Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.903
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan İkinci Selim Hân'ın iki oğlundan biri olan Şehzâde Murâd, Manisa'da vâli idi. Şehzâde Murâd, Hüsâmeddin-i Uşâki hazretlerine, kendisinin sultân olup olmayacağını anlamak üzere, bir mektupla hizmetçisini Uşak'a gönderdi. Uşak'a varan haberci, doğruca Hüsâmeddin-i Uşâki'ye giderek, huzura kabûl edilmesini ricâ etti. Huzûra kabûl edilen haber ci, daha mektubu Hüsâmeddin-i Uşâki hazretlerine vermeden ve ziyâreti hakkında bir şey söylemeden, Uşâki hazretleri ona; "Git! Şehzâdeye söyle! Hemen İstanbul'a hareket etsin. Filan gün saltanat tahtına oturacaktır." dedi.
Yavuz, sert mizaçlı olduğu kadar şair ruhluydu. Birçok şiirleri vardır. Bu yüzden şiir ile ifade edilen duygulara ehemiyet verirdi. Mısır'ın fethinden sonra uzunca bir müddet Kahire'de kalınması, devlet erkanının ve askerin canını sıkmaya başladı. Fakat bu durumu padişaha bildirmeye kimse cesaret edemiyor du. Birgün çok sevdiği Kemalpaşazade Ahmed Efendi ile konuşurken:-Mısır'da ve asker arasında neler oluyor?-İyilik, Sultanım. Yalnız dün Nil nehri kenarında iki askerin şöyle bir türkü söylediklerini duydum:
Dördüncü Murad Han, Osmanlı tahtına çok genç yaşta geçti. Tahta geçtiği tarihte devletin idaresi bozulmuştu, içeride yolsuzluk, rüşvet ve iltimas yaygın hale gelmiş ve devlet işleri yürümez olmuştu, doğuda İran, batıda ise Avusturya ile savaş durumu devam ediyordu. Murad Han'ın ilk işi, devlet içindeki zorbalık ve rüşveti ortadan kaldırmak için çok sert tedbirler almak olmuştur.
Sâlihlerden bir kimse vardı. Bizlere şöyle bir hadise nakleder: Çok sevdiğim dindar, güvenilir ve namuslu bir oğlum vardı, vezirin oğlu haksız yere onu öldürdü, hakkımı aradım ama kimse elimden tutmadı. Ben de sabah akşam Bedir ehli yüzü suyu hürmetine Allâhü teâlâdan istemeye başladım ve çocuğumun kanının hakkını alabilmem için onlardan himmet istedim...
Ebû Said Mehmed Efendi 38. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1003'te (m. 1593) İstanbul'da doğdu. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik ve kadılık yaptı. Ardından Anadolu, sonra Rumeli Kadıaskeri, nihayet Şeyhülislâm oldu. Sonra azledilerek Gelibolu'ya gönderildi. 1072 (m. 1662)'de orada vefat etti. Bir dersinde Kur'ân-ı kerime tazim hakkında şunları anlattı:
Fatih Sultan Mehmed Han'ın başveziri Mahmûd Paşa, evinde bir dâvet tertib etti. Dâvete, hurûfi yolunda olan sapıklar da çağırıldı. Fahreddin Acemi de perde arkasına saklanmış, onları dinliyordu. Sohbet ilerleyince, Mahmûd Paşa, kendilerini çok sevdiğini ve her dertlerini çekinmeden kendisine açabileceklerini söyledi. Vezirin bu aşırı sevgi ve muhabbetinden dolayı onu kendisinden zanneden bu kimseler, fırkalarının iç yüzünü anlatmaya başladılar. "Her testi içine konulanı sızdırır" sözü gereğince sapıklıklarını ve küfürlerini açıkladılar. Hattâ:"Allahü teâlâ (hâşâ) Fadlullah'a (Hurûfilik bozuk yolunun kurucusu olup, 1393 senesinde Timûr Hanın oğlu Mirân Şah tarafından öldürülmüştü.) hulûl etmiştir." dediler.