Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.044
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
İkinci Selim kaşlarını çattı:-Şu Kıbrısçık adasının fethi gayri elzem oluptur. Divan-ı Hümayun toplantı halindeydi. Fatih'ten sonra Padişahlar, ancak çok önem verdikleri toplantılara katılırlardı. Veziriazam Sokollu, bu meselede nedense tereddüt gösteriyordu:-Böyle küçük bir adanın zaptı, em uzun sürebilir Sultanım!.. Hem de Saltanatınıza ne ilave edebilir ki? Üstelik 40.000 duka altını vergilerini her yıl muntazaman öderler!..Padişah bu sözlere sinirlendi:-Sen ne söylersin Paşa!.. Billur kasede de olsa, bal şerbeti içindeki küçük bir sinek, sizlerin midesini bulandırmaz mı yoksa?
Avrupa Hristiyan dünyası, kendi aralarında devamlı savaşsalar da Osmanlılara karşı daima tek vücut halinde birleşmişlerdi.
I.Viyana kuşatması sırasında, şehri savunan Haçlı ordusunun subaylarından bir Alman ile bir Portekizli, bir mesele yüzünden akşam münakaşa etmişler ve sabahleyin de birbirlerini, surlar üzerine çıkarak düello yapmaya davet etmişlerdi. Sabah olunca, herkesin huzurunda surlara çıktılar ve tam kılıçlarını çektikleri sırada, Osmanlı topçu ateşi başladı ve surların o kısmında açılan gedikten içeriye Osmanlı askeri hücum etti. Bu topçu ateşi sırasında Alman subayının sağ, Portekizlinin de sol kolu kopmuştu. Bu iki düşman, içeri hücum eden Osmanlı askerine karşı yanyana geldiler ve adeta tek vücut gibi bitiştiler. Biri sol, diğeri de sağ eline aldıkları kılıçlarıyla Osmanlı askerine karşı çarpışmaya başladılar. Nihayet şehid düşen Osmanlı askeri arasında kendileri de düşüp kaldılar.
Muhyiddin Magnisavizâde, zamanının âlimlerinden okudu ve Molla Hüsrev'in ders verdiği Ayasofya Medresesi'ne talebe oldu. Medresenin en üst bölümündeki odasında, geceler boyu kandilini yakar, ders çalışırdı ve çalışması sabah namazına kadar sürerdi...
Ebû Abdullah el-Bakkâl hazretleri fıkıh âlimidir. 588 (m. 1192) yılında vefat etti. Bir dersinde buyuruyor ki:
Abdülehad Efendiye bağlı en samimi talebelerinden olan Hassa-ı Hümâyûndan Gürcübaşı Mûsâ Ağa şöyle anlattı:
Abdülehad Efendi hiç sebep yokken ve bir münâsebet de geçmeden bana; "Mûsâ Ağa! Mısır'dan dönüşte, kalyona binmeyip, sayıkaya veya firkateyne bininiz." buyurdu. Buna çok taaccüb ettim. Çünkü, Mısır'a gitmek hiç hatırımdan geçmemişti. Fakat Abdülehad Efendinin bunu söylemekten bir murâdları olmalı deyip, merakla bekliyordum. Bu sözün mânâsını bir türlü anlayamıyordum.