Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.654.059

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır

Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Böyle Soruya Böyle Cevap

Avrupalıların 'Muhteşem Süleyman' lakabıyla andıkları Kânuni Sultan Süleyman Hân, 'Muhibbi' mahlası ile çok güzel şiirler yazmıştır. Şiirlerinden bir kısmı toplandı.Bir gün, saray bahçesindeki ağaçların karıncalar tarafından istilâ edildiğini görüp, karıncaların öldürülmesi hususunda, zamânın Şeyhülislâmı Zenbilli Ali Efendi'den fetvâ istedi. Suâli şiir şeklinde olup, şöyleydi:

Dırahtı (ağacı) sarmış olsa karınca, / Zarar var mı karıncayı kırınca.

'Zenbilli Ali Efendi de, bu zarif suâle yine şiirle cevap verip, suâl kâğıdının altına şu beyti yazdı:
'Yarın divânına Hakkın varınca, / Süleyman'dan alır hakkın karınca.

Vehbi Tülek

55 - Yildirim Bayezid'in Âlimlere Hürmeti

Vehbi Tülek

63 - Sultan Vi. Murad Ve Polonya Elçisi

Vehbi Tülek

Sarayda Bir Doğum

Vehbi Tülek

Baron de Tott, Sultan III. Mustafa zamanında askeri danışman olarak görev yapmış bir subay. 1755 yılında geldiği İstanbul'u dünyanın merkezi olarak görür. Aslen Macar asıllı olan Tott'un Türkiye'de geçirdiği yıllarını kaleme aldığı Fransızca seyahatnamesi çok beğenilmiş, defalarca basılmıştır. Seyahatnamesi için Tott şöyle der: "Ben Türklerin arasında 23 yıl yaşamış olmak sıfatıyla bu millet hakkında daha doğru şeyler yazabileceğime inanmış bulunuyorum." Baron de Tott'un İstanbul'da bulunduğu 1759 yılında, padişah III. Mustafa'nın ilk çocuğu doğar. Bu doğum, o vakte kadar hiçbir şehzade ve sultan için düzenlenmemiş biçimde şenliklerle kutlanır. Çünkü III. Mustafa'dan önceki iki padişahın çocuğu olmamıştır. Tott, sultanın doğumunu bakın nasıl anlatıyor:

Cezayirli Gazi Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Galiçya Cephesinde Bir Türk Çocuğu

Vehbi Tülek

Elçi Hazretleri Merak Etmesinler

Vehbi Tülek

Yeniçeriliğin Kaldirilmasi

Vehbi Tülek

Boynuzsuz Koç

Vehbi Tülek

İngiliz Kraliçesi I. Elizabeth Osmanli Himayesinde

Vehbi Tülek

Sözümüzün Netîcesini Görürsün

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Akıl, Kıyametteki Varlıkları Anlayamaz

Rızkullah Temimi hazretleri Hanbeli mezhebi fıkıh âlimlerinin en büyüklerindendir. 401 (m. 1011)'de Bağdad'da doğdu. 488 (m. 1095)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Onlar, Eshâb-ı Kirâmın Yolundan Gidenlerdir

Vehbi Tülek

İbrâhim Fezâri hazretleri Şafii fıkıh âlimidir. Mısır asıllı olup 660 (m. 1262)'de Şam'da doğdu. Zamanın büyük fıkıh âlimlerinden ders al­dı. Emeviyye Camii hatipliğine tayin edildi. Burada çok talebe yetiştirdi. 729 (m. 1329)'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

beni Bu Zalimin Elinden Kurtar!..

Vehbi Tülek

Mezara Girmeden, Nefsin Şerrinden Emin Olmayın!

Vehbi Tülek

Seyyid-i Sırdân hazretleri Anadolu velîlerindendir. Asıl adı Burhâneddîn’dir. 1165 (H.561) senesinde Afganistan’da Tirmiz'de doğdu. Belh'e giderek Sultân-ül-Ulemâ Behâeddîn Veled hazretlerine talebe oldu. Bütün ilimleri öğrendi ve mânevî yüksek derecelere kavuştu. Hocası, oğlu Mevlânâ Celâleddîn'in terbiyesini ona havâle etti. Talebesi Mevlânâ Celâleddîn ile birlikte Anadolu’ya hicret ederek Konya'ya geldi sonra Konya'dan ayrılıp Kayseri'ye yerleşti ve burada 1240 (H.638) senesinde vefât etti.

Osmanlı Ulemâsından Yayabaşızâde Efendi

Vehbi Tülek

benim Iffetli Bir Kızım Var!

Vehbi Tülek

Cehennem Azâbından Kurtulmak Için

Vehbi Tülek

Kibirli Olan Ilim Öğrenemez

Vehbi Tülek

Ebu Cafer Nüfeylî

Vehbi Tülek

Rabbinin Azamet Ve Kibriyâsından Bahset

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Sakin Kalyona Binme

Bereketi Var Mı?

Her Şeyi Göze Almıştı!

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Delik Kova

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek