Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.067.119

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bizi Felaketten Felakete Sürükleyen Nefsimizdir

İbn-i Mesrûk hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. Bağdât'ta yaşadı. 910 (H.298) senesinde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî, Sırrî-yi Sekatî, Hâris el-Muhâsibî ve diğer velîlerin sohbetlerinde yetişip olgunlaştı. Ahmed bin Hanbel hazretlerinden hadîs-i şerîf rivayetinde bulundu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bizim Talebelerimiz Bu Kadardir

Hacı Bayram-ı Veli, bu şekilde hem talebelerini yetiştiriyor, hem de belli saatlerde câmide insanlara vâz ve nasihat ediyordu. Herkes Hacı Bayram-ı Veli'nin vâzlarına koşuyor, bâzı kerâmetlerini görünce, ona daha çok bağlanıyorlardı. Bu şekilde Hacı Bayram'ın etrafında pekçok kimsenin toplandığını gören bâzı hasetçiler, Pâdişâh İkinci Murâd Hana; "Sultânım! Ankara'da Hacı Bayram isminde biri, bir yol tutturarak halkı başına toplamış. Aleyhinizde bâzı sözler söyleyip saltanatınıza kasdedermiş. Bir isyân çıkarmasından korkarız!" diyerek iftirâlarda bulundular. Bunun üzerine sultan, durumun tetkik edilmesi için iki kişi vazifelendirip; "O kimseyi hemen gidip huzûrumuza getirin. Emrimize baş kaldırıp isyân ederse, zincire vurarak getirin!" emrini verdi.

Vehbi Tülek

LÂ İlÂhe İllallah

Vehbi Tülek

Eğri Fatihi Iii. Mehmed Han

Vehbi Tülek

Canli Kuzu

Vehbi Tülek

Bazı tarihçilerin, kerametlerini yazdıkları Sultan I. Mustafa Han, bir gün sarayın bahçe sinde gezerken bostancıbaşıyı yanına çağırdı. İleride bir tümseği göstererek:"Şu tümseği kaz. Altında canlı bir kuzu bulacaksın. Onu al ve bana getir" dedi. Buna şaşıran bostancıbaşı çekingen davrandı. Padişah emrinde ısrar etti ve:"Bre, tümseği kaz dedik, emrimiz niçin dinlenmez?" deyince bostancıbaşı hemen kazma kürek bulup, istemeye istemeye orayı kazdı. Biraz sonra gördüğü şey karşısında şaşırıp kaldı. Toprağın altından, gerçekten de nazlı nazlı bakan canlı bir kuzu çıktı. Şaşkın lıktan kurtulmaya çalışarak kuzuyu kucağına aldı ve Padişaha getirdi. Sultan kuzuyu bir müddet okşadıktan sonra bostancıbaşıya vererek, "Al bunu besle" dedi.

94 - Sultan Iii. Murad Ve Polonya Kralliği

Vehbi Tülek

Kamaları Sökülmeyen Tek Batarya

Vehbi Tülek

Şehid Sultan Genç Osman

Vehbi Tülek

Donanma Sefer Çikarken

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Mevlid Kandilleri

Vehbi Tülek

Ermeni Zulmünün Canli Şahitleri

Vehbi Tülek

Ehli Sünnetin HÂmisi Iv. Murad Han

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şafiî Mezhebinde Guslün Farzları

Muhammed bin Nasr Mervezi hazretleri Şafii fıkıh ve hadis âlimidir. 202 (817) yılında Bağdat'ta doğdu. İlim tahsili için Bağdat, Basra, Şam, Medine ve Kahire'ye gitti. Kahire'de Şafii âlimlerinden fıkıh tahsil etti. Daha sonra Semerkant'a yerleşti ve talebe yetiştirdi. 294 (m. 906)'da burada vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mehmed Behâeddîn Efendi

Vehbi Tülek

Muhammed Kudsi Bozkıri hazretlerinin oğlu olan Mehmed Behâeddin Efendi 1831'de doğmuştur. Uzun müddet Konya Bekir Sami Paşa Medresesinde müderrislik yaptı. 1906 yılında vefât etti. Türbesi Konya'dadır...
Mehmed Behâeddin Efendi vefatından bir müddet evvel talebelerine buyurdu ki:

Şeyh Sabri Hazretleri

Vehbi Tülek

Gedizli Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

Gedizli Mehmed Efendi Osmanlı fıkıh âlimidir. 1165 (1752)'de Kütahya-Ge­diz'de doğdu. Hem baba hem de anne tarafından seyyiddir. İlk tahsilinden sonra İstanbul'a gitti. Tahsilini tamamlayarak çeşitli medreselerde müderrislik, Bağdat ve Filibe kadılığı, nihayet Anadolu Kadıaskerliği yaptı. 1253 (m. 1837)'de İstanbul'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Bir Gönül Sultanı Abdülehad Nuri

Vehbi Tülek

meliküş-şuarâ

Vehbi Tülek

Allah'tan, Onun Talebem Olmasını Istedim

Vehbi Tülek

Şafiî Fıkıh âlimi İbrâhim Desûkî

Vehbi Tülek

çıplak Âşık Ebdal Murad

Vehbi Tülek

Sadâkat Denilince... Emîr Hüsrev Dehlevî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
At Hirsizi

At Hirsizi

Abdullah-ı İlâhi'nin sohbetleri çok tesirli ve faydalı olurdu. Sohbetlerinde ve diğer zamanlarda herkesin gönlünü almaya çok dikkat gösterirdi. Sohbette bulunanlardan birinin bir sıkıntısı, bir müşkülü olsa onun hâlini keşfeder sıkıntısını giderirdi. Sohbetiyle, tereddütleri ortadan kaldırırdı.

Yine bir gün sohbette, söz çalışmak ve gayretten açılmıştı ve; "İnsan çalışıp, gayret göstermedikçe olgunlaşamaz ve bir mertebeye ulaşamaz." buyurmuştu. Bu sırada sohbetinde bulunan bir âlim, bu sözleri işitince, "at hırsızı kıssası" diye bilinen bir hâdiseyi hatırladı. "Peki onun hâli nasıl oldu?" diye düşündü. Abdullah-ı İlâhi, o âlimin kalbinden geçen düşünceleri kerâmetiyle anlayıp, ona doğru dönerek; "Söylediğim söze, at hırsızlığı yapan kimsenin hâli ile karşı çıkmak hâtıra geldi değil mi? Fakat ona da cevap vardır." dedi. Sonra sohbetinde bulunanlara dönüp; "Hiç o hâdiseyi işiteniniz var mıdır?" diye sordu. Ve hâdiseyi şöyle anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Kum Ve Kaya

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Sarayda İftar

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek