Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.469
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
"Bunlar bir vakit beyler idi, kapıcılar korlar idi, Gel gör şimdi, bilmeyesin bey hangidir ya kulları? Yunus Emre"Onyedinci asır başında yaşamış ülemadan ve Sultan 1. Ahmed'in şeyhülislamlarından Çelebi Müfti ismiyle meşhur, Hocazade Mehmed Efendi, bulaşıcı hastalıklardan çok korkan bir adamdı. Çelebi'nin bulunduğu yerde hastalık ve ölümden katiyyen bahsedilmez, kendisi de hiç kimsenin hasta ziyaretine ve cenazesine asla gitmezdi. Bir gün, evinin hizmetçilerinden biri hastalanıp vefat etti. Efendi hazretleri hiç tereddüt etmeden, konağına bir duvarcı ustası çağırdı. Ustaya, evin hizmetçisinin öldüğü odanın kapısını örmesini söyledi. Usta, kapıya boydan boya duvar ördükten sonra Çelebi, ayrı bir direktif verdi: Şimdi git, bahçe tarafından dolaş ve o odanın duvarını del, naaşı çıkarıp gömsünler. Bu oda da bir daha kullanılmasın. Hikmet-i İlahi, "sakınan göze çöp batar" misali, bütün dikkatine rağmen Hocazade Mehmed Efendi vebaya yakalanarak hayata veda etti
Ahmed Cevdet Paşa, Sultan Abdülaziz Hân devrinde, Bosna'dan, İstanbul'a dönerken, Tuna Nehri'nde bir vapura biner. Vapurda Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi Mösyö Moustier'e rastlar. Onunla, dünya siyasi ahvâlini, dini, felsefi konuları samimi havada konuşurlar. Fransız Büyükelçi bir aralık, Napoleon'un yukardaki sözünü, hatırlatarak der ki:-İslâmiyeti iyice inceleten Napoleon Bonaparte: "Eğer bir dinin dindarı olsaydım Müslüman olurdum. Zirâ Müslümanlıkta ruhbâniyet yoktur." demiş. Halbuki, bir müddet İstanbul'da kalınca Ulemâ Sınıfını gördüm. Demek ki, Napoleon, buraya gelmediği için, gerçek durumu bilememiş.
Ca’fer el-Firyâbî hazretleri hadis âlimidir. 207 (m. 822) yılında İran’da Firyâb kasabasında doğdu. Bağdat’a giderek birçok âlimden ilim tahsil etti, hadis-i şerif öğrendi. Çok talebe yetiştirdi. Abdullah ibn-i Mübârek de bunlardandır. Ca’fer el-Firyâbî 301 (m. 913) senesinde Bağdat’ta vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Abdullah bin Adiyy hazretleri hadis hafızı (yüzbin hadis-i şerifi râvileriyle ezbere bilen) ve fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 277 (m. 890)'da İran'da Cürcan'da doğdu. İlim öğrenmek için birçok şehri dolaşmıştır. 365 (m. 976)'da Cürcan'da vefât etti. Onun bildirdiği hadis-i şeriflerde Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyorlar:
Cahit Sıtkı Tarancı, 4 Ekim 1910'da Diyarbakır'da doğdu. Son dönemin önemli şairlerindendir. İstanbul'da Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra öğrenim için Paris'e gitti. İkinci Dünya Savaşı çıkınca geri döndü. Yakalandığı ağır hastalığın tedavisi için Viyana'ya götürüldüyse de kurtarılamadı, 1956 yılında Viyana'da öldü. Ankara'da toprağa verildi...
Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş şiirinin 1946 Şiir Yarışması'nda birincilik kazanmasıyla ününe ün kattı...
Vehb b. Münebbih'ten rivayet edilmiştir, diyor ki:
- "İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi. Yakınında bir elbise tamir ve temizleyicisi vardı. Belinde para kemeri bulunan bir atlı gelip, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar. Elbisesini giyer, fakat para kemerini orda unutup gider.