Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.615.710

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Meczup Bir Derviş Uzun Dâvûd Efendi

Uzun Dâvûd Efendi Osmanlılar zamânında Mudurnu'da yetişen evliyadandır. Bolu-Mudurnu'da doğdu. 1507 (H. 913) senesinde orada vefât etti. Halvetî şeyhlerinden Seyyid Yahyâ-i Şirvânî'nin yüksek talebelerinden Şeyh Habîb'in sohbetlerine devâm edip, tasavvufun yüksek mârifetlerine kavuştu. Meczup bir zât idi. Allahü teâlânın sevgisinden kendinden geçmiş hâldeydi. Çok kerametleri görüldü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Somuncu Baba

17 - Korkma!

Bu Ecel Teridir

Değişen Sizin Kalbiniz

Hizir Ve Gelin

Cennetlik Hanım Isteyen...

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bulgar Pehlivani

Kanuni spora meraklıdır. Bir gün saltanat kayığı ile dergahın iskelesine yaklaşır ve Yahya Efendi'yi alıp, Yeniköy Çayırı'na götürür. Burada güreşler vardır. Ancak hiç hesapta olmayan şeyler olur. Nereden geldiği bilinmeyen Bulgar asıllı bir pehlivan bizimkileri duman eder. Adam insan azmanıdır, bacakları kök salar çınar gibi. Koca koca yiğitler çaresiz kalırlar. Bırakın yenmeyi, yerinden kıpırdatamazlar. Adam her yıktığı Türkün ardından kahkahalar atar, haçını öperek tamenna çakar. Yerli Rumlar sevinçten çıldırırlar. Kanuni mi? Kahrolur tabii. Yahya Efendi bakar Padişah çok üzülüyor, çıkar meydana ve akıllara durgunluk bir pazarlık yapar. "Yenilen, yenenin dinini kabul edecek" der, "tamam mı?" Bulgar pehlivanı bıyıklarını burarak güler, teklifi kabul eder. Ancak bu aksakallı ihtiyar karşısında eli ayağı tutmaz olur. Adalelerinde güç, derman kalmaz. Yahya Efendi onun sırtını yere vurur mu bilmiyoruz, ama nefsini ve kibrini yerden yere vurur. Gözünü ve gönlünü açar. Sayfa sayfa hakikatleri aralar. Pehlivan diz çöker, iman eder.

Vehbi Tülek

99 - Deli Hüseyin Paşa Ve İran Şahinin Yayi

Vehbi Tülek

18 - İskender Paşa

Vehbi Tülek

Din Ve Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Vehbi Tülek

Osmanlı Devleti içerisinde yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Tâlim ve eğitim kabûl etmiyorlar, savaşa çıkmayı da reddediyorlardı. Kendilerine harp fenlerinin öğretilmesini isteyen din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûti hazretleri de bunlar arasında idi. Yeniçerilerin artan zorbalıklarından bahisle ne yapılması gerektiği soruldu. Mesele son derece nâzikti. Yeniçeriler tekrar isyân ederek devlet ileri gelenlerinin kellelerini istemeye başlamışlardı. Tamâmen bid'at yuvaları hâline gelen bektâşi tekkeleri de kendilerini tahrik ediyordu. Sonuçta ulemâ birlik içerisinde bunların öldürülmeleri câizdir diye fetvâ verdi. Savaşın başlangıcı olmak üzere sancak-ı şerifin çıkarılması kararlaştırıldı. Fakat sancağı şerifin açılması çok önemli bir olaydı. Bu işin dönüşü yoktu. Yeniçeriler ile yapılacak mücâdelenin sonu ise kestirilemiyordu. Bu sebepten karar alınmasına rağmen herkeste bir tereddüd vardı. İşte bu devlet adamlarının çekingen ve kararsız hâlleri sırasında Abdurrahmân Harpûti hazretleri söz aldı."Bu din ve devletin ayakta kalması Allahü teâlânın istediği şeyse yeniçerileri vururuz, yok ederiz. Değilse biz de bu din ile berâber batıp gideriz, daha ne ihtimâl kaldı?" diyerek kalplerdeki şüpheleri giderdi. Herkes tek bilek tek yürek oldu. Nitekim bu inanç ve imânla harekete geçerek yeniçeri ocağını ortadan kaldırdılar ve bozulmuş bektaşi yuvalarını kapattılar

Görev Şuuru

Vehbi Tülek

Bir Şehîdin Son Sözleri

Vehbi Tülek

Kiymeti Takdîr

Vehbi Tülek

Osmanlilarin İndonezya Müslümanlarina Yardimi

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud’un Rumeli Seyahati

Vehbi Tülek

44 - Rodos Zaferi

Vehbi Tülek

Bunu Böyle Bilesiniz

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Malın Menfaatini Kiraya Vermek

Pirizâde Mehmed Sâhib Efendi Altmışdördüncü Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1085 (m. 1674)'de İstanbul'da doğdu. 1162 (m. 1749)'da vefât etti. Bir fetvasında buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bosnalı Tevfîk Efendi

Vehbi Tülek

Mehmed Tevfik Efendi, 1785 (H.1200) senesinde Bosna'da doğdu. Kuşadalı İbrâhim Efendinin talebelerindendir. 1866 (H.1283) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Bosnalı Tevfik Efendi, talebesi olan Erzurumlu Hüseyin Rûhi'ye yazdığı mektupta buyuruyor ki:

Koğuculuk Korkunç Bir Hastalıktır

Vehbi Tülek

Cennetlik Birisini Görmek Isteyen, Bu Zâta Baksın!

Vehbi Tülek

Affân bin Müslim hazretleri hadîs âlimlerindendir. 134 (m. 751) târihinde Basra’da doğup, 220 (m. 835) senesinde Bağdad’da vefât etti. Hadîs ilminde güvenilir bir Âlimdir. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler, Kütüb-i sitte’de mevcûttur. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

İslamiyete Uymak, Bütün Dinlere Uymak Olur

Vehbi Tülek

Ramazana Hürmet Eden Mecusi...

Vehbi Tülek

O Zatı Gördüğüne Dâir Şüphemiz Kalmadı

Vehbi Tülek

İbrâhîm Harbî

Vehbi Tülek

Nûh Bin Ebî Meryem

Vehbi Tülek

Malı Isrâf Etmek Şükretmemek Olur

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
"encümen-i Bîzebân"

"encümen-i Bîzebân"

Bir zamanlar bir grup alim ve şair, "Encümen-i Bizebân" (Suskunlar cemiyeti-kulübü) adıyla bir cemiyet kurmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, çok yazmak ve çok az konuşmaktı. Molla Cami hazretleri de gençliğinde, bu cemiyete girmek istiyordu. Günün birinde cemiyetin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için cemiyete geldi. Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan ulema heyetine gönderdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Pişman Oldular!

Vehbi Tülek

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Adalet Ve Tevazu

Gerçek Zehir

Helvaci Çocuk

Korkma!

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek