Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.895.547

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yâ Resûlallah! Ecelimin Yaklaştığını Zannediyorum

Şeyh Ebü'l-Hattâb hazretleri hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Tariyye beldesinde doğdu. 1029 (H. 420) senesinde vefât etti. Hadîs râvilerinden Anbese hazretlerinin torunu olup, ilim ve edeb üzere yetişti. Fıkıh ilminde üstün bir dereceye yükseldi. Sâdık ve sâlih, güzel, doğru rüyâlar görürdü. Kendisi anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Fatihin Hocasi Molla GürÂnî

II. Murad Han devrinin meşhur Osmanlı âlimlerinden Molla Yegân, hacca gittiğinde, Kâhire'ye uğradı. Orada Molla Gürâni'yi tanıyıp, onun dine bağlılığını ve ilimdeki yüksek derecesini görünce, Anadolu'ya getirmek istedi. Lütuf ve iltifât göstererek berâber gelmesini söyledi. O da bu teklifi kabûl ederek, Molla Yegân ile birlikte geldi. Meşhur âlim Molla Yegân, hacdan döndüğünde Sultan İkinci Murâd Hanın otağına gidip, bir sohbet yaptı. Sohbet sırasında Pâdişâh; "Gezip gördüğün yerlerden bize ne armağan getirdin." diye sordu. Bunun üzerine Molla Yegân; "Tefsir, hadis ve fıkıh ilminde iyi yetişmiş bir âlim getirdim." diyerek, hiçbir milletin kültür târihinde görülmeyen durumu bildirdi. Sultan; "Şimdi nerededir?" deyince, "Dışarıda beklemektedir" cevâbını verdi. Bunun üzerine Pâdişâh, onu içeri getirmelerini söyledi. Molla Gürâni içeri girip selâm verdi. Sohbet sırasında Molla Gürâni'nin konuşması ve hâli, Pâdişâh'ın hoşuna gitti. Onu hemen dedesi Murâd-ı Hüdâvendigâr Gâzinin eski kaplıcadaki medresesine müderris tâyin etti. Daha sonra Yıldırım Medresesine müderris likle vazifelendiril di. Bir müddet bu vazifede kalan Molla Gürâni, Sultan İkinci Murâd Hanın oğlu Şehzâde Mehmed'in, yâni Fâtih'in yetiştirilmesiyle görevlendirildi.

Vehbi Tülek

Kosova Şehidi

Vehbi Tülek

Alman İmparatorunun İstanbul Ziyareti

Vehbi Tülek

Kariştirinca Soğuyan Hoşaf

Vehbi Tülek

Sultan II. Mahhud devrinde iki defa Şeyhülislamlık makamına gelen Dürrizade Seyyid Abdullah Efendi, İstanbul'un namlı zenginlerindendi. Üsküdar Doğancılar'da inşa ettirdiği Paşa Kapısı diye anılan saray yavrusu muhteşem konakta yaşamaktaydı. Sultan II. Mahmud, bir yaz Ramazan akşamı bu konağa, âdeta bir iftar baskını düzenle di. Yanında nazırları, önde gelen devlet adamları ve maiyetinden oluşan hatırı sayılır bir kalabalık vardı. haber vermeden gerçekleştirdiği ziyaret ve misafirlikle Dürrizade'ye sürpriz yapmak istiyordu. Tabii, o anda konak bir panik havası sardı. Etekleri tutuşarak Efendi Hazret lerine koşan Kethüda, ellerini iki yana açarak "Ne yapacağız şimdi?" diye soruyordu. Ama hiç telaş göstermedi Dürrizade. Hareme ayrılan tablalar misafirlere verilecek, kendi yemeği de Padişaha takdim olunacaktı. Neticede bütün bu olumsuz şartlara rağmen, mükellef bir sofra kuruldu. Nitekim II. Mahmud da kethüdayı çağırarak tebrik etmiş, yemeklerin gerçekten nefis olduğunu söylemişti. Sadece bir istisna ile... O da billur kase içindeki hoşafın ılık olmasıydı. Kethüda bu tenkit üzerine, elleri göbeğinde kavuşturulmuş, başı hafifçe eğilmiş olarak cevap verdi:"Biraz karıştırılınca kendiliğinden soğur Efendimiz." Padişah, işte o zaman işin farkına varacak ve bulabildiği tek kusurun da geçersiz olduğunu görecekti. Çünkü billur zannettiği hoşaf kabı, içi oyularak kase süsü verilmiş bir buz kütlesiydi.

Şehzade Selim Ve Mevlana Celaleddin-i Rûmî

Vehbi Tülek

Asil Kahraman Bunlardir

Vehbi Tülek

Muslihuddin Efendi’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Fatihin Hocasi Molla GürÂnî

Vehbi Tülek

Iii. Murad Han Ve Hazret-i Üftade

Vehbi Tülek

Ev Sahibinin İşine Karişilmaz

Vehbi Tülek

50 - Ulubatli Hasan

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İlmiyle Amel Etmeyen Din Adamları!

Şems-üş-Şümûs Muhyiddîn hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1570 (H.978) senesinde Hindistan'ın Ahmedâbâd şehrinde doğdu. Zamânının meşhûr âlimlerinden ilim öğrendi. Allâme Cemâleddîn Muhammed ve birçok zattan tasavvuf yolunda hırka giydi. 1628 (H.1038) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kitap yazdı. “El-Minhâc ilâ Ma'rifeti'l-Mi’râc” isimli eserinde şöyle nakleder:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mûsâ Sindî

Vehbi Tülek

Mûsâ Sindi rahmetullahi aleyh, evliyânın büyüklerindendir. Doğum târihi ve yeri belli değildir. 1012 (m. 1603)'de Medine-i münevverede vefât etti. Evliyann büyüklerinin kıymetli nasihatlerini, talebelerine anlatırdı. Bir sohbetinde buyurdu ki:

Mûsâ Sindî

Vehbi Tülek

Zâtî Efendi

Vehbi Tülek

Keşanlı Zâti Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. Gelibolu'da doğdu. Bursalı İsmâil Hakkı hazretlerinin talebelerindendir. Akli ve nakli ilimleri hocasından öğrendi. Hocası tarafından Gelibolu'ya gönderildi. Daha sonra Keşan'a gidip Halvetiyye dergâhı postnişini oldu. 1738 (H. 1151) senesinde Keşan'da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Dünyâda âfiyet Üzere Olanlar

Vehbi Tülek

Abdullah Bin Ebî Zeyd

Vehbi Tülek

Vesvese Ederek Dinde Haddi Aşanlar

Vehbi Tülek

Son Devir âlimlerinden Yûsuf Nebhânî

Vehbi Tülek

Karakaş Mehmet Paşa

Vehbi Tülek

Zeynüddîn-i Hâfî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah Bin MübÂrek

Abdullah Bin MübÂrek

Merv'de bir yıl ticâretle uğraşır, kazancının hepsini fakirlere dağıtırdı. İkinci yıl İslâmiyet'i yaymak için cihâda, düşmanla harbe giderdi. O, medresede müderris, hoca; câmide vâiz, şehirde tüccâr; harbde büyük bir kahramandı. Kılıç ve kalem sâhibi idi. Kalemiyle cihâda dâir eser yazdı, kılıcıyla da dillere destan olan kahramanlıklar gösterdi.

Abbâsiler devrinde Bizanslılarla yapılan harplerden birine katılmıştı. Abbâsi ordusu sessiz, sâkin ve aydınlık bir gecede Tarsus'un kuzeyinde karargâh kurmuştu. Tarsus'un sırtlarında İslâm ve Bizans orduları görünüyordu. İki taraf da kendilerini kuvvetli göstermek için alevleri göklere yükselen ateşler yakmışlardı. Bu ateş ocaklarından birinin etrafında tepeden tırnağa silâhlı askerler hilâl şeklinde oturmuşlar, ortalarında ise ince yapılı, nûrâni yüzlü bir zat onlara ders anlatıyordu. Kimse vaktin nasıl geçtiğinin farkına varmamıştı. Sözü kesip, duâsını yapınca istirahate çekildiler.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Şikayet

SelÂmetle Gidip Gel

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Sakin Kalyona Binme

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek