Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.582.762

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Lüzumsuz Konuşmanın En Küçük Zararı, Şöhrettir!

Ebû Bekr bin İyâş hazretleri tâbiînin büyüklerindendir. Meşhûr kırâat âlimi İmâm-ı Âsım'ın râvilerinden ve hadîs âlimlerindendir. 715 (H.97) senesinde doğdu. 808 (H.193) senesinde Kûfe'de vefât etti. Babasından, Ebû İshâk es-Sebîî, Ebû İshak eş-Şeybânî, Hümeyd et-Tavîl ile Eshâb-ı kirâmın birçoğundan hadîs-i şerîf rivâyet etti ve ilim öğrendi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Şaşiran ŞÂir

Amin Alayi

Akçakoca Kalesi

Altıyüz Dirhemlik İp

Adalet Ve Tevazu

Evliyalar Ölmez İmiş

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

KÂnunî'nin Bir Fermani

Kânuni Sultan Süleyman Hân, 1389 yılında, Kosova Savaşı ile fethedilen Arnavutluğa bağlı, Belgrad Bölgesi'nde yaşayan halkın haklarının korunması için, 1558 yılında Belgrad Kadısı'na gönderdiği "İnsan Hakları Fermanı"nda şöyle buyurmaktadır: 1-Devlet askerleri (Sipahiler), biçilmeyip el ile yolunan ottan zorla vergi alırlar imiş, kaldırdım!2-Askerler, ev yakınında bulunan bağ, bahçe ve bostanlardan yemeklik için üretim yapanlardan para almak isterler imiş, almasınlar, yasakladım!3-Boş yerlere tarla açanlardan, ihyâ edenlerden vergi alınmasın!4-Nehirdeki dolap ve karaca değirmenler, yeni yapılmış olsalar dahi fazla vergi alınmasın!5-Askerler, tarla ürünlerini satmak için, halkın pazar yerine götürmelerini isterler imiş. Pazara götürülmesin, teklif dahi edilmesin!6-Askerler 'boyunduruk hakkı' diye vergi almasınlar!7-Askerler savaşa gitseler, geride kalan mallarını köy halkından güvenilir adamlar korusunlar!8-Yeni evlenen yeniçerilerden 'gerdek hakkı' diye vergi alınır imiş, bundan böyle alınmasın!9-Savaş esnasında bile askerler eve girip arı kovanlarına dokunmasınlar! 10-Evleri yanında ve sancakları altında olan kovandan dahi vergi aldırmayasın!
Kovan hakkı bahanesi ile askerler savaş esnasında bile bu bahaneyle evlere girmekten men eylensin! Bu husus için şikâyet ettirmeyesin!

Vehbi Tülek

Destileri Kirmasinlar

Vehbi Tülek

34 - 93 Harbinden Bir Sayfa

Vehbi Tülek

Zamaninin Ebu Hanifesi: Molla Hüsrev

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Murâd Han memleketi iç ve dış huzûra kavuşturduktan sona tahttan çekilmiş, yerine oğlu Fâtih Sultan Mehmed'i oturtmuştu. Ancak düşmanlar, sultanı çocuk yaşta görüp sefer hazırlıklarına başladılar. Bunun üzerine İkinciMurâd Han tekrar tahta geçti ve Fâtih Sultan Mehmed'i Manisa'ya gönderdi. İlim adamlarının çoğu birer bahâne ile Manisa'ya gitmek istemedi. Molla Hüsrev kazaskerlikten istifâ ederek şehzâde ile birlikte Manisa'ya gitmeye karar verdi. Fâtih onun bu karârını duyunca; "Vazifenize devâm edin, zirâ memleketin size ihtiyâcı var." dediyse de Molla Hüsrev; "Tahttan ayrılıp Manisa'ya giderken, sizi yalnız bırakmam uygun olmaz. Müsâde buyurun geleyim." diyerek samimiyetini bildirdi ve birlikte Manisa'ya gitti. Fâtih Sultan Mehmed bu muhterem âlimden çok istifâde etti.

AlÂeddîn Ali Esved KarahisÂrî

Vehbi Tülek

1 - Aydos Kalesi

Vehbi Tülek

Bir Yüz Karasi

Vehbi Tülek

Topal Koyun

Vehbi Tülek

MÂdemki Allahü TeÂlÂnin Emridir

Vehbi Tülek

V. MurÂd Han

Vehbi Tülek

20 - Şehid Derviş Paşa

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Allah'tan Başka Hiçbir Ilâh Yoktur

Ebü'l-Kâsım İbnü'd-Debbâğ hazretleri hadis hafızıdır. 325'te (m. 937) Endülüs'te (İspanya) Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. Tahsil için Mısır, Şam ve Hicaz'a giderek pek çok âlimden istifade etti. Memle­ketine döndükten sonra Kurtuba'da ha­dis okuttu. 393'te (m. 1003) vefat etti. Şöyle nakletti:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İçini Düzeltenin Dışını Allahü Teâlâ Düzeltir!

Vehbi Tülek

Şeyh bin Abdullah hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. 1585 (H.993) senesinde Yemen'in Terîm şehrinde doğdu. Küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Birçok âlimlerden fıkıh ilmini öğrendi. Yemen'de birçok evliyânın meclisinde bulundu. Kâdiriyye, Şâziliyye, Cebertiyye, Sühreverdiyye, Rifâiyye, Kâzerûniyye, Ehdeliyye gibi, tasavvuf yollarında icâzet aldı. İnsanlara hak yolun bilgilerini öğretmeye başladı. Hindistan'a hicret edip orada talebe yetiştirdi. 1631 (H.1041) senesinde Devletâbâd’da vefât etti. Bir gün şöyle nasîhat etti:

İyi Arkadaş, Iki Cihân Için Büyük Saâdettir

Vehbi Tülek

çıplak Âşık Ebdal Murad

Vehbi Tülek

Orhan Gazi'nin Bursa'yı fethi esnasında, ordu içinde "Kırklardan" olduğu rivayet edilen Ebdal Murad isimli bir cengâver vardı. Askerler arasında "Çıplak Âşık" diye nâm salmıştı. Heybeti, çelik pençeleri, ateşli bakışları yürek titretiyordu. Şiirler söyler, askeri coşturur, bir arslan gibi kükrerdi. Öyleydi de, elinde kılıç yerine bir tahta parçası taşırdı, kendisiyle latife edenlere "Siz onun ne kadar keskin olduğunu bilemezsiniz" derdi...

Sultan Alâeddin Muhammed Harezmi

Vehbi Tülek

Necmi Efendi

Vehbi Tülek

Amr Bin Osman Mekkî

Vehbi Tülek

önümde Ateşten Bir Dağ Var!..

Vehbi Tülek

Bugün Böyle Bir Zât Yok!

Vehbi Tülek

Abdurrahman Bin Muaviye

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi. O anda, uzaklardan bir karaltı peydâ oldu. Yaklaştıkca, bunun bir insan olduğunu, suyun üzerinde süratle kendilerine doğru geldiğini gördüler. Onun yürüdüğü yerlerde dalgalar hemen sâkinleşiyordu. Nihâyet o zât geminin yanına geldi ve gemiyi eliyle bir mikdâr tuttuktan sonra, geminin önünden yürümeye başladı. Yürüdüğü yerlerde deniz durgunlaşıyordu. Bir müddet sonra gözden kayboldu. Kaptan, o kimsenin su üzerinde gittiği istikâmete göre, geminin dümenini ayarladı. Bir müddet sonra, selâmetle sâhile vardılar. Herkes bu hâdise karşısında şaşırıp kaldı. Sâdece o delikanlı şaşırmamıştı. Yolcular sâhile çıktıklarında, bir kimse karşılarına çıkıp onlara; "Ey yolcular! Üftâde hazretlerinin selâmı var. Sağ olduğum müddetçe, bu sırrı kimseye söylemesinler diye bana emretti." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Allah Nasil Misafir Edilir?

Sünnet Akçesi

Ayyaşin Sonu

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek