Arkadaşında Kusur Aramayı Bırak, Sen Zarar Görürsün!
Ebû Nasr bin Ziyâd hazretleri Tâbiînin büyük velîlerdendir 712 (H.94) senesinde Basra'da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.163.264
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Nasr bin Ziyâd hazretleri Tâbiînin büyük velîlerdendir 712 (H.94) senesinde Basra'da vefât etti.
Gargarofça kasabasından Koca Şâban adlı bir sipâhi, Terzi Sûfi nâmında sâlih bir kimse ile berâber Zigetvar seferine katıldı. Sirem sancakbeyi, Bâli Beyin yanında karakol hizmetinde idiler. Çevreyi kontrol ettikten sonra, sahrada uyuya kaldılar. Bir müddet sonra uyanan Terzi Sûfi, Şâban Beyi uyandırıp; "Gel Şâban Bey, hücûma katılalım. İnşâallah hisar fetholunur." dedi. O da latife edip; "Düşte görmüşsen hayrola." dedi. Terzi Sûfi de; "İnşâallah olur. Ak abalı dervişler gelip, hisarı ateşe verip içeri girerler, hayır alâmetidir." dedi. Abdest alıp yola koyuldular. Kaleye yaklaştıklarında, sevinç çığlıkları atan askerler; "Muslihuddin Efendi geldi. Kalenin fethini haber verdi." diyorlardı. Onlar yürüyüşe devâm ettiler. İşte bu sırada, hisarın alevler içinde yandığını gördüler. Hep berâber hücûm edip, fetihten ümitsiz iken, o gün kaleyi ele geçirdiler.
500 sene kadar Osmanlı Devleti'nin ordusunun temelini teşkil eden yeniçeriler, büyük savaşlar ve fetihler yaparak haklı bir üne kavuşmuştu. Fakat son yıllarda bu ocak bozulmuş ve Osmanlı Devleti'nin başına belâ olmaya başlamıştı. 15 Haziran 1826 Perşembe gününe, tarihler Vak'a-i Hayriyye derler ki, hayırlı olmuştur. Yeniçeriler tarih sahnesinden bir günde silinmişlerdir. O sırada İstanbul'da bulunan Fransız edebiyatının büyük ismi Theophile Gautier, bakınız bu hâdiseyi nasıl anlatır:
Kâsım bin Sellâm hazretleri fıkıh, tefsir ve hadis âlimidir. 154 (m. 770)'de Afganistan'da Herat'ta doğdu. İlim tahsilinden sonra o devirde büyük bir İslam beldesi olan Tarsus'a giderek kadılık yaptı. 224 (m. 839)'da Medine'de vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Somuncu Baba'nın asıl ismi Hâmid, babasının ismi ise Şemseddin Mûsâ'dır... İlk tahsilini babasından aldı. Babasının vefâtından sonra Şam'a giderek, Hankâh-ı Bâyezidiyye'de ilim öğrendi. Tasavvuf yoluna girdi. Orada pekçok velinin sohbetlerine katıldı. Burada Üveysi olarak, mânevi yol ile Bâyezid-i Bistâmi'den feyz aldı.
Ahmed bin Yahyâ el-Adevi hazretleri Fıkıh ve hadis âlimidir. 600 (m. 1204) senesinde doğdu. 749 (m. 1348) senesinde Kudüs'te vefât etti. Buyurdu ki:
Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul'da Arabzade adıyla meşhur bir âlim vardı. büyük camilerde verdiği vaazlara bütün İstanbul halkı büyük rağbet gösterirdi. Arabzade, devrinin bütün ilimlerine vakıf olduğu halde, tasavvufa ve keramete inanmaz dı. Kanuni'nin başveziri Rüstem Paşa, keramete inanmayan bu Arabzade'yi Mısır Başmüderris liğine tayin ettirmek istedi. Diğer taraftan İstanbul uleması Padişaha müracaat ederek, Arabzade'nin itikadının bozuk olduğunu, Akaid kitaplarında "Evliyanın kerameti haktır" dediği halde buna inanmadığını, "Ben ömrümde büyük günah işlemedim. İyilerin keramet göstermesi icabetseydi, benim keramet göstermem lazımdı." İddiasında bulunduğunu hatırlattılar.