Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.107
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Yavuz Sultan Selim, 22 Ocak 1517 günü yaptığı Ridaniye savaşı ile Mısır'ı fethetti. Memlûk hükümdarı Tomanbay, ordunun kumandanlarından Kurtbay, Alanbay ve Şadi bey ile birlikte Kahire'ye kaçtılar. Yavuz, bir aylık kuşatmadan sonra Kahire'yi de fethetti. İlk işi kaçan hükümdar ve ileri gelen kişileri aramak oldu. Tomanbay, Hasan Meri isminde bir seyyahın evinde saklanıyordu. Yavuz'un onu aramakta olduğunu haber alan Hasan Meri, Osmanlı'ya artık mukavemet etmenin beyhûde olduğunu anladığı için Tomanbay'ı yeniçeri ağası Ayas Paşa'ya ihbar etti. Ayas Paşa da onu evine giderek Tomanbay'ı yakaladı ve Yavuz'un huzuru na getirdi. Yavuz onu görünce:-Elhamdülillah, işte Mısır fethedilmiş oldu, dedikten sonra Tomanbay'a dönerek:-Niçin elçilerimi öldürttün? Dedi-Bunu beylerim yaptı, benim bir kabahatim yoktur. Ey Sultan Selim, bu haksız taarruzun dan dolayı Cenâb-ı Hakkın huzurunda kendini nasıl temize çıkaracaksın?
Cihan Sultanı IV. Mehmed Han huzurlarına, Rus elçisini lütfen kabul buyurdular... Elçinin kirli sakalı göbeğine kadar uzanıyordu. Sırtındaki ayı postu ise yerleri süpürüyordu. Büyük bir reverans yaptı, eğildi ve:-Yeryüzünün en haşmetli Hükümdarına, Rus çarının saygı ve selamlarını sunarım!... dedi. Üstelik sırıtıyordu. Mâbeyn Çavuşu hayretle ona bakıyordu. Daha fazla eğilmesin bekledi. Fakat beklediği olmadı. Doğrulup konuşmasına devam etti:-Haşmetlû Rus çarımın ricaları şudur ki... demeğe kalmadan Çavuşun iri pençesi ensesine yapıştı:-Bre mel'un!... Padişah efendimizin huzurlarında eğilmesini dahi beceremezsin!... Senin gibilere konuşmak haramdır...diye çıkıştı. Sonra aslan pençesiyle, bu edep bilmezi yere kapaklattı.
Kâdı Ebû Bekr Bâkıllânî hazretleri meşhur kelâm ve fıkıh âlimlerinden ve tasavvuf büyüklerindendir. Basra’da doğdu. Zamânında Basra'da bulunan meşhûr âlimlerden ders aldı. Bilhassa kelâm ilmini Ebü'l-Hasan Eş'arî hazretlerinin talebelerinden olan Ebü'l-Hasan el-Bâhilî'den öğrendi.1013 (H.403) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Bâkıllânî, İmâm-ı Eş'arî hazretlerinin talebeleri zincirinden olup, kelâm ilminde önemli bir yeri vardır. Bu sebeple kendisine hicrî dördüncü asrın müceddidi denilmiştir. Çok kitap yazdı. “İ'câz-ül-Kur'ân” isimli eserinde şöyle anlatır:
Musa aleyhisselam, Allahın dinini tebliğe başlamıştı. Firavun, Hazreti Mûsa'nın tevhid mücadelesinden, saltanatını kaybetme endişesi ile korktu, ürktü ve şaşkınlık içinde Mısır'ın en meşhur sihirbazlarını topladı. Musa aleyhisselam ile sihirbazları müsabakaya çıkardı... Sihirbazlar, elinde asası ile gelen Musa aleyhisselama, hürmet ve nezaket göstererek sordular:
-Ya Mûsa, sen mi önce asanı atarsın, yoksa biz mi atalım?
Mûsa aleyhisselam ise onlara;
-Siz atacağınızı atın! dedi. (A'raf, 115-116)
Rahmetullah Sindî hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. Hazret-i Ömer’in (radıyallahü anh) soyundandır. 930 (m. 1524)’de Hindistan’da Sind’de doğdu. Burada ilim tahsilinden sonra Hacca gitti. Mekke’de İbn-i Hacer Heytemî hazretlerine talebe oldu ve buraya yerleşti. 993’te (m. 1585)’de vefat etti. Hacla ilgili “Cem’u’l-menâsik ve nef’u’n-nâsik” isimli eseriyle meşhur oldu. Bu kitabında buyuruyor ki:
Vaktiyle, cömertliği ile nam yapmış bir şeyh vardı. Bu yüzden de daima borçluydu. Dergahına gelen hiç kimseyi boş çevirmez, dertlerine derman olur, borçlarını öderdi. Bunu yapmak için de servet sahiplerinden onbinlerce altın dinar borç almıştı.Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ne güzel buyurmuşlar:"Pazarda iki melek daima dua eder; Yâ Rabbi, sen cömertlere ihsan eyle, hasislerin malını da helak et!"Bu mübarek zatın alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yatağa düştü. Alacaklılardan dördü bunu duyunca; "Adam, bizim paramızı ödeyemeden ölecek. Hemen gidip paramızı alalım" diyerek evine geldiler. Hasta yatağındaki mübareğe hakaretler etmeye başladılar. Onlara hiç cevap vermedi. Bu sırada sokaktan, helva satan bir çocuğun "Helvacııı..." sesi geldi. Mübarek, hemen bir talebesini gönderip helvacıyı çağırttı. Çocuğa,