Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.098.949
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
Edebâli hazretlerinin kendi parasıyla yaptırıp talebelerine ders verdiği Bilecik'teki zâviyesini ziyâretlerinden birinde, Osman Bey bir rüyâ gördü. Rüyâsını hocası Edebâli hazretlerine anlattı. Osman Beyin rüyâsında, Edebâli hazretlerinin koltuk altından çıkan bir nûr, gelip Osman Beyin göğsüne girdi. O nûrun girmesiyle, Osman Beyin karnından bir ağaç peydâ oldu. Birden dallanıp budaklandı. Dalları çok yükseklere ulaştı. Altındaki nice dağlar ve nehirleri gölgeledi. Onun gölgesindeki dağ ve nehirlerden birçok insan gelip istifâde etmeye başladığı sırada, Osman Bey uyandı. Edebâli hazretleri, Osman Beyin böyle bir rüyâ görmesine çok sevindi. Onun yapacağı büyük hizmetlerde, kendisi nin de nasibi olmasına çok şükretti. Osman Beyin bu güzel rüyâsını şöyle tâbir etti: "Oğul sen, Ertuğrul Gâzi oğlu Osman, babandan sonra "Bey" olacaksın, kızım Mâl Hâtunla evleneceksin. Benden çıkıp sana gelen nûr budur. Sizin asil ve temiz soyunuzdan nice pâdişâhlar gelecek. Onlar, nice devletleri bir çatı altında toplayacaklar. Allahü teâlâ, nice insanın huzur ve saâdete kavuşmasına, din-i İslâmla şereflenmesine senin neslini vesile edecek." dedi. Osman Beyi tebrik etti. gözünün nûru kızını, bu mübârek insana nikâh etti. Osman Beyin, Mâl Hâtunla izdivâcından Orhan Bey dünyâya geldi.Edebâli hazretleri, dâmâdı tarafından kurulan Osmanlı Devletine mânevi güç verdi. Sultan Osman Gâzinin hürmet ettiği, her hususta istişâre edip danıştığı en yakın yardımcılarından oldu.
Sultan IV. Murad Han, kendi zamanındaki Şeyhlere çok hürmet gösterir ve onlara yardım ederdi. Mesela, Yenikapı Mevlevihânesi şeyhi Doğâni Ahmed Dede'ye hürmet etmiştir. Onu sık sık saraya davet etmek suretiyle kendisinden Mesnevi sohbeti dinlemiş ve semâ yapmalarına müsaade etmiştir. Galata Mevlevihânesi şeyhi Âdem Dede de, yine IV. Murad'ın saraya davet edip Mesnevi sohbetlerini dinlediği ve semâ yaptırdığı mevlevilerdendir.Antalya Mevlevihânesi postnişini Zincirkıran Muhammed Çelebi İstanbul'a geldiğinde IV. Murad'ın ihsanlarına nail olmuştur. Daha sonra Beşiktaş Mevlevihânesi postnişini olacak olan Çengi Yusuf Dede, IV. Murad döneminde "Gılmânân-ı Hâssa"ya alınmış mevlevilerdendir.
Tokatlı Hayreddin Efendi, Bursa velilerindendir. Babası Tokatlı olup, Edirne'de evlendi. Hayreddin Efendi, Edirne'de doğmuştur. Ahmed Paşa Fenâri Câmii yanında defnedildi. Bir müddet ilim tahsili yaptıktan sonra Bursa'ya gitti. Şeyh Osman Efendiden, Sonra da Karamâni Efendiden icâzet alarak halifesi oldu. İnegöl'de Kâsım Efendinin sohbetlerine devâm edip, bu zâttan da icâzet aldı. 1608 (H.1017) senesinde Bursa'da vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Müslim bin Yesar hazretleri, Tabiinin büyüklerindendir. Çok ibadet eden, dünyaya düşkün olmayan, kıldığı namazlarından büyük lezzet alan bir âlim idi. Künyesi "Ebu Abdullah"tır. Beni Ümeyye'nin kölesi idi. Ömer bin Abdülaziz hazretlerinin hilafeti zamanında, 100 (m. 718) tarihinde, Basra'da vefat etmiştir...
Şeyh Sadi-i Şirazi, Bostan ve Gülistan kitabında şöyle nakleder: Bir yere konmuş kervandan birisinin bir çocuğu kayboldu. Adamcağız geceleyin kafile içinde döndü, dolaştı. Her çadırdan sordu, her tarafa koştu. Nihayet gecenin karanlığı içinde, gözünün nurunu buldu. Çocuğu aldı, getirdi. Kervan halkı ile konuşmağa başladı.
- Çocuğu nasıl oldu da, buldun?
- Önüme kim çıktı ise, kime rastgeldimse çocuğum budur diye onu tetkike başladım. İşte bu surette buldum.
Ey aziz, işte bundan dolayıdır ki, velilere rastgelmek isteyen gönül sahipleri, herkesi veli kabul ederler. Bunlar bir gönül için birçok yükleri götürür. Bir gül için birçok diken acısını çekerler.