İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.636
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Aslan öldü!... 1522 senesi Eylül ayı... Macarstan'dan İspanya'ya kadar bütün Avrupa çan sesleriyle inliyor. Haçlı dünyasına görülmedik bir sevinç ve neşe hakim. Kakahalar sokakları sarmış, ara sıra "Aslan öldü! Aslan öldü!" sesleri yükseliyor...Neydi Avrupa'yı çılgına çeviren bu sevincin sebebi?Bu "Aslan", nefes alıp verdiği müddetçe Haçlıları tepeden tırnağa titretmiş olan Yavuz Sultan Selim Han idi. Tahta çıktığından itibaren dur durak bilmeden dinine hizmet için var gücüyle çalışmış, önce Şah İsmail'i yenerek doğu sınırlarını emniyet altına almıştı. Sonra da Mercidabık ve Ridaniye savaşlarıyla Mısır ve bütün mukaddes toprakları Osmanlı idaresi altına almış, kendisi de Halife-i Müslimin ünvanını almıştı.
Osmanlı Sultanı Kânûni Sultan Süleyman Han (1520-1566) devrinde Barbaros Hayreddin, Turgut ve Piyâle Paşaların bulundukları deniz muhârebelerine katıldı. Gösterdiği yararlılıklar üzerine 1550'de Sisam Adası mâlikâne olarak kendisine verildi. 1565'te İskenderiye Beylerbeyliğine tâyin olundu. Mısır donanmasıyla Malta Seferine katıldı. Turgut Reisin bu muhârebede şehid düşmesi üzerine Trablusgarb Beylerbeyi oldu. 1568'de Barbaroszâde Hasan Paşanın yerine Cezâyir Beylerbeyliğine tâyin edildi. 1570'de Papanın teşvikiyle meydana getirilen Haçlı donanmasına karşı İnebahtı Deniz Muhârebesine katıldı. 7 Ekim 1571 İnebahtı Deniz Muhârebesindeki fâciadan kurtulunca, İkinci Sultan Selim Han (1566-1574) onu kaptan-ı deryâlığa getirdi. İstanbul tersânelerinde yeni bir donanma yaptırarak, 1572'de Akdeniz, 1573'te İtalya, 1574'te Tunus Seferlerine çıktı. Bu seferler neticesinde Akdeniz'de Osmanlı hâkimiyeti pekiştirilerek, İspanyolların elinden Tunus'u aldı. 26 Temmuz 1574'te Fas Kalesini yaptırdı. 1584'te Kırım Seferine katıldı. 1585'te Sûriye ve Lübnan'daki Derezi (Dürzi) âsilerinin yola getirilmesi için donanmasının başında İskenderiye'ye gitti. 21 Haziran 1587 târihinde İstanbul'da vefât etti. Tophâne'de Mimar Sinan'a yaptırdığı câminin yanındaki türbesine defnedildi.
Ebû Bekr Mervezî hazretleri Şâfiî fıkıh ve hadis âlimidir. 466 (m. 1073)’de Türkistan’da Merv’de doğdu. Bağdat’ta ilim tahsil etti. Sonra Hemedan, İsfahan, Rey ve Herat’a giderek ilmini ilerletti. Merv’e dönerek talebe yetiştirdi. 510’da (m. 1116) vefat etti.
Seyyid Şerif Cürcani rahmetullahi aleyh, büyük kelam ve fıkıh âlimi ve evliyadandır. Soyu Peygamber efendimize ulaştığından Seyyid Şerif ismiyle tanınıp meşhur oldu. 1339 (H.740) târihinde İran'da Cürcan'da doğdu. 1413 (H.816) tarihinde Şirâz'da vefât etti. Alâüddin-i Attâr hazretlerinin teveccühleri ile kısa zamanda evliyâlık yolunda kemâle gelip, olgunlaştı. Şerh-i mevâkıf isimli eseri İslam dünyasında meşhur oldu. Bu eserinin besyüzkırkbirinci sahifesinde diyor ki:
Ömeri Karamâni hazretleri Osmanlı evliyasındandır. Niğde'nin Ortaköy kasabasında doğdu. Azerbaycan'da Seyyid Yahyâ Şirvâni'nin sohbetlerine devam ederek yüksek derecelere kavuştu. Sonra hocasından izin alarak Anadolu'ya geri döndü. Bir süre Ankara'da kaldı ve Hâcı Bayram-ı Veli hazretlerinin nûrlu kabirlerini sık sık ziyâret ederek çok feyizlere kavuştu. Akşemseddin hazretlerinin sohbetlerine de devâm etti. Kayseri'de Şeyh İbrâhim ve evliyânın büyüklerinden Emir-i Kayseri ile sohbetlerde bulundu. 1496 (H.902) senesinde Amasya'da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Hacı Ferhad adında bir zât şöyle anlatmıştır: "Mısır'dan gelirken, Akdeniz'de gemimiz sâkin sâkin yol alıyordu. Peşimize bir korsan gemisi takıldı. Saldırmak için yaklaşmaya başladı. Gemimizde Şeyh Burhâneddin ve dedesi Şeyh Muhammed Çelebi Sultan hazretleri de vardı. Bu tehlikeli durum karşısında biz çok endişelendik. Geminin baş tarafına geçip oturdular ve bize; "Üzülmeyiniz! Allahü teâlâ sizi kurtardı!" dediler. Bir de baktık ki kuvvetli bir fırtına çıktı. Korsan gemisi dalgalar arasında kalıp battı. Bizim gemiye bir şey olmadı. Böylece korsanların şerrinden kurtulduk."