Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.665.649

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder

Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Aşçi Yahya Baba Ve Sultan Ii. Bayezid

Aşçı Yahyâ Baba sâdece insanları değil, bütün mahlûkâtı severdi. Her gün yemek dağıtımından sonra artan pilavı Tunca balıklarına dökerdi. Bir süre sonra oranın anbar memuru; "Her gün pilavlar Tunca Nehrine dökülüyor. Demek ki fazla geliyor. Verilen pirinç mikdârını azaltın." diye emir verdi. Kilerci her gün artan pilav kadar az pirinç vermesine rağmen, her zamanki kadar pilav arttı. Aşçı Yahyâ Baba yine bu pilavı kepçe kepçe Tunca balıklarına serpti. Onlar yedikçe o doyuyordu. Her gün pirinç azaltılmasına rağmen sonuç değişmedi. Öyle oldu ki, durum pâdişâha aks etti. Sultan da denemek istedi. Kararlaştırılan günde bütün misâfirler yemeklerini yediler. Yemek yiyenler her zamanki misâfirden fazla ve pirinç mikdârından az olmasına rağmen pilav yetti ve arttı. Yahyâ Baba balıkların nasibini nehre dökeceği sırada Sultan Bâyezid-i Veli'nin; "Yahyâ Baba! Bu yaptığın isrâf değil midir?" demesi üzerine, binlerce balık başını sudan çıkarıp; "Sultânım! Devletin artığını bize çok mu görüyorsun?..Senin devletinin ikrâmı sâdece insanlara mıdır?" dedi. Aşçı Yahyâ orada secdeye kapanarak rûhunu teslim etti. Onun büyüklüğünü anlayamayanlar, yaptıklarına çok pişmân oldular. Muhteşem bir cenâze merâsimi ile külliyesinin kuzey tarafındaki bahçeye defnedildi.

Vehbi Tülek

Kirk Yillik KÂni

Vehbi Tülek

Kadem-i Şerif Ve Sultan Ahmed

Vehbi Tülek

Küçük Bir Çamur Denizi Sulandirmaz

Vehbi Tülek

Sultan Ahmed, Şeyhi Aziz Mahmud'a bir hediye sunmak istiyordu. Mürşidinin kendisin den bu hediyeyi kabul etmesi onu çok memnun edecekti. Sultan Ahmed bir gün kendine uygun gördüğü bir hediyeyi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerine gönderdi. Ama Şeyh Hazretleri kabul etmedi. Şüphesiz bu kabul etmeyiş, sultana karşı bir tavır anlamına gelmiyordu. Evliyanın büyüklerinden çoğu prensip olarak hediye kabul etmezdi. Bu, büyük insanların dünya malına hangi gözle baktıklarını, başkaları için ulaşılmaz sayılan şeylerin nazarlarında hiçbir değer taşımadığını ifade etmenin bir yoluydu.

Sultan Ahmed şeyhi Hüdayi'nin kabul etmediği hediyeyi yine bu devrin evliyasından Abdülmecid Sivasi'ye gönderdi ve o da kabul etti. Kendisine, padişahın aynı hediyeyi Aziz Mahmud Hüdayi'e sunduğu ama kabul etmediği de hatırlatıldı. Sivasi Hazretleri gerçek büyüklere yakışır bir tutum ortaya koydu: "Hüdayi Hazretleri bir karga değildir ki leşi kabul etsin" dedi. Aziz Mahmud Hüdayi'ye de "Sizin kabul etmediğiniz hediyeyi Şeyh Sivasi kabul etti" dediler. Şu cevabı verdi: "Onun için hiç bir mahzuru yoktur. Çünkü o öyle büyük bir ummandır ki bir parçacık çamurun kendini bulandırmayacağını bilir."

