Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.836.581

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Gaflet Içinde Yapılan Duâ Kabul Olmaz!

Seyyid Alizâde Yakûb Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Bursa'da doğdu. Asrının âlimlerinden okudu. Sonra Bursa’da çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. 931 (m. 1524) senesi hac dönüşü, Mısır’da vefât etti. İmâm-zâdenin “Şir’at-ül-İslâm” adındaki eserine, güzel bir şerh yazdı. Adını; “Mefâtîh-ül-Cinân ve mesâbîh-ül-Cenân” koydu. Sultan İkinci Bâyezîd Hân, “Şir’a” kitabını çok sevdiğinden, Yakûb Efendiye “Şir’a Şârihî” lakabını verdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

41 - Çekirge Suyu

Sultan Murad Han zamanında Osmanlı pâyitahtı olan Bursa'da bir çekirge âfeti oldu. Her tarafı çekirge kaplamış, mahsûlleri ve çiçekleri harâb etmiş idi. Bu âfetten kurtulmak için, zamânın zirâatçılarından çâre soruldu. Yapılan bütün araştırmalardan bir netice alınamayın ca, âlimlere ve velilere haber gönderildi. Bu çekirge âfetinden kurtulma çâresinin ne olduğu soruldu. Bu haber, Çamlıdere'de yaşayan Ali Semerkandi'ye de ulaştı. Ali Semerkandi hazret leri, dağda asâsıyla çıkardığı sudan bir mikdâr Bursa'ya gönderdi. Bu suyu, zarar veren haşerâtın bulunduğu bölgeye dökmelerini tenbih etti. Suyu Bursa'ya götürdüler. Çekirge âfetinin bulunduğu bölgelere azar azar döktüler, çok kısa bir zaman içinde çekirgeler kayboldu. Mahsûller, bitkiler, çiçekler çekirgelerin istilâsından böylece kurtuldu. Bir rivâyete göre bu su, bir kap içinde yüksek bir yere asıldı. Allahü teâlânın izni ile suyun götürüldüğü yerde sığırcık kuşları toplanıp, bir anda çekirge sürülerini mahvettiler

Vehbi Tülek

Fat0h Sultan Mehmed Han Ve Akbiyik Sultan

Vehbi Tülek

Meyyitezade

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Kiliç Ustaliği

Vehbi Tülek

Türkler, kılıç kullanmakta da ustaydılar. Bu, şimşirbazlık denilen bir sporun, yani bugünkü eskrim sporunun doğmasına sebep olmuştur. Türk kılıçları, başlıca yatağan ve pala olmak üzere iki kısımdı. Yatağan, yeniçeri silahlarından olup, meşhur kıvrık Türk kılıcıydı. Pala ise daha ziyade bahriye askeri ve süvariler tarafından kullanılırdı. Pala, düz, genişliği ucuna doğru biraz artan ve bu yüzden hafifçe öne kıvrık gibi görünen bir silahtı. Türklerin gürzleri de ünlüydü. Bunlar yekpare saplı veya zincir saplı olurdu. Spor için ise somak veya mermer gürz kullanılırdı. Talim gürzleri, ikiyüz okka (256.5 kg) kadar olurdu. Bununla müsabakalardan önce çok idman yapılırdı. Gürz, sağ ve sol elde, değişik yönlerde, belli kaidelerle çevrilip sallanarak, kaldırılıp indirdilerek kullanılırdı.

SehzÂdelerin Sünnet Dügünü

Vehbi Tülek

Cephede Bir Bayram Namazi

Vehbi Tülek

53 - Osmanli Esnaf Ahlaki

Vehbi Tülek

Şek Mi, Eşek Mi?

Vehbi Tülek

Çocuk Eğitimine DÂir Ferman

Vehbi Tülek

Ermeni Tehciri

Vehbi Tülek

Unutulmaz Bir İftar Çilesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İlmin Nûrları ârife Işık Tutar

Ebû Osman Mağribi hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. 857 (H. 343)'de Tunus'ta Kayravân'ın Kevkeb köyünde doğdu. İlk tahsilinden sonra Bağdât'a, burada Nişâbûr'a gitti. Ebû Ali Rodbâri ve başkalarıyla görüşüp sohbet etti ve kendilerinden ilim öğrendi. 983 (H.373) senesinde İran'da Nişâbur'da vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kitab, Sünnet, Icmâ Ve Kıyâs

Vehbi Tülek

Fahrülislâm Pezdevi hazretleri Mâverâünnehir'de yetişen Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 400 (m. 1009) yılları civarında İran'ın Pezde şehrinde doğdu. 482 (m. 1089) senesinde Keş denilen yerde vefât etti. Semerkand'da defnedildi. Usûl-ı fıkha dâir yazdığı ve "Usûl-i Pezdevi" adıyle bilinen çok kıymetli bir kitabı, bütün İslâm ülkelerinde muteber, mutemed bir eserdir. Bu kitapta buyuruyor ki:

Kâsım Çelebi

Vehbi Tülek

On Beş Yaşında Fetvâ Veren âlim

Vehbi Tülek

Ebû Zür'a Sekafi hazretleri Şafii mezhebinin büyük âlimlerinden ve onu yayanlardandır. 302 (m. 914)'de Şam'da vefât etti. Ebû Zür'a, Şam'da Şafii mezhebini öğretip yaydıktan sonra, Mısır ve Şam'da bu mezheb yerleşip bir daha unutulmadı. Mısır'a gittiğinde İmâm-ı Şâfii hazretlerinden bahsederek şunları anlattı:

Câkîr El-kürdî

Vehbi Tülek

Şerâfeddin Zeynel Abidin Dağıstanî

Vehbi Tülek

Onlar, Gökteki Yıldızlar Gibidir

Vehbi Tülek

Biz Ona Şeytanı Musallat Ederiz

Vehbi Tülek

ona, Ömrümden Hîbe Ettim!

Vehbi Tülek

Kabir Ziyâreti Eden Ibret Alarak Döner

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Hizir Ve Gelin

Firkateyne Bininiz

Ayyaşin Sonu

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Delik Kova

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek