Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.541.228
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Fâtih Sultan Mehmed Han'ın oğlu Bâyezid Amasya vâlisi idi. Şehzâde Bâyezid, Çelebi Halife Muhammed Cemâleddin Efendiye çok iltifât eder, talebele rine ve dergâhına ihsânlarda bulunur, duâlarını taleb ederdi. Fâtih Sultan Mehmed Han vefâtından önce de duâ etmesi için haber gönderip, fakirlere sadaka dağıttırmıştı. Her şehzâde gibi, şehzâde İkinci Bâyezid de, babasından sonra pâdişâh olmak, kendisine veri len onca emeğe karşılıkta bulunmak istiyordu. Çünkü her şehzâde sultan olmak için yetiş tirilir, kısmetse sultan olurdu. Çelebi Halife, herkese karşı iyi niyet ve hüsn-i zân sâhibi, ilim ve tasavvuf ehli Şehzâdeyi kırmadı. Onun için duâ ve niyazda bulundu.
Mohaç Meydan Muharebesinde Macar ordusunu arkadan çevirerek tamamen imha eden Gazi Bali Bey, bu savaştan yıllar geçtikten sonra, sancakbeyliği alameti olarak kendisinde bulunan iki tuğa ilave olarak, bir tuğ daha verilmesi için Padişaha ricada bulundu. Terfi ve terakkinin muayyen yaş, kıdem ve hizmet mukabili olduğunu bilen Kanuni, ona şu cevabı yazdı:"Yadigarım ve muhterem lalam Gazi Bali Bey!Berhudar olasın, yüzün ak olsun...
Seyyid Ahmed Buhâri hazretleri İstanbul'un büyük velilerindendir. Buhârâlı olup Peygamber efendimizin torunlarındandır. Küçük yaşta Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerine talebe oldu. Onun hasta kalplere şifâ veren sözleriyle yetişti. Hizmetiyle şereflenip, teveccühlerine kavuştu. Hocasının işâretleri üzerine yine hocasının halifelerinden Abdullah-ı İlâhi ile berâber Anadolu'ya geldi. Kütahya'nın Simav kazâsında talebe yetiştirdiler. Sonra Ahmed Buhâri İstanbul'a geldi ve Fâtih Câmiinin batısında bir yere mescid yaptırdı. İstanbulluları irşâda, yetiştirmeye başladı. 1516 (H.922) senesinde vefât etti.
Abdullah Ahvâzî hazretleri hadîs âlimi olup, hafız, yani yüz bin hadîs-i şerîfi ezberden bilirdi. İran’da Ahvâz şehrinin Civâlîk kasabasında doğdu. O devirde yaşayan âlimlerden ders aldı. Hadîs-i şerîf öğrenmek için, birçok şehri dolaştı. Pekçok hadîs âliminden hadîs-i şerîf rivâyet etti. 306 (m. 919) senesinde vefât etti. İlm-i hadîsle ilgili “el-Fevâid” isimli eseri vardır. Bu kitabında şöyle nakleder:
Ebü'l-Vakt Abdülevvel Seczi hazretleri hadis âlimlerinden olup Sahih-i Buhâri râvilerindendir. 458'de (m. 1066) Afganistan'da Herat'ta doğdu. Şeyhülislâm Abdullah el-Ensâri'nin sohbetinde bulunan Ebü'l-Vakt onun en kıymetli müridi oldu. Zamanın büyük âlimlerinden de hadis tahsil etti. Hac yolculuğu sırasında 553 (m. 1158)'de Bağdat'ta "Keşke kavmim Rabbimin beni bağışladığını ve ikram edilen kulları arasına aldığını bilseydi" mealindeki âyetleri okuyarak ruhunu teslim etti. Cenaze namazını Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri kıldırdı. Hazreti Ebû Bekir'in (radıyallahü anh) üstünlüğü hakkında şu hadis-i şerifleri nakletti:
Kânûni Sultan Süleymân Hânın kadıaskerlerinden Mirim Kösesi diye meşhûr olan Muhammed Efendinin hizmet ve sohbetlerinde bulunup, ilmi yüksek derecelere kavuştu. Bu sırada dünyâdan ve dünyâ makamlarından yüz çevirip, tasavvuf ehlinden Sofyalı Bâli Efendinin dergâhına gidip, ona talebe oldu. Hizmetinde ve sohbetinde uzun müddet kalıp, feyz aldı. Tasavvufta yükselip, insanları Allahü teâlânın yüce dinine dâvet etmek ve Resûlullah efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem güzel ahlâkını öğretmekle meşgûl oldu. Allahü teâlâya muhabbetinden dolayı, dünyâya hiç önem vermez oldu. Onun bu durumunu anlayamayan bâzıları pâdişâha şikâyet ettiler. Pâdişâh meselenin tahkik edilmesini emretti. Tahkikat için İstanbul'a geldi. Tahkikat sonunda berâat etti ve hakkındaki ithamlardan kurtuldu.