Hadim SinÂn Paşa Ve Misir Seferi

Vehbi Tülek

Astaze

Vehbi Tülek

Traş Edilmiş Sakal Daha Gür Çikar

Vehbi Tülek

Osmanli Tüccari

Vehbi Tülek

Sarayda Bir Doğum

Vehbi Tülek

30 - Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Casus Herşeyi Görsün

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Alâeddîn Âbizî Ve Sa’deddîn-i Kaşgârî

lâeddin Âbizi, ilk zamanlarda Afganistan'ın kuzeybatısında bulunan Herat beldesinde zâhiri ilimleri tahsil etmekle meşgul iken, evliyânın büyüklerinden Sa'deddin-i Kaşgâri hazretlerini tanıdı. Bu zâtın ruhlara hayat veren tesirli sohbetlerinde yetişti. Bir ara zâhiri ilimleri okumaya devâm etmekle bırakmak arasında kararsız kaldı. Bu düşünceler içinde şehirden dışarı çıkıp, Emir Firûz Şah Medresesine giderek içeri girip mescidin mihrabına oturdu. İçeride kimseler yoktu. O esnâda;
"Ey Alâeddin! Kavuştuğun zâtın sohbetine devâm eyle. Râhat ve huzura kavuş!" diye bir ses duydu. Bu sözden, zâhiri ilimlerle bu kadar meşgûl olmasının kâfi geldiğini, bundan sonra bütün gayreti ile tasavvuf yolunda ilerlemeye çalışması gerektiğini anladı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Korkma, Sana Bir Zararım Dokunmaz!

Vehbi Tülek

Celâleddîn Ankaravî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 651 (m. 1156) senesinde Ankara’da doğdu. Asrındaki birçok âlimden fıkıh ilmini öğrendi. Harput (Elâzığ) kadılığına tayin edildi. 745 (m. 1344) senesinde vefât etti. Bir dersinde cin hakkında şunları anlattı:

Muslihuddîn Efendi

Vehbi Tülek

şeyh-ül-allâme Muhammed Senûsî

Vehbi Tülek

Muhammed Senûsi hazretleri, Cezâyir'de Tilemsân şehrinde yetişen tasavvuf büyüklerindendir. Hadis, kelâm, mantık ve kırâat âlimidir. Şerif olup, soyu hazret-i Hasan'a dayanmaktadır. Bunun için "Haseni" diye nisbet edilmiştir. Anne tarafından Senûs isimli şerefli bir kabileye mensûb olup, buna nisbetle de "Senûsi" denilmiş ve bununla meşhûr olmuştur...

Allahü Teala Hastaları Ziyâret Edeni Korur

Vehbi Tülek

Niyetsiz Sevap Yoktur

Vehbi Tülek

Gariplerin Sığınağı...

Vehbi Tülek

o Zaman Sözün Bana Tesir Etmedi

Vehbi Tülek

Doyuncaya Kadar Yemek Bid’attir!

Vehbi Tülek

Abdullah Bin Cahş (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yüz Vermedin!

Yüz Vermedin!

Fakih Îsâ bin Muhammed şöyle anlatır:

Uzak bir diyârda idim. Abdullah el-Ayderûs'u açıkça bulunduğum yerde görmeyi temenni etmiştim. Mescide gittim. Oraya bir dilenci ve yanında birisi gelip benden bir şey istedi. Bir şey vermedim. Oradan ayrılıp başka yere gittim. O dilenci ve yanındaki kişi benim arkamdan geldi. Sonra yine yanıma yaklaşarak benden bir şeyler istedi. Yine yüz vermedim. Bunun üzerine o dilenci ve yanındaki ayrılıp gitti. Bir müddet sonra ben, Abdullah el-Ayderûs'un bulunduğu yere döndüm. Şeyh Abdullah'ın yanına giderek; "Ben sizi gittiğim yerde alenen görmeyi temenni ettim. Lâkin bu isteğim hâsıl olmadı." dedim. Bunun üzerine Ebû Muhammed el-Ayderûs ; "Sana aleni görünmem hâsıl oldu. Falan gün duhâ vaktinde sen falan mescidde idin. Senin yanına bir dilenci geldi. Yanında birisi de vardı. Senden bir şeyler istediler. Onlara bir şey vermedin. Sonra kalkıp bir yere gittin. Onlar da seni tâkib etti ve yine bir şeyler istediler. Yine yüz vermedin. İşte o dilencinin yanındaki ben idim. Ben, senin yanına o kılıkla gelmiştim." dedi. Ben; "Efendim! Sizin dedikleriniz doğrudur. Fakat o size fazla benzemiyordu." deyince, Şeyh Abdullah da; "Eğer ben bu hâlimle senin yanına gelse idim, sen beni tanır ve insanlara haber verirdin." buyurdu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Minareden Okunan Şiir

At Hirsizi

İsmail Hakki Efendi

Adam Olmazsan

Abayi Yakmak

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek