Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.698
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Mahpeyker Vâlide Sultan, Sultan I. Ahmed Hân'ın hanımı, Sultan IV. Murâd ile Sultan İbrâhim Hân'ın anneleridir. Kösem Sultan da denen Mahpeyker Sultan, Ahmed Hân'ın genç yaşta vefâtı ile 27 yaşında dul kaldı. Sultan IV. Murâd Hân'ın 11 yaşında tahta geçmesi ile Vâlide Sultan oldu.Zekâsı, kâbiliyeti, devlet işlerindeki ince anlayışı ile, iki oğluna da yardım etti. 30 sene devletin idâresinde başarılı hizmetleri görüldü. Aklı ve zekâsı, güzelliği, hayrat ve hasenâtı ile meşhûr, sâlihâ, afife (temiz) bir hanım idi. Bâzı târih kitaplarında katı yüreklilikle ithâm olun makta ise de, bıraktığı eserler onun dindar, cömert ve iyiliksever olduğunu göstermektedir.
Sultan Abdülaziz'in Sadrazamlıklarını yapmış olan ünlü devlet adamları Âli Paşa ile Fuad Paşa iyi arkadaştılar. Fuad Paşa, bir sohbette, bir soru üzerine Âli Paşa ile aralarındaki farkı şöyle anlatmıştı:
"Âli Paşa ile ben muhallebiciye benzeriz. O, nefis muhallebi yapar, fakat satmasını bilemez. Ben yapmasını bilmem, lakin satmasını bilirim. O, muhallebi satmak için sokağa çıkıp da korkunç seda ve eda ile "muhallebi" deyince çocuklar korkup kaçarlar. Ben tablayı başıma koyup çacukların hoşuna gidecek bir ses tonuyla "küçük beylerim, küçük hanımlarım, güzel muhallebim, kazandibim var" diye mahalle aralarında dolaşmağa başlayınca çocuklar oyuncakçı geçiyormuş gibi hemen etrafıma dizilirler. Kadınlar pencerelerden seslenip, tablanın üstün de ne varsa alırlar.
Nuh aleyhisselâmın oğlu Yâfes'in büyük oğlu Türk, doğuda yerleşmişti. Bunun ülkesine Türkistan denildi. Türklerin ilk atası olan Türk'ün oğullarından büyüğü Kara Han, doğan oğluna bir yaşında iken ad koyacağı sırada, bu çocuk; "Benim adım Oğuz olsun" deyince, herkes şaşırmıştı. Allah'ın varlığına ve birliğine inanan Oğuz, putperest annesinin sütünü emmedi. Babası, Oğuz'u evlenme çağına gelince, o zamandaki hak dine inanan bir kız ile evlendirdi. Bundan, Gün-Han, Ay-Han, Yıldız-Han isimli oğulları oldu. Diğer bir hanımından da Gök-Han, Dağ-Han, Deniz-Han isimli oğulları dünyaya geldi...
Şerifizâde Seyyid Mehmed Efendi Anadolu'da yetişen âlimlerin büyüklerindendir. 960 (m. 1553)'de Isparta Eğirdir'de doğdu. 1040 (m. 1630)'da İstanbul'da vefât etti. Bir vaazında şöyle buyurdu:
Seyyid İbrâhim Hamza hazretleri hadis ve nahiv âlimidir. 1054 (m. 1644)'de Şam'da doğdu. 1120 (m. 1708)'de vefât etti. Naklettiği hadis-i şerfilerden bazıları:
Hacı Ferhad adında bir zât şöyle anlatmıştır: "Mısır'dan gelirken, Akdeniz'de gemimiz sâkin sâkin yol alıyordu. Peşimize bir korsan gemisi takıldı. Saldırmak için yaklaşmaya başladı. Gemimizde Şeyh Burhâneddin ve dedesi Şeyh Muhammed Çelebi Sultan hazretleri de vardı. Bu tehlikeli durum karşısında biz çok endişelendik. Geminin baş tarafına geçip oturdular ve bize; "Üzülmeyiniz! Allahü teâlâ sizi kurtardı!" dediler. Bir de baktık ki kuvvetli bir fırtına çıktı. Korsan gemisi dalgalar arasında kalıp battı. Bizim gemiye bir şey olmadı. Böylece korsanların şerrinden kurtulduk."