Memleketin Manevi Destekçileri Onlardır
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.322.622
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
İstanbul'daki Ermeni patırtısından sonra Sultan II. Abdülhamid'i ziyarete gelen Avrupa devletlerinin elçileri, azametli tavırlarla Sultanı adeta sorguya çekmeye kalkışmışlardı. Elçiler le görüşmek için yemekten kalkan II. Abdülhamid Han, Ermeni meselesinin konuşulmak isten diğini görünce elçileri sarayın salonlarından birine götürdü. Burada yığınlarla duran, hepsi Ermeni komitacılarından toplanmış silah ve cephaneyi gösterdi ve tercümana talimat verdi:-Bu efendilere söyleyiniz ki, Rusya tebeası Ermeniler, tebea-yı şahanem olan Müslüman lara bu silahlarla tecavüz etmişlerdir. Bunların fabrikası memalik-i şahanemizde yoktur.Sonra sefirleri ikinci bir odaya götüren padişah, burada istif edilmiş bir yığın sopayı gösterdi ve:-Kendilerine şunu da anlatınız ki, tebeam da bu sopalarla kendilerini müdafaa etmişlerdir. Bu değnekler bizim ormanlarımızdan tedarik edilmiştir.
Kırkpınar, tarihi ve coğrafi gerçeklerle tamamen uyum içinde ve binlerce yılda hâsıl olan, milli vicdandan doğan bir anânevi kutlamadır. Zaman, Osmanlı'ya Anadolu'nun dar geldiği, gözünü Ahmet Yesevi hazretlerinin işaretiyle Avrupa'ya diktiği 1350'li yıllardır. Orhan Gazi'nin şehzadesi Sultan Süleyman, Sarı Saltuk ve Ahmet Yesevi hazretlerinin menkıbeleri, Peygamber efendimizin İstanbul'un fethiyle ilgili müjdesiyle büyümüştür. Avrupa'ya geçmek, İstanbul'u fethetmek ateşiyle yanmaktadır. Ancak, o da İstanbul'un fethinin, Trakya'nın fethinden geçtiğini iyi bilmektedir.
İyas bin Muaviye el-Müzeni, Hicri 46. yılda Arabistan'da doğdu. Müzeyne kabilesine mensup çocukta, çocukluğundan itibaren asalet ve zekâ işaretleri belirdi. Ailesiyle birlikte Basra'ya gitti, orada yetişti ve tahsilini orada yaptı. Halife Ömer bin Abdülaziz onu Kûfe'ye kadı olarak tayin etti. Vefatına kadar da bu vazifede kaldı...
Hasan es-Sekkâf hazretleri tasavvuf büyüklerinden olup, Yemen'de Terim beldesinde doğdu. 813 (m. 1410)'da orada vefât etti. Kıymetli nasihatleri vardır. Buyurdu ki:
Ahmed Zühdü Paşa Osmanlı âlim ve devlet adamlarındandır. 3 Şubat 1834'te İstanbul'da doğdu. Tahsilini Maârif-i Adliyye Mektebi'nde yaptı. Hoca Mehmed Efendi ile Mustafa Tevfik Efendi'den şerh-i akaid okuyarak icâzet aldı. Devlet hizmetinde çeşitli makamlarda bulundu. Bursa valiliğine tayin edildi. 1891'de Maârif Nâzırlığına (Milli Eğitim Bakanlığı) getirildi. Sultan Abdülhamid'in talimatıyla, Avrupa standardlarında Üniversite (Dârülfünunun) kurulması hazırlıklarını yaptı. Burada ders vermesi için Avrupa'dan birçok profesör getirtti. 19 Ağustos 1900'de Dârülfünunu öğretime açtı. 12 Nisan 1902'de vefat eden Ahmed Zühdü Paşa Kadıköy Kızıltoprak'ta inşa ettirdiği Zühdü Paşa Camii haziresindeki kabristana defnedildi.
Hazreti Hâlid bin Velid, Müslüman olduktan sonra, ilk olarak Mûte Gazâsında bulundu. İslâm askeri Mûte'ye hareket ederken, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Cihâda çıkacak olan şu insanlara Hz. Zeyd bin Hârise'yi kumandan tâyin ettim. Eğer o şehid olursa, yerine Ca'fer bin Ebi Tâlib geçsin. O da şehid olursa, yerine Abdullah bin Revâha geçsin. Eğer o da şehid olursa, aranızda münâsip gördüğünüz birini seçip, ona tâbi olursunuz.