Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.703
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Ordu-yu Hümayun sefere gidiyordu. İlk mola Gebze yakınlarında verildi. Ordunun geçtiği yollar bağlık bahçelikti. Asmalar salkım salkım üzüm, ağaçlar elma doluydu. Yavuz Sultan Selim Han bir an düşündü: "Acaba askerim, sahibinden izinsiz üzüm veya elma koparıp yer mi?" hemen Yeniçeri Ağasını çağırdı ve: "Ağa! Fermanımızdır. Bütün askerin heybeleri yoklansın. Bir elma veya üzüm çıkan asker derhal huzura getirilsin!" diye emretti. Yeni çeri Ağası, birkaç saat içinde bütün askerin heybelerini arattırdı. Daha sonra Sultan Selim Hanın huzuruna gelerek: "Hünkarım! Bütün askerin heybelerini araştırdık. Bir tek üzüm veya elma bulamadık. Asmaları ve elma ağaçlarını da inceledik. Koparılma izine rastlamadık" dedi. Bu habere çok sevinen Sultan, elerini açarak "Yâ Rabbi, sana sonsuz hamd-ü senalar olsun. Bana haram yemeyen bir ordu nasip ettin. Eğer asker içinde bir nefer sahibinden izinsiz bir meyve koparıp yeseydi, Mısır seferinden vazgeçerdim" dedi. Sonra Yeniçeri Ağasına dönerek: "Çünkü Ağa! Haram yiyen bir ordu ile beldelerin fethi mümkün olamaz" dedi.
Mahpeyker Vâlide Sultan, Sultan I. Ahmed Hân'ın hanımı, Sultan IV. Murâd ile Sultan İbrâhim Hân'ın anneleridir. Kösem Sultan da denen Mahpeyker Sultan, Ahmed Hân'ın genç yaşta vefâtı ile 27 yaşında dul kaldı. Sultan IV. Murâd Hân'ın 11 yaşında tahta geçmesi ile Vâlide Sultan oldu.Zekâsı, kâbiliyeti, devlet işlerindeki ince anlayışı ile, iki oğluna da yardım etti. 30 sene devletin idâresinde başarılı hizmetleri görüldü. Aklı ve zekâsı, güzelliği, hayrat ve hasenâtı ile meşhûr, sâlihâ, afife (temiz) bir hanım idi. Bâzı târih kitaplarında katı yüreklilikle ithâm olun makta ise de, bıraktığı eserler onun dindar, cömert ve iyiliksever olduğunu göstermektedir.
Ebû Osman Hiri hazretleri, aslen Rey şehrinden olup, Nişâbur'a yerleşmiştir. Zamânının en meşhur rehberi ve bir tânesi idi. 910 (H.298) senesinde vefât etti. Horasan'da tasavvufun yayılması için büyük hizmetleri oldu. Zamânın meşhur velilerinden Cüneyd-i Bağdâdi gibi büyüklerin sohbetinde bulundu...
Ebû Bekr Hassâf hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. 261 [m. 874] de Bağdad'da vefat etti. (Edeb-ül-kâdi) kitabı meşhurdur. Bu kitapta buyuruyor ki:
Fahreddin Muhammed el-Mısri hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 691 (m. 1292)'de Mısır'da doğdu. 751 (m. 1350)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Zamanın Şam valisi bir gün, Emeviyye Câmii'ne girdi. O sırada içerde Şam'ın büyük âlimi Şeyh Said el-Halebi, cemaate ders anlatıyordu. İbrahim Paşa gelip Şeyh Said'in yanına oturdu. Ayaklarını uzatmış olan Şeyh, valinin gelmesine rağmen hiç aldırış etmedi. Bu vaziyet valiyi çok kızdırdı ve hemen câmiden ayrıldı.Vali köşküne geldiğinde, dalkavuklar etrafını çevirerek onu şeyhe karşı kışkırtırlar. Onların sözlerinin tesirinde kalan vali, Şeyh'in hemen yakalanıp kendisine getirilmesini emreder. Fakat askerleri gönderdikten biraz sonra da, yaptığı bu işten pişman olur. Çünkü bu hareketinin, başına birçok gâileler açacağını düşünür ve o kararından vaz geçer. Kendi kendine, onu yakalatmak yerine, ona hediyeler göndermeyi düşünür.