Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.552
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Fatih Sultan Mehmed İstanbul'u fethettikten sonra, merkezi Trabzon olan Pontus devletinin kralı David Komnenos, şimdi sıranın kendilerine geldiğini anladı ve Osmanlılara karşı Doğu Anadoludaki Akkoyunlu devletinin hükümdarı Uzun Hasan'a, Osmanlılara karşı ittifak yapmayı teklif etti. Aralarındaki dostluğu güçlendirmek için de yeğeni Katerina Despina'yı Uzun Hasan ile evlendirdi. Bu ittifaktan cesaret alan David Komnenos, Osmanlılara vermesi gereken vergiyi vermediği gibi, evvelce verdiklerini de geri istedi. Bu durumu da Uzun Hasan'a bildirerek gereğinin yapılmasını istedi. Uzun Hasan da yeğeni Murad'ı Fatih Sultan Mehmed Han'a gönderdi. Huzura kabul edilen Murad Bey:-Padişahım, Trabzon Pontus Devleti, ödediği bütün vergilerin geri verilmesini istiyor! Dedi.
Aziz Mahmûd Hüdâyi hazretleri bir gün Ahmed Hanı ziyârete gitmişti. Pâdişâh; "Efendim! Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin, kıyâmet günü talebelerine ve pekçok günahkâr mümine şefâat edeceği hakkında rivâyetler var. Bu rivâyetlerin doğruluğu hakkında ne buyurursunuz? diye suâl eyledi. Aziz Mahmûd Hüdâyi hemen cevap vermedi. Bir müddet murâkabe hâlinde kaldıktan sonra; "Bu söz doğrudur." buyurdu. Sonra Padişâh; "Efendim! Acabâ zât-ı âlinizin bizlere bir vâdiniz ve müjdeniz yok mudur?" diye sorunca, Mahmûd Hüdâyi ellerini kaldırarak: "Yâ Rabbi! Kıyâmete kadar bizim yolumuza katılan, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip rûhumuza fâtiha okuyanlar bizimdir. Bize talebe olanlar denizde boğulmasınlar. Ömürlerinin sonlarında fakirlik görmesinler. Îmânlarını kurtararak gitsinler ve ölecek lerini bilip haber versinler." diye duâ eyledi. (Âlimler ve evliyâ bu duânın kabûl olduğunu, bu yola mensup kimselerin hiç denizde boğulmadıklarını ve pekçok kimsenin de vefât günlerine yakın, öleceklerini haber verdiklerini bildirdiler.)
Takıyyüddin ibn-i Kudâme hazretleri Hanbeli mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Kâdı'l-kudât idi. 628 (m. 1231)'de Şam'da doğdu. 715 (m. 1316)'da vefât etti. 705 (m. 1305) senesinde İbn-i Teymiyye'nin bozuk yolu meydana çıktığı zaman, Takıyyüddin İbni Kudâme devamlı olarak Ehl-i sünnet itikâdında olmanın faziletini, kıymetini anlatmıştır. Bu hususta buyurdu ki:
Ali Nebtîtî hazretleri büyük velilerdendir. 1495 (H.901) senesinde, Mısır'da vefat etti. Ebü'l-Abbâs Gamrî'nin talebesidir. Ondan ilim ve edep öğrendi. Keşf ve kerametleri görüldü. Hızır aleyhisselâm ile görüşürdü.
Mustafa Kuddûsi Efendi, Zile evliyâsındandır. 1820 yılında Zile'de doğdu. 1855 yılında vefât etti. Kabri Zile'nin Kislik Mahallesinde bulunan Müftüzâde Dergâhının karşısındaki bahçededir.
Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuk esnasında bir sebepten tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder. Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
"BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI."