Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.686.226

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Hayvânlarda Ve Insanlarda "hayvânî Ruh" Da Vardır!

Câfer bin Abdürrahîm el-Mehâî hazretleri fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Irak’ta Cünd köyünde doğdu. 1067 (H.460) senesinde, orada vefât etti. Fıkıh ilmi üzerine birçok eser yazdı. Birçok âlim, kendisinden fıkıh öğrendi. Kâfî kitabının sâhibi İmâm Ebû İshak es-Sarzetî bu âlimlerdendir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Din Ve Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Osmanlı Devleti içerisinde yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Tâlim ve eğitim kabûl etmiyorlar, savaşa çıkmayı da reddediyorlardı. Kendilerine harp fenlerinin öğretilmesini isteyen din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûti hazretleri de bunlar arasında idi. Yeniçerilerin artan zorbalıklarından bahisle ne yapılması gerektiği soruldu. Mesele son derece nâzikti. Yeniçeriler tekrar isyân ederek devlet ileri gelenlerinin kellelerini istemeye başlamışlardı. Tamâmen bid'at yuvaları hâline gelen bektâşi tekkeleri de kendilerini tahrik ediyordu. Sonuçta ulemâ birlik içerisinde bunların öldürülmeleri câizdir diye fetvâ verdi. Savaşın başlangıcı olmak üzere sancak-ı şerifin çıkarılması kararlaştırıldı. Fakat sancağı şerifin açılması çok önemli bir olaydı. Bu işin dönüşü yoktu. Yeniçeriler ile yapılacak mücâdelenin sonu ise kestirilemiyordu. Bu sebepten karar alınmasına rağmen herkeste bir tereddüd vardı. İşte bu devlet adamlarının çekingen ve kararsız hâlleri sırasında Abdurrahmân Harpûti hazretleri söz aldı."Bu din ve devletin ayakta kalması Allahü teâlânın istediği şeyse yeniçerileri vururuz, yok ederiz. Değilse biz de bu din ile berâber batıp gideriz, daha ne ihtimâl kaldı?" diyerek kalplerdeki şüpheleri giderdi. Herkes tek bilek tek yürek oldu. Nitekim bu inanç ve imânla harekete geçerek yeniçeri ocağını ortadan kaldırdılar ve bozulmuş bektaşi yuvalarını kapattılar

Vehbi Tülek

6 - Turgut Reis'in Esaret Yillari

Vehbi Tülek

Kinali Kuzu

Vehbi Tülek

Kariştirinca Soğuyan Hoşaf

Vehbi Tülek

Sultan II. Mahhud devrinde iki defa Şeyhülislamlık makamına gelen Dürrizade Seyyid Abdullah Efendi, İstanbul'un namlı zenginlerindendi. Üsküdar Doğancılar'da inşa ettirdiği Paşa Kapısı diye anılan saray yavrusu muhteşem konakta yaşamaktaydı. Sultan II. Mahmud, bir yaz Ramazan akşamı bu konağa, âdeta bir iftar baskını düzenle di. Yanında nazırları, önde gelen devlet adamları ve maiyetinden oluşan hatırı sayılır bir kalabalık vardı. haber vermeden gerçekleştirdiği ziyaret ve misafirlikle Dürrizade'ye sürpriz yapmak istiyordu. Tabii, o anda konak bir panik havası sardı. Etekleri tutuşarak Efendi Hazret lerine koşan Kethüda, ellerini iki yana açarak "Ne yapacağız şimdi?" diye soruyordu. Ama hiç telaş göstermedi Dürrizade. Hareme ayrılan tablalar misafirlere verilecek, kendi yemeği de Padişaha takdim olunacaktı. Neticede bütün bu olumsuz şartlara rağmen, mükellef bir sofra kuruldu. Nitekim II. Mahmud da kethüdayı çağırarak tebrik etmiş, yemeklerin gerçekten nefis olduğunu söylemişti. Sadece bir istisna ile... O da billur kase içindeki hoşafın ılık olmasıydı. Kethüda bu tenkit üzerine, elleri göbeğinde kavuşturulmuş, başı hafifçe eğilmiş olarak cevap verdi:"Biraz karıştırılınca kendiliğinden soğur Efendimiz." Padişah, işte o zaman işin farkına varacak ve bulabildiği tek kusurun da geçersiz olduğunu görecekti. Çünkü billur zannettiği hoşaf kabı, içi oyularak kase süsü verilmiş bir buz kütlesiydi.

