Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.615.473

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Meczup Bir Derviş Uzun Dâvûd Efendi

Uzun Dâvûd Efendi Osmanlılar zamânında Mudurnu'da yetişen evliyadandır. Bolu-Mudurnu'da doğdu. 1507 (H. 913) senesinde orada vefât etti. Halvetî şeyhlerinden Seyyid Yahyâ-i Şirvânî'nin yüksek talebelerinden Şeyh Habîb'in sohbetlerine devâm edip, tasavvufun yüksek mârifetlerine kavuştu. Meczup bir zât idi. Allahü teâlânın sevgisinden kendinden geçmiş hâldeydi. Çok kerametleri görüldü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Şeyh Vefa Ve Sultan Bayezid

Fatih Sultan Mehmet, mürşidi Akşemseddin'den ayrı, İstanbul'da geçirdiği günlerde Şeyh Vefa'ya fazla ilgi göstermiş, yalnızlığına onda deva aramış, fakat ikisi arasında geçen çok ince bir hesapla bu ilgisine, Şeyh Vefa tarafından bir cevap bulamamıştı. İnce bir hesap dedim, böyle bir hesap ancak, söz konusu olan o iki insan tarafından anlaşılabilir. Dışarıdan seyirci olan bizlere işin tartışması düşer. Bir rivayete göre, Sultan Fatih tam üç defa Şeyh Vefa'yı makamında ziyarete gitmiş, fakat, üçünde kendisini görmeden göremeden dönmüştür. Sultan Fatih, Şeyh Vefa'nın tekkesi önündeki demir kapıya gelmiş, fakat kapıyı kilitli bulmuştur. Bahçede ne bir kul, ne bir can... Hükümdar ârif bir kişiydi. Bunun ne demek olduğunu anladı. Rengi kül gibi solmuştu.Bu yapılan ona hükümdar olarak değil,insan olarak dokunuyordu. O, yaralıydı, dinlenecek, dertlerini dökecek bir makam, sığınacak bir yer arıyordu.

Vehbi Tülek

Akka’da Durdurulmasaydim Bütün Doğu’yu Ele Geçirebilirdim

Vehbi Tülek

14 - Varna Savaşi Ve Koca Hizir

Vehbi Tülek

Tek Kollu Reis

Vehbi Tülek

1514 senesi sonbaharında Oruç Reis, dört gemiyle Kuzey Afrika'da Becaye kalesi önlerinde, dokuz gemiden müteşekkil İspanyol filosuyla karşılaştı. Oruç Reis, gemilerden birini batırdı, ikisini zaptetti. Diğer altı İspanyol gemisi de Becaye limanına girdi ve kale etekleri altına sığındı. Oruç Reis karaya top çıkardı ve kaleyi döğmeye başladı. Fakat gerek kaleden, gerekse İspanyol gemilerinden atılan güllelerle ikiyüz levend şehid oldu. Buna rağmen levendler yılmadılar. Vuruşmanın sekizinci günü kalede, içeri girilebilecek bir gedik açıldı. Oruç Reis, levendlerini gayrete getirmek için gedikten içeri daldı. Fakat bir top güllesi ile sol kolu pek ağır şekilde yaralandı. Bu yüzden hemen muhasarayı kaldırdılar ve geri çekildiler. Becaye alınamamıştı. Tabibler, Oruç Reis'in kolunu, kangren olduğu için dirsek hizasında kestiler, sonra da kesilen yeri mikrop kapmaması için kızgın zeytinyağına daldırdılar.

Oruç Reis ve kardeşi Hızır, iki sene sonra onbir gemiyle Becaye'yi tekrar kuşattılar. Oruç Reis tek koluyla kılıç sallarken levendlerine şöyle haykırıyordu:"Ben bu kal'a önünde bir kolumu bıraktım. Birin daha değil, kellemi dahi bıraksam n'ola!"Muhasaranın beşinci günü Becaye nihayet fethedildi.

