Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.363.761

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Onlar Birbirlerini, Allah Rızâsı Için Severler

Ayn-ül-Kudât Hemedanî hazretleri tanınmış fıkıh âlimlerindendir. İran’da Hemedan'da doğdu. 1131 (H.525) senesinde orada vefat etti. Hemedan'a İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin kardeşi Ahmed Gazâlî geldi. Onun sohbetine yirmi gün kadar devâm etmekle şereflendi. Bu zaman içinde daha önce onda bulunmayan tasavvuf derecelerine kavuştu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Şefaat Buyurulup Affolundunuz

Hattat Muhammed Râsim Efendi anlatır; "Cennetmekân Üçüncü Ahmed Hânın vefâtından sonra, şöyle bir rüyâ gördüm. Geniş bir sahrada orduyu hümâyûn kurulmuştu. Bir tepe üzerinde de sultanlara mahsûs bir çadır, çadırın etrafında ise büyük bir kalabalık vardı. Kalabalıktan bir kişiye yaklaşıp; "Bu ordunun kumandanı kimdir?" diye sordum. O da; "Âhir zaman Peygamberi Muhammed aleyhisselâmdır." dedi. Cehennem'e götürülecek bâzı kimseler bu büyük çadıra götürülüyor, buradan şefâat edilirse Cehennem'den kurtuluyordu. Yine Birisine; "Peygamber efendimiz nerede bulunuyor?" diye sorduğumda; "Tepedeki büyük çadırda" dedi. Hemen çadırın yanına koştum. Çadırın kapısına vardığımda, Mehmed Emin Tokâdi hazretlerini çadırın kapısında gördüm. Şefâat istiyenleri çadırın içine götürüp, getiriyordu. Çok şaşırdım. Biz bu zâtı anlayamamışız diye çok üzüldüm. O anda elleri bağlı birini çadırın kapısına doğru getirdiklerini gördüm. "Bu kimdir?" diye sorduğumda, Sultan Ahmed'dir dediler. Sonra çadıra yaklaşıp, Mehmed Emin Tokâdi hazretlerine teslim ettiler. O da önüne düşüp çadırın içine girdiler. İçeride Peygamber efendimiz kendisine iltifât buyurdu. Çadırdan çıktıklarında Mehmed Emin Tokâdi hazretleri; "Şefâat buyurulup affolundun, müjde olsun!" diye bağırdı. Dışarda sultanlara mahsus süslü bir at duruyordu. Mehmed Emin Tokâdi hazretleri, sultânı tâzim ve hürmetle çadırdan çıkarıp, bekleyen süslü ata bindirdi. Etraftakilerin tebrikleri arasında, süratle oradan uzaklaştı.

Vehbi Tülek

78 - Orhan Gazi Ve Kesik Baş

Vehbi Tülek

Çelebi Halifenin Kerameti

Vehbi Tülek

1897 Yunan Harbi Ve Dömeke

Vehbi Tülek

Yunan Prensi Yorgi, Başkumandan sıfatıyla, melanetlerine hız vermek için Yenişehir e gelmişti. Şehir varoşlarına hakim bulunan av köşkünün salonunda perdeleri sonuna kadar açık, gayet yüksek ve geniş pencerenin önünde duruyordu. Ellerini arkasında kavuşturmuş, ileride, uzakta ve aşağılarda, şehirden çıkıp tepelerin arasında kaybolan yola dikkatle bakı yordu. Arkasında bekleyen yaverinin yüzüne bakmadan:-Mükemmel!...diye konuştu. İşte yolun nihayetinde son müfrezeler de kaybolmak üzereler. Askerimize giydirilen kıyafet tam istediğim gibi. Eşkıyadan farkları yok. -Evet Ekselans. Bu çok güzel düşünülmüş bir plan. Kahraman askerlerimiz, bu eşkıya kıyafetleriyle Müslüman köylerini basıp, çoluk çocuk katletmeye, soyguna işkenceye başlayın ca, Osmanlı hükûmeti her şeye rağmen harekete geçmek mecburiyetinde kalacak. Eşkıya kı yafetindeki yiğit askerlerimizi takibe ve kovalamaya başlayacak. O zaman, her zamanki gibi Osmanlılar, Yunan tebeayı katlediyor...soykırıma başladı diye yaygara koparıp bütün Avru pa'yı ayaklandıracağız. Osmanlılarla aramızda bir savaş çıktı mı, ilk durağımız İstanbul olur.

Denize Düşen Yilana Sarilir

Vehbi Tülek

18 - İskender Paşa

Vehbi Tülek

Zamaninin Ebu Hanifesi: Molla Hüsrev

Vehbi Tülek

O SÂhibine Teslim Oldu

Vehbi Tülek

İstanbul’un İşgalinde Yapilan Hirsizliklar

Vehbi Tülek

İpek Tüccarlari

Vehbi Tülek

Acele Tövbe Et

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şair Nef'î'yi Idama Götüren Hicivleri

Şair Nef'i Efendi, Saraydakilerle alay eden şiirler söyler, yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekerdi... İşte bunlardan biri de Vezir Tahir Efendi idi. Ona da hakaret ettiğinden, Tahir Efendi Nef'i'ye "Kelb" demişti. Nef'i de hemen bir şiirle ona cevab verdi:
"Bize kelb demiş Tahir Efendi/İltifatı bu sözüyle zahirdir/Maliki'dir benim mezhebim zira/İtikadımca kelb, tahirdir..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Muhammed Mazhar

Vehbi Tülek

Muhammed Mazhar, Hindistan'ın büyük velilerinden Ahmed Said-i Fârûki hazretlerinin en küçük oğludur. İmam-ı Rabbani hazretlerinin soyundandır. 1832 (H.1248) senesinde dünyâya geldi. 1883 (H.1301) senesinde Medine-i münevverede vefât etti.
Muhammed Mazhar hazretleri vefatından kısa bir zaman önce talebelerine İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubatından şu mektubu okumuştu:

Fıkıh Ve Hadîs âlimi Muhammed Zerkânî

Vehbi Tülek

Hanefi Fıkıh âlimi Alâüddin Haskefî

Vehbi Tülek

Alâüddin Haskefi, Suriye'de yaşamış olan Hanefi fıkıh âlimidir. Hanefi mezhebi fıkıh kitaplarının en kıymetlilerinden olan "Dürr-ül-Muhtar" kitabının müellifidir. 1612 (H.1021) senesinde Diyarbakır vilayetine bağlı Hasankehf kazasında dünyaya geldi.
ıÜü(Burada yeri gelmişken belirtelim ki, "Dürrü'l-Muhtar" Hanefi fıkıh kitabı olan "Tenviru'-Ebsar" kitabının şerhidir. Alâüddin Haskefi tarafından "ed-Dürrü'l-Muhtâr fi Şerhi Tenvirü'l-Ebsâr" adıyla şerhedilmiş. Bu şerhe İbni Abidin hazretleri tarafından "Reddü'l-Muhtâr ale'd-Dürrü'l-Muhtâr" adıyla bir hâşiye yazılmıştı, ki bu hâşiye "İbni Abidin" adıyla medreselerde uzun süre okutulmuştu.
Seyyid Ahmet Tahtavi tarafından "Hâşiye ale'd-Dürrü'l-Muhtar Şerhu Tenviru'-Ebsar" adıyla dört cilt olarak genişletilmiş. Bu hâşiye Ayntablı Abdürrahim Efendi tarafından Türkçe'ye çevrilmiş. Dürrü'l-Muhtar'ın bir hâşiyesi de İbrahim Halebi tarafından "Tuhfetu'l-Ahyâr ale'd-Dürrü'l-Muhtar" adıyla yapılmıştır. Molla Miskin Şerhi de vardır.)

Ayasolug Çelebisi Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

ikimiz De Helâk Oluruz!

Vehbi Tülek

Ölümden Nasıl Gaflette Olunur

Vehbi Tülek

Din Hırsızlarının Kitapları Insanın Îmanını Bozar

Vehbi Tülek

Bir Zahidin Hürmetine Çöle Inen Rahmet

Vehbi Tülek

Osman Dârimî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Maveraünnehir alimlerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetinde yetişen Abdullah-ı İlâhi hazretleri, hocasından öğrendiklerini Anadolu'da yaymayı kendisine vazife edinip, insanların huzur ve saâdete kavuşmaları için gece gündüz çalıştı. Muhammed Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin dergâhından aldığı feyzleri Anadolu'da ilk yayan veli oldu. Bir müddet sonra Anadolu kâdıaskeri Manisalızâde Muhyiddin Mehmed Çelebi (v.1483)'nin dâveti üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefât ettiği günlerde İstanbul'a geldi (1481). Kâdıasker Mehmed Çelebi'nin gösterdiği odaları ve teklifleri kabul etmeyip, daha önce ilim tahsil ettiği Zeyrek Câmii etrâfındaki virâne hâline gelmiş boş medrese odalarını tercih etti. Orada yerleşti. Şeyh Ebü'l-Vefa Konevi gibi Allah dostları ile sohbet etti. İstanbullular onun gelişini rahmet bilip, sohbetine koştular. Az zamanda halktan ve devlet adamlarından birçok kimse, Abdullah-ı İlâhi'nin talebeleri arasında yer aldı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Pişman Oldular!

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Kadin Akli

Cennetlik Hanım Isteyen...

Arkadaşlarımı Korumak Için

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Sonunda Orta Yolu Buldular

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek