Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.622
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Öküz Mehmed Paşa, Ulukışla'nın bir aşireti olan "Oğuz" aşiretindendi. Fakat Türkmenler arasında Oğuz kelimesi, Okuz olarak söylenir ve yazılırdı. Buna nisbetle Mehmed Paşa'nın adı Okuz Mehmed Paşa olmasına rağmen, yazılırken yapılan bir hata ile Öküz olarak meşhur oldu. Sultan I. Ahmed'in damadıdır. Kızı Gevherhan Sultan ile evlenmiştir. Sadrazamlığı sırasında, bir sefer esnasında bir köyün civarında konaklamışlardı. Köylü nün hayvanları da orada otluyordu. Bir öküz Mehmed Paşa'nın yakınına kadar sokuldu. Tabii bütün paşalar gülüşmeye başladılar. Hatta içlerinden biri:"Paşam öküzle neler konuştunuz, size ne söyledi" diyerek espri yapmaya kalktı. Mehmed Paşa:"Evet öküzle biraz konuştuk. Bana dedi ki, sen de bizlerdensin, fakat bu eşeklerin arasında ne işin var, anlayamadım."
Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şöyle dedi: - Hafız! Yarın Ramazan Bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imha fırsatı olur. Münasip bir dille bunu etrafa sen anlatıver!...
Hâce Ubeydullah hazretleri Muhammed Bâki-billah hazretlerinin büyük oğludur. Küçük yaşta iken babası vefât etti. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin yüksek teveccühleri ile yetişti ve önde gelen talebelerinden oldu. Hicri onbirinci asrın sonlarında vefât etti. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin, Hâce Ubeydullah ve kardeşi Hâce Abdullah'a yazdığı uzun mektûbun bir kısmı (1. cild, 266. Mektûp):
Ebü'l-Hasen Atıyye el-Avfi hazretleri Kûfe'de yaşamış olan Tabiin'in büyüklerinden olup tefsir ve hadis âlimi idi. Doğduğu zaman Hazret-i Ali "radıyallahü anh", "Bu Allah'ın bir atıyyesidir" diyerek adını Atıyye koydu. Ebû Said el-Hudri, Ebû Hüreyre, Abdullah İbn-i Abbas gibi sahâbilerden hadis tahsil etti. 111 (m. 729)'da vefat etti. Şöyle nakletti:
Ebu Mansur Abbadi hazretleri hadis âlimi, vaiz ve hatiblerdendir. 491'de (m. 1098) Türkistan'da Merv yakınlarında doğdu. Merv'de hadis dersi aldı ve daha sonra hadis rivayet etti. Selçuklu Sultanı Sencer'in elçisi olarak Bağdat'a gitti. Elçilik göreviyle gittiği Hûzistan'da 547'de (m. 1152) vefat etti. Cenazesi Bağdat'a getirilerek defnedildi. Sohbetlerinde, büyüklerden naklederek buyurdu ki:
1604 senesinde Sivas'daki Şemsiyye Dergâhı şeyhi ve Kara Şems'in dâmâdı Receb Efendi vefât edince, Abdülmecid Efendi onun vazifesini yürüttü. İlim ve irfândaki şöhretini duyan Sultan III. Mehmed Han tarafından İstanbul'a dâvet edildi. Üçüncü Mehmed Han, Abdülmecid Efendiyi İstanbul'a dâvet ederken, kendi el yazılarıyla şu mektubu yazmışlardı:"Fazilet ve kerâmet sâhibi Sivaslı Abdülmecid Efendi! Merhûm amcan Şemseddin Efendi nin, Eğri seferinde maddi ve mânevi çok yardımlarını gördüm. Döndükten sonra İstanbul'da kalmasını istemiştim. Fakat o arzu etmeyince, ihtiyârlığı sebebiyle memleketine gitmesine izin verdim. Şimdi sizin söz, fiil ve diğer özelliklerinizle ona tam olarak benzediğinizi duydum. İstanbul'u teşrifinizi cân-ü gönülden istiyorum. Hatt-ı şerifim size ulaştığı zaman ihmal etmeyesiniz."