Muh­yiddîn­-i A­rabîye ­dil u­za­tan Ho­ra­san­lı

Yolumuzu Aydınlatanlar

Pazar, 16 Kasım 2008

Muh­yid­dîn-i Ara­bî haz­ret­le­ri 1165 (H.560) se­ne­sin­de En­dü­lüs’te­ki Mür­siy­ye ka­sa­ba­sın­da doğ­du. 1240 (H.638) se­ne­sin­de Şam’da ve­fât et­ti. Kab­ri Şam’da olup se­ven­le­ri ta­ra­fın­dan zi­yâ­ret edil­mek­te­dir...
Muh­yid­dîn-i Ara­bî haz­ret­le­ri, ken­di­sin­den na­sî­hat is­te­yen bir kim­se­ye bu­yur­du ki:

Devamını oku...

Sul­tan­la­ra bi­le ­na­si­hat e­den zat

Yolumuzu Aydınlatanlar

Cuma, 14 Kasım 2008

Bü­yük ve­lî Mu­ham­med bin Sem­mâk, Sul­tan­la­ra bi­le na­si­hat et­me­siy­le meş­hur­du. Bir ara Kû­fe’den Bağ­dât’a ge­lip Ha­lî­fe Hâ­rûn Re­şîd’e de na­sî­hat­ler­de bu­lun­du. Ona; “Ey mü­min­le­rin emî­ri! Se­nin Al­la­hü te­âlâ­nın hu­zû­run­da bir ye­rin var­dır. An­cak ilâ­hî hu­zur­da du­ru­şun bit­tik­ten son­ra Cen­net’e ve­ya Ce­hen­nem’e gi­de­cek­sin. Aca­ba se­nin ye­rin han­gi­si ola­cak?” bu­yur­du. Hâ­rûn Re­şîd bu söz­le­ri du­yun­ca ken­di­ni tu­ta­ma­yıp ağ­la­ma­ya baş­la­dı...

Devamını oku...

Ba­bam­dan ba­na ­çok borç kal­dı!..

Yolumuzu Aydınlatanlar

Perşembe, 13 Kasım 2008

Es­hab-ı Ki­ra­mın bü­yük­le­rin­den olan Ca­bir bin Ab­dul­lah (ra­dı­yal­la­hü anh) Haz­rec ka­bi­le­sin­den­dir. Câ­bir’in ba­ba­sı Ab­dul­lah, İkin­ci Aka­be bia­tın­da Müs­lü­man ol­muş ve Ha­ra­mo­ğul­la­rı na­kip­li­ği­ne ta­yin edil­miş­ti. Müş­rik­ler, Uhud Har­bin­de onu, bur­nu­nu ve ku­lak­la­rı­nı ke­se­rek iş­ken­ce et­tik­ten son­ra şe­hit et­ti­ler. Ca­bir (ra­dı­yal­la­hü anh) şöy­le an­la­tır:

Devamını oku...

Şim­di cen­net e­vin­de­yim...

Yolumuzu Aydınlatanlar

Çarşamba, 12 Kasım 2008

Zün­nûn-i Mıs­rî haz­ret­le­ri Mı­sır’ın bü­yük ev­li­ya­sın­dan­dır. Soh­bet­le­ri ile on bin­ler­ce ki­şi hi­da­ye­te er­miş­tir. Mâ­li­kî mez­he­bi­nin imâ­mı, Mâ­lik bin Enes haz­ret­le­ri­nin ta­le­be­si­dir...

Devamını oku...

Cö­mert­ler cö­mer­di Dalec bin Ah­med

Yolumuzu Aydınlatanlar

Salı, 11 Kasım 2008

Da’lec bin Ah­med haz­ret­le­ri; Mek­ke’de, Bağ­dâd’da ve Si­cis­tân’da ha­dîs âlim­le­ri­ne tah­sis et­ti­ği va­kıf­la­rı olan çok zen­gin bir zat idi. Ken­di­si Mek­ke’de bir ev sa­tın alıp, bir müd­det otur­du. Da­ha son­ra Bağ­dâd’a yer­leş­ti...
Ebû Bekr bin Ali bin Ab­dul­lah, bir zâ­tın şöy­le an­lat­tı­ğı­nı nak­let­miş­tir:

Devamını oku...

