İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.032
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
17 yaşında tahta çıkan Sultan Abdülmecid, Hariciye Vekilliğine tayin ettiği ve sonradan da Sadrazam yaptığı Mustafa Reşid Paşa'nın, Osmanlı Devletini âdeta batılılara satmasına son derece üzülüyordu. Hiçbir şey yapamamanın verdiği elem ile verem hastalığına yakalanıp 25 Haziran 1861 günü 39 yaşında vefat etti. Hayatının son dakikaların da baş ucunda Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Paşa, Serasker Rıza Paşa, Evkaf Nazırı Hasib Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa bulunuyor du. Abdülmecid Han son nefesini verdiğinde Sadrazam, Hasib Paşa'ya:-Sen burada bekle...diyerek Serasker Rıza Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa ile birlikte hemen Abdülmecid Han'ın küçük kardeşi olan Şehzade Abdülaziz'in yanına gittiler. Sadrazam:-Efendimiz, başınız sağ olsun. Biraderiniz vefat ettiler. Taht ve saltanat teşriflerinizi bekliyor...dedi.
Cihan sultanı Kanuni Süleyman Han, ikinci defa çıktığı İran seferinden de galibiyetle dönüyordu. Fakat savaş meydanlarında Osmanlı askerinin karşısından kaçan İran Şahı Tahmasb, padişah İstanbul'a avdet edince, her zaman yaptığı gibi Osmanlı sınırını geçti ve topraklarımıza saldırmaya başladı. 1551 yılında oğlu İsmail Mirza'yı kalabalık bir ordu ile Erzurum üzerine gönderdi. -Kalenin anahtarlarını Kanuni Sultan Süleyman oraya yetişmeden istiyorum, diye talimat verdi.Erzurum beylerbeyi İskender Paşa kahraman bir askerdi. Kanuni, kendisine bu vazifeyi verirken :-Baka İskender, seni böyle mühim bir sancağın muhafazasına memur eyledik. Görelim seni, yüzümüzü kara çıkarma, demişti.
Ahmed Behlül hazretleri, Mısır evliyâsındandır. Doğum târihi ve yeri belli değildir. 1521 (H.928) senesinde Kahire'de vefât etti. Hayâtı hakkında fazla bir bilgi yoktur... Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan Ahmed Behlül hazretleri, zamânında Mısır'da bulunan büyük âlimlerin derslerine devâm ederek yetişti. Devrinin ileri gelen âlimlerinden oldu. Kendisinden meşhur âlim Abdülvehhâb-ı Şa'râni ilim öğrenmiştir.
Ali Havvâs Berlisi hazretleri Mısır evliyâsındandır. Kahire çarşısında esnaflık yapardı, dükkanını erken saatlerde açar ve;
"Ey Allah'ım! Kullarına faydalı bir iş yapmaya niyet ettim" derdi. İnsanların ihtiyâcı olan; yağ, un, tahin, pirinç, bakla, sepet gibi şeyleri satardı. İkindi vaktine kadar çalışır, vakit dolunca; "Şimdiden sonra Allahü teâlâya ibâdet için hazırlanmalıyım" diyerek dükkanını kapatırdı.
Şeybân bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. Daha sonra Kûfe’ye geldi. Burada bir süre ilim tahsil etti. Sonra ilim öğretmekle uğraşıp Bağdâd’a gitti. Burada birçok âlimden, ilim tahsil edip, hadîs-i şerîf rivâyet etti. 164 (m. 780) senesinde Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Şam'ın fethinde, Müslümanların, tarihin şeref levhasına geçmesine sebep bir olay olmuştu. İslâmiyeti kendilerine ezeli düşman gören Batı için, ibretlik vesikalardan biri olan bu olay, şöyle meydana geldi:
Şam'ın fethinde, Hâlid bin Velid hazretleri, şehrin bir tarafından girdi. Kendisine karşı koyulduğu için, kılıç kullanarak şehirde ilerliyordu. Hedefi, o zaman için şehrin en büyük kilisesi olan şimdiki Câmi-i Emevi idi.