Sultan Ii. Abdülhamid’in Vefati

Vehbi Tülek

Mahpeyker Valide Sultan

Vehbi Tülek

Derya Üzre Cami

Vehbi Tülek

Hadim Sinan Paşa Ve Yavuz

Vehbi Tülek

Yavuz Ve Şeyh Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

Selanik Vak’asi

Vehbi Tülek

Allah İçin Beni Yukari Çikartin!

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Eşkıyâ Tehlikesi Geçene Kadar Yola Çıkmıyoruz

Mevlana Abdüllatîf Câmî hazretleri İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Şeyhülislâm Ahmed-i Nâmıkî Câmî'nin soyundandır. 1555 (H.963) senesinde Hârezm'de vefât etti. İlk tahsilini babasından aldı. Daha sonra devrin büyük âlimlerinden Muhammed bin Sıddîk Hubûşânî'nin talebeleri arasına katıldı. Zamânında bulunan âlim ve evliyânın önde gelenlerinden oldu. Hocasından aldığı icâzetle talebe yetiştirdi. İstanbul’a giderek Kânûnî Sultan Süleymân Han ile görüşüp sohbet etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sul­tan­la­ra Bi­le ­na­si­hat E­den Zat

Vehbi Tülek

Bü­yük ve­li Mu­ham­med bin Sem­mâk, Sul­tan­la­ra bi­le na­si­hat et­me­siy­le meş­hur­du. Bir ara Kû­fe'den Bağ­dât'a ge­lip Ha­li­fe Hâ­rûn Re­şid'e de na­si­hat­ler­de bu­lun­du. Ona; "Ey mü­min­le­rin emi­ri! Se­nin Al­la­hü te­âlâ­nın hu­zû­run­da bir ye­rin var­dır. An­cak ilâ­hi hu­zur­da du­ru­şun bit­tik­ten son­ra Cen­net'e ve­ya Ce­hen­nem'e gi­de­cek­sin. Aca­ba se­nin ye­rin han­gi­si ola­cak?" bu­yur­du. Hâ­rûn Re­şid bu söz­le­ri du­yun­ca ken­di­ni tu­ta­ma­yıp ağ­la­ma­ya baş­la­dı...

Âlimlerden Uzaklaşmak, Cehâleti Gösterir!

Vehbi Tülek

Abdülkâdir Şeyhî Efendi

Vehbi Tülek

Abdülkâdir Şeyhi Efendi, Osmanlı Devleti'nin ondokuzuncu şeyhülislâmıdır. 920 (m. 1514) senesinde İstanbul'da doğdu. 1002 (m. 1593) senesinde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Şüpheli Parayla Alışveriş Yapmak

Vehbi Tülek

Hocalık Ve Talebelik Takvâ Ile Olur

Vehbi Tülek

En Fazîletli Amel Nefse Muhalefettir

Vehbi Tülek

Emirler, Yasaklar, Hep Nefsi Ezmek Içindir!

Vehbi Tülek

İbâdetlerin Boşa Gitmemesi Için

Vehbi Tülek

Bizim Ile Münâfıklar Arasındaki Fark

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi. O anda, uzaklardan bir karaltı peydâ oldu. Yaklaştıkca, bunun bir insan olduğunu, suyun üzerinde süratle kendilerine doğru geldiğini gördüler. Onun yürüdüğü yerlerde dalgalar hemen sâkinleşiyordu. Nihâyet o zât geminin yanına geldi ve gemiyi eliyle bir mikdâr tuttuktan sonra, geminin önünden yürümeye başladı. Yürüdüğü yerlerde deniz durgunlaşıyordu. Bir müddet sonra gözden kayboldu. Kaptan, o kimsenin su üzerinde gittiği istikâmete göre, geminin dümenini ayarladı. Bir müddet sonra, selâmetle sâhile vardılar. Herkes bu hâdise karşısında şaşırıp kaldı. Sâdece o delikanlı şaşırmamıştı. Yolcular sâhile çıktıklarında, bir kimse karşılarına çıkıp onlara; "Ey yolcular! Üftâde hazretlerinin selâmı var. Sağ olduğum müddetçe, bu sırrı kimseye söylemesinler diye bana emretti." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Dört Şey Mühimdir

İcÂzetin Sirri

Ölüyü Diriltemem

İsmail Hakki Efendi

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek