Allahü Teâlâdan Iyilik Umarak Can Veriniz
Şeyban bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. 164 (m. 780)’da Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.448.949
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyban bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. 164 (m. 780)’da Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Orhan Gazi 33 yaşında Osmanlı devletinin başına geçti. Tahta çıkar çıkmaz baba dostlarını davet etti. onlarla dertleşecek, nasihat ve dualarını alacaktı. Hepsi bir araya geldiler. Padişah en yaşlısına sordu:-Akça Kocam, seni epeydir göremeyiz, nerelerdesin?-Ferman buyur, Orhan'ım...-Baba dostlarına ferman işler mi Koca Ağam?.. İrşad ve nasihat isteriz. Bilirsin, biz de atalarımız gibi derviş gazileriz.
Fatih Sultan Mehmed'in sadrazamlarından Mahmut Paşa da, tarihimizde cömertliği ile ünlüydü. Mahmutpaşa Çarşısı, bu çarşının üstündeki zarif cami, ayrıca İstanbul'dan başka Ankara, Bursa, Edirne ve Sofya'daki birçok vakıf eser, onun adını günümüzde de yaşatmaktadır.Her vesile ile yoksullara yardım etmekten zevk alan Mahmut Paşa, Ramazan ayı geldiğinde kesenin ağzını büsbütün açardı. Ele konağında verdiği iftar ziyafetleri dillere destandı. Buradaki ziyafetin, başka zengin evlerinde rastlanmayan bir özelliği olduğu için... Onun sofrasında oruç açanlar, her akşam mutlaka ikram edilen nohutlu pilavın gelmesini dört gözle beklerlerdi. Dişlerine takılma ihtimali olan sert bir nesneyi yakalama ümidiyle... Çünki, Paşa, kazanlarda pilav pişirilirken, içine altınlar attırırdı. İşte bu olay, hâlâ herkesin bildiği ve kullandığı bir atasözümüzün doğmasına sebep oldu: "Kısmetinde olanın kaşığına çıkar."
İbn-i Hibbân hazretleri hadis âlimlerinin büyüklerindendir. 354 (m. 965) senesinde vefât etti. Zamanın tanınmış âlimlerinden istifâde etti. Hadis ilminde hafızlık derecesine yükseldi. İbn-i Hibbân'ın bildirdiği bazı hadis-i şerifler:
İbn-i Begavi hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. "Nûri" nisbesiyle şöhret buldu. Bağdat'ta doğdu. 908 (H.295) senesinde orada vefât etti. Zünnûn-i Mısri, Ahmed bin Ebi'l-Havâri, Muhammed bin Ali Kassâb gibi velilerin sohbetlerinde bulundu. Büyük veli Sırri-yi Sekati hazretlerinin uzun müddet sohbetlerinde ve hizmetinde yetişip tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuştu. Cüneyd-i Bağdâdi hazretleri gibi velilerle aynı zamanda yaşayıp onlarla sohbette bulundu. Çok kerametleri görüldü.
Ayvansaraylı Hâfız Hüseyin Efendi İstanbul'un en büyük evliyasından, Mehmed Emin Tokâdi hazretlerinin talebelerindendir. Mektubat-ı İmam-ı Rabbani'yi Türkçeye tercüme eden Müstakimzâde Süleymân Sa'deddin Efendi'den de feyz aldı. İstanbul'da Ayvansaray semtinde doğdu. 1201 (m. 1786)'da vefât etti. "Hadikat-ül-cevâmi" adlı eserinde, hocası Mehmed Emin Tokâdi hazretlerinin vasiyetini yazmıştır. Bu vasiyeti şöyledir:
Nasuhi Efendi, Osmanlı evliyasının büyüklerindendi. Lodosun şiddetle estiği fırtınalı bir günde talebeleri Nasûhi Efendiyi ziyârete gittiler. Bir miktar sohbet ettikten sonra, Harem İskelesine doğru geldiler. Sonra Nasûhi Efendi; "Harem' den Galata'ya cenâze namazına kim gider?" dedi. Orada bulunanlar; "Ey Sultanımız! Bu fırtınalı havada karşıya geçmek mümkün müdür?" dediklerinde; "Aslına sonra vâkıf olursunuz. Sevâba ihtiyâcı olan gider." buyurdu.