Han­belî fı­kıh â­li­mi A­li bin Beşşâr

Yolumuzu Aydınlatanlar

Salı, 11 Kasım 2008

Ali bin Mu­ham­med el-Beş­şâr, bü­yük Han­be­lî âlim­le­rin­den­dir. 313 (m. 925) se­ne­sin­de ve­fât et­ti. Kab­ri, Nec­ma’ya ya­kın bir yer olan Aka­be’de­dir. Hik­met­li söz­le­ri çok­tur. Bu­yur­du ki:

Devamını oku...

Sa­na hü­zün, gam ­ke­der gir­mez!..

Yolumuzu Aydınlatanlar

Pazar, 09 Kasım 2008

Bü­yük mu­ta­sav­vıf Cü­neyd-i Bağ­dâ­dî haz­ret­le­ri bir gün Kû­fe’ye uğ­ra­dı. Şeh­rin ile­ri ge­len­le­rin­den bi­ri­si­nin sa­ra­yı­nı gör­dü. Çok süs­lüy­dü. Pen­ce­re­sin­de bi­ri­si şu mâ­nâ­da şi­ir söy­lü­yor­du: “Ey Sa­ray! Sa­na hü­zün, gam, ke­der gir­mez. Za­man se­nin sâ­kin­le­ri­ne, için­de­ki­le­re bir şey yap­maz. Sen muh­taç­lar için ne gü­zel bir ko­nak­sın...”

Devamını oku...

Gey­lan­lı gö­nül sul­ta­nı Cemâ­leddîn­-i Ez­herî

Yolumuzu Aydınlatanlar

Pazar, 09 Kasım 2008

İs­lâm âlim­le­rin­den ve ev­li­yâ­nın bü­yük­le­rin­den olan Ce­mâ­led­dîn-i Ez­he­rî, 1358 (H.760) se­ne­sin­de Gey­lân şeh­ri ci­vâ­rın­da bu­lu­nan Len­ger-Kü­nân’da doğ­du. Ço­cuk­lu­ğu, kö­yün­de ge­çen Ce­mâ­led­dîn Mu­ham­med, ilim öğ­ren­me ça­ğı­na ge­lin­ce, Mı­sır’da bu­lu­nan meş­hûr Câ­mi’ul-Ez­her Med­re­se­si­ne git­ti ve tah­sî­li­ni ora­da ta­mam­la­dık­tan son­ra, Teb­rîz’e yer­leş­ti.

Devamını oku...

Ne­ne Ha­tun ve ­kar­de­şi Ha­san

Yolumuzu Aydınlatanlar

Cumartesi, 08 Kasım 2008

Ne­ne Ha­tun, 1857’de Er­zu­rum-Pa­sin­ler’e bağ­lı Çe­per­li Kö­yü’nde dün­ya­ya gel­miş­tir. “93 Har­bi” (1877-1878) pat­lak ve­rip de sah­ne­ye çı­ka­ca­ğı ana ka­dar Ne­ne Ha­tun, Ana­do­lu’da­ki di­ğer isim­siz kah­ra­man­lar gi­bi, ken­di hâ­lin­de mü­te­va­zı bir ha­yat sü­ren sı­ra­dan in­san­lar­dan bi­riy­di. Her kah­ra­man gi­bi onu da kah­ra­man­lık tah­tı­na otur­tan; şart­la­rın va­him­le­şip işin ba­şa düş­tü­ğü gün­ler ol­muş­tur...

Devamını oku...

Af­ga­nis­tan­lı velî Ah­med Berkî

Yolumuzu Aydınlatanlar

Perşembe, 06 Kasım 2008

Mev­lâ­nâ Ah­med Ber­kî, Af­ga­nis­tan’da ilim öğ­ret­mek­le meş­gûl idi. Bir gün, ta­nı­dık­la­rın­dan ve hem­şeh­ri­le­rin­den bir tüc­car Hin­dis­tan’a git­miş ev­li­yâ­nın en bü­yük­le­rin­den İmâm-ı Rab­bâ­nî haz­ret­le­ri­nin soh­bet­le­ri­ni din­le­miş­ti. Dö­nü­şün­de de İmâm-ı Rab­bâ­nî haz­ret­le­ri­nin in­san­la­rı hak yo­la sevk eden kıy­met­li mek­tup­la­rın­dan ge­tir­miş­ti...

Devamını oku...