Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.061
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
1683 II. Viyana hezimetinden sonra bütün Orta Avrupa'yı istila eden Avustur ya'nın elinden, bu ecdad yadigarı toprakları kurtarmak için bir çok askeri harekatta bulunan Osmanlı kuvvetleri, her seferinde mağlubiyete uğradılar. Sadece, Sultan II. Süleyman Han, dedesi I. Süleyman Han'ın fetheylediği Belgrad'ı geri alabildi. 1695'de tahta çıkan II. Mustafa Han, genç ve gözüpek bir hükümdardı. Padişah olur olmaz, kaybettiğimiz toprakların geri alınması siyasetini takibetmeğe başladı. 8 yıl süren kısa hükümdarlık devrinde 3 defa sefere çıkarak, bizzat Ordu-yu Hümayuna kumanda etti. Tahta çıktığı sene, ilk seferine çıkarak Lugoş zaferini kazandı. Ertesi sene tekrar sefere çıkılmasına karar verildi.
Hasan Can, Yavuz Sultan Selim'in vefâtını şöyle anlatmaktadır: "Sultan-ı Arab ve Acem, 1520 Şâbân ayında eski saltanat merkeziEdirne'ye gitmeyi kararlaştırıp, vezirler ve divân erkânını önceden, ordu-yı hümâyûna lâzım olan pekçok ağırlıklar ve hazine-i âmire ile yola çıkardılar. Ferhad Paşayı, berâber gitmek üzere alıkoydular. Hareketten evvel, bir gün oturdukları köşkten çıkıp, sarayın eteğindeki bahçeye yürüyerek indiler. Gezintileri sırasında bir yokuşa çıkarken, ol din-i İslâmın koruyucusu, sırtlarında hissettikleri bir acıdan rahatsız olup, bu zavallı hizmetçilerine hitâb ederek; "Arkama gûyâ bir diken batıp acıtır." buyurdular. Bu hakir dahi: "Herhâlde bahçedeki ağaçlardan düşüp gömleğe takılmış olmalı. Ferman buyurulursa görülsün." dedim. Buyurdular ki: "Câizdir." O anda iskemleci, taşımakta olduğu yaldızlı kürsüyü getirdi. Selim Hân da, kürsü üzerine oturdu. Mübârek yakalarından elimi sokup her ne kadar araştırdımsa da, bir şey bulamadım. Mübârek arkaları gâyet kıllı olduğu için, elimi sürmekle bir şey hissedemedim. Ayağa kalkıp bir miktar gittikten sonra, acıdan şikâyetlerini tekrarladılar. Bu kere düğmelerini açıp baktım.
Sayrafî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Horasan’da Nişâbûr’da doğdu. 969 (H.359) senesinde orada vefât etti. Başta Cüneyd-i Bağdâdî olmak üzere, birçok âlimden ilim öğrenmiş, hadîs-i şerîf dinleyip rivâyet etmiştir. Sayrafî hazretleri buyurdu ki:
Muhammed bin İshâk Gülâbâdi hazretleri evliyânın büyüklerinden olup, hadis, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde âlimdir. Buhârâ'nın Gülâbâd Mahallesinde doğmuştur. 380 (m. 990) senesinde Buhârâ'da vefât etti. Gülâbâdi hazretleri, Tearrûf adlı eserinin mukaddimesinde şöyle buyurmaktadır:
Kâdı'l-kudât Sadeddin Hârisi hazretleri Hanbeli mezhebi âlimlerindendir. 652 (m. 1254)'de Bağdad'ın Hârisiyye köyünde doğdu. 711 (m. 1311) senesinde Kâhire'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Sultan Abdülmecid zamanında adamcağızın birisinin büyük miktarda borcu varmış. Elini neye atsa ters gidiyor. Zeyrek civarında, evine yakın bir dergaha gitmiş. Namazdan sonra Şeyh efendi, bu yabancıyı yanına çağırmış ve halini sormuş. O da:
"Efendi hazretleri, gırtlağa kadar borç içindeyim, neye elimi atsam kuruyor. Ne olur himmet!" demiş. Şeyh efendi:
"Evladım, sabah namazını 40 gün Yenicami'de kıl. Camiye gidip gelirken de 1000 adet istiğfar oku. Göreceksin, kırkıncı gün ne sıkıntın kalacak ne bir şey..."