Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.709
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Sultan II. Bayezid Hân zamanında, 1502 yılında yürürlüğe giren Kanunnâme-i İhtisâb-ı Bursa (Bursa Belediyesi Kanunu), dünyanın ilk standart kanunudur. Bu kanun o günün ilk, bugünün hâlâ eskimemiş kanunudur. Bu fermanda; hayvan ürünleri, türlü sebze-meyve, tuz, ekmek, sanayi ürünleri, tekstil ürünleri, tarım-tahıl ürünleri, orman ürünleri, deri ürünlerinin satışları, konulacak fiyatlar ve kaliteleri bir standarda bağlanmıştır. Bu standartlardan bazılar şunlardır :Çörekler: Ekmek ağırlığının yarısı olup ak undan olacak ve unun bir kilesine bir okka (400 dirhem) yağ konulacak.Meyveler: Kaplı (yeşil kabuklu) fındığın kaplı olarak bir okkası, bir akçeye olacak. Kapsızın 200 dirhemi, bir akçeye olacak ve mevsimi geçtikten sonra 125 dirhemi, bir akçeye olacaktır. Sebzeler: Aş kabağına (taze kabak) 3 gün narh olmayacak. Üç günden sonra üç okka, bir akçeye olacak. Haftasında 4 okka, ikinci haftasında 5 okka, üçüncü haftasında 6 okka, dördüncü haftada 8 okka bir akçeye olacak.Kuyumcular: Kullanılan gümüş 80 ayardan düşük olmayacak. Altının miskali de 60 akçelikten aşağı olmayacak.
Sultan II. Mahmud ile veziri tebdil-i kıyâfet dolaşıyorlarmış. Dağ bayır giderken, bir çobanın kulübesine rastlamışlar. Varıp kapısını çalmışlar. Çoban da misâfirlerini 'Kimsiniz?' demeden içeri almış. İçerisi bir hayli soğukmuş. Sobada da yanan bir şey yokmuş. Çoban bakmış ki misâfirleri üşüyecekler, "Bismillâh" demiş, köşedeki iskemleyi kaptığı gibi parçalamaya başlamış. Vaziyeti anlayan pâdişâh hemen müdahale etmiş:-Aman efendi, biz üşümüyoruz. Isınmak için iskemle yakılır mı?Çoban pâdişâhın sözünü duyunca, bir kızmış. Gelip pâdişâhın ensesine bir tokat patlatmış.-Bre densiz, bilmez misin ki ev sâhibinin işine karışılmaz?!
İnsanın sermâyesi, dini ve âhıretidir. Bu sermâyeyi kaptırmamak için çok uyanık olmak lâzımdır. Dünyâ işleri, âhıret için çalışmaya mâni olmamalıdır... Şeyh Sabri rahmetullahi aleyh, Siirt evliyâsındandır. Kabri Siirt'in Doğan Mahallesi'nde olup ziyâret edilmektedir. Bir dersinde buyurdu ki:
Fahrüddîn İbn-ül-Fahr hazretleri hadîs ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimidir. 685 (m. 1286) yılında Lübnan’da Ba’lebek’te doğdu. 732 (m. 1332) yılında Şam’da vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Şehzade Süleyman Paşa 1316 yılında doğdu. Osmanlılar zamanında Rumeli'ye ilk geçen kumandandır. İkinci Osmanlı hükümdarı Orhan Bey'in oğludur. Annesi Nilüfer Hatun'dur. Babası hükümdar iken Karesi Beyi idi. Amcası Alaeddin Paşa'nın ölümü üzerine onun yerine serdarlığa ve vezirliğe tayin edilmiştir.
1337'de Hacı İlbey, Evrenos ve Ece Beyler gibi umera ile ve sallarla askerini Anadolu yakasında Aydıncık civarından Rumeli tarafına geçirmiştir. Rumeli'de birçok toprak, kale ve kasaba almıştır...
Kâdı Yâkûb şöyle anlatır:
Birgün Şam'da bir mescidin kenarındaydım. Orada bir köprü vardı. Hava çok sıcaktı. Abdullah el-Yuneyni, abdest almak için dereye indi. O sırada bir nasrâni, şarap yüklü katırı ile köprüden geçiyordu. Katır bir ara ürktü ve yük yere yıkıldı. Çevrede başka kimse yoktu. Abdullah el-Yuneyni, yukarı çıkıp bana; "Yükü yüklemeye yardım et!" dedi.