Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.851.922

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sabır, Bütün Iyi Vasıflar Için Bir Koruyucudur

Pamuk Kâdı, Osmanlı âlimlerindendir. İsmi, Abdüllatîf olup, "Pamuk Kâdı" diye tanınmıştır. Kastamonu’da doğdu. Zamânındaki âlimlerden okuyup ilk tahsîlini tamamladıktan sonra, çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra, kâdılık yapması uygun bulunup, yine Edirne kadısı oldu. 1532 (H. 939) senesinde Edirne'de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

99 - Deli Hüseyin Paşa Ve İran Şahinin Yayi

İran Şahı, Sultan IV. Murad Han'a bir çok hediyeler göndermişti. Bunlar arasında bir de yay bulunuyordu. Dünyada bir benzeri olmayan bu yay, son derece sertti ve ancak kuvvetli bir pehlivan bunu gerebilirdi. Padişah bu yayı ellerine alıp incelediler. Hediyeleri getiren İran elçisi sinsi sinsi gülüyordu:-Pek serttir efendim!..dedi.Fakat Murad Han'ın bakışlarını farkedince susmayı tercih etti. Yoksa kellesinden olacağını anladı. Padişah, çok kuvvetliydi. Fakat kendisi yayı kurmayı denemeden önce, başkalarını denemek istedi ve :-Bu yayı kim germek diler?...diye sordular. Kimsenin cevap vermesini beklemeden:-Sen gel!..diye nöbetçilerden birini çağırdı.

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

İmparator Ölü Gibi Donup Kaldi

Vehbi Tülek

Yapmasini Değil, Satmasini Bilirim

Vehbi Tülek

Sultan Abdülaziz'in Sadrazamlıklarını yapmış olan ünlü devlet adamları Âli Paşa ile Fuad Paşa iyi arkadaştılar. Fuad Paşa, bir sohbette, bir soru üzerine Âli Paşa ile aralarındaki farkı şöyle anlatmıştı:

"Âli Paşa ile ben muhallebiciye benzeriz. O, nefis muhallebi yapar, fakat satmasını bilemez. Ben yapmasını bilmem, lakin satmasını bilirim. O, muhallebi satmak için sokağa çıkıp da korkunç seda ve eda ile "muhallebi" deyince çocuklar korkup kaçarlar. Ben tablayı başıma koyup çacukların hoşuna gidecek bir ses tonuyla "küçük beylerim, küçük hanımlarım, güzel muhallebim, kazandibim var" diye mahalle aralarında dolaşmağa başlayınca çocuklar oyuncakçı geçiyormuş gibi hemen etrafıma dizilirler. Kadınlar pencerelerden seslenip, tablanın üstün de ne varsa alırlar.

Rüstem Paşa Ve Şeyh Burhaneddin

Vehbi Tülek

Yunan Subayinin İntikami

Vehbi Tülek

Hadim Sinan Paşa Ve Yavuz

Vehbi Tülek

Sen Kim, Bu Evi Yapmak Kim

Vehbi Tülek

Eşeklerin Yardimi

Vehbi Tülek

Mimar Koca Mehmed Ağa

Vehbi Tülek

Sultanzade Gazi Hüsrev Bey’in Türbesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Muhammed Bin Yûsuf İsfehânî

Muhammed bin Yûsuf hazretleri, Tebe-i tâbiinin âlim ve râvilerindendir. Çok büyük evliyâdan olmasına rağmen, kendisini büyüklerden başkası tanımazdı. Aslen İsfehânlıdır. İlim tahsili için uzun zaman Mekke'de bulundu. Basra'da ve değişik yerlerde ikâmet etti. Tanındığı yerden kaçmanın yollarını arardı. İnsanlardan bir şey istemezdi. 188 (m. 804)'de otuz yaşlarında iken vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

O, Dünyânın En Büyük Hatibi Idi

Vehbi Tülek

Ali bin Ebi Bekr Heysemi hazretleri hadis âlimidir. 735 (m. 1335)'de doğdu. 807 (m. 1405)'de Kâhire'de vefât etti. Mu'cem-üz-zevâid isimli eserinde şöyle anlatır:

Ebû Nuaym İsfehânî

Vehbi Tülek

Ey Îmân Edenler, Allah'ı Çok Zikredin

Vehbi Tülek

Uşşâkî Selâhaddîn Efendi İstanbul velîlerindendir. 1705 (H.1117) senesinde Rumeli'deki Kesriye kasabasında doğdu. İstanbul'a gelerek tahsilini bitirdikten sonra Bâbıâlî'de katipliğe başladı. Vazifeli olarak Edirne'ye gittiğinde Cemâleddîn Uşâkî'yi ziyâret etti, ona talebe oldu. Bundan sonra hocasının hizmetinde bulunan Selâhaddîn Efendi, onunla birlikte İstanbul'a gitti. Yedi sene hocasına hizmet etti. Sonra hocası, kızını Selâhaddîn Efendiye verdi. Hocasının vefatından sonra Eyyûb'daki dergâhta talebe yetiştirdi. 1783 (H.1197) senesinde İstanbul’da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Allahü Teâlânın Yardımı, Herkesin Niyetine Göredir

Vehbi Tülek

Helâlin Hesabı Haramın Ise Azabı Vardır

Vehbi Tülek

İmam-ı A’zam Ve Fıkıh Ilminin Kolları

Vehbi Tülek

Büyük Hacı Ali Efendi

Vehbi Tülek

Resûlullaha Hürmet Ve Tazim Farzdır

Vehbi Tülek

Yûsuf-i Kâmitî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

Korkma!

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Sarik Ve Sakal

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

9 Evi Dolaşan Kelle

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek