Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.602.139
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Tahsin Bey, Birinci Dünya Savaşı öncesi İstanbul'da Beyoğlu Mutasarrıfı'dır. Rus Çarı'nın Büyükelçisi, Boğaz'daki elçiliğin önüne dikilen lamba direğinin kaldırılması için haber gönderir. Tahsin Bey merâmını anlatmak için kalkıp elçiliğe gider. İçeri girer. Bahçe merdivenlerinden yukarı çıkarken, Büyükelçi de bahçeye inmektedir. Tahsin Bey'i görünce, yanındaki bahçıvana sorar:-Kim bu adam? Bahçıvan anlatınca, Büyükelçi:-Atın bu adamı dışarıya! diye bağırır. Bir diyecekleri varsa, buraya sadrazamları gelsin!Aradan zaman geçer. Rusya'da ihtilâl olur. İstanbul'u, komünistlerden kaçan Beyaz Ruslar doldurur. Prensesi, kontu, generali ve daha niceleri... Sürünürler. Kadınlar, şimdikiler gibi, İstanbul'da sefâhet âlemlerinin sembolü olurlar.Tahsin Bey çocuklarına Fransızca hocası arar. İlticâcı Ruslar, ucuza ders verirler. Ucuz ücretle bir hoca bulunur. Bulunur amma, Tahsin Bey hocayı görünce hüzünlenir. Zira bulunan hoca, bir süre evvel kendisini kapıdan kovan eski Rus Büyükelçisi'dir. Oturduğu koltukla övünmek, ya da koltuğu kendisine vermiş olanla gururlanmak, ne korkunç şeydir...Kısacası, ne oldum deyip, ne olacağını hiç düşünmemek ne kötü bir hâldir
Mary Mills Patrick, feminizm hareketini Amerika'dan Osmanlı'ya taşıyan ilk kadın... İstanbul'da bisikletle ve peçesiz olarak sokağa çıkan ilk kadın da budur. Onun bu davranışı, Hıristiyan azınlıklara mensup kız öğrenciler tarafından bile büyük tepkiyle karşılanmıştır. Patrick, İrlanda'dan Amerika'ya göç etmiş bir ailenin kızıydı. Üniversite eğitimini Amerika' da yaptı. İsviçre'nin Bern Üniversitesinde eski Yunan felsefesi üzerine doktora eğitimi aldı. Fransızca, Almanca, Ermenice, Yunanca ve Türkçe biliyordu. O, iyi yetiştirilmiş bir misyonerdi.Bu eğitimden sonra Türkiye'ye geldi. Erzurum'da görev yaptı. Patrick, 1876 yılında henüz 26 yaşında genç ve idealist bir kadın iken, Üsküdar'da faaliyet gösteren İstanbul Kız Koleji'nde felsefe hocalığına başladı. Kolejde 1890'da müdireliğe başlayan Patrick, 1924 yılına kadar bu görevde kaldı. Bu tarihte görevini Kathryn Nevell Adams'a devrederek Amerika'ya gitti.
Şerefüddin İsâ el-Gazzi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 740 (m. 1339)'da Gazze'de doğdu, 799 (m. 1397'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Abdurrahmân Nesîb Efendi Osmanlı şeyhülislâmlarındandır. 1842 (H.1258) senesinde Üsküp'te doğdu. Medrese tahsilinden sonra İstanbul vilâyeti mahkeme reisliği, temyiz âzâlığı görevlerinde bulundu. 1911'de şeyhülislâmlığa getirildi. 11 Mart 1914'te vefât etti. Buyurdu ki:
Ali bin Hind el-Fârisi hazretleri Fars'da (İran) yetişen âlim ve velilerin büyüklerindendir. Dördüncü hicri asrın ilk yarısında yaşadı. Cüneyd-i Bağdadi gibi büyük âlimler ile görüşüp sohbetlerinde bulundu ve kendilerinden feyz aldı. Evliyâlık yolunda çok yüksek makamlara kavuştu. Kerâmet sahibi bir zât idi.
Sultan III. Osman'ın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa, çok dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne kapanmıştı Adamcağız bu çaresiz haldeyken bir gece rüyasında Peygamberimizi gördü ve O'ndan yardım ve destek istedi. Peygamberimiz ona: "Git Allahü Teâlanın makbul kulu Ali Paşa'ya benden selam söyle, sana 100 altın versin" dedi Adam: "Ya Resûlallah, ben Ali Paşa'ya selamınızı iletir, bana 100 altın vermesini emrettiğinizi söylerim ama bana inanmaz" dedi. Hz. Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: