Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.205
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
İstanbul'daki İngiltere Büyükelçisi Sir Henry Elliot, büyükelçilik binasındaki odasının, çıkış kapısına hakim penceresinden dışarıya bakıyordu. Eski sadrazam, yeni Şûray-ı Devlet Reisi Mithat Paşa ile haberleşmelerinde aracı olan kişinin, hızlı adımlarla binadan çıkışını gözleriyle izlerken, dudaklarındaki gülümsemeye engel olamadı. Mesleğinin 35'inci yılını süren 60'lık kurt diplomata, son günlerde elde ettiği başarıların verdiği zevk, donuk mavi gözlerini adetâ canlandırmış, sinsi pırıltılarla doldurmuştu. İstanbul'da geçirdiği 9 yıl boyunca yürüttüğü çalışmalar, sonunda meyvesini vermişti. Birtakım devlet ricaliyle dost olmuş, İngiliz emellerine uygun yönetime bir türlü yanaşmayan padişahın tahtından indirilmesi yönünde, İngiltere hükûmetinin maddi, manevi her türlü desteğini bunlara sunmuştu. Yürüttüğü çalışmaları finanse etmek üzere 1875 yılı İngiltere bütçesinden tahsis ettirdiği 7 milyon İngiliz altınının işe yaradığı bir gerçekti.
Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.
Rükneddin Amidi hazretleri Hindistan'da yaşamış olan Hanefi fıkıh âlimlerindendir. Devrin meşhur âlimlerinden ders aldı. Bengal'in eski başşehri olan Leknevti'de kadılık yaptı. 615'te (m. 1218) vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ebû Abdullah el-Bakkâl hazretleri fıkıh âlimidir. 588 (m. 1192) yılında vefat etti. Bir dersinde buyuruyor ki:
Zeyd isminde bir adam vardı. Câfer-i Sâdık hazretlerine çok itirâzda bulunurdu. Bir gün Câfer-i Sâdık'a bu adamdan bahsettiler...
Câfer-i Sâdık hazretleri, Ehl-i beytten olup, "Oniki İmam"ın altıncısı, "Silsile-i aliyye"nin dördüncüsüdür. Babası Muhammed Bâkır, dedesinin dedesi Hazret-i Ali'dir...
Abdülehad Efendiye bağlı en samimi talebelerinden olan Hassa-ı Hümâyûndan Gürcübaşı Mûsâ Ağa şöyle anlattı:
Abdülehad Efendi hiç sebep yokken ve bir münâsebet de geçmeden bana; "Mûsâ Ağa! Mısır'dan dönüşte, kalyona binmeyip, sayıkaya veya firkateyne bininiz." buyurdu. Buna çok taaccüb ettim. Çünkü, Mısır'a gitmek hiç hatırımdan geçmemişti. Fakat Abdülehad Efendinin bunu söylemekten bir murâdları olmalı deyip, merakla bekliyordum. Bu sözün mânâsını bir türlü anlayamıyordum.