Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.902
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
20 Mayıs 1878 günü saat 11.00'de Çırağan Sarayında müthiş bir gürültü koptu. Rıhtıma yanaşan koca mavnadan birkaç yüz silahlı adam fırlamış, muhafızları safdışı edip zemin kata doluşmuştu. Aynı anda kara tarafındaki yıkık istinat duvarını aşan bir o kadar adam daha atlamıştı içeriye. Bunlar Rumeli göçmenleriydi. Başlarında da eli tabancalı, seyrek siyah sakallı, kırk yaşlarında bir gazeteci bulunuyordu: Ali Suavi...
Vasiyetnâmenin özü şöyledir:"Allahü teâlânın emirlerine muhalif bir iş eylemiyesin! Bilmediğini şeriat ulemâsından sorup anlayasın! İyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itâat edenleri hoş tutasın! Askerine in'âmı, ihsânı eksik etmiyesin ki, insan ihsânın kulcağızıdır. Zâlim olma! Âlemi adâletle şenlendir ve Allah için cihâdı terk etmiyerek beni şâd et! Ulemâya riâyet eyle ki, şeriat işleri nizâm bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbâl ve hilm göster! Askerine ve malına gurûr getirip, şeriat ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır. Yoksa, kuru gavga ve cihângirlik davâsı değildir. Sana da bunlar yaraşır. Dâimâ herkese ihsânda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahü teâlâya emânet ediyorum."
Ebû Bekr-i Şibli hazretleri, Büyük velilerdendir. 861 senesinde Samarrâ'da doğdu. Bağdât'a gelip, buraya yerleşti. Cüneyd-i Bağdâdi'nin talebesidir. Aynı zamanda Mâliki mezhebinin fıkıh âlimlerinden olup, İmâm-ı Mâlik'in Muvattâ'sını ezbere bilirdi. Zamanının bir tânesi olan Ebû Bekr-i Şibli 945 (H.334) senesinde Bağdât'ta vefât etti.
Ümeyye bin Ebi Salt, bir gün Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" huzûruna geldi. Göklerin ve yerlerin nasıl yaratıldığını, Peygamberlerin "aleyhimüsselâm" hâllerini bildiren ve Muhammed aleyhisselâmın methiyle biten bir kaside söyledi. Resûlullah ona Tâhâ sûresini okudu. Ümeyye dinleyince, "bu insan sözü değildir" dedi. Fekat, "benim kardeşlerim vardır, onlar ile meşveret yapmadan bir iş yapmam" dedi. Resûlullah efendimiz "sana yazık olur, imân et Müslümân ol, doğru yola gir" buyurdu. "Çok çabuk gelirim" diyerek devesine bindi ve süratle Şâm'a gitti...
Ahmed Kâdiri hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 920 (m. 1514)'de Şam'da doğdu. 1005 (m. 1596)'da, orada vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor. Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin ümitsiz bir aşk. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye... Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz seviyeye ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Halifeye açılmaya karar verir.