Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.545.830
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Yıl 1683, Eylül başları... Ordu-yi Hümâyun Viyana önlerinde... Hücum emri verilse, şehir belki 24 saatte düşecek. Ancak Serdâr-ı Ekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa gereksiz yere zâyiat vermemek için, şehrin kendiliğinden teslim olmasını beklemeyi tercih ediyor. Bu arada Avrupa'nın her tarafından Viyana'yı kurtarmak için Alman ordusuna katılmak üzere çeşitli büyüklükte ordular yola çıkarılmıştır. Polonya Kralı III. Jan Sobiesky de 40 bini süvari olmak üzere yüz otuz beş bin askerle yoldadır ve Alman ordusuyla birleşmek üzeredir. Ne var ki, ordusunun gücünden son derece emin olan ve müttefikleri âdeta küçümseyen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Tuna üzerindeki İskender köprüsünü korumakla vazifelendirdiği Kırım Hân'ı Murad Giray'ın, kendisine karşı derin bir kin beslediğinden habersizdir.
Kanuni Sultan Süleyman, kendi devrinde bütün cihanın padişahı idi. 1525 yılında, Alman İmparatoru Şarlken ile harbeden ve ona esir düşen Fransa kralı 1. Fransua'yı, bir mektup göndererek kurtarmış ve kendine müttefik yapmıştı. Böylelikle, Osmanlı İmparatorluğuna karşı kurulması planlanan Birleşik Avrupa İttifakını da bozmuş oluyordu. Fransua 31 Mart 1547'de ölmüş, yerine 2. Henri geçmişti. O da, Almanya, İspanya, Hollanda, Güney İtalya ve diğer bazı Avrupa ülkelerine hakim olan Şarlken ile ister istemez mücadele etmek zorundaydı. Karada olduğu gibi denizlerde de İspanyollar ve Andrea Doria ile bir türlü başa çıkamıyordu. Henri, selefi Fransua gibi Kanuni Sultan Süleyman'a müracaat etti ve yardım ricasında bulunmak üzere, Gabriel d'Aramon adındaki elçisini kalabalık bir maiyetle İstanbul'a gönderdi.
Ali Echüri hazretleri, Mısır'daki Mâliki âlimlerinin büyüklerindendir. [967]'de tevellüd, 1066 [m. 1656] senesinde vefât etti. Bir eserinde buyuruyor ki:
Hasirizâde Ahmed Muhtar Efendi, İstanbul velilerindendir. 1820 (H.1236)'de doğdu. 1901 (H.1319) senesinde vefât etti. Sütlüce'de medfundur... Bu mübarek zat, bir sohbetinde buyurdu ki:
Seyyid Ebû Bekr eş-Şeli, Yemen'in büyük velilerinden ve Şâfii mezhebi fıkıh âlimlerinden. İsmi, Ebû Bekr bin Ahmed bin Ebû Bekr'dir. Meşreü'r-Revi kitabının müellifi olan Muhammed bin Ebû Bekir'in babasıdır. Hazret-i Hüseyin'in neslinden olup, seyyiddir. 1582 (H.990) senesinde Yemen'in Terim beldesinde doğdu. 1643 (H.1053) senesinde aynı yerde vefât etti. Kabri, Zenbel Kabristanındadır.
Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.