Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.797
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Kavalalı Mehmed Ali Paşanın büyük oğlu ve Mısır vâlisiydi. 1789'da Kavala'da doğdu. İstanbul'da eğitim gördü. 1805'te Mısır vâlisi olan babasının yanına gitti. 1807'de Mısır defterdarlığına tâyin edildi. Mısır ordusunun yeniden teşkilâtlanmasında büyük rol oynadı. Arabistan Yarımadasındaki âsi Vehhâbilerin faaliyetlerinin durdurulması için, vazifelendirildi. Güçlü ve düzenli ordusunun başında harekete geçen İbrâhim Paşa, 26 Eylül 1818'de Vehhâbilerin merkezi Der'iyye'yi fethetti. Vehhâbi emiri İbn-i Suûd ile dört oğlunu ve âsi liderleri esir edip, İstanbul'a gönderdi. Âsilerin hepsi idâm edildi. Vehhâbilerin, Muhammed aleyhisselâmın kabr-i şerifi Ravza-i mutahheradan çaldıkları kıymetli eserlerin bir kısmını buldurup, İstanbul'a gönderdi. Vehhâbilerin zulmüne son verdi. Ahâliye ve âlimlere iyi davrandı. Bu hizmeti karşılığında kendisine Paşa rütbesi verildi.
1540 senesi Haziran ayının bir akşamıydı. Korsika adasının Gareletta limanına ufacık bir Türk filosu demir atmıştı. Beş parça gemiden oluşan filonun kumandanı Turgut Reis'di.
O zamanlar Turgut Reis'in şöhreti bütün Akdeniz yalılarını tutmuş, İspanya sahillerinin güzel kızları, Kapitan Dragot dedikleri, yaşı elliyi geçmiş bu Türk kahramanı için şarkılar söylemişlerdi. Bir kez mağrip sularına yelken açtı mı, Akdeniz sahillerini korku ve dehşet alır, İtalyan limanlarında "Kapitano Dragot geliyor!" cümlesi duyuldu mu, o ünlü denizciler kaçacak yer ararlardı. Kanuni'ye rağmen kendini Avrupa nın en büyük hükümdarı olduğunu iddia eden Şarlken, bu korkuya bir son vermek için:
-Akdeniz'in huzuru için bu müthiş Türk'ü denizlerden uzaklaştırmalı, diyordu.
Selmân-ı Fârisi (radıyallahü anh) Eshâb-ı kiramın büyüklerindendir. Hicri 35 senesinde vefat etmiştir. Çok Hadis-i şerif nakleden sahabelerdendir. Kıymetli nasihatleri vardır. Buyurdu ki:
Hasen bin Mensûr Fergâni hazretleri Hanefi mezhebi âlimlerindendir. "Kâdı Hân" ismi ile meşhûr oldu. Horasan'da Fergana'da doğdu. 592 (m. 1196)'da vefât etti. "Fetâvâ-i Kâdı Hân" ve "Hâniyye" isminde bir fetvâ kitabı meşhûrdur. Kâdı Hân, "Fetâvâ"sının "Hazar ve İbâha" kısmında diyor ki:
Alâeddin Ali Fenâri hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup ilk Osmanlı Şeyhülislâmı Molla Fenâri'nin torunudur. Bursa'da doğdu. Zamanın büyük âlimlerden ders gördü. Müderrislik ve sonra Bursa Kadılığına tayin edildi. II. Bayezid zamanında Rumeli Kadıaskerliğine getirildi. Zeyniyye tarikatına giren ve Şeyh Hacı Halife'ye intisap eden Fenâri 903 (m. 1497)'de vefat etti. Sadakanın fazileti hakkında şunları anlattı:
Sultan III. Mustafa zamanındaki evliyanın büyüklerinden olan Abdülehad Nuri Efendi, Süleymâniye Câmiinde vâz ettiği bir gün, kürsüye bir kâğıt kondu. Vâzdan sonra, bu şekilde konan kâğıtları okurlardı. Kâğıdı okuyunca; "Sizin gavs olduğunuz söyleniyor. Gavs olan, Allahü teâlânın izni ile istediğini yaparmış. Eğer gavs iseniz, beni bu mecliste öldürün bakalım." yazıyordu. Abdülehad Efendi bu yazıyı okuyunca; "Taassub insanı nelere götürürmüş. Sübhânallah, biz âciz ve fakir bir kuluz. Halk bizi gavs ve kutb bilir. Hak teâlâ onları tasdik eyleye. Kutb olanlar nefis ehli olanlar gibi, ben bunu yapamaz mıyım diye elinden geleni yapmaya kalkışmaz. Onlara sıkıntı ve cefâ verilse bile onlar affederler. Onun için yüksek mertebelere eriştiler. Fakat evliyâ, kınından çekilmiş bir kılıçtır. Bir kimse kendini kılıca vursa, kabahat kılıcın mıdır, yoksa kendini kılıca vuranın mı?" buyurduklarında, câminin içinde; "Aman, eyvah, eyvah." diye bir çığlık koptu. O kâğıdı yazan kişi o anda vefât etti.