Velîlere Yakınlık, Insanı Allah'a Yaklaştırır
Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Filistin’de Remle'de otururdu. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb Nahşebî gibi büyüklerle görüştü. Muhammed bin Yûsuf el-Bennâ'nın talebesidir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.246.160
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Filistin’de Remle'de otururdu. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb Nahşebî gibi büyüklerle görüştü. Muhammed bin Yûsuf el-Bennâ'nın talebesidir.
1673 senesi. Osmanlı-Avusturya savaşları devam ediyor. Bir Osmanlı vilayeti olan Macaristan'ı ele geçirmek, Avusturyalıların 150 yıllık hülyası. Bu yüzden bütün savaşları bu bölgede cereyan ediyor.Eylül başlarında Avusturya kuvvetleri Temeşvar üzerine yürüyüşe geçtiler. Burası bir baskınla zaptedilirse, daha kuzeydeki Szegedin ve Szolnok ve Eğri kaleleri de kolayca düşecek ve hatta doğu tarafı müdafaasız kalan Budin bile fazla dayanamayacaktı. Temeşvar kalesine yapılacak baskın için düşman kuvvetleri Nagy Varat kalesinde toplanmaya başlamışlardı. Ayrıca 10.000 zırhlı Alman süvarisi de onlara destek verecekti. Bundan başka bir hayli top ve cephaneleri de mevcuttu.
Tarihçi Peçevi, kitabında şöyle bir hadise nakleder:Memlektim olan Peç kasabasından Bosna'ya gitmem icab etti. Kasabamızda İdris Baba derler, kerametleri görülmüş bir zat vardı. Yola çıkmadan evvel onu ziyaret edip duasını alayım dedim:-Ben Bosna'ya gidiyorum. Bir şey ısmarlar mısın baba?-Ismarlarım ya!... Oraya gidince Bosna Beylerbeyi Hasan Paşa'ya selam söyle. Şimdi sefere çıkmak üzeredir. Her nereye giderse yüzü ak olsun. Ervah, Evliya ve Büdela kendisine yardımcı ve onunla beraber dir. Hatta Hazret-i Ali askeri de onunla beraberdir, dedi. Orada, benim le beraber yola çıkacak olanlardan biri:-Bir nesne ister misin Baba, getirelim, deyince:-Hırkam eskimiştir. Bir hırkacık isterim, dedi.
Şemseddîn Muhammed Timurtâşî hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. Gazze’de doğdu. Aslen Hârizm’in Timurtaş köyündendir. Gazze’de ve Kahire’de tahsiline devam etti. Kahire kadısı olan Kınalızâde Ali Efendi’den ders okudu. Daha sonra memleketine döndü ve talebe yetiştirdi. 1006 (m. 1598)’de vefat etti. “Tenvîrü’l-ebsâr ve câmiu’l-bihâr” isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Dürrizâde Atâullah Efendi Seksenbeşinci Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1142 (m. 1729)'da İstanbul'da doğdu. 1199 (m. 1785)'de hacca gitmek üzere yola çıkıp Gelibolu'ya geldiği zaman vefat etti. Cenâzesi İstanbul'a getirilip defnedildi. Bir dersinde buyurdu ki:
Mehmed Kâmil Efendi 117. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1141 (m. 1728)'de İstanbul'da doğdu. Zamanının âlimlerinden ders alarak yetişti. Müderrislik ve kadılık, Anadolu, Rumeli Kadıaskerliği ve nihayet Şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1216 (m. 1801)'de vefat etti. Hediye ile ilgili şunları buyurdu:
Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
- Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen'le evlensin!..
Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir câriye idi. Peygamber Efendimize, anacığından emânet kalmıştı...
Artık delikanlı olan Hz. Zeyd, Resulullah efendimizin bu müjdesi üzerine hemen, o siyahi hanımla evlendi. Üsâme adlı bir de oğulları oldu...