Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.112.385

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ümmetimden, Günahları Çok Olanlara Şefaat Edeceğim

Şireveyh bin Şehridâr Deylemî hazretleri hadîs ve târih âlimidir. 445 (m. 1053) senesinde İran’da Hemedan'da doğdu. 509 (m. 1115) senesinde vefât etti. Hadîs öğrenmek ve dinlemek için Bağdad, Kazvin ve İsfehân’a gitti ve birçok âlimden ilim öğrenip hadîs-i şerîf dinledi. Firdevs-ül-Ahyâr adlı eserinde, rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazılarında, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hepimiz Mevaşiyiz

Sultan II. Abdülhamid Han zamanında bir nüfus sayımı yapılması kararlaştırılır. Ecnebi sefirler Hâkan'a, hazır sayım yapılırken bir de mevâşi (küçük ve büyükbaş hayvanlar) sayımı yapılmasını tavsiye ederler. Hâkan, insanlarla hayvanların aynı sistem ve aynı zaman içinde sayılmasının insan haysiyetini zedeleyici olacağını belirterek, mevâşi sayımının daha evvel yapılmasını münasip görür. Bunun için vilâyet ve kazâlara telgraflar gönderilir. Meğer bir kazânın kaymakamı o sırada izinde imiş. Vekâlet eden zât, alaylı takımından ve kaymakamla hiç geçinemeyen câhil bir adammış. Mevâşi kelimesinin ne mânâya geldiğini bilmediği gibi, araştırmaya dahi ihtiyaç duymamış. Onu, "Üstün gayret sahibi vatandaş" falan zannetmiş olsa gerek ki, telgraf metnini okuduktan sonra, "Bunun ucunda ya bir nişan; ya bir taltif vardır! İhsân-ı şâhâneyi bu sefer de ben kapayım" diye hemen cevâbi telgrafı yazıp göndermiş:"Ser-kurenâ-yi hazret-i pâdişâhiye, ma'rûzât-ı kemineleridir:" Burada kaymakamdan başka hepimiz mevâşiyiz!"Lûgatçe: Kurenâ: Yakınlar; Ser-kurenâ-yi pâdişâhi: Pâdişahın en yakini, baş mâbeynci; Kemine: Âciz, hakir; zavallı.

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Adülhamid Suikasti

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud’u Kurtaran Zat

Vehbi Tülek

Turhanzade Ömer Bey’in Cevabi

Vehbi Tülek

Fatih Sultan Mehmet Han devrinde İran'ın başında Uzun Hasan isimli bir Akkoyunlu Türkmeni bulunuyordu. Kendisini Osmanlı'dan çok üstün gören Uzun Hasan, Fatih'in İstanbul'u fethetmesini de çekemeyerek, Osmanlı sınırlarına tecavüzlere başlamıştı. Bunun üzerine İran üzerine sefere karar verildi. 100.000 kişilik bir kuvvetle yola çıkan ordu, Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli mevkiine geldiğinde İran ordusu ile karşılaştı. Osmanlı kuvvetlerinin önündeki öncü birliği kumandanı Rumeli beylerbeyi Musa Paşa, geriden gelmekte olan ordunun asıl kuvvetlerin beklemeden, karşısına çıkan kalabalık İran ordusuna hemen saldırdı. Fakat çok cesur bir asker olan Musa Paşa'nın, padişahın emrini beklemeden yaptığı bu ferdi hücum başarısız oldu ve kendisi ile birlikte serhat boylarında yaptıkları akınlarla hristiyan aleminin gözünü korkutan, değerli akıncılarımızdan birçoğu şehit düştü, bir çok kıymetli kumandan da esir edildi. Bunlar arasında Turhanzade Ömer Bey de bulunuyordu.

