Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.720.846

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allah Adamlarının Anıldığı Yere Rahmet-i Ilâhî Yağar

İmâm-ı Yâfiî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden ve evliyâdandır. 1298 (H.698) senesinde Yemen’in Aden şehrinde doğdu, 1367 (H.768)'de Mekke'de vefât etti. Yemen'de ilk tahsilinden sonra Mekke-i mükerremeye gitti. Şeyh Ali et-Tavâşî ile görüşüp ilimde ve tasavvufta yüksek derece sâhibi oldu. Tarîkat silsilesi birkaç koldan Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerine ulaşır. Mekke-i mükerremeye yerleşip evlendi ve başka âlimlerin derslerini dinledi...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Din Ve Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Osmanlı Devleti içerisinde yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Tâlim ve eğitim kabûl etmiyorlar, savaşa çıkmayı da reddediyorlardı. Kendilerine harp fenlerinin öğretilmesini isteyen din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûti hazretleri de bunlar arasında idi. Yeniçerilerin artan zorbalıklarından bahisle ne yapılması gerektiği soruldu. Mesele son derece nâzikti. Yeniçeriler tekrar isyân ederek devlet ileri gelenlerinin kellelerini istemeye başlamışlardı. Tamâmen bid'at yuvaları hâline gelen bektâşi tekkeleri de kendilerini tahrik ediyordu. Sonuçta ulemâ birlik içerisinde bunların öldürülmeleri câizdir diye fetvâ verdi. Savaşın başlangıcı olmak üzere sancak-ı şerifin çıkarılması kararlaştırıldı. Fakat sancağı şerifin açılması çok önemli bir olaydı. Bu işin dönüşü yoktu. Yeniçeriler ile yapılacak mücâdelenin sonu ise kestirilemiyordu. Bu sebepten karar alınmasına rağmen herkeste bir tereddüd vardı. İşte bu devlet adamlarının çekingen ve kararsız hâlleri sırasında Abdurrahmân Harpûti hazretleri söz aldı."Bu din ve devletin ayakta kalması Allahü teâlânın istediği şeyse yeniçerileri vururuz, yok ederiz. Değilse biz de bu din ile berâber batıp gideriz, daha ne ihtimâl kaldı?" diyerek kalplerdeki şüpheleri giderdi. Herkes tek bilek tek yürek oldu. Nitekim bu inanç ve imânla harekete geçerek yeniçeri ocağını ortadan kaldırdılar ve bozulmuş bektaşi yuvalarını kapattılar

Vehbi Tülek

72 - Kanunlar Yürüdükçe Devlet Zeval Bulmaz

Vehbi Tülek

Koca Yusuf

Vehbi Tülek

6 - Turgut Reis'in Esaret Yillari

Vehbi Tülek

1540 senesi Haziran ayının bir akşamıydı. Korsika adasının Gareletta limanına ufacık bir Türk filosu demir atmıştı. Beş parça gemiden oluşan filonun kumandanı Turgut Reis'di.

O zamanlar Turgut Reis'in şöhreti bütün Akdeniz yalılarını tutmuş, İspanya sahillerinin güzel kızları, Kapitan Dragot dedikleri, yaşı elliyi geçmiş bu Türk kahramanı için şarkılar söylemişlerdi. Bir kez mağrip sularına yelken açtı mı, Akdeniz sahillerini korku ve dehşet alır, İtalyan limanlarında "Kapitano Dragot geliyor!" cümlesi duyuldu mu, o ünlü denizciler kaçacak yer ararlardı. Kanuni'ye rağmen kendini Avrupa nın en büyük hükümdarı olduğunu iddia eden Şarlken, bu korkuya bir son vermek için:

-Akdeniz'in huzuru için bu müthiş Türk'ü denizlerden uzaklaştırmalı, diyordu.

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Ii. Selim Ve Yahya Efendi

Vehbi Tülek

Eğri Kalesinde Şehid Olan Evliya

Vehbi Tülek

Ata Efendi’nin Vatan Aşki

Vehbi Tülek

Tapusunu Hanimin Üzerine Çikartacağim

Vehbi Tülek

Türk Adaleti

Vehbi Tülek

Muaveneti Milliye

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Mahmud Buhârî

Mahmud Buhâri hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. 551 (m. 1156)'da Buhârâ'da doğdu. 616 (m. 1219)'da orada vefât etti. Zamanın yüksek ilim sahibi âlimleri arasında yer aldı. Buhârâ ve Semerkand'da dersler verdi. Kemâl Paşazâde'ye göre, Hanefi mezhebi fıkıh âlimleri arasında meselede müctehidlerden sayıldı. Zahire isimli fıkıh kitabında buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Tâbiînin Büyüklerinden: El-müzenî

Vehbi Tülek

Bekr bin Abdullah el-Müzeni hazretleri Tâbiinin büyüklerindendir. 726 (H.108) senesinde vefât etti...
Bekr bin Abdullah el-Müzeni, bir cumâ günü vaaza gittiği câmide cemâat oldukça kalabalıktı. Vaazında bir ara; "Bana, câmide bulunanların en hayırlısı ve iyisi sorulsaydı, insanlara en çok nasihat eden, emr-i bil-mâruf ve nehy-i anil münker yapan, iyiliği emredip, kötülükten nehyedeni, alıkoyanı arar bulur ve onu gösterirdim." Yine, bana; "İnsanların en şerlisi, kötüsü kimdir?" diye sorulsaydı, insanları en çok aldatanı bulur, onu gösterirdim" dedi.

Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin

Vehbi Tülek

Tasavvufta Ilk “sofî” Ebu Haşim Sofî

Vehbi Tülek

Ebu Haşim hazretleri, tasavvufta ilk defa "Sofi" nâmıyla anılan meşhur velidir. Ebû Hâşim Sofi künyesi ile tanınmış olup, doğum târihi bilinmemektedir. Aslen Kûfelidir. Bağdât'ta ikâmet etmiştir. 777 (H.161) senesinde vefât etti. Ebû Hâşim hazretleri, evliyânın büyüklerinden Süfyân-ı Sevri'nin hocasıdır. Reml'de bir dergâhda ikâmet ederdi.
Ebû Haşim Sofi, Suriye'de Remle şehrinde ilk zaviyeyi kurmuştur. Nefehat'ın ifadesine göre zamanın emiri, bu taifeden iki kişinin birbirleriyle buluşup kaynaştıklarını, bir yere oturup, yanlarında mevcut yiyeceği birlikte yiyerek, kardeşçe ayrıldıklarını görüp hoşlanmış, birini çağırarak bu dostluklarının sebebini sormuş; o zat da bunun kendilerine has bir tarik olduğunu anlatmıştır. Bu sözlerden de ayrıca mütehassis olan emir bunları bir araya getirecek bir mahallin olmadığını öğrenince, Reml şehrinde Ebû Haşim zaviyesini inşa ettirmiştir.

Namazları Vaktinde Kılmak Şarttır

Vehbi Tülek

Hâce Evliyâ-i Kebîr

Vehbi Tülek

Dünyaya Düşkün Olmak Günahların Başıdır

Vehbi Tülek

Kalpleri Saf Ve Nurlu Olanlar

Vehbi Tülek

Ey Kümeyl! Ölünce Her Şey Ortaya Çıkar

Vehbi Tülek

O, Peygamberlerin En Yükseğidir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Ölüyü Diriltemem

Ölüyü Diriltemem

Trablusşam Nakib-ül-eşrâfı Şeyh Abdülfettâh Zağbi Efendi, Yûsuf Nebhâni hazretlerine şöyle anlatmıştır:

Bir defâsında bir arkadaşımız hastalanmıştı. Abdullah ibni Şeyh Hıdır ez-Zağbi'yi de yanımıza alıp ziyâretine gitmek istedik. Onu götürmekten maksadımız hastanın bereketlerinden istifâde ederek şifâya kavuşması idi. Ancak gitmek istemedi. Çok ısrar edince kabûl edip bizimle geldi. Hastanın yanına vardığımızda, şiddetli hastalığından hiç bir eser kalmadı. Ayağa kalkıp bizi karşıladı. "Hoş geldiniz." deyip konuştu. Ziyâreti yapıp yanından ayrıldık. Ayrılıp giderken yolda Şeyh Abdullah hazretleri; "Ben ölüyü diriltemem." dedi. Bu sözüyle ziyâretine gittiğimiz kişinin öleceğine işâret etmişti. Dedim ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Cennetlik Hanım Isteyen...

Kul Hakkı

SelÂmetle Gidip Gel

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek