Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.415
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Bursa'nın Yunan işgâli sırasında, bir Yunanlı asker, Pir Emir'in türbesine girerek, ata biner gibi mezarın üzerine çıkıp, kötü sözler söylemeye başladı. O anda askerin ayakları kurudu. Feryâdı üzerine arkadaşları tarafından türbeden çıkarıldı. Durum Yunan komutanına bildirilince, Pir Emir'in türbesinin bulunduğu çevre Yunan askerleri için yasak bölge ilân edildi.Yine Yunan işgâli sırasında Pir Emir mahallesine bakan korucu, bir gün elindeki sopası ile Pir Emir'in mezarı üzerine vurarak; "Mâdem velisiniz neden Yunanlıları Bursa dan kovmuyor sunuz? Bu nasıl veliliktir?..." şeklinde konuşunca, korucu rüyâsında Pir Emir'i görür. Pir Emir ona; "Vatan ve iffeti korumak size âittir. Canlılar ne gün için var. Biz mi gerek..." der. Sonra korucuya bir tokat atar. Sıçrayarak uyanan korucunun ağzı çarpılır ve kısa zaman sonra ölür.
Abdülezel Paşa, şehid olduğu son savaşında askerlerine şöyle hitâb etmişti:"Askerlerim! Yiğitlerim! Kahraman evlâtlarım? Dinimize, namusumuza ve vatanımıza göz diken" düşmana haddini bildirmenin tam zamanıdır! Bilirsiniz ki hâinler korkak olur. Biz düşman üzerine yürürsek onlar kaçarlar. Hep beraber Allah, Allah! diyerek hücum edelim!..."Sonra da Papalivata, Tirpan ve Misfaki tepelerini göstererek söyle dedi: "Aslanlarım! Şu gördüğünüz tepenin zaptı bizim için çok mühim ve pek şanlı bir muzafferiyet kazandıracaktır. Siz ki Milona geçidi gibi en zor geçidi aşıp, en çetin yerlere hücum ederek Osmanlı'nın kahramanlığını bütün cihâna gösterdiniz. Siz kahramanların evlâtlarısınız. Allahü teâlânın yardımı ile, su tepenin üzerinde vuku bulacak kahramanca bir hücumla zâten gözü yılmış olan düşmanı tamamen perişan edeceğinizi, sancağımızı oraya dikerek Osmanlının şânını yücelteceğinizi ümid ediyorum. Eğer bu tepeyi zaptederseniz önümüzde çiçeklerle süslenmiş geniş bir zafer sahrası açılacak. Bütün İslâm âlemi ve Osmanlılar, sizin bu kahraman muzafferiyetinizden dolayı ilân-i şükran ve iftihar edeceklerdir. Analarınız sizi bugün için doğurdu, bugün için büyüttü!
Beşir Ağa Osmanlı Dârüssaade Ağası (İstanbul Valisi) ve velilerindendir. 1063 (m.1652) yılında Arnavutluk'ta bulunan Gonca kazasında doğdu. İstanbul'a giderek tahsilini tamamladı. II. Ahmed'in şehzadeliği sırasında onun musahibi (danışmanı) idi. 1717 yılından itibaren otuz yıl Dârüssaade Ağalığı (İstanbul Valiliği) yaptı. 1159 (m.1746) yılında vefat etti.
Dâvûd bin A'zeb hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Doğum ve vefât yerleri, târihleri belli değildir. Devrinin veli kulları huzûrunda yetişen Dâvûd bin A'zeb, haram ve şüphelilerden çok sakınan verâ ve takvâ sâhibi bir zât idi...
Dâvûd bin A'zeb hazretleri, bir gün bir seveninin evine misâfirliğe gitti. Ev sâhibi, hizmetçisine bir koyun kesip, hazırlamasını söyledi. Hizmetçi, bir koyun kesip hazırladı. Yemek vakti Dâvûd bin A'zeb'in önüne getirilince; "Onu kaldırın, ondan haram kokusu geliyor" buyurdu. Ev sâhibi araştırınca, hizmetçinin yanlışlıkla sürüye katılan bir hayvanı kestiğini öğrendi. Böylece başkasına âit bir koyunu yemekten kurtuldular. Hak sâhibine durumu anlatıp başka bir koyun verdiler...
Muhyiddin Kâfiyeci hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. 788 (m. 1386)'de İzmir'e bağlı Bergama'da doğdu. 879 (m. 1474)'de Kâhire'de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Zünnun-i Mısri'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir :
Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum. Beni onun şerrinden koruması için Cenab-ı Hak'ka sığındım. Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. Akrep kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler.