Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.903
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan III. Mustafa zamanında topçuluğun ve donanmanın ıslahıyla görevli olarak Osmanlı devletine gelen Macar asıllı Fransız subayı Baron de Tott, " Memoires sur les Turcs et Tartares" adlı eserinde, Kanuni Sultan Süleyman devrinde geçen ilgi çekici bir istimlak mesele sini nakleder:"Süleymaniye Camiinin yeri tesbit edildiğinde, inşaatın yapılacağı arsanın tam ortasında, evini hiçbir suretle satmak istemeyen bir yahudi vardı. Çok büyük paralar teklif edilmesine rağmen Yahudi, kararından vazgeçmiyordu.Önünde bütün dünya ordularının mağlup olduğu ve bütün imparatorların eğildiği muhteşem Süleyman'ın, o Yahudiyi idam ettirirken, evini de yerle bir etmesi beklenirdi. Ne mutlu, davalarını adaletin hükmüne bırkan ve çevresindekilerin yargılarına değer vermeyecek kadar büyük bir ruh taşıyan hükümdarlara!... İşte Sultan Süleyman da böyle bir insandı. Kanunu çağırmak için tahtından indi. Şeyhülislama yazdığı mektupta şöyle diyordu:
Osmanlı ordusu 1645 senesinde Yusuf Paşa kumandasında Girit adasına asker çıkarmıştı. Bu adada çok miktarda eşek bulunuyordu. Sahile çıkan Osmanlı askeri, eşekleri toplayıp bütün eşyalarını bunlara yükleyerek, kuşatma altına aldıkları Hanya kalesine taşıdılar. Kaleyi savunan Venedikli general bunu işitince:
"Çok yazık, eğer eşeklerin Osmanlılara böyle yardım ettiklerini önceden bilseydim, Osmanlılar gelmeden önce hepsini öldürtürdüm" diye üzüntüsünü belirtti.
Habib bin Ebi Sâbit hazretleri, Tabiinin meşhûr hadis ve fıkıh âlimlerindendir. Kûfe'de doğup büyüdü. 119 (m. 737) târihinde vefât etti. Çok hadis-i şerif rivâyet etti. Bunlardan bazıları şunlardır:
Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında biri öldürülmüştü ve kim tarafından öldürüldüğü bilinmiyordu. Bu durum Peygamberimize arz edildi. Resûlullah efendimiz Allahü teâlâya hamd ve sena ettikten sonra buyurdu ki:
Abdullah Sülemi hazretleri Tâbiin devri evliyâsının büyüklerindendir. 699 (H.80)'da Irak'ta vefât etti. Doğumunda, Peygamber "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimiz hayatta idi. Babası Habib "radıyallahü anh", Eshâb-ı kirâmın ileri gelen âlimlerinden ve kırâat imâmlarındandır. Hazret-i Ali'den ve İbn-i Mes'ûd'dan "radıyallahü anhüma" kırâat ilmini öğrendi. Kırk sene Mescid-i Nebi'de Kur'ân-ı kerim okuttu, kırâat dersi verdi. Buyurdu ki:
Sahhaflarşeyhizâde Es'ad Efendi Osmanlı Devleti zamânında yetişen âlimlerdendir. 1789 (H.1204) senesinde İstanbul'da doğdu. Medrese tahsilinden sonra Kadılık yaptı, sonra da Rumeli kâdıaskerliğine tâyin edildi. 1848 senesinde de, Meclis-i meârif-i umûmiyye reisliğine tâyin edildi. Bu vazifede iken 1848 (H.1264) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Devr-i Saadet'te bir Yahûdi, bir Müslüman'a iftira ederek Peygamber Efendimiz'e (sallallahü aleyhi ve sellem) şikâyette bulundu:
-Bu adam benim devemi çaldı. Bu deve benimdir, işte şahidlerim, diyerek iki de münâfıklardan yalancı şahid gösterdi.
Gerekli inceleme yapıldı, durum Müslüman'ın aleyhine tecelli ederek devenin Yahûdi'nin olduğuna hükmolundu ve deve Müslüman'dan alınarak Yahûdi'ye teslim edildi. Bununla kalsa iyi. Hırsızlık yaptığı için o Müslüman'ın ayrıca eli de kesilecekti. O sahabi ellerini açarak: