Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.054.026

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Din Kardeşinin Yaptığı Nasîhati Kabul Et

Molla Kârazî hazretleri, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin halîfelerinden Şeyh Muhammed Hânî'nin talebesidir. İsmi, "Ahmed" olup, "Kârazî" nisbeleriyle bilinir. Diyarbakır'a bağlı Kâraz'da doğdu ve orada vefât etti. Önce Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin halîfelerinden Şeyh Hâlid-i Cezerî'nin sohbetlerinde bulundu. Hâlid-i Cezerî vefât edince Şam'a giderek Muhammed Hânî'ye talebe oldu. Kısa zaman içinde tasavvuf yolunda ilerleyip kemâle, olgunluğa ulaştı. Muhammed Hânî hazretleri ona hilafet verdi. Diyarbakır taraflarına gönderdi. Orada yirminci yüzyıl başlarında vefat etti. Bir talebesine buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Emrediyorum Paşa!

Sultan II. Abdülhamid devri ileri gelenlerinden Ferik(Orgeneral) Hasan Paşa ile oğlu Müşir(Mareşal) Deli Fuad Paşa bir merasime gideceklerdi. Arabanın yanına kadar beraber geldikten sonra, rütbesine göre önce arabaya Müşirin binmesi gerekiyordu. Fakat Müşir, Ferikin oğlu olduğundan, babasına:

-Buyurun, dedi. Babası:

-Hayır, siz Müşirsiniz. Önce sizin binmeniz icabeder, deyince Fuad Paşa,

-Öyleyse Paşa hazretleri emrediyorum, arabaya bininiz, der. Öylece hem askeri adab, hem de ahlaki edeb yerine gelmiş oldu. Hadiseyi işiten Sultan Abdülhamid, ertesi gün Hasan Paşa'yı da Müşir rütbesine yükseltti.

Vehbi Tülek

I. Viyana Kuşatmasi

Vehbi Tülek

52 - Sigetvar Kalesi Ve Ali Dede Hazretleri

Vehbi Tülek

Topal Koyun

Vehbi Tülek

İran'a açtığı seferde Sivas'a doğru yol almakta iken, yaşlı bir çoban koşarak Yavuz'un huzuruna geldi ve:
- Sulağımıza hoş geldin Sultanım! Görüyorum ki yorgunsun, açsın. Bu fakire misafir olursan gönül alırsın, dedi

Donanma Sefer Çikarken

Vehbi Tülek

Size İtaat Ettik Ve Uyduk

Vehbi Tülek

Kanuni Sultan Süleyman Han’in Çekmecesi

Vehbi Tülek

Mum Donanmasi

Vehbi Tülek

Birakma Bizi Baba

Vehbi Tülek

Önce Küfrettiler Sonra Alkişladilar

Vehbi Tülek

Minare Eğri Mi?

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Dört Mezhebe Göre Süt Kardeşliği

Sâlih bin Şemseddîn Timurtâşî hazretleri Hanefî fıkıh âlimi olup Şemseddîn Muhammed Timurtâşî hazretlerinin oğludur. 980 (m. 1572)’de Gazze’de doğdu. Önce babasından ders almaya başladı, ilim tahsiline Kahire’de devam etti. 1055 (m. 1645)’de vefat etti. “el-İnâye fî şerhi’n-Nikâye” isimli eserinde şöyle buyuruyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kusurum Varsa Bildir De Düzeltmeye Çalışayım

Vehbi Tülek

Ebû Zûr'a bin Sa'd hazretleri Tâbiinin meşhurlarındandır. Babası Sa'd bin Temim, Eshâb-ı kirâmdandır. Babasının yanında yetişti ve babasından, hazret-i Bilâl, hazret-i Muâviye, Ebüdderdâ, İbn-i Ömer, Câbir'den ve daha birçok Eshâb-ı kirâmdan hadis-i şerif rivâyet etti. 737 (H. 120) senesinde Şam'da vefât etti.

Haram Yiyenin Duâsı Kabul Olmaz

Vehbi Tülek

Kutub İbrâhim Efendi

Vehbi Tülek

Kutub İbrâhim Efendi, büyük veli Üftâde hazretlerinin torunudur. 1606 (H.1015) senesinde doğdu. İstanbul'da, dedesinin halifesi Aziz Mahmûd Hüdâi'nin sohbetlerinde kemâle geldi... Bursa'da dedesinin zâviyesinde 50 seneden fazla talebe yetiştirmekle meşgûl oldu. İnsanlara doğru yolu anlattı. Vefâtı yaklaştığı zaman; "Ben vefât edince naaşımı türbeye defnetmeyin. Dedemin huzûrunda cesedimin dahi ayak uzatması rûhumu sıkar" buyurdu. 1678 (H.1089) senesinde vefât eden Kutub İbrâhim Efendi, vasiyeti üzerine Üftâde hazretlerinin türbesinin dışına defnedildi.

Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Numune Mektebi Ve Mehmed Reşad Han

Vehbi Tülek

Geçim Darlığı Çeken Istigfâra Devam Etsin!

Vehbi Tülek

Teyemmüme Başlarken Niyet Etmek Farzdır

Vehbi Tülek

Ahmed Gülâbâdî

Vehbi Tülek

Ebü’l-vefâ

Vehbi Tülek

Yakub Bin İbrahim

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Allah’a Firar Et

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Başka Du Bilmez Misin?

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Abdullah-i EnsÂrî

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Vehbi Tülek