Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.294
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Fransız ihtilalinin kudreti adamı Napoleon, kısa bir zaman içinde bütün Avrupa'yı şaşırttı. Toulon limanından 450 gemiyle çıktı. 1.000 yıllık Venedik Cumuriyetini tarihe gömdü. Asırlarca Akdeniz'İ haraca kesen Malta şövalyelerini dize getirdi. Papanın İtalya'sını, Dalmaç ya sahillerini ve bu civardaki bütün adaları, birçok liman ve şehirleri silindir gibi ezdi, geçti. Nihayet hayalindeki Ehramlar şehrine ulaştı. Hile ve zor kullanarak Mısır'ı işgal etti ve halka Osmanlıca broşürler dağıtarak, Osmanlı hükûmeti tarafından asi Memlûk leri itaat altına almakla görevlendirildiği yalanını yaydı. Osmanlı Devleti, 400 yıldan beri Fransızlarla savaşmamıştı. Bilakis daima dostluk elini onlara uzatmıştı. Kanuni, krallarını bile esaretten kurtarmıştı. Napoleon bütün bunları unutmuş olamazdı. Fakat umursamıyordu. Saldırıyor, saldırıyordu...Üstelik şeytan kadar da kurnazdı. Silahtan önce herkesi kandırmaya çalışıyordu.
Kanuni spora meraklıdır. Bir gün saltanat kayığı ile dergahın iskelesine yaklaşır ve Yahya Efendi'yi alıp, Yeniköy Çayırı'na götürür. Burada güreşler vardır. Ancak hiç hesapta olmayan şeyler olur. Nereden geldiği bilinmeyen Bulgar asıllı bir pehlivan bizimkileri duman eder. Adam insan azmanıdır, bacakları kök salar çınar gibi. Koca koca yiğitler çaresiz kalırlar. Bırakın yenmeyi, yerinden kıpırdatamazlar. Adam her yıktığı Türkün ardından kahkahalar atar, haçını öperek tamenna çakar. Yerli Rumlar sevinçten çıldırırlar. Kanuni mi? Kahrolur tabii. Yahya Efendi bakar Padişah çok üzülüyor, çıkar meydana ve akıllara durgunluk bir pazarlık yapar. "Yenilen, yenenin dinini kabul edecek" der, "tamam mı?" Bulgar pehlivanı bıyıklarını burarak güler, teklifi kabul eder. Ancak bu aksakallı ihtiyar karşısında eli ayağı tutmaz olur. Adalelerinde güç, derman kalmaz. Yahya Efendi onun sırtını yere vurur mu bilmiyoruz, ama nefsini ve kibrini yerden yere vurur. Gözünü ve gönlünü açar. Sayfa sayfa hakikatleri aralar. Pehlivan diz çöker, iman eder.
Emir Sultan hazretleri Osmanlıların kuruluş devrinde Bursa'da yaşayan büyük velilerdendir. İsmi Muhammed, lakabı Şemsüddin'dir. Babasının adı Ali'dir. 1368 (H.770) senesinde Buhârâ'da doğdu. Babasının vefâtından sonra Mekke'ye gitti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra Medine'ye geçti. Burada aldığı manevi bir işaretle Bursa'ya geldi. Burada çok meşhur oldu. Osmanlı Padişahı Yıldırım Bâyezid Han'a damat oldu. 1430 (H.833) senesinde Bursa'da vebâ hastalığından vefât etti.
Ahmed Siyahî Efendi Kastamonu velîlerindendir. 1777 (H.1191) senesinde Kastamonu'da doğdu. Burada zamanın meşhur âlimlerinden ilim tahsil etti. Sonra hacca gitmek üzere yola çıktı. Şam'a vardığı zaman Nakşibendiyye yolunun büyüğü Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin sohbetlerine devam etti ve talebeleri arasına katıldı. Mevlânâ Hâlid hazretleri ona icâzet verip vazîfelendirince, Kastamonu'ya döndü. Ömrünün sonuna kadar talebe yetiştiren Ahmed Siyâhî, 1874 (H.1291) senesinde vefât etti.
Mustafa Rızâüddin Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsının büyüklerindendir. 1679 (H.1090) senesinde Şebinkarahisar'da doğdu. 1746 (H.1159) senesinde İstanbul'da vefât etti. Küçük yaşta İstanbul'a giderek ilim tahsiline başladı. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenip, kısa zamanda yetişti. Edirne'de Arabzâde Hacı Muhammed İlmi Efendinin sohbetlerinde bulundu. Ondan Müceddidiyye yolundan icâzet aldı. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Hacı Ferhad adında bir zât şöyle anlatmıştır: "Mısır'dan gelirken, Akdeniz'de gemimiz sâkin sâkin yol alıyordu. Peşimize bir korsan gemisi takıldı. Saldırmak için yaklaşmaya başladı. Gemimizde Şeyh Burhâneddin ve dedesi Şeyh Muhammed Çelebi Sultan hazretleri de vardı. Bu tehlikeli durum karşısında biz çok endişelendik. Geminin baş tarafına geçip oturdular ve bize; "Üzülmeyiniz! Allahü teâlâ sizi kurtardı!" dediler. Bir de baktık ki kuvvetli bir fırtına çıktı. Korsan gemisi dalgalar arasında kalıp battı. Bizim gemiye bir şey olmadı. Böylece korsanların şerrinden kurtulduk."