Temizlik

Vehbi Tülek

Osman Gazi Ve Kumral Ebdal

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Ve Bihrûze Hatun

Vehbi Tülek

İki Defa Tahta Çikan Padişah I. Mustafa Han

Vehbi Tülek

Molla Fenari'nin Yildiirim'a Mektubu

Vehbi Tülek

61 - Damat İbrahim Paşa'nin Kanuni'ye Cevabi

Vehbi Tülek

56 - Paris'de Bir Osmanli

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Size, Hazreti Ömer’i Halife Yaptım

Abdülkâdir ibn-i Muzaffer hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 833 (m. 1430)'de Irak'ta Hüseyniyye'de doğdu. 892 (m. 1487)'de vefât etti. Hazreti Ebû Bekir'in (radıyallahü anh) faziletleri hakkında buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sâkıb Dede

Vehbi Tülek

Sâkıb Dede, İspanya'dan (Endülüs) İzmir'e göç eden bir âilenin çocuğu olarak doğdu. Kur'ân-ı kerimi ve başlangıç ilimlerini öğrendi. Daha sonra tahsiline devâm etmek için İstanbul'a gitti. Fâtih Câmii Medreselerinde meşhûr âlimlerden ders aldı. Sonra Bursa'ya, daha sonra Uşak üzerinden Manisa, Isparta havâlilerinde ders vererek Konya'ya gitti. Kaplıca tedâvisi görmek için Bolu'ya gitti. Tekrar İstanbul'a döndü. Edirne'ye gidip Siyâhi Dede'den tasavvufta icâzet alıp, Galata Dergâhında hizmet ettikten sonra 1735 (H. 1148) senesinde vefât etti ve dergâhın bahçesine defnedildi.

Sâkıb Dede, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Görmeden Evlenmenin Sonu, Elem Ve Kederdir

Vehbi Tülek

Mecdüddîn Îsâ'nın Malkaralı Hocası

Vehbi Tülek

Mecdüddin Îsâ, Anadolu'da yetişen evliyânın meşhurlarındandır. Saruhan Beyin Akhisar'ı fethinden sonra oraya yerleşen Taşgunoğulları namıyla bilinen bir Türk âliesine mensuptur.
Bu mübarek zat, 1447 (H.851) senesinde Akhisar'da doğdu. 1530 (H.937) de vefât etti. Türbesi Akhisar'da kendi ismiyle anılan "Şeyh Îsâ Camii" bahçesindedir. Türbesinin bulunduğu mahalleye "Şeyh Îsâ Mahallesi" adı verilmiştir...

Onu Seven, Beni Sevmiş Olur

Vehbi Tülek

Nurlu Dedenin Nurlu Torunu

Vehbi Tülek

Cemâleddîn Geylânî

Vehbi Tülek

Abdülvâhid Melîhî

Vehbi Tülek

Mehmed Nûri Efendi

Vehbi Tülek

Âlimlere Hizmeti Büyük Bir Kazanç Bilmelidir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?


Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; "Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?" dedi. Sonra kendi kendine; "Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim." deyip, çocuğun yanına geldi ve:

-Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu.

Çocuk:

-Kul nasıl sâhibini bilmez?" dedi.

-Allahü teâlâ'yı ne ile biliyorsun?

-Bu koyunlarımla.

-Bu koyunlarla, O'nu nasıl bilirsin?

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek

Anzakli Ömer

Değişen Sizin Kalbiniz

Abdullah El-acemî

Latif Bir Şikayet

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Padişah Ve At

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Vehbi Tülek

9 Evi Dolaşan Kelle

Vehbi Tülek

Bülbülün Zikri

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Keramete İnanmayan Âlim

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek