Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.395
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.
Fatih Sultan Mehmed Han, oğulları Bayezid ile Mustafa Çelebi'ye, 1457 yılında, Edirne' de Meriç nehri üzerindeki adada bir sünnet düğünü yaptırdı. Bu düğünü Âşıkpaşa zade şöyle anlatır;O zaman, Bayezid Amasya'da, Mustafa da Manisa'da idi. Onları getirtti ve düğüne başlandı. Etrafa ağırlıklarla davetçiler gönderildi. Bütün sancak eyleri ve her şehrin uluları ve ileri gelenleri geldiler. Edirne'nin çevresinde konakladılar. Nice günlük yollar düğüncülerle doldu. Padişahın otağı adaya kuruldu. Fatih Sultan Mehmed Han'ın oraya devletle geldikten sonra bütün davetliler adaya çağırıldı. Önce âlimler geldi. Sonra diğer davetliler kısım kısım geldiler.
Ârif-i Dikgerâni, on dördüncü yüzyılda, Buhârâ'da yetişen velilerdendir. Kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük âlim ve velilerden Seyyid Emir Külâl (Gilâl) hazretlerinin dört halifesinden ikincisidir. İsmi, Ârif'tir. Buhârâ civârındaki Dikgerân köyünde doğduğu için "Dikgerâni" nisbesiyle meşhûr oldu. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Dikgerân'da vefât etti...
Ahıskalı Abdullah Efendi Osmanlı âlimlerindendir. 1733 (H. 1146) senesinde şimdi Gürcistan'da olan Ahıska’da dünyâya geldi. Mısır, Şam, Erzurum, sonra Diyarbakır'a giderek ilim tahsil etti. Tahsîlini tamamladıktan sonra İstanbul'a geldi. Burada talebe yetiştirdi ve birçok eser yazdı. 1813 (H. 1228) senesinde Üsküdar'da vefât etti. Ahıskalı Abdullah Efendi sohbetlerinde şöyle buyururdu:
Derviş Hacı, Gâziantep velilerindendir. Hayâtı hakkında fazla bilgi yoktur. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. Zamânın âlimlerinin sohbetlerinde yetişti. İlk zamanlarında halk arasında tanınmayan garip, fakir biri idi. Sonraları "Hacı Baba" ismiyle meşhur oldu...
Kâdı Yâkûb şöyle anlatır:
Birgün Şam'da bir mescidin kenarındaydım. Orada bir köprü vardı. Hava çok sıcaktı. Abdullah el-Yuneyni, abdest almak için dereye indi. O sırada bir nasrâni, şarap yüklü katırı ile köprüden geçiyordu. Katır bir ara ürktü ve yük yere yıkıldı. Çevrede başka kimse yoktu. Abdullah el-Yuneyni, yukarı çıkıp bana; "Yükü yüklemeye yardım et!" dedi.