Sana Ne Ile Geleyim Yâ Resûlallah?
Şeyhülislâm Berdeî hazretleri Kânûnî Sultan Süleymân Han zamânında Isparta Eğirdir'de yaşamış Osmanlı velîlerindendir. Bâzı menkıbeleri şöyle nakledilmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.454.019
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyhülislâm Berdeî hazretleri Kânûnî Sultan Süleymân Han zamânında Isparta Eğirdir'de yaşamış Osmanlı velîlerindendir. Bâzı menkıbeleri şöyle nakledilmiştir:
Fatih'in oğlu Sultan Cem'e, Papaların yaptıkları eziyetler, onların kendi dinlerinden olmayanlara ne gözle baktıklarının açık göstergesidir. Papa VIII. İnnocent, Saint Jean şövalyelerinden Sultan Cem'i para ile satın almıştır. Yani insan tacirliği yaptığı delilli, ispatlıdır. Papa huzuruna getirilen Sultan Cem'e, Hıristiyan olduğu takdirde, kendisini Macar kralı yapacağını vadetmiştir. Yani din değiştirmesi için, rüşvet teklif etmiştir. Cem Sultan bunu şiddetle reddettiğinde, Papa "Ben senin bizim fakir Hıristiyanlar'a bol sadaka verdiğini işittim. Hıristiyanlığı seviyorsun zannettim" deyince, Cem Sultan acıyan bakışlarla Papa'ya bakarak "İşte siz burada yanılıyorsunuz. Biz insanların inançlarına bakmaksızın, ihtiyacı olanlarına yardım ederiz. Bizim dinimiz bunu emreder" dediğinde, Papa öfkelenerek ve maalesef "Öyle ise bir köşede sinip yat" diyerek; zaten olmayan terbiyesinin seviyesini ortaya döküvermiştir. Cem Sultan'ın babası Fatih idi. Papalar onu, onaltı defa zehirletme teşebbüsünde bulunmuş ve onyedincisinde; başarılı olmuşlardır. Roma Papalarının ekserisi, insan zehirlemenin üstadıdır.
Mimarimizin dev üstadı Sinan tarafından İstanbul'un yedi tepesinden birinde inşa edilen Süleymaniye Camiinin temel atma törenine devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte bütün devlet erkanı gelmişti. Bu muhteşem mabede ilk taşı da Şeyhülislam Ebus Suud Efendi koymuştu."Bir vakt-i şerif ve bir saat-i said-ü latifde ol cami-i münife temel uruldu" diyerek işe başlayan Mimar Koca Sinan, bu büyük eseri yedi yılda tamamladı.
Tevfik Bosnevi Efendi İstanbul velilerdendir. 1785 (H.1200)'de Bosna'da doğdu. 1866 (H.1283)'de İstanbul'da vefât etti. Kabri, Üsküdar'da Nalçacı Halil Dergâhı bahçesindedir. İlk tahsilinden sonra İstanbul'a geldi. Burada Kuşadalı İbrâhim Halveti'nin sohbetlerinde kemale geldi. Hocası vefât edince, yerine geçerek ölünceye kadar insanlara doğru yolu göstermeye çalıştı. Çok kerametleri görüldü. Muhyiddin isimli bir zât şöyle anlatır:
Ebû Amr-ı Hafs hazretleri, Hanefî mezhebi imamlarındandır. 117 (m. 735) târihinde doğdu. 198 (m. 809)’da Kûfe’de vefât etti. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin talebesi olup, ondan fıkıh ilmi tahsil etti. Halife Hârûn Reşîd zamanında Bağdâd’ın bir mahallesinde iki sene kadılık yaptı. Daha sonra bu vazîfeden Kûfe kadılığına verildi. Onüç sene Kûfe’de kadılık yaptı. Muhammed bin Hamîd’in verdiği habere göre kadı olması şöyle olmuştur:
Kâsım Tebrîzî hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. Azerbaycan’da doğdu. Seyyid olup soyu Peygamber efendimize ulaşır. 1433 (H.837) senesinde orada Harcedcâm şehrinde vefât etti. Önce Şeyh Sadreddîn Erdebîlî'nin sonra da Şeyh Sadreddîn Ali Yumnî'nin sohbetlerinde bulundu. Bu zatlardan feyiz aldı. Sevenlerinden bir zât şöyle demiştir:
Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
- Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen'le evlensin!..
Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir câriye idi. Peygamber Efendimize, anacığından emânet kalmıştı...
Artık delikanlı olan Hz. Zeyd, Resulullah efendimizin bu müjdesi üzerine hemen, o siyahi hanımla evlendi. Üsâme adlı bir de oğulları oldu...