İhlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.263.569
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
Ahmed Reşid Beyin hatıralarında naklettiği, Sultan II. Abdülhamid'e ait bir vak'a:Padişah, kendisine bağlılıklarından, sadakatlerinden emin olduklarının mütalaaları na ve itirazlarına değer verir, onları dikkat ve alaka ile dinlerdi. Makul bulduklarını yerine getirmekten adeta haz duyar, onları takdir ve taltif ederdi. Bunlardan biri de Hazine Kahyası Şevki Bey idi.
Erzurum, Rusların hücûmuna uğradı. 8 Kasım 1877'de vukû bulan bu savaş, târihte Doksanüç Harbi adıyla bilinir. Aziziye tabyalarının düşmesi üzerine Erzurum halkı yediden yetmişe silâhlanıp, düşmana karşı kahramanca bir müdâfaa yapma hazırlığı içindeydi. 8 Kasım 1877 gecesi Erzurum mahallelerinde gümbür gümbür davullar çalınarak halk cihâd için uyandırıldı. Tanyeri ağarmadan önce halk kalkıp, balta, tahra, dehre, sopa ne bulduysa eline alıp hazırlandı. Tanyeri ağarırken, Ayaz Paşa Câmii şerifi minâresinden sabah ezânı okunmaya başladı. Bu ezânı İmâm Efendi okuyordu. Ezân, ihlâs ve sadâkatle öyle okunuyordu ki, Erzurum'un dağı-taşı, deresi, tepesi, yamaçları, ağaçları sanki dile gelmiş, ezânı tekrar ediyordu. Ezân sesi dalga dalga yayılıp, ufukları aşıyordu. Bu ezân halka bambaşka bir şevk ve cesâret vermişti. Okuyanda bir başka hâl vardı. Bu arada mehter de çalınmaya başladı.
Kâdı Adûdüddin Îci hazretleri Şâfii mezhebi fıkıh ve kelam âlimidir. 1300 (H. 700) senesinde İran'da Şirâz'ın Îc kasabasında doğdu. Devrin meşhur Âlimlerinden Kâdı Beydâvi hazretlerinin talebelerinden Zeyneddin Hinki'den ilim öğrendi. Sadeddin Teftâzâni gibi alimlerin de hocasıydı. 1355 (H.756) senesinde vefat etti. (Mevâkıf) kitabında buyuruyor ki:
Tâcüddîn Abdülgaffâr es-Sa’dî hazretleri hadîs âlimidir. 650 (m. 1252) senesinde Şam’da doğdu. Orada birçok âlimden hadîs-i şerîf dinledi ve rivâyette bulundu. Hadis ilmi icâzeti aldı. Şam’da “El-Medreset-üs-Sâhibiyye”de hadîs kürsüsü başkanı oldu. Sonra Mısır’da hadîs dersleri verdi. Tâcüddîn es-Sa’dî, aynı zamanda Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerinden idi. Mısır’da fetvâlar verdi. 732 (m. 1331) senesinde Mısır’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şöyledir:
Molla Ömer Karadâği hazretleri, Kuzey Irak evliyâsındandır. 1885 (H.1303) târihinde Süleymâniye'de doğdu. 1936 (H.1355) târihinde vefât etti. Birinci Dünyâ Harbi'nin getirdiği sıkıntılar büyük olmuş ve birçok ilim yuvası harap kalmıştı. Harbden sonra Süleymâniye eşrâfı, askeri istilâ sebebiyle harap hâle düşen Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin dergâhını tâmir ettirdiler. Oraya Şeyh Ömer Karadâği'nin müderris olarak tâyin edilmesinde ittifak ettiler. Ömer Karadâği, orada uzun zaman ilim öğretip talebe yetiştirdi. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Eskiden, yoldan geçen birisi, bahçesinde acâyip hareketler yapan bir adama sorar:-Niye öyle tepinip duruyorsun?-Keçe tepiyorum. Sıkıştırıp pazarda satacağım. Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..-Başındaki çıngırak ne?-Çevredeki bahçelerin ekin ve meyvelerine kuşların gelmemesi için, çıngırakla ses çıkarıyorum. Sâhipleri de bana bunun için biraz ücret ödüyor. Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..-Peki, sırtındaki yük nedir?