Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.541.851
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid zamanlarında Sadrazamlık vazifesinde de bulunmuş olan Ahmed Vefik Paşa, Paris Büyükelçilisiyken, Müslümanları ve Osmanlıları küçük düşüren bir piyesin oynanacağını duyunca, buna diplomasi yoluyla engel olmaya çalışır. Fakat muvaffak olamaz. Oyunun sahneye konduğu gece tiyatro ya gider. İmparator III. Napolyon da bu gala gecesine davetlidir. Oyun başlamadan İmparatorun locasına gider ve oyunun durdurul ması için tekrar ricada bulunur, fakat ters bir cevapla karşılaşır.
Ahmed Vefik Paşa, oyunu durdurmak için bir şeyler yapmak lüzumunu hisseder. Perde açılır açılmaz, locadan sahneye atlar ve seyircilere:"Ben sahici Osmanlı ve Müslümanım. Düzmelerini bırakın da beni seyredin" diye haykırır. Bu şekilde seyircileri kendine çekerek oyunu oynatmaz.Sultan II. Murad Han devrinde Osmanlı harb teknolojisinde muazzam bir ilerleme kayd edildi. Osmanlı mühendis ve ustaları, artık hiçbir memlekette rastlanamayacak çapta ve güçte toplar yapabiliyorlardı. İstanbul kuşatmasından önce Edirne'de dökülen 60 kadar top, 14 batarya halinde surların karşısına dizildi. Ancak bunlar bir süre sonra kaldırıldı. Yerlerine "Şâhi" denilen daha büyükleri konuldu.Söz konusu büyük toplardan birini, Bizans'dan ayrılarak Osmanlı hizmetine giren Urban isimli Macar dökmüştü. Sıradan bir dökümcü ustasıydı Urban. Ne topların balistik ve mukavemet hesaplarından, ne de barut ölçülerinden haberi vardı. Sadece çizilen plana göre döküm işlemini gerçekleştirmişti. Osmanlı ülkesinde, bu işi yapan pek çok usta vardı.
Abdullah bin Tâhir et-Tâî (Ebû Bekr-i Ebherî) hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yûsuf bin el-Hüseyn er-Râzî’nin sohbetlerinde bulunmuş ve ondan ilim öğrenmiştir. Hadîs ilmi ile uğraşmış ve hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. 330 (m. 941) senesinde vefât etmiştir. Şöyle anlatılır:
Ahmed İbni Kemal Paşa (Kemâlpaşazâde), dedesinin ve babası Süleymân Çelebi'nin umerâ sınıfından olması sebebiyle, zamânın geleneği icâbı önce askeri sınıfa girdi. Sultan İkinci Bâyezid Hanın seferlerine sipâhi olarak katıldı. Sonra ilmiye sınıfını seçti ve dâhili ve hârici din ve mezhep düşmanlarına karşı ilmi ve yazdığı kitaplarıyla mücâdele etti. Eshâb-ı kirâm düşmanlığı propagandasıyla doğu Anadolu'da yer yer büyümeye başlayan fitneye karşı Ehl-i sünnet itikâdını bütün gayretiyle müdâfaa etti. Daha sonra da Kânûni Sultan Süleymân Han zamanında (1526'da) Zembilli Ali Efendinin vefâtı üzerine Şeyhülislam yapıldı...
Sadruşşeri'a-i Sâni rahmetullahi aleyh, Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. İsmi, Ubeydullah bin Mes'ûd'dur. Nesebi Eshâb-ı kirâmdan Ubâde bin Sâmit'e ulaşır. 750 (m. 1349) senesinde Buhârâ'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Musa Aleyhisselâmın ümmeti:
- Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allahü teala (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelimullah Turu Sina'ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu:
- «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?»
Musa Aleyhisselâm: «Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir» dedi.
Allahü teala: «Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim» buyurdu.