Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.127.353

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Gerçek Dostun Ayıplarını Ört, Kusurlarına Da Tahammül Et!

Ahmed Siyahî Efendi Kastamonu velîlerindendir. 1777 (H.1191) senesinde Kastamonu'da doğdu. Burada zamanın meşhur âlimlerinden ilim tahsil etti. Sonra hacca gitmek üzere yola çıktı. Şam'a vardığı zaman Nakşibendiyye yolunun büyüğü Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin sohbetlerine devam etti ve talebeleri arasına katıldı. Mevlânâ Hâlid hazretleri ona icâzet verip vazîfelendirince, Kastamonu'ya döndü. Ömrünün sonuna kadar talebe yetiştiren Ahmed Siyâhî, 1874 (H.1291) senesinde vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Din Ve Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Osmanlı Devleti içerisinde yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Tâlim ve eğitim kabûl etmiyorlar, savaşa çıkmayı da reddediyorlardı. Kendilerine harp fenlerinin öğretilmesini isteyen din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûti hazretleri de bunlar arasında idi. Yeniçerilerin artan zorbalıklarından bahisle ne yapılması gerektiği soruldu. Mesele son derece nâzikti. Yeniçeriler tekrar isyân ederek devlet ileri gelenlerinin kellelerini istemeye başlamışlardı. Tamâmen bid'at yuvaları hâline gelen bektâşi tekkeleri de kendilerini tahrik ediyordu. Sonuçta ulemâ birlik içerisinde bunların öldürülmeleri câizdir diye fetvâ verdi. Savaşın başlangıcı olmak üzere sancak-ı şerifin çıkarılması kararlaştırıldı. Fakat sancağı şerifin açılması çok önemli bir olaydı. Bu işin dönüşü yoktu. Yeniçeriler ile yapılacak mücâdelenin sonu ise kestirilemiyordu. Bu sebepten karar alınmasına rağmen herkeste bir tereddüd vardı. İşte bu devlet adamlarının çekingen ve kararsız hâlleri sırasında Abdurrahmân Harpûti hazretleri söz aldı."Bu din ve devletin ayakta kalması Allahü teâlânın istediği şeyse yeniçerileri vururuz, yok ederiz. Değilse biz de bu din ile berâber batıp gideriz, daha ne ihtimâl kaldı?" diyerek kalplerdeki şüpheleri giderdi. Herkes tek bilek tek yürek oldu. Nitekim bu inanç ve imânla harekete geçerek yeniçeri ocağını ortadan kaldırdılar ve bozulmuş bektaşi yuvalarını kapattılar

Vehbi Tülek

Ermeni Tehciri

Vehbi Tülek

Mimar Sinandan Mektup...

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Murad Ve Şücaeddin Karamani

Vehbi Tülek

Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.Şücâeddin Karamâni, kendi mezarının duvarını, kendi eliyle kerpiçden yaptı. Her kerpici, yerine üç defâ İhlâs sûresi okuyarak koydu.Kânûni Sultan Süleymân Hân, pâdişâhlığı zamânında Edirne'ye geldiğinde, mescidini büyültüp câmi hâline getirdi. OrayaKur'ân-ı kerim okuyan hâfızlar, müezzin ve hatib tâyin etti. O sırada dergâhında vazifeli olan Cerrahzâde Mustafa Çelebi, Şeyh Şücâeddin Karamâni hazretlerinin yaptığı duvarı yıktırmayıp, bereketlenmek için olduğu gibi bıraktırdı.Şücâeddin Karamâni, dergâhını ve mescidini büyütüp imâr eden müslüman olmayan mimârın rüyâsına girip, onu İslâma dâvet etti. O da ertesi gün İslâmı kabûl edip, hidâyete kavuştu ve ismini "Hidâyet" olarak değiştirdi.

Fatih Devrinde Müslümanlarin Ahlaki

Vehbi Tülek

Çapanoğlu Gibi Arkan Var

Vehbi Tülek

Osmanlilarin Namuskarliklari

Vehbi Tülek

57 - Orhan Gazi Ve Alaeddin Esved Hazretleri

Vehbi Tülek

Misir’a Bedeldin Ey Sinan

Vehbi Tülek

Dürüstlüğün Bedeli

Vehbi Tülek

SehzÂdelerin Sünnet Dügünü

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Meczubların Reisi: Hasan Baba

Hasan Baba, 1800'lü senelerin sonunda İstanbul'da yaşamış meczub velilerdendi ve zamanında bütün "meczubların reisi" gibi idi. Kimseden on para almaz... Yanındaki meczublarla ne yer, ne yapar kimse bilmezdi. Daima Edirnekapı semtine gittiği için orada oturduğu zannolunurdu. Kendisine bir şey sorulduğu zaman yanlış kafiyeli cümlelerle cevap verirdi. Ve ehemmiyet verdiği mes'ele olursa "yazın" der ve sözlerini yazdırırdı...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Vanî Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

Vani Mehmed Efendi Osmanlı hadis, tefsir ve fıkıh âlimidir. Seyyiddir. Aslen Van'ın Hoşab (Güzelsu) kasabasındandır. ilk tahsiline Van'da başladı. Nûreddin Şirvâni'den Halveti yolunun tasavvuf bilgilerini aldı. Pâdişâh Dördüncü Mehmed Hân'ın emriyle İstanbul'a çağrıldı. Pâdişâh hocası (Hünkâr Şeyhi) ve Yeni Câmi'de ilk kürsü vâizi oldu. Sadrâzam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki İkinci Viyana Seferine "Ordu Şeyhi" olarak katıldı. Seferden sonra Bursa yakınlarındaki Kestel köyüne gönderildi. 1096 (m. 1685) senesinde orada vefât etti. Bu mübarek zat buyurdu ki:

Yûsuf-i Kâmitî

Vehbi Tülek

Resûlullahın Vârisi Ve Vekilleri

Vehbi Tülek

Necmeddin Hubûşâni hazretleri hadis, tasavvuf ve kelâm âlimidir. 510 (m. 1116)'da Nişâbûr yakınlarında doğdu. 587 (m. 1191)'de Kâhire'de vefât etti. Selâhaddin-i Eyyûbi, Hubûşâni'yi çok sever, izzet ve ikramda kusur etmezdi. Hubûşâni de, Selâhaddin-i Eyyûbi'nin zafer kazanması için duâ ederdi. Allah için muhabbet hakkında buyurdu ki:

“şeyh-ül-fukaha” Ahmed Bin Muhammed

Vehbi Tülek

Farslı Velî Yahya İstahri

Vehbi Tülek

Ezan, Herkese Bildirmek Demektir

Vehbi Tülek

o Oynadığın Eller Kefenin Olsun!..

Vehbi Tülek

“osmanlının Ikinci Kurucusu” Çelebi Sultan Mehmet

Vehbi Tülek

Ahmed Bezzâr Hazretleri

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Nasuhi Efendi, Osmanlı evliyasının büyüklerindendi. Lodosun şiddetle estiği fırtınalı bir günde talebeleri Nasûhi Efendiyi ziyârete gittiler. Bir miktar sohbet ettikten sonra, Harem İskelesine doğru geldiler. Sonra Nasûhi Efendi; "Harem' den Galata'ya cenâze namazına kim gider?" dedi. Orada bulunanlar; "Ey Sultanımız! Bu fırtınalı havada karşıya geçmek mümkün müdür?" dediklerinde; "Aslına sonra vâkıf olursunuz. Sevâba ihtiyâcı olan gider." buyurdu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Fani Dünya

9 Evi Dolaşan Kelle

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Helvaci Çocuk

Bülbülün Zikri

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Bereketi Var Mı?

Vehbi Tülek

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Ahde Vefa

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Vehbi Tülek