Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.012
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Osmanlı pâdişâhlarının her yıl hac mevsiminde Haremeyn-i şerifeyn ahâlisine, zâhidlere, mukaddes yerlerin ve hac yollarının emniyetini sağlayan Mekke şeriflerine ve Hicaz bölgesinde yaşayanlara gönderdikleri para ve değerli eşyâlara surre; bunları götüren topluluğa da surre alayı denirdi.Bilinen ilk surre alayları, Abbâsiler devrinde (750-1258) gönderildi. Eyyûbiler (1174-1250) ve Memlukler (1250-1517), bu güzel âdeti devam ettirdiler. Herşeyin en güzelini Haremeyn-i şerifeyne lâyık gören Osmanlılar da, surre alaylarının en güzellerini gönderdiler. Osmanlı Devletinde bilinen ilk surre alayı, Yıldırım Bâyezid Han tarafından Edirne'den gönderildi. Gönderilen hediyeler arasında 80.000 altın para da vardı. Çelebi Sultan Mehmed Han, Sultan İkinci Murâd Han ve Fâtih Sultan Mehmed Han zamânında artarak devam etti. Yavuz Sultan Selim Hanın Halife-i Müslimin olmasından sonra daha da sistemleştirildi. Bu hizmet devletin yıkılışına kadar en zor şartlarda bile devam ettirildi.
Fatih Sultan Mehmed Han, üzerinde derin nüfuzu bulunan hocası Akşemseddinin sık sık tekrar ettiği bir Hadis-i Şerif, genç Sultanın her zaman baş düsturu ve rehberi olmuştu:"Ümmetimden iki sınıf ilmi ile amel ederse, insanlar kurtulurlar: Âlimler ve Hâkimler. Eğer bu iki sınıf bozulursa, bütün halk bozulur ve ortalığı fesad kaplar"Bundan dolayıdır ki Fatih, ülkesinde ilme ve adalete son derece ehemmiyet vermişti. İstanbul'un fethinden sonra mahkumları serbest bırakan Fatih'in huzuruna, zindandan çıkmak istemeyen iki papaz getirilir. Bunlar, Konstantin'e âdil ve hakperest olmaktan bahsettikleri için zindana atılmış, sonra böyle adaletsiz bir dünyanın içerisi, dışarısından daha rahat diye hapisten çıkmamaya yemin eden keşişlermiş.
Muhammed İbn-i Hafif hazretleri, hadis ilminde büyük âlimdi. Kendisinden birçok muhaddis, hadis-i şerif rivayet etmiştir. Çok ibadet ederdi. Çok zaman sabahtan akşama kadar bin rekat namaz kılardı... Bu mübarek zatın gıdâsı her gece sâdece yedi adet kuru üzümdü. Hizmetçisi yedi tane üzüm hazırlar ve onu yerdi. Bedenen "hafif", rûhen "yüksek" bir hâle sâhipti. Hizmetçisi bir gece sekiz üzüm verdi. Farkına varmadan bu sekiz kuru üzümü yedi. Kendinde önceki ibâdet zevkini bulamayınca, hizmetçisine sorup yedi yerine sekiz üzüm verdiğini öğrenince;
Muhammed bin Ahmed Kati'i hazretleri hadis ve târih âlimlerindendir. 546 (m. 1151)'da doğdu. 634 (m. 1236) senesinde Bağdad'da vefât etti. Naklettiği Hadis-i şeriflerden bazıları:
Ebü'l-Kâsım Lâlkâi hazretleri kelâm, hadis ve şafii mezhebi fıkıh âlimidir. Hadis ilminde hâfız olup, yüz bin hadis-i şerifi ezbere bilirdi. 418 (m. 1027'de Afganistan'da Dinever'de vefât etti. Lalkâi'nin, Ricâl-üs-Sahihayn isimli eserinde, Peygamber efendimizden (sallallahü aleyhi ve sellem) sonraki olayları ve Eshâb-ı kirâmın buyurduklarından yaptığı rivâyetlerden bazıları:
Mecmûatü'l-Ahzâb kitabında şöyle nakledilir: İmam Gazali hazretleri anlatıyor:
Kûfe ve Basra'da büyük bir tâûn hastalığı zuhur etti. Kûfe şehrinin ileri gelenlerinden Abdullah bin Hasan ve Ebul-Münzir, Hazret-i Ali'nin (radıyallahü anh) yanına geldiler. "Musallat olan hastalık yüzünden insanlar kırılıyor, cenazeleri defnetmekle meşgul olanlar kafi gelmiyor... Hatta vahşi hayvanlara yem olanlar var! Bize bir çare göster, himmet elini uzat. Ya Emirel-Müminin, şu sıkıntılı halimizde bize bir rehberlik yap" diye yalvardılar. Ali (radıyallahü anh) de onlara, birşeyler yazıp verdi. Buyurdu ki: