Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.773
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Osmanlı Avusturya savaşları sırasında Eflak ve Boğdan cephesinde bulunan Hasan Paşa, Osmanlı birliklerinin yenilmesi üzerine yalnız kalmış, tek başına düşmana taarruz etmek istemişse de atının dizginlerine yapışan kethüdası;"Devletlü, siz tedbirli bir vezirsiniz. Tek başınıza düşmana nasıl karşı çıkarsınız? Sizin vücûdunuz bu millete lâzımdır." diyerek bırakmamıştı. Bu durum Hasan Paşanın kahramanlığı hakkında anlatılanlardan sâdece biridir.1600 yılında Kanije Kalesi fethedilerek beylerbeylik hâline getirildi ve idâresi Tiryaki Hasan Paşaya verildi. Ertesi sene Avusturya Arşidükü Ferdinand 50.000 kişilik kuvvet, 42 büyük topla Kanije önüne gelerek kaleyi kuşattı. Orduda başta Avusturya ve Almanlar olmak üzere İtalya, İspanya, Papalıkla gönüllü Fransız ve Macar birlikleri bulunmaktaydı. Kaledeyse sâdece 5000 civârında mücâhid vardı.
Sultan Abdülaziz'in Sadrazamlıklarını yapmış olan ünlü devlet adamları Âli Paşa ile Fuad Paşa iyi arkadaştılar. Fuad Paşa, bir sohbette, bir soru üzerine Âli Paşa ile aralarındaki farkı şöyle anlatmıştı:
"Âli Paşa ile ben muhallebiciye benzeriz. O, nefis muhallebi yapar, fakat satmasını bilemez. Ben yapmasını bilmem, lakin satmasını bilirim. O, muhallebi satmak için sokağa çıkıp da korkunç seda ve eda ile "muhallebi" deyince çocuklar korkup kaçarlar. Ben tablayı başıma koyup çacukların hoşuna gidecek bir ses tonuyla "küçük beylerim, küçük hanımlarım, güzel muhallebim, kazandibim var" diye mahalle aralarında dolaşmağa başlayınca çocuklar oyuncakçı geçiyormuş gibi hemen etrafıma dizilirler. Kadınlar pencerelerden seslenip, tablanın üstün de ne varsa alırlar.
Osman Dârimi hazretleri, hadis ve fıkıh âlimidir. 200 (815)'de İran'da doğdu. Sicistanlıdır. İlk tahsilini Sicistan"da yaptı. Hadis tahsili için Hicaz, Şam, Humus, Irak, Küfe, Mısır, Cezire, Horasan gibi merkezleri dolaştı. Mekke ile Medine'de beş yıl kaldıktan sonra Nişâbur'a döndü ve Herat'a yerleşti. 280 (m. 894) tarihinde Herat'ta vefat etti. Namazın ehemmiyeti ile ilgili naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Karakaşzade Ömer Efendi Celveti şeyhlerindendir. Bursa’da doğdu. İstanbul’a giderek Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerine intisab etti. Hilafet verilerek Edirne'ye gönderildi. Burada talipleri yetiştirdi. 1047 (m. 1637)’de orada vefat etti. “Nûrü'l-Hüdâ Limen ihteda” ismindeki eserinde şöyle anlatmaktadır:
Haffaf el-Icli hazretleri tefsir, hadis ve fıkıh âlimlerindendir. 204 (m. 819) yılında Bağdâd'da vefât etti. Naklettiği Hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Beni İsrail zamanında salih bir kimsenin üç tane oğlu varmış. Bir gün o zat ağır hastalanır ve artık hayatından ümid kesilince büyük oğlu, küçük kardeşlerini çağırır ve:
- Ey kardeşlerim, pederimizin epeyce malı var. Fakat bugün kendisinin hizmeti ise ağırdır. İsterseniz sizler malına varis olun ve hizmetini bana bırakın, der.