Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.184
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Birinci Dünya Harbinin başında, daha önceden İngiliz casusu Lawrwence'in kandırdığı ve Vehhabilerin tarafına geçen bedevi kabileleri, Arab yarımadasında isyanlar çıkarıyıorlardı. İlk isyanı, 3 Haziran 1916'da Medine civarındaki demiryolu ve telgraf hatlarını tahrip ederek başlattılar. 5-6 Haziran gecesi de karakollara saldırdılar, fakat Hicaz'daki Osmanlı kuvvetleri nin kumandanı Fahreddin Paşa' nın aldığı tedbirler sayesinde geri püskürtüldüler. Fakat başlan gıçta sayıları 50.000'i bulan isyancılar, gün geçtikçe çoğalıyorlardı. Üstelik İngilizler'den devamlı silah ve para yardımı alıyorlardı. Buna karşılık Osmanlı askerinin mevcudu ise sadece 15.000 idi ve İstanbul'dan hiçbir yardım alamıyordu. Çünkü Osmanlı 7. Ordusu, Filistin, Irak ve Kanal cephelerinde İngilizlerle savaş halindeydi.
Kemal Paşazade Tarihinin 8. cildinde, Sultan II. Bayezid Han zamnında yaşanan şöyle bir hadiseyi nakleder:Draç kalesinin Venedikli muhafızları endişeli bir bekleyiş içerisindeydiler. Duymaktan kork tukları haber gecikmemiş, Elbasan Sancakbeyi Evrenosoğlu İsazade Mehmed Bey kumandasındaki Osmanlı akıncılarının yaklaştığını öğrendiler.Venedik, bu liman kalesine ayrı bir önem veriyordu. Zira onu kaybederse, Mora kıyıların dan olduğu gibi Arnavutluk'tan da tamamen sökülüp atılacak, sonunda Akdeniz'den silinecekti. O yüzden Draç'ı savunma tedbirlerine titizlik gösterilmiş, tahkimat hayli teferruatlı tutulmuştu
Büyük velilerden Abdullah ibni Mübarek hazretleri, bizzat kendi yaşadığı bir hadiseyi şöyle anlatır: Bir zamanlar Mekke'de birkaç yıl kıtlık oldu... Halk yağmur duasına çıktı, fakat gökyüzünde bir bulut bile görülemedi. Issız bir yerlere çekilerek orada Allahü teâlâya dua etmeye niyetlendim ve yakındaki dağlardan birinde bulunan mağaraya gittim. Tam duaya başladığım anda içeriye koyu esmer renkli bir genç girdi. İki rek'at namaz kıldı ve ardından da secdeye kapanarak şöyle dua etmeye başladı:
Kerimüddin Bâbâ Hasan Ebdâli, Hindistan'ın büyük velilerindendir. Müceddid-i elf-i sâni İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin talebesidir. Bu mübarek zattan icâzet ile şereflendikten sonra memleketine dönen Kerimüddin Bâbâ Hasan, o memleketin halkından nice kimselerin dünya ve âhiret saadetlerine vesile olmuştur...
Zeynelâbidin ibn-i Nüceym-i Mısri hazretleri [926] senesinde dünyaya geldi ve 970 [m. 1562] senesinde Mısır'da vefât etti. Hanefi fıkh âlimidir. (Eşbâh), (Zeyniyye), (Kebâir) kitâpları ve üsûl-i fıkıhtan (Menâr) şerhi meşhûrdur. (Kenz) kitâbını şerhederek (Bahr-ür-râık) adını vermiştir. İbn-i Nüceym hazretleri Eşbah isimli fıkıh kitabında buyuruyor ki:
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.