Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.339
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Çanakkale Savaşına yedek subay olarak katılan Nejad Süreyya beyin bir arkadaşına cepheden yazdığı mektup:"Neden saklayayım? Doğrusu askerlik hayatımın ilk aylarında epeyce zahmet çek tim. Hele ilk haftalarda öyle sandım ki, harbe girmeden evvel öleceğim. Çünkü, hatır ve hayalimde askerlik nedir, zabit olmak, harbe girmek nasıl bir şeydir? Nasıl silah atılır? Bir gülleye, bir kurşun yağmuruna nasıl karşı durulur? Bütün bunlara dair hatır ve hayalimde bir şey yok iken, sarışın, kibar, nazlı İstanbul çocuğu, günün birinde pek farkına varmayarak asker oluvermişim.Cepheye göndermeden evvel sıkı bir talimden geçtik. Sabahleyin şafakla beraber kalkmalar, kızgın güneş altında, toz toprak içinde saatlerce mesafeler kat etmeler, bayırlar tırmanmalar, yokuş aşağı yuvarlanırcasına koşmalar, taşlık, gübrelik veya çamur demenden yüzükoyun yere uzanmalar, silah elde sabahtan akşama kadar bin türlü yoru cu hareketler, daha şimdi hatırıma gelmeyen bir sürü müzic vazifeler.
Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Hanın Ortadoğu'da hâkimiyetini genişletmesi; Suriye, Filistin, Arabistan Yarımadası, Mısır ve Kuzey Afrika'nın doğusuna hâkim Memlûklu Sultanı Kansu Gavri (Gûri)yi harekete geçirip, tedbir almaya sevk etti. 23 Ağustos 1514'te Çaldıran Meydan Muhârebesinde Yavuz Sultan Selim Hana yenilip, kaçan İran Safevi hükümdârı Şah İsmâil ile ittifâk kurdu. Yavuz Sultan Selim Han, haber alma teşkilâtı vâsıtasıyla Şah İsmâil-Kansu Gavri ittifâkını öğrenince, Vezir-i âzam Sinan Paşayı kırk bin kişilik bir kuvvetle Safeviler üzerine gönderdi. Sinan Paşanın, Diyarbekir'e giderken, Fırat'ı geçmek için Memlûklerden müsâade isteyip de iznin verilmemesi ve Kansu Gavri'nin elli bin kişilik kuvvetle Haleb'e gelmesi, harb sebebi sayıldı. Devrin âlimlerinden Zenbilli Ali Cemâli Efendinin fetvâsıyla sefere çıkıldı. Yavuz Sultan Selim Han, dâhiyâne bir siyâsetle Mısır devlet adamlarının bir kısmını ve Suriye ahâlisini kendi safına almaya muvaffak oldu.
Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) halası Ümeyme ile Cahş'ın oğlu, Eshâb-ı kirâmdan. Kızkardeşi Hazreti Zeyneb; Peygamberimizin hanımıdır. Hazreti Ebû Bekir'in vasıtasıyla, Erkam'ın (radıyallahü anh) evine gelmeden önce kelime-i şehâdet getirerek ilk müslümanlardan olmak şerefine kavuştu. Hazreti Abdullah orta boylu, çok yakışıklı bir zât idi. Peygamber efendimizi pek ziyade severdi. Bu muhabbet uğrunda canını fedâdan çekinmemiş, Uhud harbinde en büyük kahramanlığı göstererek, Allahü teâlânın rızası uğrunda şehâdet şerbetini içmiştir.
Ebünnecîb Sühreverdî hazretleri Şâfiî fıkıh ve hadis âlimidir. 490 (m. 1097)’de İran’da Sühreverd kasabasında doğdu. Bağdat’a giderek Nizâmiye Medresesi’nde meşhur âlimlerden Şâfiî fıkhı ve hadis dersleri aldı. Abdülkādir-i Geylânî’nin şeyhi Muhammed Debbâs’a intisap etti. İcazet alarak talebe yetiştirdi. 563 (m. 1168)’de Bağdat’ta vefat etti. “Âdâbü’l-mürîdîn” isimli eserinde, müridlerin tasavvuf yolunda uyması gereken kurallardan bahseder. Bu kitabında şöyle anlatır:
Mus'ab bin Umeyr, Eshab-ı kirâmın ileri gelenlerindendir. Mekke'de o günün şartlarına göre zenginlik ve ihtişam içinde yaşarken, Muhammed aleyhisselâmın insanları İslâm'a davet ettiğini öğrendi. Vakit kaybetmeden hemen Peygamber efendimize giderek iman etti. Müslüman olduğunu ailesi duyunca kendisine çok eziyet ettiler...
Habeşistan'a hicret eden ilk kafileye katılıncaya kadar ailesi tarafından hapiste tutulan Hazreti Mus'ab, hicret imkânı çıkınca, dinini daha rahat bir şekilde yaşayabilmek için hicret etti. Bir süre orada kaldıktan sonra Resûlullah efendimizin yanına döndü...
Muinüddin-i Çeşti hazretleri vefat ederken talebelerine şu nasihatleri yaptı: Biliniz ki, şu dört şey tasavvufun esâslarındandır: 1- Bu yolda yürümek arzusunda bulunan bir sâlik, aç ve fakir olsa da, hâlinden şikâyetçi olmamalı, dışarıdan tok ve hâli vakti yerinde görünmelidir. 2- Fakirleri maddi ve mânevi olarak doyurmalıdır. 3- Allahü teâlânın ihsân ettiği nimetlere şükredemediği, O'na lâyık ibâdet yapamadığı ve âkıbetinin nasıl olacağını bilemediği için, dâimâ üzgün bir hâlde bulunmalı, fakat başkalarını üzmemek için dışarıdan çok neşeli, mesûd ve memnun görünmelidir. 4- Kendisine eziyet ve sıkıntı verenleri affetmeli; insanlara karşı lüzumlu olan nezâket ve sevgiyi her zaman göstermelidir...