Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.586.388
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Sultan I. Abdülhamid Han, 1787 senesinde Vasıf Efendi'yi Büüykelçi olarak İspanya'ya gönderdi. Bu hadise, Vasıf Efendi tarafın dan "Sefaretname-i Vasıf Efendi" adıyla kitap haline getirildi.Madrid halkı Osmanlı Büyükelçisinin kral sarayına gideceği günü büyük bir merak ve heyecanla bekliyordu. Çünki ilk defa bir Osmanlı göreceklerdi. Güzergah üzerindeki bütün evlerin balkonları ve pencereleri adam almıyordu. Bir pencere 50 altına kiralanmıştı.Nihayet Vasıf Efendi göründü. Halk büyük bir tezahürata başladı. Bu muazzam kalabalık arasından güçlükle saraya ulaştı. Kral onu ayakta bekliyordu. Bu devirde yeryüzünde en geniş topraklara sahip devlet İspanya idi. Brezilya hariç bütün Orta ve Güney Amerika ile bugün Amerika Birleşik Devletlerinin eyaleti olan bir çok memleket o zaman İspanya kralının hakimiyeti altındaydı.
Rodosluların yirmiye yakın galer ve kadırgalarına karşı küçük bir Türk çektirisi, amansız ve ölümüne bir mücadeleye hazırlanıyordu. Çektirideki Türk leventleri, şahin bakışlarını düşman gemisine dikmiş, korkusuz, telaşsız, bir an önce düşmanla kılıç kılıca gelecekleri anı bekliyorlardı.Türk çektirisi, etrafını bir karabulut gibi saran dev düşman gemilerine doğru dalgalarla oynaşa oynaşa giderken, leventler, birz sonra tadacakları şehadetin sevinci ve zevki içinde bayram havası yaşıyorlardı. Artı iki yaraf birbirlerine iyice yaklaşmışlar, atış menzili içine girmişlerdi. İlyas Reis, gözlerini düşman gemilerinden ayırmadan ilk emrini verdi:-Amiral gemisine dirise edeceğiz arkadaşlar!
Ebû Bekr İbnü'l-Ciâbi hazretleri hadis hafızıdır. 284'te (m. 897) Bağdat'ta doğdu. Mısır, Halep, Şam gibi yerleri gezerek hadis öğrendi. Dârekutni, Hâkim Nişâbûri ve Ebû Nuaym İsfahâni onun talebelerinden bazılarıdır. İbnü'l-Ciâbi 355'te (m. 966) Bağdat'ta vefat etti. Aşere-i mübeşşere hakkında şu hadis-i şerifleri nakletti:
Ebû Osman Hayri hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Aslen Rey şehrinden olup, Nişâbûr’a gelip yerleşmiştir. Zamanın önderi ve bir tanesi idi. Önceleri Şah Şüca’ Kirmânî’nin talebesi idi. Hocasıyla birlikte Nişâbûr’a gidince orada kaldı ve Ebû Hafs’ın talebesi oldu. Ebû Hafs’ın kızı ile evlenmiştir. 298 (m. 910) senesinde vefât etmiştir.
Ebû İshâk Salebi hazretleri tefsir ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 427 (m. 1035) senesinde Nişâbûr'da vefât etti. Zamanındaki birçok âlimden ilim alıp, hadis-i şerif rivâyet etmiştir. Salebi, Bekâra sûresi ikiyüzseksenaltıncı "Ey Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin musibetler gibi bize ağır yük yükleme" meâlindeki âyetin tefsirinde diyor ki:
Birisinin bir koçu vardı, boynuna ip bağlamış, tuttuğu ucundan çekerek götürüyordu otlaktan. Hırsız hissettirmeden yaklaştı arkadan, ipi kesti, koçla uzaklaştı oradan. Adam olanlardan habersiz devam ederken yoluna, gayrı ihtiyari döndü baktı arkasına...-Aman Allah'ım!.. Koçum... koçum yoktur, kaybolmuş.. Ne yapacağım ben şimdi?.. Diye dövünmeye, sağa, sola koşarak aramaya başladı. Nafile!.. Yoktu hiç bir yerlerde.. Bitap düşene kadar, bakmadığı yer kalmadı. Ümidi kesti, artık bulamayacağına iyice kanaat getirmişti ki, kuyu başında kendisi gibi dövünen bir adam gördü.