Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.551
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
1711 senesi Veziriâzam olan Baltacı Mehmed Paşa bir müddet sonra Moskova seferine tâyin edilmişti. Sefere çıkmazdan önce duâ için nice kere Şeyh Ünsi Efendiyi dâvet etti. Ünsi Efendi özürler bildirip, dâvetine gitmedi. Vezir Mehmed Paşa; "O halde biz onun yanına gideriz. Gece kapısı açık olsun." diye haber gönderdi. O gece tebdil-i kıyâfet edip yatsıdan sonra dergâha geldi. Vezir tevâzu gösterip Ünsi Hasan Efendinin ellerinden öptü. Huzûrunda edeb ile oturdu. Sonra da; "Efendim! Benim babam da Halveti tarikatının önde gelen büyüklerindendir. Bana duâ ediniz. Kerem ve himmet ediniz. Ömrümde sefer nedir, asker idâresi ve sevki nedir bilmem. Sizin duâ ve yardımlarınıza muhtâcım. Yoksa ben bu işin ehli ve erbâbı değilim. Bu işin hakkından dahi gelemem." dedi. Bunun üzerine Ünsi Hasan Efendi ona; "Moskof kâfirlerinin mağlub olacağını, aman dileyeceğini, hor ve hakir olacağını, sulh isteyeceğini, başından sonuna olacak şeyleri açıkça bildirdi. Baltacı Mehmed Paşa üç saat kadar orada kalıp, sonra edeb ile ayrıldı. Ertesi gün evde bulunan hanımlar, Hasan Efendinin veziriâzama olan sözlerini etrâfa söylediler. Hakikaten bir zaman sonra dedikleri meydana çıktı.
Seydi Ahmed, eşsiz bir cengaver, içi dışı bir, sözünü sakınmaz biriydi. Sultan İbrahim Han'ın huzurunda cirit oyununda işi sertiğe döküp, Padişahın sevdiği kişilerden birini öldürüp birini de hastanelik edince gazab-ı şâhâneye uğradı. Birkaç gün saklanıp, padişahın hayatını bağışlaması üzerine ortaya çıktı. İbrahim Han, bu lafını sakınmaz, ele avuca sığmaz kahramanı Budin'e, Siyavuş Paşa nın yanına "Çaşnigirbaşı" payesiyle gönderdi. O da onu Şamatorna sancağına tayin etti. Dağ istan'dan olan Seydi, burada Avrupa'yı titreten akıncılara kumanda edecekti. Bu ise tam ona göre bir işti. Kısa zamanda akıl almaz bir hırs ve şiddetle çok geniş bir ülkeyi baştan başa harap etti.
Hasan bin Ali Berbehâri hazretleri evliyânın büyüklerinden ve Hanbeli mezhebinin meşhûr fıkıh âlimlerindendir. 847 (H.233) senesinde doğdu. 940 (H. 329)'da vefât etti. Çeşitli eserleri vardır. Bunlardan Şerh-i Kitâb-üs-Sünen adlı eseri çok kıymetlidir.
Sehl-i Tüsteri'nin arkadaşı idi. Ondan şöyle nakletmiştir:
Ebû Abdurrahmân bin Ahmed bin Hanbel hazretleri, Ahmed bin Hanbel hazretlerinin oğludur. Tanınmış hadîs hafızlarındandır. 213 (m. 828) senesinde Bağdâd’da doğup, 290 (m. 903) senesinde orada vefât etti. Her bakımdan babasından çok istifâde etmiş, onun terbiyesinde yetişmiştir. İmâm-ı Şafiî hazretlerinden de çok ders almıştır. Bildirdiği hadîs-i şeriflerden bazısı:
Ebû Şücâ Bistâmi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh, tefsir ve hadis âlimlerindendir. 485 (m. 1092)'de İran'da Bistam'da doğdu. 562 (m. 1167)'de Türkistan'da Belh'de vefât etti. Kur'ân-ı kerim öğretmenin fazileti hakkında naklettiği hadis-i şerifler:
Vaktiyle, bir derviş bir Ramazan akşamı iftara davetliydi. Derviş, yatsıya yakın, evine döndü ve karısından mümkünse kendisi için sofra hazırlamasını istedi. Karısı:"Sen davette değil miydin? Ne yemeği?" deyince, derviş:"Sorma" dedi. "Çok yersem, arkamdan 'Halis derviş değilmiş' diye konuşmalarından korktum, pek birşey yiyemedim." Bunun üzerine, karısı:"Tamam" dedi. "Sen şu akşam namazını kıl da, ben o arada sofrayı hazırlayayım." Derviş:"Ama" dedi, "ben akşam namazını orada kılmıştım."Karısı cevap verdi:"Sen arkamdan kötü konuşurlar diye pek yemek yiyemediğine göre, arkamdan iyi konuşsunlar diye de namazı uzatmışsındır" dedi. "Hadi, akşam namazını bir daha kılıver de, o arada sofrayı hazır edeyim."Rivayet edilir ki, hanımının bu ikazından sonra dervişin aklı başına geldi ve riya derdinden kurtulup halis bir derviş oldu.