Fransiz Kadinlarin İftar Ve Teravih Seyri

Vehbi Tülek

Asil Ruh

Vehbi Tülek

Hukuk Her Şeyin Üstündedir

Vehbi Tülek

Cağaloğlu SinÂn Paşa (çağalazâde)

Vehbi Tülek

Seydi Ali Reis

Vehbi Tülek

Bodrumlu Fedai Musa

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Murad Ve Molla Fenari

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Müslümanları Sevindirmek

Şerefüddin Ali İbnü'l-Mufaddal hazretleri Hadis hafızıdır. 544'te (m. 1150) Mısır'da İskenderiye'de doğdu. Burada büyük âlimlerden hadis öğrenerek hadis hafızı oldu. İskenderiye'de kadılık ve müderrislik yaptı. Daha sonra Kahire'ye giderek el-Medresetü's-Sâhibiyye'de ders verdi. 611 (m. 1214)'de Kahire'de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mevlânâ Safiyyüddîn

Vehbi Tülek

Mevlânâ Safiyyüddin hazretleri, evliyânın büyüklerinden olup Hüseyn Vâ'iz-i Kâşifi'nin oğludur. 867 (m. 1462) senesinde Afganistan'da Hirat'ta doğdu. 939 (m. 1533) senesinde orada vefât etti. Reşehât kitabı çok kıymetlidir. 1291 (m. 1874) senesinde İstanbul'da yapılan baskısı sonunda Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi'nin Arabi "İrâde-i cüz'iyye" kitabı ve kenarında, yine Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi'nin "Rabıta" risalesi ve yine onun "Âdâb-ı tarikat" risalesinin Türkçesi ve Fârisi "Silsile-i âliyye"si vardır. Reşehât tercümesinin bu baskısı bir hazinedir. Eline geçip okuyan, dünyânın en talihli insanlarından sayılmaktadır. Zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mâhir olan Abdühakim Efendi; "Reşehât okumak, insanın ihlâsını arttır" buyurdu. Reşehât ayn-ül-hayât kitabından bazı kısımlar:

Yalan Söylemek Çok Büyük Günahtır

Vehbi Tülek

Said Bin Zeyd Ve Müfteri Bir Kadın!

Vehbi Tülek

Sa'id bin Zeyd (radıyallahü anh) aşere-i mübeşşereden, yani dünyâda iken Cennetle müjdelenen on sahâbiden biridir. 51 (m. 671) senesinde Medine'ye yakın bir yer olan Akik'te yetmiş yaşlarında vefât etti. Babası, İslâmiyetten önce Peygamber efendimizle görüşürdü, Allahü teâlânın kendine verdiği ilham ile putlara tapan insanların haline şaşar, putperestliğin şirk olduğunu, onlara kesilen kurbanların etinin yenemeyeceğini düşünürdü. Bu sebepledir ki, Sa'id bin Zeyd'e Peygamber efendimiz Müslüman olmasını söyleyince, hanımı Fâtıma ile birlikte hemen iman ettiler...

Hacı Bektâş-ı Velî

Vehbi Tülek

Tâat Ve Ibâdetlerini Beğenmemelisin!

Vehbi Tülek

Kutb-i Arvâsî

Vehbi Tülek

Sırât'ı Şimşek Gibi Geçenler

Vehbi Tülek

Kuzey Iraklı Velî Molla Celâlüddîn

Vehbi Tülek

Cennet'in Kapısında Yazılı Isimler.

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi. O anda, uzaklardan bir karaltı peydâ oldu. Yaklaştıkca, bunun bir insan olduğunu, suyun üzerinde süratle kendilerine doğru geldiğini gördüler. Onun yürüdüğü yerlerde dalgalar hemen sâkinleşiyordu. Nihâyet o zât geminin yanına geldi ve gemiyi eliyle bir mikdâr tuttuktan sonra, geminin önünden yürümeye başladı. Yürüdüğü yerlerde deniz durgunlaşıyordu. Bir müddet sonra gözden kayboldu. Kaptan, o kimsenin su üzerinde gittiği istikâmete göre, geminin dümenini ayarladı. Bir müddet sonra, selâmetle sâhile vardılar. Herkes bu hâdise karşısında şaşırıp kaldı. Sâdece o delikanlı şaşırmamıştı. Yolcular sâhile çıktıklarında, bir kimse karşılarına çıkıp onlara; "Ey yolcular! Üftâde hazretlerinin selâmı var. Sağ olduğum müddetçe, bu sırrı kimseye söylemesinler diye bana emretti." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Firkateyne Bininiz

Abayi Yakmak

Her Şeyi Göze Almıştı!

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Zalimlere Dersini Verdi!

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Bereketi Var Mı?

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek