemi erinde bulunan ve sahilin çeşitli kesimlerine konulan toplar sürekli ateşleniyor, III. Napoléon'un seçkin misafiri, kulakları sağır edici gümbürtülerle istikbal ediliyordu. O gün kaç top mermisinin havaya savrulduğu bilinmiyor. Ama büyükçe bir meydan muharebesindeki sarfiyat ölçüsünde olduğu tahmin ediliyor. Vapur ağır ağır ilerliyor, salvo ların ardı arkası kesilmiyordu.
Halil Fevzi Efendi Osmanlı âlimlerinden olup Mecelle Cemiyeti âzasıdır. 1219 (m. 1805)'da Bulgaristan'da Filibe'de doğdu. Tahsilini Filibe'de tamamladıktan sonra İstanbul'a giderek müderrislik, Meclis-i İntihâb-ı Hükkâm reisliği, Mecelle Cemiyeti âzâlığı, Meclis-i Tedkikât-ı Şer'iyye âzâlığı yaptı. 1301'de (m. 1884) Tâif'te vefat etti. Hazırlanmasında emeği geçen Mecelle'den bazı maddeler:
Niksârlı Muhyiddin Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Tokat'ın Niksar ilçesinde doğdu ve tahsilini burada tamamladı. Sultan İkinci Bâyezid Hân tahta geçtiğinde İstanbul'a davet etti. Ayasofya'daki tefsir derslerinde Sultan da hâzır bulunurdu. Bir dersinde şunları anlattı:
Hettâr Cenedi, Yemen'de yetişen tasavvuf âlimlerindendir. Asıl adı Îsâ bin İkbâl'dir. Vefâtına kadar öğrendiği ilimleri, istekli olanlara öğretti. 606 (m. 1209) yılında Cened şehrinde vefât edip oraya defnedildi... Bu mübarek zatın çok kerâmeti görüldü. Ali Fetâ anlatır:
Şeyh Sadi-i Şirazi, Bostan ve Gülistan kitabında şöyle nakleder: Bir yere konmuş kervandan birisinin bir çocuğu kayboldu. Adamcağız geceleyin kafile içinde döndü, dolaştı. Her çadırdan sordu, her tarafa koştu. Nihayet gecenin karanlığı içinde, gözünün nurunu buldu. Çocuğu aldı, getirdi. Kervan halkı ile konuşmağa başladı.
- Çocuğu nasıl oldu da, buldun?
- Önüme kim çıktı ise, kime rastgeldimse çocuğum budur diye onu tetkike başladım. İşte bu surette buldum.
Ey aziz, işte bundan dolayıdır ki, velilere rastgelmek isteyen gönül sahipleri, herkesi veli kabul ederler. Bunlar bir gönül için birçok yükleri götürür. Bir gül için birçok diken acısını çekerler.