Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.199.634

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dergâha Ayakkabıyla Girmek Isteyen Küstah İngiliz Subayı!

Hâce Mahdûm Sâbir hazretleri büyük velîlerdendir. 1196 (H.592)'da Afganistan’da Hirat'ta doğdu. İlk tahsilinden sonra Hindistan’a giderek Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker hazretlerine intisab etti. Onun sohbetlerinde kemale gelince hocası ona icazet vererek Kalyâr'a (Gvâliyar) gönderdi.1291 (H.690) senesinde orada vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yanliş Gelen Telgraf

Süleyman Nazif Bağdat Valisi'dir. Bir gün III. Ordu Kumandanı Hafız İsmail Hakkı Paşa'dan bir telgraf alır. Telgrafı okuyunca birden rengi atar. Şaşkınlığından kolları iki yana yığılır kalır. Etrafındakiler telaşlanıp çok kötü bir haber olduğunu sanırlar. O sırada Nazif gayet alaycı bir şekilde mırıldanır:-Acayip, böyle emir olur mu?Telgrafta şu cümleler yazılıdır: "Onbin okka şeker ile bin okka çayın yirmidört saat içinde tedarik edilerek sevki..."Süleyman Nazif hemen bir kağıt ve hokka ister. Bir cümle de o yazar ve telgrafı getiren zata uzatır:-Götür bunu hemen Paşa'ya tellesinler.Cevabi telgrafta şunlar yazılıdır: "Çin İmparatoruna yazmış olduğunuz telgrafın yanlışlıkla vilayetimize gelmiş olduğu ma'ruzdur

Vehbi Tülek

Toprak Taşimaya Giderüm

Vehbi Tülek

Osmanli’da Peygamber Sevgisi

Vehbi Tülek

Attiği Her Taş Hedefine Ulaşiyordu

Vehbi Tülek

İmâm Efendi adıyla meşhur olan Osman Bedrerddin, kendisine rehberlik edecek âlim bir zât aradığı sırada yirmi yedi yaşındaydı. Bu sıralarda Erzurum, Rusların hücûmuna uğradı. 8 Kasım 1877'de vukû bulan bu savaş, târihte Doksanüç Harbi adıyla bilinir. Aziziye tabyalarının düşmesi üzerine Erzurum halkı yediden yetmişe silâhlanıp, düşmana karşı kahramanca bir müdâfaa yapma hazırlığı içindeydi. 8 Kasım 1877 gecesi Erzurum mahallelerinde gümbür gümbür davullar çalınarak halk cihâd için uyandırıldı. Tanyeri ağarmadan önce halk kalkıp, balta, tahra, dehre, sopa ne bulduysa eline alıp hazırlandı. Tanyeri ağarırken, Ayaz Paşa Câmii şerifi minâresinden sabah ezânı okunmaya başladı. Bu ezânı İmâm Efendi okuyordu. Ezân, ihlâs ve sadâkatle öyle okunuyordu ki, Erzurum'un dağı-taşı, deresi, tepesi, yamaçları, ağaçları sanki dile gelmiş, ezânı tekrar ediyordu.

76 - İstanbul'un Manevi Fatihi

Vehbi Tülek

Veren De Allahü TeÂlÂdir, Alan Da

Vehbi Tülek

58 - Sultan Murad'in Hayreti

Vehbi Tülek

Paşam Siz Haksizsiniz!

Vehbi Tülek

Mes’ul Olursunuz

Vehbi Tülek

Bu Sopayi Baban Verdi

Vehbi Tülek

Kendiliğinden Buralara Gelmez

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Vadi Yolunun Ağzını Tutun!

Ebû Mes'ûd Muâfâ bin İmrân hazretleri hadis hafızıdır. 120 (m. 738)'de Musul'da doğdu. İlk tahsilinden sonra Kûfe ve Bağdad'a gidrek İmam-ı Azam Ebû Hanife, İmam-ı Mâlik bin Enes ve Süfyân-ı Sevri'nin derslerine devam etti, kendisinden Abdullah bin Mübarek, Bişr-i Hâfi gibi zatlar istifade ettiler. Muâfâ bin İmrân 185 (m. 801)'de Musul'da vefat etti. Şöyle nakletmiştir:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Zülkarneyn (aleyhisselÂm)

Vehbi Tülek

Adı Kur'ân-ı Kerimde geçer. Peygamber mi, yoksa veli mi olduğu ihtilâf konusu olmuştur.

Zülkarneyn'in kim oluğu ve neden kendisine bu lakabın takıldığı konusu, eskiden beri tartışmalı bir husus olarak devam etmiştir. Kendisine Zülkarneyn denilmesi, alimler tarafından, dünyanın şark ve garbını dolaşması, başının iki yanının bakırdan olması, örülmüş iki deste saçı olması, Allah'ın kendisine nur ve zulmeti musahhar kılması (emrine vermesi), yürürken nurun önünden, zulmetin ise arkasından gelmesi, şecaatı dolayısıyle bu lakabı almış bulunması, rüyasında gökyüzüne çıktığını ve güneşin iki tarafına asıldığını görmesi anlamlarında yorumlanmıştır.

Tokatlı Hayreddîn Efendi

Vehbi Tülek

Yalancı Şahitliğin Sonu Böyle Rezil Olmaktır!..

Vehbi Tülek

Vaktiyle Durmuş adında bir şaklaban vardı. Bu adam hem kervanbaşıydı hem de kervanda bulunanları eğlendiriyordu. Bir gün kervan bir şehrin kenarında konakladı. Durmuş, ihtiyaç için çarşıya gitti, dükkanlara bakarken yanına birisi sokuldu ve Durmuş'a şöyle bir teklifte bulundu:
-Merhaba ahbap! Sen burada ne yapıyorsun? Benim tam senin gibi bir adama ihtiyacım vardı. Mahkemede bana yalancı şahitlik yaparsan sana bir kese altın vereceğim!..

Büyük Fıkıh âlimi Abdullah-ı Ensârî

Vehbi Tülek

Hakkâ­ri'nin Be­re­ke­ti E­bü'l-­be­rekât

Vehbi Tülek

Ankaralı Gelin Karyağdı Hatun

Vehbi Tülek

Bu Su Tulumunu Kaybeden Kimdir?

Vehbi Tülek

Cemal Halveti'nin Medine Yolculuğu

Vehbi Tülek

Dünya âhiret Için Bir Vâsıtadır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Ölüyü Diriltemem

Ölüyü Diriltemem

Trablusşam Nakib-ül-eşrâfı Şeyh Abdülfettâh Zağbi Efendi, Yûsuf Nebhâni hazretlerine şöyle anlatmıştır:

Bir defâsında bir arkadaşımız hastalanmıştı. Abdullah ibni Şeyh Hıdır ez-Zağbi'yi de yanımıza alıp ziyâretine gitmek istedik. Onu götürmekten maksadımız hastanın bereketlerinden istifâde ederek şifâya kavuşması idi. Ancak gitmek istemedi. Çok ısrar edince kabûl edip bizimle geldi. Hastanın yanına vardığımızda, şiddetli hastalığından hiç bir eser kalmadı. Ayağa kalkıp bizi karşıladı. "Hoş geldiniz." deyip konuştu. Ziyâreti yapıp yanından ayrıldık. Ayrılıp giderken yolda Şeyh Abdullah hazretleri; "Ben ölüyü diriltemem." dedi. Bu sözüyle ziyâretine gittiğimiz kişinin öleceğine işâret etmişti. Dedim ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Kadin Akli

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Karşılık Beklemiyorum

Yuhçu Baba

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek